Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Korona günlerinde Dünya Günü

Her yıl çeşitli etkinliklerle kutlanan Dünya Günü, bu yıl ilginç bir olayın tüm küreyi etkisi altına aldığı bir döneme denk geldi. Doğayla şekillendirdiğimiz çarpık ilişkinin sonucu olarak ortaya çıkan koronavirüs salgını beraberinde birçok yeni tartışma, olay ve bakış açısını da ortaya çıkardı. Kimilerine göre bu süreçte doğa kendine gelirken kimilerine göre de salgın yeni bir yol çizmek için başlangıç kabul edilmeliydi. Ben daha çok ikinci söylemin tarafındayım. Çünkü kısa süreli değişimler uzun vadede pek etkili olamayacak kadar geçicidir. Bunun yerine felaketlerle beraber yeniden düşünmeyi öğrenmek ve doğa ile birlikte yaşadığımızı hatırlatan yeni bir yol arayışına girmek uzun vadede gerek insana gerekse de tüm diğer canlılara oldukça faydalı olacaktır. Yeni bir yol inşa etmek elbette ki kolay değildir. Ancak bir yerlerden başlandığında yolun taşlarının yolda döşeneceği de görülecektir.

1-Yerele yönel

Korona öncesi dönemin en belirgin özelliği küreselleşme olarak kabul edilebilir. Bugün bile koronanın yarattığı etkileri azaltmak için ortaya konulan tüm çözüm önerileri, küreselleşen dünyanın ana aksını oluşturan küresel ticaret ağlarını canlı tutmak etrafında şekilleniyor. Kendi içerisinde mantıklı bir çözüm önerisi olmakla beraber, korona sonrası dönemde değişmesi gereken dünyanın üzerine hem karbon, hem sömürü, hem de nitelikli dolandırıcıların zenginliği biçiminde yük olacaktır. Bu öneri mevcut sistemin devamlılığını, beraberindeki krizlerle birlikte sağlayacaktır ancak sonrası için çözüm değil sömürünün devamından başka bir anlam taşımayacaktır.

Bunun yerine yerelde üretimin bireysel olarak örülüp kooperatifçilik aracılığıyla kolektif bir sisteme evrilmesi için çaba harcamak daha faydalı olacaktır. Her anlamda kurulabilecek bu mikro alanlar dünyaya rağmen değil, bir nevi dünya ile birlikte yaşamanın da yollarını şekillendirecektir. Üretim ve tüketim kooperatiflerinin mevcut teknolojik imkânlarla birlikte harmanlanması, daha uygulanabilir birçok alternatifi de doğuracaktır. Bunun başarılması tüketim kültürünü ve onu besleyen üretim zincirinin küresel karbon ayak izini de azaltacaktır. Bunun yanında yoksulluğu da azaltma potansiyeli taşıyan bu öneri, aynı zamanda biyoçeşitliliğin hiçe sayıldığı üretim faaliyetlerinin de alternatifini oluşturacaktır. Velhasıl, korona günlerinde geçirilen Dünya Gününde bunları hatırlamak dünya için oldukça faydalı olacaktır.

2- Onar, dönüştür, tekrar kullan, tekrar dönüştür

Küresel sermayenin önerdiğinin aksine tek kullanımlık yaşamak yerine, bireysel ya da kolektif olarak var olan eşyayı mümkün olduğunca çok kullanmak, hem harcanan suyu hem de harcanan enerjiyi önemli ölçüde azaltacaktır. O halde onarmak, tekrar kullanmak ve son tahlilde de başka bir ürüne dönüştürmek, yapılabilecek en anlamlı işlerden biri olacaktır. Hazır kendi alanlarımıza kapanmışken, bu yolun pratikte nasıl işlevsel olduğunu da keşfetmek mümkün hale geldi. Evinizden, köyünüzden, bahçenizden ya da deponuzdan başlayabilirsiniz. Tüketim kültürünü ayakta tutan bir diğer önemli ayak da tüketim sıklığımızdır. Bu sıklık, dünya üzerine bindirdiğimiz yükün de belirleyicisidir.

3-Bilime kulak ver

Bilimsel gerçekler birçok konuyu anlamamıza yardımcı olacak yegâne araçlardır. Bugün ortaya çıkan pandeminin ana nedenlerinden biri de bilime inanmayanların dünya üzerindeki egemenliğidir. Bilimsel bilginin önerdiğinin aksi yönündeki aktivitelerle (ormansızlaşma,  çevre tahribatı, kömür santralleri, HES’ler, nükleer santraller, aşırı plastik üretimi vb.) doğanın milyonlarca yılda kurduğu denge altüst edilmiş ve normalde insanla karşılaşmaması gereken yaban dünya, adeta insanların mutfağına kadar sokulmuştur. Bununla beraber var olan küresel erişimin kolaylığı da bu yaban hayattan bir şekilde çıkan çeşitli hastalıkların tüm dünyaya kolayca yayılmasına neden olmuştur. Artan nüfus, daralan yaban çevre, habitat tahribatı, aşırı tüketim, aşırı kirlilik ve daha birçok etmen mevcut sistemin ayrılmaz bir parçasıdır. Pandemiler de bu sistemin yarattığı tahribatların dolaylı katkısıyla daha hızlı yayılmaktadır.

Bu sebeple yeni bir yol bulma çabasından ziyade mevcut sistemin devamında ısrar etmek, benzer vakaların da tekrar edeceğinde karar kılmak anlamına gelmektedir. Kaldı ki önümüzdeki yıllar birçok başka açıdan da zorlu geçecektir. Kuraklık, su kıtlığı, yağışlardaki azalma, buzul erimesi, deniz seviyesi yükselmesi, tarımsal üretimdeki azalma ve daha birçok durum önümüzdeki dönemlerde karşılaşacağımız sıkıntılardan bazılarıdır. Bunların etkisini ortadan kaldırmak kısa vadede elbette mümkün değildir. Ancak etkisini azaltmak ve uzun vadede bu sorunları tamamen bertaraf etmek mümkündür. Bunun da yegâne çözümü bilimin söylediklerini dinlemekten geçmektedir.

Yukarıda saydığımız üç madde daha da çoğaltılabilir ya da içerikleri daha da genişletilebilir. Ancak zihinleri açması açısından üzerinde düşünülmesi gereken en önemli üç başlığın kısaca bu olduğunu söylersek yanlış yapmış olmayız.

*

Dünya Günü vesilesiyle dünyanın karşı karşıya olduğu tehditleri konu alan belgesel/filmler önermeyi düşünüyordum. Kendim de izlediğim aşağıdaki yapımları sizlerin de dikkatine sunarım

Kategori: Hafta Sonu

Tarım-Gıda

Kemerburgaz’da organik köy pazarı açılıyor!

Kemerburgaz Organik Köy Pazarı, 5 Mayıs’da açılıyor.

Ekolojik Üreticiler Derneği tarafından oluşturulan “Ekolojik Üretici Pazarları” kapsamında açılacak olan pazarın, “organik sertifikalı sebzeden meyveye, ambalajlı ürünlere, hayvansal ürünlere, kozmetik ve temizlik  malzemelerine erişimi” kolaylaştırması umuluyor.

5 Mayıs’tan itibaren her pazar Selanik Bulvarı No:116’da kurulacak olan Kemerburgaz Organik Köy Pazarı’yla ilgili detaylı bilgiye, Ekolojik Üreticiler Derneği’nin web sitesinden ulaşabilirsiniz.

 

Kategori: Tarım-Gıda

Tarım-Gıda

Şehir ve gıda bir araya nasıl gelir?

Yeryüzü Derneği, Slow Food, Emanetçiler Derneği ve Permablitz İstanbul tarafından düzenlenen “Şehir ve Gıda: Günümüz Gıda Sistemleri ve Alternatiflerine Bakış” semineri 4 Mart 2012 Pazar günü Yeşil Ev’de gerçekleştirilecek.
Şehirde yaşayan ve kentli tüketim alışkanlıkları dışında alternatif arayanlara hitap eden seminer, yediklerimizin temeli olan tohum konusunda bilgilendirmeyi ve bilinçli gıda tüketimini artırmayı amaçlıyor. Seminerde gıda güvencesi sağlanabilmesi için gerekli biyoçeşitlilik, yerel üretim ve kentsel tarım konuları işlenecek, tohum-biyoçeşitlilik-sağlıklı gıda erişimi-yerel üretim ve kent arasındaki hayati ilişki ele alınacak.
Pazar günü 13.00 – 16.00 saatleri arasında Beyoğlu Yeşil Ev’de düzenlenecek olan seminerdeki eğitmenler şöyle:
Leyla Kabasakal; Slow Food Balkon Bahçeleri Konviviyumu
Tracy Lord Şen; Emanetçiler Derneği
Deniz Üçok Arman; Permablitz Istanbul
Devin Bahçeci; Yeryüzü Derneği
Seminere katkı Payı 25 TL olarak belirlenmiş. Katılım 30 kişiyle sınırlı. Başvuru için Yeşil Ev’e (0212) 244 77 80 numarasından kayıt yapılması gerekiyor.

Kategori: Tarım-Gıda