İklim Kriziİklim ve EnerjiManşetSivil Toplum

ABD Yüksek Mahkemesi’nin iklim kararı, yıllar süren ‘kirli lobiciliği’ ortaya çıkardı

0

Yazan: Julia Kane

Yeşil Gazete için çeviren: Hatice Pehlevan

*

ABD Yüksek Mahkemesi 30 Haziran 2022’de, erken saatlerde, federal hükümetlere ait güç santrallerinden çıkan sera gazı emisyonlarını düzenleme gücünü kısıtlayan, fazlasıyla beklenen bir karar yayınladı. Batı Virjinya‘ya karşı Çevre Koruma Ajansı (EPA) davasında, mahkemenin nitelikli çoğunluğunu oluşturan muhafazakar altı yargıç, federal kuruluşların düzenlemeleri kanunlaştırma yeteneğini sınırlandırabilecek rahatsız edici bir emsal karara imza attı. Karar, özellikle EPA’yı ilgilendiriyor. Çünkü EPA, dünya çapında fırtınalara, kuraklığa ve deniz seviyesini yükselmesine neden olan ve gezeni ısıtan emisyonları sıfırlamak için federal girişimleri yönlendiriyor.

Yüksek Mahkeme bu noktaya tesadüfen varmadı. On yıllardır aşırı varlıklı muhafazakar bağışçılar, liberter düşünce kuruluşları ve onların Cumhuriyetçi Parti’deki müttefikleri, federal hükümetlerin şirketleri düzenleme çabalarına –fosil yakıt endüstrisinin kazancını tehdit eden sera gazı emisyonlarını düzenleme çabaları dahil – engel olmak için bir kampanya yürütüyor. Yıllardır yetkilerini aştıklarını düşündükleri kuruluşları cezalandırabileceği bir dava beklentisi içinde, yargıya aşırı önem verdiler ve metodik olarak muhafazakar yargıçları yerleştirdiler.

Batı Virjinya – EPA davasına bakın. Davanın ayrıntılarının anlaşılması güçtü ama İklim Araştırmaları Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisi Kert Davies, temel iddianın “Doğrudan EPA’yı ve onların düzenleme yetkisini hedef aldığını” belirtti. “Onların 50 yıldır bu anı beklediklerini söylemek abartı değildir.”

Fosil yakıtçılardan ‘Dark Money’ ağı

Şimdi olanları anlamak için buraya nasıl vardığımızı gözden geçirmek faydalı olacak.

1970’ler, çevreyle ilgili endişelerde yeni dönemin başlangıcına damgasını vurdu. Amerikalılar yüksek kirlilik seviyeleri ve çevresel tahribatlardan giderek daha fazla telaşlanıyordu. Santa Barbara kıyılarında devasa bir petrol sızıntısı olmuştu. Cleveland’taki Cuyahoga Nehri alev almıştı ve Los Angeles gibi şehirler kalın bir duman tabakasıyla devamlı olarak boğuluyordu. Meclis, tüm bu sorunlara ülkenin temel çevre yasalarını tasarlayarak yanıt verdi: Ulusal çevre politikası yasası, 1970 temiz hava yasası, temiz su yasası, nesli tükenen türler yasası… Hepsi iki partinin üyelerinin desteğiyle geçti.

Federal güçlerin aniden genişlemesi Charles Koch isimli bir petrol yöneticisi tarafından yönlendirilen yeni, kararlı liberter bir hareketi kışkırttı. Koch, 1967’de Minnesota’daki kazançlı rafineriye, petrolü ülke çapına taşımış olan boru hatlarına, mavnalar ve kamyonlar dahil babasından kalan bir çok şirketin mirasına konmuştu. Kapitalizmin ateşli bir savunucusuydu ve özel mülkiyet korumasını aşan herhangi bir devlet faaliyetinin karşısındaydı. Ülkenin en büyük ikinci özel mülkiyet şirketi olan işini kurunca aynı zamanda düşüncelerini ana akıma lanse etmek için kar amacı gütmeyen düşünce kuruluşlardan bir ağ oluşturmaya başladı.

Muhafazakar milyarderlerin radikal sağı nasıl şekillendirdiğini kronolojik olarak anlatan, araştırmacı gazeteci Jane Mayer’in 2016’daki kitabı “Dark Money”e (Kara Para) göre, Charles Koch ve iş ortağı olan kardeşi David Koch, liberal gündemi, daha da etkili hale getirmek için kişisel olarak 100 milyar doların üzerinde bir para harcadı. Hatta sonuçta benzer düşüncedeki küçük bir grup elitin girişimlerini, bir Koch çalışanının ülkenin siyasal sisteminin her yönünü etkileyen “tam olarak bütünleşmiş bir ağ” olarak adlandırdığı şeyi oluşturmaya doğru düzenledi.

Muhafazakar milyarder Charles Koch’un 2019 yılında çekilen bir fotoğrafı. Koch ülkenin siyasal sisteminin her yönünü etkileyen bir ağ kurdu. Fotoğraf: David Zalubowski/ AP.

Ülkedeki en güçlü yasal kurum olarak büyüyen muhafazakar grup Federalist Society, bu ağdaki kritik bir düğüm haline geldi. 1982’de Chicago ve Yale üniversitelerindeki hukuk öğrencileri, son derece muhafazakar yasal bir perspektifi teşvik eden bir grup kurdu. Örgüt, muhafazakar John M. Olin Vakfı’ndan başlangıç fonunu aldı, saygın hukuk okullarında her yıl sempozyumlara ve tanıtım dönemlerine ev sahipliği yapmaya başladı ve kısa zaman içinde Koch ve onun gibilerden büyük miktarda bağışlar aldı.

Federalist Society, en başta, esas olarak hukuk öğrencilerine yönelen tamamı gönüllü bir gruptu. 1990’ların başlarında örgütü avukatları, hâkimleri ve diğerlerini de kapsayacak şekilde genişleten ilk ücretli çalışanlardan biri olan Leonard Leo’yu tuttular. 2000’lerin başlarından 2020’ye kadar Leo, yaklaşık 60.000 üyelik bir ağı denetleyerek grubun yönetici başkan yardımcısı olarak hizmet etti. (Yüksek Mahkeme’deki altı muhafazakar yargıcın hepsi örgüte bağlıdır.)

Koch’un muhafazakar milyarder ağı, sadece adli sistem üzerine yoğunlaşmakta kalmadı. Federalist Society’ye para döktükleri gibi, aynı zamanda iklim değişikliğiyle ilgili birçok girişimi de kapsayan deregülasyon çabalarına da para döküyorlardı. Yıllar boyunca Koch ve Global Climate Coalition (Küresel İklim Koalisyonu), American Energy Alliance (Amerika Enerji Birliği), Competitive Enterprise Institute (Rekabetçi İşletme Enstitüsü) ve American Legislative Exchange Council (Amerikan Yasama Değişim Konseyi) gibi fosil yakıt destekli gruplar, iklim mevzuatına karşı lobicilik yaptı, bilimsel araştırmalar konusunda şüphe uyandıran ve eyleme geçmenin maliyetini vurgulayan araştırmalara finans sağladı.

Chevron doktrininin getirdikleri…

Ama uzun zamandır açıkça biliyorlardı ki yargı sistemi; hükümetlerin şirketlerin çalışmasını denetleme yetkisini zayıflatmak ve devlet yönetimini parçalara ayırmak – düzenlemeleri oluşturan ve yürürlüğe sokan yürütme organındaki hükümet birimlerini – için can alıcı olacaktı.

Liberter grupların hukuki çabaları, önemli sorular doktrini olarak bilinen, nispeten yeni ve tartışmalı yasal iddiayla önceden Chevron doktrini olarak bilinen 1984 Yüksek Mahkeme emsali kararını adeta gasp etmeye odaklandı. Chevron doktrinine göre, eğer Meclis yasada maksadını açıkça söylememişse mahkemeler, bir kurumun açıklamasına bu açıklama makul olduğu sürece saygı duymalıdır. Temel düşünce kurumların, Meclis’in ve mahkemenin sahip olmadığı uzmanlığa sahip olması ve bu kurumların başkanlık seçimi yoluyla dolaylı olarak halka karşı sorumlu ve hesap verebilir olmasıdır.

Önceden Adalet Bakanlığı‘nın üst düzey yetkililerinden, şimdi de True North Research‘ün yönetici müdürü olan Lisa Graves, “Liberter harekete göre Chevron lanet bir şeydir” dedi: “Yıllardır bu örnek olayı tersine çevirmenin ve etkisizleştirmenin yollarını arıyorlar.”

Muhafazakarlar, onun yerine “geniş” ekonomik ve politik sonuçlara yol açabilecek “olağanüstü” davalarda, mahkemenin bir kurumun geniş bir yasayı yorumlamasını görmezden gelebileceğini ve Kongre’den daha net bir yetki almadıkça bir düzenleme yapmasını engelleyebileceğini söyleyen ana sorular doktrinini öne sürdü.

Batı Virjinya – EPA davasında kararı veren Yüksek Mahkeme, işte bu iddiaya dayandı. Böyle yaparak kurumların Meclis’ten net bir yönlendirme yoksa çevre veya kamu sağlığına yönelik yeni tehditlere tepki göstermek için yönetmelikleri yürürlüğe koyma gücünü sarstı. Meclis, en son 30 yıldan fazladır Temiz Hava Yasası’nı değiştirdiğinden beri ilk kez herhangi bir ciddi iklim mevzuatını veya önemli, yeni bir çevre yasasını geçirmede başarısız oldu.

Bir çevre avukatı ve Vermont Hukuk Okulu’nda profesör olan Patrick Parenteau “Bu radikal bir durum. Herkesi etkileyecek, çevre hukuku açısından çok büyük sonuçları olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Liberallerin uzun süredir yönetimle ilgili kurumların şirketleri düzenleme yetkilerini küçümsemesine rağmen, bunu bozmaları için federal mahkemeler üzerinde yeteri kadar etki oluşturmaları zaman aldı. 1991’de Başkan George W. Bush, eski bir Federalist Society üyesi olan ve sürekli olarak Chevron doktrinine itiraz eden Yargıç Clarence Thomas’ı Yüksek Mahkemeye atadı. Yaklaşık on beş yıl sonra oğul başkan George W. Bush, yine eski bir Federalist Society üyesi Yargıç John Roberts’i ve bir aile dostu olan ama üye olmayan Harriet Miers’i atadı. Kurum, Miers’ê karşı harekete geçti ve sonunda Bush, onun yerine Federalist Society’e uzun süredir bağlı olan Yargıç Samuel Alito’yu tayin etti. Roberts, Batı Virjinya – EPA davasındaki çoğunluk görüşünü yazdı ve Thomas ve Alito da aynı fikri onayladı.

Eski ABD Başkanı Obama, Merrick Garland’ın adaylığını açıkladığı basın toplantısında.

Bir diğer muhafazakar büyük zafer,  2010’nun ortasında, Kentucky’li Cumhuriyetçi bir Koch müttefikinin, – o zamanki senato çoğunluk lideri Mitch McConnell– Başkan Barack Obama’nın federal hakimleri atamasını önlemek için şaşırtıcı bir şekilde başarılı bir çaba göstermesi ve “en çok gurur duyduğum anlardan biri” diye bahsettiği Merrick Garland’ın Yüksek Mahkeme’ye adaylığını engellemesiydi. Bu, başkan Donald Trump’ın üç yüksek mahkeme hakimi dahil 200’den fazla federal yargıç atamasının yolunu açtı.

Trump’a yol gösteren, o zaman Federalist Society yönetici başkan yardımcısı olan Leo idi. 2016 yılının Mart ayında Leo, Donald Trump ve daha sonra Başkan Trump’ın Beyaz Saray danışmanı olarak görev yapan, Federalist Society’in bir üyesi olan Donald McGahn ile buluştu. Leo, sonraları Yargıç Neil Gorsuch’un da içinde olduğu, Federalist Society’nin destekleyeceği Yüksek Mahkeme’nin olası adaylarının kısa listesini Trump’a verdi. Trump’n kampanya ekibi de,  Cumhuriyetçi tabanı tatmin etmek amacıyla listeleri kamuoyuna sundu. 2016’da Iowa’daki kampanya mitinginde Trump şunları söyledi: “Eğer Donald Trump’ı gerçekten seviyorsanız, bu harika. Ama sevmiyorsanız da her halükarda bana oy vermek zorundasınız. Neden biliyor musunuz? Yüksek Mahkeme yargıçları… ” Yaklaşık bir yıl sonra yargıçlar Brett Kavanaugh ve Amy Coney Barrett, bir başka Federalist Society tavsiyeleri listesinde boy gösterdi.

Federalist Society’nin önceki başkan yardımcısı Leonard Leo, 2017 Kasımı’nda bir Federalist Society etkinliğinde Hakim Neil Gorsuch ile el sıkışıyor. Fotoğraf: Sait Serkan Gürbüz/AP.

Trump seçilince Leo, Senato aracılığıyla Gorsuch, Kavanaugh ve Barrett’in adaylıklarına yol verdi. 2014-2020 yıllarında True North Research tarafından derlenen ABD Gelirler İdaresi dosyalarına göre Leo ve işbirlikçileri, bağışçılarını ifşa etmek zorunda olmayan ve kar amacı gütmeyen muhafazakarlar için 580 milyon dolardan daha fazla para topladı. Kar amacı gütmeyenler ağı, topladıkları paranın çoğunu görüş yazılarına yer vermek için muhafazakar medya bağlantıları güçlendirmek, televizyon programlarında uygun uzmanların yer almasını sağlamak, çeşitli toplantılara konuşmacılar göndermek ve çevrimiçi ortamlarda propaganda videoları oluşturacak kişileri işe almak için kullandı. Bunların hepsi Trump lehine kamuoyu desteği sağlamak ve senatörleri onun seçimlerini onaylaması için baskı altına almak amacıyla gerçekleştirildi.

‘Hırsız baron’ dönemi

Günümüzde, aşırı zengin muhafazakar bağışçılar, liberter düşünce kuruluşları ve Cumhuriyetçi Parti’nin onlarca yıllık eşgüdümlü çabaları doruğa ulaşmış durumda. Yüksek Mahkeme’nin Batı Virjinya – EPA davasındaki kararı biraz daha kısıtlayıcı olsa da fosil yakıtçıların çıkarları açısından önemli kazanım ve Amerika’nın iklim değişikliğini ele alma çabalarına bir darbe.

Graves için Yüksek Mahkeme’nin yeni yönü, “mahkemeler, demokrasimizde halkın  şirketler lehine çıkarılmak istenen yasaları geçersiz kılmak için teraziye ağırlığını koyduğunda,  “hırsız baron” döneminin yeniden canlanması anlamına geliyor: “Özel çıkarlar tarafından tutsak edilmiş bir Yüksek Mahkemeniz var.”

Kısa zaman içinde işler daha tatsız hale bile gelebilir. Halen Cumhuriyetçi eyalet başsavcıları federal mahkeme sistemiyle iklimle ilgili birkaç davaya baskı yapıyor. Mahkemeler, önemli sorunlar doktrinini hükümetin egzoz emisyonlarını kısıtlama gücünü engellemek veya yeni altyapıları ya da çevreyle ilgili kuralları denetlerken karbonun toplumsal maliyetini dikkate alması için kullanabilir. Parenteau, şirketlerin iklim risklerini kamuya açıklamasını gerektiren; önerilen bir kanunun şimdi savunmasız da olduğuna işaret ediyor.

Konre zararı önlemek için harekete geçebilir. Massachusetts’ten bir Demokrat, Elizabeth Warren, çalışma arkadaşlarına mahkemeyi genişletme çağrısı yaptı. ABC News’e konuşan Warren, “Mahkememize biraz güven sağlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu, Amerika Yüksek Mahkemesi’nde daha fazla adalete ihtiyacımız olduğu anlamına geliyor” dedi.  Meclis de Yüksek Mahkeme’ye daha fazla yargıç eklemek için yasa çıkarabilir ama Demokrat liderliğin şimdiye dek bu fikre pek hevesli olmadığı görülüyor.

New York’tan Demokrat temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, Senato’nun Gorsuch ve Kavanaugh’dan,  önceki hafta mahkeme tarafından verilen bir başka radikal karar olan Roe v. Wade davası hakkındaki görüşleriyle ilgili, Meclis’i yanıltmaktan dolayı hesap sorması gerektiğini savunuyor. NBC News’e “Yalan söylediler” diyen Ocasio-Cortez, “Yeminliyken yalan söylemenin yargılanması gereken bir suç olduğunu düşünüyorum” görüşünü paylaştı.

Yargıçların mahkemeden çıkarılması için Senato’da üçte iki çoğunluk gerekiyor.

Batı Virjinya – EPA davasında, sert bir muhalefet yapan Yargıç Elena Kagan da  şöyle yazdı: “Bu mahkeme başka ne bilirse bilsin, iklim değişikliğine nasıl yaklaşacağı konusunda hiçbir fikri yok. En son kararında Kongre veya uzman kuruluş yerine kendini iklim polikası konusunda nihai karar verici olarak tayin etti. Daha korkutucu bir şey düşünemiyorum.”

Makelenin İngilizce orijinali

Kategori: İklim Krizi

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.