Köşe YazılarıManşetYazarlar

Çaputun evrimi

Fotoğraf: Gökhan Tunçelli

…Evrenin göbeğinde bir de ağaç var imiş,

Bu ağaç büyük imiş.

Bu ağacın her yanı, Tanrı’dan hep süslüymüş.

Kabukları, kütüğü, tıpkı som gümüşlüymüş.

Ağacın gövdesinden, bir yaşam suyu akarmış,

Bu kutsal suyun rengi, altın gibi parlamış.

Ağacın budakları, ta göklere uzanmış,…

Yakut’lara ait olan Sogotoh Destanı böyle başlıyor. Ağacın kutsallığının anlatıldığı bu destan aslında kökeni Sümerlere kadar uzanan bir geleneğin de ardılı sayılabilecek bir kültüre atıf yapmaktadır. Varlığının temeline, doğaya ait olsun olmasın bir başka şeyi koymak, beraberinde çeşitli kültürlerin de doğmasına neden olmaktadır.

Bu kültürlerden biri de Sogotoh Destanı’nda bahsedilen kutsal ağaca bir çaput bağlama ve böylelikle kendini tanımladığı varoluşun kaynağıyla bağlantı kurma davranışı ekseninde gelişen kültürdür.

Aslında herhangi bir yere bir iz bırakmak ve bunu bırakırken de çeşitli ritüeller sergilemek birçok farklı şekilde tezahür eden ve sadece Asya halklarına özgü olmayan evrensel bir davranış biçimi. Birçok toplum farklı formlarda bu davranışı sergiler. Bu davranışların çeşitliliğinden ziyade gerçekleştirilme amacı önemlidir.

Hatta öyle ki kimi zaman bu amaç birer pazarlama nesnesi olarak da kullanılabilmektedir. İtalya’daki âşıklar çeşmesi ve Fransa’daki âşıklar köprüsü bunun en önemli örnekleridir. Kökeni tarih öncesine dayanan bu davranış biçimi zaman içerisinde köprüye kilit asıp aşk duası edilen bir forma kadar evrilebilmiştir.

Yakutların ulu kayınından Covid-19 maskesine

Bu davranışın bir diğer önemli şekli olan ağaca çaput bağlama da zaman içerisinde çeşitli formlara dönüşmüş ve bugün birçok farklı ülkede farklı amaçlar ve gayelerle ağaçlara çaput bağlanmakta ve hatta bunlardan para bile kazanılabilmektedir. Ancak bu adet/gelenek/ibadet ya da ritüellerin hiçbiri son zamanlarda ortaya çıkan ağaca Covid-19 maskesi bağlama absürdlüğüne yaklaşamamaktadır.

İlk olarak Twitter’dan takipleştiğimiz bir kullanıcının paylaştığı ve İlyada Destanı‘nda Zeus’un Truva savaşını izlediği yer olarak geçen Zeus Altar‘ında (Çanakkale/Küçükkuyu) ortaya çıkan bu görüntü şok edici nitelikteydi.

Ancak daha sonra Atlas Dergisi tarafından da paylaşılan ve Büyükada’daki Aya Yorgi tepesinde olduğu belirtilen görüntülerle, ağaca maske bağlama izansızlığının aslında tekil değil yaygın bir olay olduğu ortaya çıktı. Çünkü benzer görüntülerin İzmir Selçuk’ta, Dikili’de ve daha birçok yerde de olduğu yapılan yorum ve paylaşımlarla ortaya konuluyordu.

Yakutların ulu kayın ağacından, Covid-19 döneminin maskeli ağaçlarına kadar gelinen süreçte bazı şeylerin de açıkça konuşulması gerektiği ortaya çıktı. Artık vatandaşın çöp atma davranışının zamana yayılan önlemlerle ve tavsiyelerle değil çeşitli yaptırımlarla desteklenmiş önlemlerle engellenmesi gerekmektedir.

İzmir Selçuk’taki Yedi Uyurlar Mağarası
Fotoğraf: Ayten Vardar Pektaş

1- Maske kullanımı ve kullanım sonrasının yönetimi

Bu konuda gerek belediyeler gerekse de bakanlıklar adeta sınıfta kaldı diyebiliriz. Çünkü hiçbir kurum, tavsiye vermekten öte bir aksiyon geliştiremedi. Neredeyse tüm belediyeler e bakanlıklar maske kullanımının gerekliliği ve hatta zorunluluğuna çok defa vurgu yaparken, neredeyse hiçbiri bu maskelerin kullanıldıktan sonra ne yapılacağına dair elle tutulur bir mekanizma geliştiremedi. Elimizde sadece çevre bakanlığının tavsiye niteliğindeki yazısı mevcut! O yazı da tüm sorumluluğu vatandaşa yüklemekten öte bir anlama sahip değil. Oysa ki gerek insan gerekse de çevre sağlığını tehdit eden bir durumda inisiyatif vatandaşa bırakılamaz, bırakılmamalıdır.

2- Her türlü konuda var olan kamu spotları

Neredeyse her konuda hazırlanan kamu spotlarının, maske kullanımı ve kullanım sonrasında ne yapılacağına işaret eden bilgileri verecek şekilde hazırlanması gerekmektedir. Bu konuda farkındalığın arttırılması şarttır. Aksi takdire maske çöpleri daha büyük sorunlara neden olacaktır.

3- Cezai yaptırım

Nasıl ki maske kullanma zorunluluğu ve beraberinde cezai yaptırım birçok yerde uygulamaya konulduysa, kullanılan maskelerin sağa sola atılmasının da ciddi bir cezai yaptırımı olmalıdır. Üstelik bu özel olarak döneme özgü olarak düzenlenmelidir. Çünkü çöp atma davranışı adeta ülkenin kültürü haline gelmiştir.

Otoyol kenarları maske ve Covid ile ilişkili çöplerden geçilmemekte, bunlarda ilk fırsatta çevresel faktörler yardımıyla bir daha toplanamayacak şekilde çevreye karışmaktadır. Neredeyse her köşe başında var olan izleme kameraları bu amaçla kullanılmalıdır. Çünkü maske çöpü problemi ciddi sonuçları olabilecek bir çöp çeşidi halini almaktadır.

4- Özel Covid atığı toplama noktaları

Belediyelerin şehrin her noktasına bu maske çöplerinin atılacağı özel çöp toplama noktaları oluşturması gerekmektedir. Aksi takdirde bu çöpler, hem çöp toplayıcıları hem de sokak hayvanları için hem de diğer canlılar için ciddi tehditler yaratacaktır. Maske dağıtmakla övünen belediyelerin bu maskelerin toplanması konusunda da övünülecek bir şeyler yapmaları zaruridir.

Saydığımız bu 4 madde acilen yapılması gereken önlemlerdir. Aksi takdirde sigara izmariti kadar ve hatta ondan daha tehlikeli olan bu Covid-19 çöpleri kamu ve çevre sağlığı açısından telafisi olmayan zararlar meydana getirecektir.

DünyaEkolojiManşet

Koronavirüsün okyanuslara faturası: Maskelerin sayısı denizanalarınınkiyle yarışıyor

Çevre aktivistleri, koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında kullanılan malzemelerin okyanuslarda yol açacağı kirliliğin boyutlarıyla ilgili olarak uyarıyor. Aktivistlere göre, plastik atıklar nedeniyle uzun zamandır tehdit altında olan denizaltı yaşamı, koronavirüs salgını dolayısıyla tek kullanımlık maskelerin ve eldivenlerin yaygınlaşmasıyla birlikte, daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Öyle ki, denizaltındaki maskelerin sayısı denizanalarınınkiyle yarışır durumda.

Guardian’dan Ashifa Kassam‘ın aktardığına göre,  d’Azur kıyısı boyunca denizdeki çöpleri toplayan Fransız Temiz Deniz Operasyonu (OMP) aktivistleri, geçen ay sonundan bu yana, kıyıların ve denizin kullanılmış maskelerle ve diğer atıklarla dolduğunu anlattı. 

OMP’den dalgıç Joffrey Peltier‘ın “Covid atıkları” olarak nitelendirdiği çöpler arasında en başta eldivenler, maskeler ve el dezenfektanları geliyor. Peltier’e göre, bu atıkların sayısı “olağanüstü fazla”. Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanın söz konusu ürünleri kullandığını vurgulayan Peltier, bu durumun sonuçlarının korkunç boyutlara varabileceği görüşünde.

OMP’den bir diğer isim olan Laurent Lombard ise yalnızca Fransa‘da yetkililerin milyarlarca maske sipariş ettiğinin altını çiziyor.

‘Tek yol plastik değil’

Grup, denizaltında çekmiş oldukları, kirliliğin boyutlarını gösteren videoları sosyal medya üzerinden paylaşıyor. Aktivistlerin umudu, bu görüntülerin insanları, tekrar kullanılabilir maskeler almaya ve eldiven kullanmak yerine sık sık el yıkamaya teşvik etmesi yönünde. Peltier grubun mesajını “Tüm alternatifleriyle birlikte düşünüldüğünde, plastik, koronavirüsten korunmanın tek yolu değil” diyerek özetliyor.

Çevre savunucuları, plastik atıkların denizleri ve okyanusları nasıl kirlettiğiyle ilgili uyarılarını yıllardan beri yineliyor. Birleşmiş Milletler 2018 tahminlerine göre okyanuslara her yıl 13 milyon ton plastik atık dökülüyor. Akdeniz’de bu oran yıllık yaklaşık olarak 570 bin ton civarında; bu ise ortalama her dakikada bir, 33 bin 800 plastik şişenin denize atılması demek.

Kategori: Dünya

EkolojiKoronavirüs SalgınıManşet

Hong Kong’ta sahiller kullanılmış maske doldu

Fotoğraf: Reuters

İnsanların yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı önlem olarak kullandığı ve attığı günlük yüz maskeleri Hong Kong’un plajlarında ve doğa yollarında birikmeye başladı. Çevre örgütleri, bu atıkların deniz ve yaban hayatı için büyük tehdit oluşturduğu uyarısında bulunuyor.

Virüsün ortaya çıktığı tarihten bu yana ülkede toplam 132 kişiye virüs tanısı konuldu. Bu kişilerden ise dördü hayatını kaybetti. 7.4 milyondan oluşan şehrin çoğunluğu virüsten korunmak amaçlı tek kullanımlık yüz maskeleri takıyor.

Daily Mail’de yer alan habere göre, düzgün bir şekilde bertaraf edilmesi gereken bu atıklar bunun yerine kırsal yaşamda veya denizde her zamanki plastik torba ve çöp yığınlarının arasında karışıyor. Bu durumun yol açabileceği tehlikeye dikkat çeken çevre örgütleri ise çevre probleminin yanı sıra salgın riskinden de endişe ettiklerini söylüyor.

Fotoğraf: Reuters

Issız adada 100 atık maske

Oceans Asya çevre grubunun kurucusu Gary Stokes, Hong Kong bölgesinde bulunan ve izole konumuyla bilinen ıssız Soko adalarında 70 maske bulduğunu söyledi. Bir hafta sonra adayı yeniden ziyaretinde 30 yeni atık maske daha bulduğunu açıklayan Stokes, “Bu bizim için oldukça endişe verici bir durum” dedi. Şehirdeki diğer sahillerde de benzer durumlar yaşandığını kaydetti.

Dışarıda yemek, fast food ve paket servisin yaygın olması tek kullanımlık plastiğin kullanımını iyice arttırdığı için yoğun nüfuslu şehir yıllardır plastik atıklarla uğraşmak için mücadele ediyor.  Şehrin 6 milyon ton atığının yaklaşık yüzde 70’i düzenli depolama ile sonuçlanan çok az çöp geri dönüştürülüyor.

Doğaya karışması uzun zaman alıyor

Hong Kong’da ‘Plastiksiz Deniz’ grubu kurucusu Tracey Read, maskelerin bir plastik türü olan ve doğaya karışması uzun süre alan polipropilen maddesinden yapıldığını hatırlatarak “İnsanlar kendilerini koruduklarını düşünüyorlar, ancak bu yalnızca kendinizi korumakla alakalı değil, maskeleri uygun bir şekilde atarak herkesi korumak zorundasınız, bu durum çok bencilce” dedi.

Kategori: Ekoloji