Köşe Yazıları

Fincan kadar keyif için damacana kadar israf – Serdar İskit

Pazartesi gününün akşamıydı… Eve gelip bir şeyler atıştırdıktan sonra argın olmayan yorgunluğumu atmak üzere gıda toplulukları ile ilgili yeni bir gelişme var mı diye sanal alemde gezinmeye başladım. Gaziantep Yeşil Ev’in sayfasındaki panel duyurusu dikkatimi çekti. “Geleceği Yeşertiyoruz” diyerek başlıyordu afiş ve ardından “Yeni Bir Ekonomi Modeli Mümkün mü?” şeklinde devam ediyordu. Geleceği yeşertmek, farklı bir ekonomi modeli gibi iştah açıcı konular ve Gaziantep Yeşil Ev’in gıda topluluğu ile ne zamandır yapmak istediğim görüşme fırsatı… Konuşmacılar da Oya Ayman ve Uygar Özesmi olunca şart oldu Pazar Antep’e gitmek diye geçirdim içimden.

Hafta boyu yol arkadaşı aradım hem Adana hem de Mersin’den ama çıkmadı yarenlik edecek yoldaş. İyi bir gezgin ve yol arkadaşı olan babam ile Pazar sabahı düştük yola. Antep’e yaklaşırken hafta başında telefonla görüştüğüm “Yeşil Ev Türetici Kooperatif Girişiminden” Mahir’i aradım yol sormak için. Aldım yol tarifini. Hemen arkasından bir telefon, bu kez de Ozan’dı arayan, kahvaltı’ya davet etti ve birlikte gitmeyi önerdi toplantı mekanına. Geri çevirmedim tabii ve bir parkın önünde buluşmak konusunda anlaştık. Daha Antep’e varmadan sıcaklığı ulaşmıştı yeşil dostların. Ozan ile buluşmak için beklerken babamla kahvaltı niyetine katmer yemeyi de ihmal etmedik tabii.

Gaziantep Yeşil Ev’in gıda topluluğu kooperatifi girişimi

Ozan bizi toplantının yapılacağı Alevi Kültür Derneği’ne götürdü sağ olsun. Yolda kooperatif girişiminden lafladık biraz. “Girişimi” eklentisini boşuna kullanmıyorlarmış, henüz bu yolda ilerlemek niyetleri olduğunu ve proje hazırladıklarını anlattı. Gıda topluluğunun önemli kısmı Gaziantep Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerden oluşuyormuş. Kırsalda küçük çiftçileri ziyaret ettiklerini ve onların ürünlerini Kooperatif Girişimi aracılığı ile YSGP (Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi) içerisinde ve ulusal toplantılarda kullanıcılara sunduklarını anladım. Bu arada toplantı mekanına ulaştık. Salonda tatlı bir telaş, en az onbeş öğrenci arkadaşı harıl harıl bir çalışma içerisinde bulduk. Daha sonra YSGP eşsözcüsü Celal Deniz ‘in açıklamalarından anladık ki, aslında üst katta olan toplantı son anda düğün salonu olarak kullanılan alt kata alınmış. Hiç dert etmemişler ve hızla çözüm üretmeyi seçmiş yeni ve yeşil kuşak.

Masa düzenini oturma düzenine çevirmek, mekana yerleştirilecek pankartlar ve görsel-işitsel donanımı yerleştirmek içinmiş bu tatlı koşuşturma. Sadece bu toplantıya ve gıda konusunda gösterdikleri sorumluluğa şaşırmadım desem mumum yatsıya kalmaz söner diye geçirdim içimden. Bu düşünceler ile akışa geçmişken Oya (Ayman) girdi salona, ardından da Uygar (Özesmi). Sarılma, selamlaşmanın ardından karşılıklı merak konuları giderildi; “Sema nasıldı”, “Adana’da eko-gelişmeler ne alemdeydi”, karşılığında “Marmariç’teki ev ne durumdaydı”, “Ne olacaktı oğlanların eğitimi?”’ne kadar geldi sohbet. Bir gün önceden gelip YSGP ikinci yaş kutlamalarına da katılmışlardı ve onlar da çok etkilenmişti genç yeşil kuşaktan. Salon doldu ve YSGP’den Ali Özşahinoğlu başkanlığında panelistler (Oya ve Uygar) yerlerini aldılar.

Yeni bir ekonomi mümkün mü?

“Geleceği Yeşertiyoruz” mottosu ile duyurulan panel “yeni bir ekonomi mümkün mü?” sorusuna odaklanmıştı. Açılış sunumunu Uygar yaptı. Gördüğüm en dinamik ve içten sunumlardan biriydi. Uygar bir soru bahanesi ile salonun sağına, soluna ve arkasına izleyicilerin arasına bedeni ile koşuyor, engelleri kaldırıp onların yüreklerine ve zihinlerine ulaşıyordu. İlk birkaç yansıda acı gerçekleri öyle bir savurdu ki sağlı sollu…

1

Yerkürenin verdiği alarmlardan bahsetti. Su, iklim değişikliği, azot dengesinin bozulması ve bunda insanın rolü! Dünya’daki hava ve suyun hacimlerini Dünya ölçeği ile karşılaştırmalı gösterdiği yansı aslında sonsuz gibi gördüğümüz kaynakların kısıtlılığını anlayabilmek açısından çok etkili idi. Fosil yakıtlar ve madencilikle karbon döngüsünü nasıl tersine çevirdiğimizi, tarımsal faliyetlerimiz ile de azot dengesini nasıl bozduğumuzu özetledi. Dedim ya, sağlı sollu ağır zihinsel silleler indiriverdi.Zihinlerde umutsuzluk rüzgarının yeterince etkisini görür görmez de sevecen bir tonla “kapatmayın! açın kepenkleri…” dedi, “umutsuzluğa yer yok, ama durum bu kadar da ciddi!”

Bu gerçekleri bilmekle başlıyor sorumluluk diye geçti içimden. Uygar konuşmasının ilk bölümünün sonunda umut tohumları ekerek bu tohumların bakım ve sulamasını sahne ile birlikte Oya’ya bıraktı. Oya (benim Türetici Eğitimi dersinden hocam olur), Uygar’ın bıraktığı yerden insanın bu gerçeklere dair aldığı rolü etkileyici rakamsal veriler ile ortaya koydu.

Fincan kadar keyif için damacana kadar israf

Çok bildiğimiz açık su israfınının yanında “gizli su kullanımı” çok önemli dedi örneğin. Bir kilocuk et yerken 15 tondan fazla suyu gizliden iç ediyormuşuz, aldığımız her kot 11 ton su harcamak demekmiş. Bir fincancık kahve ne kadar su ile hazırlanıyormuş bilmiyormuşuz! Bir bardak değil, on da değil, tam bir damacanaymış.

“Fincan kadar keyif için damacana kadar israf” diye geçiverdi zihnimden. Hepimiz şaşkın, gözlerimiz (ve tabii zihinlerimiz açıkken) fırsatı kaçırmayıp çözümlere geçti hemen. Sorun ne diye sordu salona, salon cevap verdi; büyümek, çok tüketmek, merkezden yönetmek. Öyleyse çözümler dedi, sıralanıverdi hep bir ağızdan; küçülmek, az (yeteri kadar) tüketmek, yerelleşmek. Oya her zamanki sahne hakimiyeti ile ustaca pası Uygar’a attı.

Uygar son toparlama için aldığı söz ile “mutluluk ekonomisi” ve bağlantılı olarak “Good4Trust” girişiminden bahsederek tamamladı paneli. Panelin iki saat sürmesine karşın hiç sıkılma emaresi göstermeyen dinleyiciler, zor da olsa çözümün olduğunu ve kendilerinden başlayabileceklerini bilmenin verdiği huzurla ayrıldılar salondan. Oya ve Uygar “Yeni bir ekonomi bal gibi de mümkün!” dediler özetle. Minnettarım… Onlara ve bu yeni ekonomi modelinin gerçekleşebilme ihtimaline…

Panel bitişinde Ozan, Mahir, Onur, Mustafa ve Fikret bana şehir merkezine kadar eşlik ettiler. Yeşil Ev’de bir çay molası ile tamamladık Gaziantep ziyaretimizi. Zihnimde panel’de varılan umutlu noktanın bilgileri,yüreğimde öğrenci arkadaşların, Oya ve Uygar’ın gönüllerinden bahşettikleri ile mutlu, bahtiyar döndüm evime. Sağolsunlar, varolsunlar…

3

 

Serdar İskit