Kültür-SanatManşet

37. İstanbul Film Festivali’ne gidecekler için 17 film tavsiyesi

0

İstanbul Film Festivali bu yıl 37’inci yaşını kutluyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen festival 6-17 Nisan 2018 tarihleri arasında sinefilleri ağırlayacak.

İstanbul Film Festivali’nin bu yılki gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas Sineması (iki salon), Beyoğlu Sineması, Pera Müzesi, Nişantaşı’nda Cinemaximum City’s (iki salon), Gayrettepe’de Cinemaximum Zorlu ve Kadıköy’de Rexx Sineması ve Kadıköy Sineması olmak üzere 9 salonda yapılacak.

Sizler için 12 gün boyunca 43 ülkeden 210 filme ev sahipliği yapacak olan festivalde “doğa, hayvan ve insan odaklı” bazı yapımları listeledik

1-) Köpekler | Chien | Dog

Yönetmen: Samuel Benchétrit

Ülke: Fransa

Süre: 87’

Konu: İlk gösterimini Locarno Film Festivali’nde yapan Köpek, tüm umudunu tüketince köpek olmaya karar veren bir adamın hikâyesini anlatıyor. Mars’tan Haberler Var’da izlediğimiz Vincent Macaigne’in canlandırdığı Jacques, hayatta değer verdiği her şeyi kaybedince kendince bu en düşük toplumsal konumu seçer. Azimli bir evcil hayvan dükkânı sahibi, Jacques’ı köpeği olarak sahiplenir ve eğitmeye başlar. Yönetmen Samuel Benchétrit’in kendi romanından sinemaya uyarladığı Köpek kişiliksiz, ruhsuz, isimsiz ve insaniyetini kaybeden bir toplumun mizahi portresini “görünmez” olmayı seçen bir adam aracılığıyla çiziyor.

2-) Buğday | Grain

Yönetmen: Semih Kaplanoğlu

Ülke: Türkiye, Almanya, Fransa, İsveç, Katar

Süre: 128’

Konu: Yakın ve belirsiz bir gelecekte iki adam… Tohum genetiği konusunda uzman Prof. Erol Erin ile parlak kariyerini ve bildiği her şeyi terk etmiş olan bilim adamı Cemil Akman dünyanın ‘Ölü Topraklar’ olarak adlandırılan bölgesinde neyin peşindedirler?

3-) Güvercin

Yönetmen: Banu Sıvacı

Ülke: Türkiye

Süre: 78’

Konu: Yusuf, Adana’nın kenar mahallelerinden birinde, ağabeyi ve ablasıyla birlikte yaşayan bir gençtir. Oturdukları evin çatısında, ölen babasından kalan güvercinlerini tutkuyla besleyip eğitmektedir. Yusuf, Maverdi adını verdiği dişi güverciniyle özel bir bağ kurmuştur. Ağabeyi Yusuf’a, çalışması ve para kazanması konusunda baskı yapar. Kuşlarından başka bir dünyayı tanımayan Yusuf, çalışma hayatı ve mahallesinin gerçekleriyle yüzleşir.

4-) Körfez | The Gulf

Yönetmen: Emre Yeksan

Ülke: Türkiye, Almanya, Yunanistan

Süre: 110’

Konu: Körfez, eşinden yeni boşanmış otuzlu yaşlarındaki Selim’in, İstanbul’dan İzmir’e, ailesinin yanına dönüşünü ve sonrasında yaşadığı değişimi, şehri yaşanamaz hale getiren bir çevre felaketi üzerinden anlatıyor. Selim, yıllar sonra geri döndüğü İzmir’de her geçen gün eski hayatından izlerle karşılaşır; yeni bir dünyanın keşfine dalar. Bu sırada, körfezde gerçekleşen bir kaza şehirdeki hayatı derinden sarsacaktır. Körfez, her şeyden vazgeçtiğimiz bir anda yepyeni ihtimallerin doğabileceğini hatırlatıyor.

5-) Turtle Shells

Yönetmen: Tuna Kaptan

Ülke: Almanya

Süre: 30’

Konu: Avrupa Hayvan Hakları yasaları, Alman Silahlı Kuvvetleri dış müdahale ekipleri ve kabuğunda Suriyeli muhaliflerin bayrağı çizilmiş, el konulan bir kaplumbağa… Münih’te, Doktor Markus Baur’un müdürlüğünü yürüttüğü bir sürüngen kurtarma merkezinde bu üçünün yolları kesişir. Alman bir ordu uzmanı, tehlikeli sürüngenlerle mücadele eğitimi almaktadır: Sakin kalmalı, hayvanı yakalayıp etkisiz hale getirmelidir. Bir yanda Doktor Baur, kaplumbağanın Suriyeli sahibine Avrupa türlerin korunması yasaları uyarınca hayvanını geri alamayacağını haber verir. Konuya farklı açılardan yaklaşan film, camdan kafesler arasında hayvan, insan ve savaş arasındaki bağlantıları keşfetmeye çalışıyor.

 

6-) Fındıktan Sonra | Gone with the hazelnuts

Yönetmen: Ercan Kesal

Ülke: Türkiye

Süre: 40’

Konu: “İmeceden mevsimlik işçiye” bir köyün kapitalizmle imtihanı… Düzce’nin Çiçekpınar köyünde geçen film, 1930’lardan 2000’lere tarımsal emeğin nasıl değiştiğini, köyün toplumsal yapısının nasıl dönüştüğünü irdeliyor. Çiçekpınar köylüleri, fındıktan önce, kendilerine yeten, dayanışmacı, komünal bir toplumsal formda yaşıyordu. Fındıktan sonra ise herkesin kendi işinden sorumlu olduğu ve hiyerarşik olarak örgütlendiği bir toplumsal forma geçiş yapıldı. Minyatür bir pre-kapitalizmden kapitalizme geçiş hikâyesi olan Fındıktan Sonra, geçmişin işçi babalarının artık “patron” olmuş evlatlarının kendi mevsimlik işçilerine nasıl baktıklarına ve daha birçok duruma dair bir belgesel.

 

7-) Köpek Adası | Isle of dogs

Yönetmen: Wes Anderson

Ülke: İngiltere, Almanya

Süre: 101’

Konu: Oyuncak gibi setlerin, görsel zenginliğin, masalsı hikâyelerin ustası Wes Anderson’ın Berlin Film Festivali’nin açılışında gösterilen son filmi Köpek Adası, Japonya’da geçen bir animasyon. Seslendirme kadrosu birçok yıldız barındıran filmin kahramanı, Atari adında 12 yaşında bir çocuk. Yaşadığı Megasaki kentinin bütün köpekleri bir çöplük adasına sürülünce Atari uçan bir araca atlayıp bu adada kendi köpeğini aramaya başlar. Gerisi Wes Anderson’ın sınırsız hayal gücünün yansıması olan aksiyon, macera ve duygu dolu, çocuklarla köpeklerin kahraman olduğu epik bir masal.

 

8-) Zehirli Köylere Yolculuk | A journey to the fumigated towns

Yönetmen: Fernando E. Solanas

Ülke: Arjantin

Süre: 97’

Konu: Arjantinli militan sinemacı Fernando E. Solanas, bu kez ülkesinde sayısı hızlıca artarak kendi çapında bir endüstriye dönüşen soya fasulyesi tarlalarını merceği altına alıyor. Arjantin’de farklı bölgelerde endüstriyel tarım yapılan alanları ziyaret eden Solanas, tarım kimyasallarıyla zehirlenen bebeklerden çokuluslu tarım şirketlerinin yerinden ettiği küçük çiftçilere dek bu üretim tarzının ülkesinin hem toprakları hem de insanı için yıkıcı olduğunu gösteriyor. Berlin Film Festivali’nde özel bir seansta gösterilen Zehirli Köylere Yolculuk’ta Solanas yerli çiftçiler, doktorlar, uzmanlarla konuşuyor, hatta kendine kan testi de uygulatıyor; bir yandan da bu fasit daireyi kırmak için alternatifler araştırıyor.

 

9-) Namme

Yönetmen: Zaza Khalvashi

Ülke: Gürcistan, Litvanya

Süre: 91’

Konu: Gürcistan dağlarında yaşayan Ali yüzlerce yıllık aile geleneğini devam ettiren yaşlı bir şifacıdır. Üç oğlunun bu taraklarda hiç bezi yoktur ama o, kızı Namme’nin meşaleyi devralacağına inanmaktadır. Ali’nin şifa dağıtmak için suyunu kullandığı tarihi kaynak ise yakınlarda kurulan barajın tehdidi altındadır. Günden güne kuruyan kaynağı canlandırmak için bir kurban vermek gerekmektedir. Taşra yaşantısına ağıt niteliğindeki, muhteşem manzaralarla bezeli bu çocukluktan yetişkinliğe geçiş hikâyesi, hızla yitip gitmekte olan bir hayat tarzına tanıklık etmenin iç burkan hüznünü taşırken binlerce yıldır süregelen bir ikileme, gençlerin büyüklerinin izinden gidip gitmemelerine dair sevecen bir bakış açısı sunuyor.

 

10-) Öldürücü | Armomurhaaja | Euthanizer

Yönetmen: Teemu Nikki

Ülke: Finlandiya

Süre: 85’

Konu: Hayvanları delicesine seven, asosyal, hatta düpedüz psikopat Veijo, Finlandiya’da rengi solmuş, tatsız bir orman köyünde, sahiplerinin talebiyle hasta ya da yaşlı ev hayvanlarını öldürmektedir. Hayvanlara duyduğu sevgi insanlara sevgisini aşıp, bir de güzel bir hemşireyle tanışınca Veijo çizgiyi aşar. Ruh hali ve estetik yaklaşımıyla ilham bulduğu John Carpenter ile Kirli Harry filmleri arasında bir yerde duran Öldürücü, B-filmlerinden ödünç sivri kara mizahıyla hem rahatsız ediyor hem de güldürüyor. Çocukluğu bir domuz çiftliğinde VHS kasetler arasında geçen alaylı yönetmen Teemu Nikki’nin bu üçüncü uzun metrajlı filmi, dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yaptı.

 

11-) Kuzgunlar | Korparna | Ravens

Yönetmen: Jens Assur

Ülke: İsveç

Süre: 107’

Konu: İsveçli ödüllü fotoğrafçı ve yönetmen Jens Assur’un Tomas Bannerhed’in kitabından uyarladığı ilk uzun metraj denemesi Kuzgunlar 70’li yıllarda geçiyor ve çiftlik hayatına sarsıcı bir bakış atıyor. Geçim sıkıntısı çeken çiftçi Agne, İsveç kırsalında ergenlik dönemindeki oğlu Klas ve karısı Gard’la yaşamaktadır. Bütün hayatı mücadeleyle geçen Agne artık çiftliğin sorumluluğunu yavaş yavaş Klas’a bırakmak istemektedir, oysa Klas’ın kendisi için gelecek hayalleri farklıdır. Birer tablo gibi şahane kadrajlarıyla zihninizde yer edecek, baş döndürücü bir görselliğe sahip olan Kuzgunlar hayatı boyunca istemediği bir işi yapmanın, insanın ruhunu nasıl tarumar ettiğini anlatan dokunaklı bir film.

 

12-) Çiğ Süt | Petit Paysan | Bloody Milk

Yönetmen: Hubert Charuel

Ülke: Fransa

Süre: 90’

Konu: Tansiyonu ince ince yükselten tarzıyla Fransız yönetmen Hubert Charuel büyük tarım şirketlerinin karşısında ezilen küçük çiftçilerin ayakta kalma mücadelesini akıllıca yazılmış bir senaryo ve doğal bir sinema diliyle anlatıyor. 30’lu yaşlarında kendi halinde bir adam olan Pierre’in küçük bir mandırası vardır. İneklerinden biri et yiyen bir virüse yakalanınca zaten kıt kanaat geçinen Pierre, yetkililer durumu öğrenip bütün sürüsünü imha etmeden hasta ineğini gizlice kendisi öldürür ve gömer. Ancak, durumu saklaması kolay olmayacaktır. Cannes Eleştirmenler Haftası bölümünde özel bir gösterimde dünya prömiyerini yapan Çiğ Süt, Hubert Charuel’in ilk uzun metrajlı filmi.

 

13-) Karanlıklar Vadisi | Valley of Shadows

Yönetmen: Jonas Matzow Gulbrandsen

Ülke: Norveç

Süre: 91’

Konu: İlk gösterimini Toronto Film Festivali’nde yapan Karanlıklar Vadisi, İskandinav masallarından esinlenen yeni nesil gotik bir film. Filmin küçük kahramanı Aslak, yalnız annesiyle hayatını sürdürmeye çalışan bir çocuktur. Civardan bazı hayvanların öldürüldüğü haberleri gelir. Bu katliamı gerçekte neyin yaptığını öğrenmek isteyen Aslak, bir gün kaybolan köpeğinin peşinden ormanın derinliklerine dalar. Çekimlerini 35mm filmle yaptığı ilk filminde yönetmen Jonas Matzow Gulbrandsen, Nordik efsanelerini anımsatan nefes kesici görüntüleri Krzysztof Kieslowski’nin vazgeçemediği Zbigniew Preisner’in film için bestelediği müzikle birleştiriyor ve çocukluk korkularının gizemli tedirginliğini perdeye taşıyor.

 

14-) Vedasız | No Farewells

Yönetmen: Christophe Agou

Ülke: Fransa

Süre: 99’

Konu: Teknolojinin ve durmak bilmeyen makineleşmenin belki de o kadar iyi bir şey olmadığına dair sorular soran Vedasız Fransa’nın Forez dağlarındaki köylülerin kendince huzurlu yaşamını gözlemliyor. Çiftliğinde yaşayan, tüketici toplumuna karşı durmaya çalışan 75 yaşında Claudette ile köydeki komşularının günlük rutinlerini konu alan film, bir yandan kaybolmakta olan bu kültüre, yaşam tarzına ve küçük çiftçilere ağıt yakıyor bir yandan da hafıza, zamanın geçişi ve yalnızlığa dair bir zihin egzersizi sunuyor. İlk gösterimini Cannes Film Festivali’nin bağımsız sinema bölümü ACID’de yapan Vedasız’ın yönetmeni fotoğrafçı Christophe Agou, Eylül 2017’de, film henüz post-prodüksiyon aşamasındayken hayatını kaybetti. Filmin müzikleri Tindersticks’in solisti Stuart A. Staples’a ait.

 

15-) Makala

Yönetmen: Emmanuel Gras

Ülke: Fransa

Süre: 96’

Konu: Prömiyerini yaptığı Cannes Eleştirmenler Haftası bölümünden büyük ödülle dönen Makala, Gus Van Sant’in Gerry, Bela Tarr’ın Torino Atı’ndan esinleniyor ve neredeyse şiirsel bir sadelikle, hayatını kömür yapıp satmakla kazanan genç bir adamı izliyor. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin güneyinde, aşırı yoğun kömür imalatı yüzünden bitki örtüsüyle hayvan nüfusu neredeyse tükenmiş olan bir bölgede geçiyor Makala. Ailesini geçindirmek için elinden tek gelen, odun kömürü yapmak olan Kabwita, yaptığı kömürü satmak üzere tehlike dolu yollara düşüyor. Swahili dilinde “odun kömürü” anlamına gelen Makala’nın yönetmeni Emmanuel Gras, 2012 tarihli belgeseli Bovines / Büyükbaş ile tanınıyor.

 

16-) Ağacın Altında | Under the tree

Yönetmen: Hafsteinn Gunnar Sigurdsson

Ülke: İzlanda, Polonya, Danimarka, Almanya

Süre: 89’

Konu: Kuzeyli mizahını özleyenler, İzlanda’nın buz tutmuş kasabalarından birindeki düşman komşuları konu alan bu kara komediden büyük keyif alacaklar. Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nin Ufuklar bölümünde yapan filmin merkezinde bir ağaç var: Inga ile Baldvin’in bahçesindeki bu ağaç, Konrad ile Eybjorg’un bahçesine gölgesini düşürüyor ve bu basit anlaşmazlık önce saçmalığa, oradan da trajediye evriliyor. İzlanda’da kendini fazla göstermeyen güneş ve fazla bulunmayan ağaçlar yüzünden birçok kavga çıkmasından esinlenen yönetmen Sigurdsson, cephesi ev olan bir savaş filmi çekme niyetiyle yola çıkıyor.

 

17-) Ryuichi Sakamoto: Coda

Yönetmen: Stephen Nomura Schible

Ülke: ABD, Japonya

Süre: 102’

Konu: Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yarışma dışı yapan bu ilginç belgeselin tek kahramanı var: Çağımızın en önemli sanatçılarından, kariyeri 40 yılı aşan, tekno-pop alanından Oscar ödüllü film müziklerine yıldızlığı tartışılmaz müzisyen Ryuichi Sakamoto. Bu benzersiz müzisyenin yaşam öyküsü de tıpkı müziği gibi farklı yolları izliyor. Japonya’yı sarsan Fukuşima felaketinden sonra Sakamoto, ülkesinde nükleer enerjiye karşı toplumsal hareketin yüzlerinden biri olmayı seçti. Kanser hastalığının ardından yeniden müziğe dönen sanatçı, yaşama bakışını değiştiren bu deneyimle yepyeni bir başyapıta imza attı. Çekimleri 2012’de, deprem, tsunami ve nükleer felaketin acıları henüz tazeyken başlayan bu film, hem sanatçı hem de sosyal farkındalığı yüksek bir insan olarak Sakamoto’nun çok özel bir portresini çiziyor.

İstanbul Film Festivali’nde kahramanı güçlü kadınlar olan filmler, ‘Çiçek İstemez’ bölümünde

 

Derleyen: Merve Damcı – Yeşil Gazete

Kategori: Kültür-Sanat

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.