EkolojiManşet

‘Yeşil Müslümanlar’ ve Eko-İslam ~ 2

Yale Üniversitesi’nin bünyesinde kurulan “Yale İklim Değişikliği ve Medya Forumu”nda yayınlanan bu önemli ve ilginç makaleyi, Yeşil Gazete dostlarından Tuğçe Tuğran‘ın özenli çevirisiyle üç parça halinde sizlere sunuyoruz. (Yeşil Gazete)

***                                           ***                                                    ***

Washington’da bulunan Yeşil Müslümanlar’ın lideri Sarah Jawaid bu kavramların hayatını, yaptığı işleri ve vatandaşlık görevlerini şekillendirdiğini söylüyor. 2007 yılında kurulan Yeşil Müslümanlar, koruma ve sürdürülebilirlik konularında çeşitli faaliyetlerde bulunuyor. Bu faaliyetler yerel çiftliklerle işbirliği yapmaktan ‘tekrar kullanılabilir yemek takımı kiralama programına’ kadar uzanıyor. Kendisiyle yapılan e-posta görüşmesinde Jawaid sözlerine şöyle devam ediyor:

Tanrı Kuran’da doğadan, içinde insanın kendi varoluşu hakkında düşünmesi için işaretler barındıran bir doku olarak bahsediyor. Tıpkı Kuran’daki

Yeşil Müslümanlar Yönetici Sarah Jawaid. Fotoğraf: Yeşil Müslümanlar.

ayetler gibi: onlar da işaretler olarak görülüyor ve aynı Arapça isimle anılıyorlar. Bu ilişki Kuran’da arı, incir ağacı, ışık ve buna benzer isimler alan birçok ayette daha da derinleşiyor. Tüm bunlar doğa ve Kuran arasındaki ilişkiyi görünür kılıyor. Kuran, evren hakkında düşünmenin ötesinde, insana yeryüzünün yardımcı hükümdarı konumunu bahşediyor. İnsanın görevi doğanın dengesini korumak, gelecek nesillerin de yararlanabilmesi için bu yol gösterici işaretlere sahip çıkmak.

İklim konusunda yaygın endişe ve belirleyici faktörler

Yapılan araştırmalar Müslüman dünyasında iklim değişikliği ile ilgili duyulan endişenin yüksek olduğunu gösteriyor. 2010 yılında yapılan Pew Küresel Tutumlar Anketi; iklim değişikliğinin çok ciddi bir problem olduğunu söyleyen insanların oranına bakıldığında, Türkiye ve Lübnan’ın (sırasıyla % 74 ve % 71) dünyada ikinci ve üçüncü sırada olduğunu ortaya koydu. Geçen dört yılda, Mısır, Ürdün, Endonezya gibi ülkelerde duyulan endişenin arttığı da gözleniyor. Bu durum, endişe duyan insan sayısında azalma görülen ABD ve Avrupa ile tezat oluşturuyor.

Aynı ankette bu kez insanlara iklim değişikliğine çözüm bulabilmek adına yüksek bedeller ödemeye razı olup olmadıkları soruluyor. Bu noktada Mısır, Pakistan, Ürdün ve Endonezya gibi ülkelerde destek en düşük seviyeye iniyor. Araştırmanın yürütüldüğü tüm ülkeler içinde Ürdün, vatandaşları daha yüksek bedel ödemeye en fazla karşı çıkan (%73) ülke.


Müslüman çoğunluğa sahip, ekonomisi en gelişmiş ülkelerden biri olan Türkiye bu sorulara verilen cevaplarda bir istisna teşkil ediyor. Daha yüksel bedel ödemeye hazır olduğunu belirten kişi sayısı AB ülkelerindekinden bile daha yüksek.

Ekonomi ve iklim konusundaki bu tutumlar hakkındaki fikri sorulduğunda Nasr şöyle cevap veriyor: ‘Gerçekten de ekonomik anlamda bir adaletsizlik olduğuna dair bir his mevcut ve bu tüm Batı-harici dünyada geçerli. Batı’nın bize zarar veren faaliyetlerle zengin olduğuna dair bir hissiyat var. Şimdi yapılması gereken bütün bu şeylerden bahsediyorlar ama kendileri yapmıyorlar. Onlar bizden daha emek harcamalı… Evet haksızlık hissi gerçekten çok yaygın ve insanlar aptal değiller.’

Fakat yine uzmanların dediğine göre İngiliz-Amerikan dünyasında yaygın olan iklim değişikliği şüpheciliği İslam dünyasının öne çıkan bir özelliği değil.

Pew 2011 anketinde ilginç bulgulara rastladı: ‘Amerika’daki on Müslüman’dan neredeyse altısı (%59) din ve bilim arasında genel bir çatışma olmadığını düşünüyor. Geriye kalanlar (%37) ise bir çatışma olduğunda hem fikir. Amerikan halkının geneline bakıldığında bu denge tersine dönüyor: % 59’u bilim ve din arasında çatışma görürken, böyle bir çatışma olmadığına inananların oranı % 37.

(Yeşil Gazete, Yale Climate&Media Forum)

Önceki yazılar: ‘Yeşil Müslümanlar’ ve Eko-İslam ~ 1

Kategori: Ekoloji