Köşe Yazıları

Yoksullara ve sivil örgütlere kapalı ulusal hava sahası – Umur Gürsoy

Anatole France, sosyal demokrasiyi “Zenginle köprü altı çocuğunun banka kurma hakkının eşit olmasıdır” diye tarifler. Çevre sağlığı konularına ilgili bir halk sağlığı uzmanı olarak zaman zaman fosil yakıtlara bağımlı enerji politikamızın neden olduğu toplumsal maliyetlerin en önemlisi olan hava kirliliğini Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı internet sayfası üzerinden izler, verileri yorumlar ve iletişim listelerinden çevrecileri vb. uyarırım. Geçmişe dönük olarak iyiye veya kötüye gidişin kanıtlarını, geçmişin ve bugünün envanterini Antalya, İstanbul ve özellikle Adana, Bursa ve Osmaniye illeri için saptayarak çözüm önerilerimle birlikte meslek odası bültenlerinde, bloglarımda ve isteyen arkadaşların web sayfalarında yayınlarım (örn. bkz. HASUDER Türkiye Sağlık Raporu-2012, içinde, Türkiye İşyeri Çevre Sağlığı, s.444, sağlık raporu ve hekimce bakış)

Artık benim gibi amatör bilim insanları, bağımsız ve araştırmacı gazeteciler bunu yapamayacağız, zira Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) Ulusal Hava Kalitesi Ölçüm Verilerini artık parası olana satacak. ÇŞB, havaizleme.gov.tr/ adresindeki web sayfası üzerinden rapor alınmasını 02.09.2013 tarihinden itibaren geriye dönük olarak en fazla bir ay olarak belirlemiş. Eğer ilgili web adresindeki ‘Raporlar’ menüsünde bir istasyonun 32 gün ve üzeri verisini talep ederseniz karşınıza ‘lütfen ayrıntılı bilgi için tıklayınız’ menüsü çıkıyor. Menüyü tıklayınca da karşınıza ÇŞB’nın Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün “Veri Talepleri Hakkında Duyuru”su çıkıyor.

10 csb

Benim gibi bağımsız bir araştırmacı olmasa bu gelişmeyi üzerinden beş ay geçmesine rağmen kamuoyu öğrenemeyecek ve tartışamayacak. Ben de artık ‘geçmişe dönük veri talebi’ paralı hale geldiğine göre böyle bir çabaya hiç kalkışamayacağım. Zira duyuruda talep formu doldurulup resmi yazı (dilekçe) ile yapılacak ve başka kişi/kurum/kuruluşlarla paylaşılması, çoğaltılması ve yayımlanması yasaklanan ‘Geçmişe dönük veri’; talep ücreti Bakanlığın Merkez Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü Hesabına yatırıldığını belirten dekont bakanlığa gönderilmeden verilmeyecektir. Yalnızca bütçesi olan proje işleri ile özel şahıs/şirketlere uygulanacak olan veri ücretinin kimlere uygulanmayacağı;‘bütçesi olan proje işleri ile özel şahıs/şirketler’ dışında kalan kişiliklerin kimler olduğu duyurudan anlaşılmamaktadır. Kast edilen ücret alınmayacak kişilikler, devlet kurumları, belediyeler ve üniversiteler olsa gerektir. Halk ve elindeki tek güç olan sivil toplum ve demokratik kitle örgütleri, üyelerinin yaşadığı çevredeki hava kalitesini öğrenmek ve yorumlamak isterlerse parayı bastıracaklardır; varsa tabii.

Duyuruda, hava kalitesi ölçüm istasyonunda ölçülen kirletici parametrelerden (ölçüt) bir tanesinin bir günlük veri bedelinin (2013 yılın için geçerli) KDV dâhil 1.00 (bir) TL olduğu belirlenmiştir. Konuya egemen araştırmacılar bilirler ki hava kalitesi için sıcaklık, basınç, rüzgâr yönü ve hızı, bağıl nem verileri hariç ölçülen ölçütler en az iki (Askıda Katı madde (PM10 ve PM2,5) ve kükürt dioksit-SO2) en fazla 19 (şimdilik bazı istasyonlarda ölçülen Ozon-O3, Azot Oksit-NO, Azot dioksit-NO2, Azot oksitler-NOx, Karbon Monoksit-CO, Karbon dioksit-CO2, Kurşun-Pb, Metan-CH4, Metan İçermeyen Hidrokarbon-NMHC, Benzen, Etil benzen, Toluen, o-Ksilen, p-Ksilen, Havalandırma DEBİsi, Toplam Hidro Karbonlar-THC) adettir. Bunları yıldaki gün sayısı ile çarparsanız (dört mevsim verisini bilmeden yorum yapılamamakla beraber kabaca bir fikir sahibi olmak için dahi) her hava kalitesi istasyonu için araştırmacının rüzgâr yönü ve nem verisi olmaksızın yılda en az 730 (yedi yüzelli) TL ödemesi gerekir (sadece bir yıllık PM10 ve SO2 verisi için). İstanbul’daki bir araştırmacının her yıl bunu yapabilmesi için 12 istasyonun ölçülen veri ve araştıracağı gün sayısı ücretini verecek kadar (en az 8.760 TL) zengin olması gerekir.

3 Mart 2014 tarihli erişimimize ülkemiz nüfusunun %76’sının yaşadığı toplam 81 il ve 1923 ilçede (tamamına yakını kent merkezlerine ve metropol ilçelere yerleştirilmiş) ulusal hava kalitesi izleme ağına dahil var olan sadece 124 (yüz yirmi dört) adet hava kalitesi izleme istasyonunun sadece üçü EMEP’e (Avrupa İzleme ve Değerlendirme Programına) bağlıdır (Ankara-Çubuk, İzmir-Seferihisar, Kırklareli-Vize) vardır. Ancak, EMEP istasyonlarına yaptığım 03.03.2014 tarihli erişimde sadece Ankara-Çubuktaki EMEP istasyonu (günlük) verilerine ulaşılabilmektedir.

Sonuç: İktidar aracılığıyla devlet, önemli bir konuda da kamuoyunun bilgiye ulaşmasını ve önemli bir çevre sorunu göstergesinde kendisinin başarısını ve icraatını yurttaşlarının izlenmesini engellemiş oluyor. Bu gelişme gerek girmeyi düşündüğümüz AB ve imzaladığımız Gündem 21 hedeflerine; gerekse Dünya Sağlık Örgütü’nün “Avrupa Herkes İçin Sağlık” stratejileri (Eşitlik, Sektörlerarasılık, Halk Katılımı, Demokratiklik, Uluslararası Eşgüdüm, Çevre Sağlığının İlerletilmesi, Yerellik, Sürdürülebilir Kalkınma ve İhtiyat) ilkelerine aykırıdır.

Bugün internet mesajlarıma düşen Çin’den bir haber, Alev Alatlı’nın “Günümüz Rusya’sında Türkiye’nin geleceğini görüyorum.” deyişini hatırlattı: Ben de “Günümüz Çin’inin hava kirliliği ve çevre sorunlarında Türkiye’nin gelecekteki çevre sorunlarını ve hava kalitesini görüyorum.” (Bkz. http://ekogazete.wordpress.com/2014/03/01/gorevinizi-yapmadiniz-tazminat-istiyorum/).

Eğer paranız yoksa veya paranızı öyle çarçur etmek istemeyen bir çevre, meslek, sendika, siyasi parti vb. örgütü yöneticisi iseniz artık yapacağınız, her ayın 30’unda bilgisayarın başına çöküp her istasyonun ölçtüğü her veriyi bilgisayarınıza depolamaktır. Belki ileride lazım olur. Zor mu?

umur gürsoy

 

 

Umur Gürsoy