Köşe Yazıları

“Önce duvarları yıkacağız”: Kahraman belediye TOKİ’ye karşı – Bediz Yılmaz

Bunca hızla değişen gündemde kaç kişi duydu, kaç kişi üzerinde durdu bilinmez, ama geçtiğimiz günlerde, bir ilçe belediyesinin TOKİ’ye karşı yıllardır yılmadan sürdürdüğü mücadelede önemli bir zafer elde edildi. Süreç henüz sonuçlanmadı, ama umudumuz odur ki tüm bu kazanımlar mutlak bir yenginin adımları olsun. Bu yazıda, TOKİ adındaki, yıldan yıla gayrımeşru yasal düzenlemelerle yetkisini giderek arttırmış bu kurum-irisine karşı ilmek ilmek bir mücadelenin nasıl örüldüğünü dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışacağız, ki yenilmez sanılanların da gün gelip alt edilebildiğinin ufak da olsa bir kaydı düşülsün….

TOKİ’den Mersin’e kentsel dönüşüm projesi

55

Herşey 2008 yılında TOKİ’nin Mersin’e “artık Mersin de çağdaş bir görünüm kazanacak”, “siz istediniz biz geldik” sloganlarıyla bir kentsel dönüşüm projesi yapacağını duyurmasıyla başladı. Sözkonusu proje, kentin merkezdeki dört ilçesinden en doğuda ve en yoksul olan, “HDP’nin Bölge dışındaki tek Belediyesi” niteliğindeki Akdeniz ilçesinin, zorunlu göçle oluşmuş onlarca mahallesinden üçünü, Çay-Çilek-Özgürlük mahallelerini kapsıyordu. O dönemde CHP’nin elinde olan Akdeniz Belediyesi ile Büyükşehir Belediyesi (CHP) ve TOKİ arasında “Mersin Akdeniz Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi” adını taşıyan bir önprotokol imzalandı. Protokol metninde “gecekondu ve çarpık yapılaşma alanlarının tasfiye edilerek” TOKİ tarafından konut yapımı yolu ile çağdaş standartlarda kentsel bir alan oluşturulmasının amaçlandığı belirtiliyordu. (Bu “gecekondu” lafzına burada mim koyalım, aşağıda değineceğiz.) Protokolün kentte yarattığı çok çeşitli tepkileri daha iyi anlayabilmek için, seçilen bölgeye yakından bakalım.

Akdeniz ilçesi Mersin’in tarihi kent merkezini, liman, Serbest Bölge ve irili ufaklı çoğu sanayi tesisini de içine alan, bilhassa 90lardaki zorunlu göç sonrasında hızla doğu istikamete doğru genişlemiş ve güneydeki tarihsel olarak çoğunlukla Arap Alevi nüfusun ikamet ettiği tarımsal bölgeyi de kapsayan bir merkez ilçesidir. Kentsel yenilemeye konu olan üç mahalle, ilçenin (ve şehrin) Adana çıkışının iki tarafında yer alır; ağırlıklı olarak emekçi Kürt nüfusu barındırır, kentin Batı ilçelerindeki yüksek katlı yapılaşmanın aksine 2-3 katlı müstakil yapılara ve zengin bir sosyal hayata (tandırlar, taziye evleri, sokak düğünleri…) evsahipliği yapar. Protokolün imzalanmasının ardından, bazı kesimler bu gelişmeyi kentin bu “gelişmemiş”, “çarpık”, “göçle gelen ve bir türlü kent hayatına entegre olamayan nüfusu”nun ikamet ettiği bölgesinin nihayet “modern” bir çehreye kavuşmasının işareti olarak selamlarken, iş çevreleri de ekonomik gelişmenin önünün açılması olarak yorumluyordu. Gelişmeden rahatsızlık duyan kesimlerin hissiyatı ise kaynağını iki nedenden alıyordu: Bir kesim projenin bariz bir rant kaygısı taşıdığını düşünüyor, ekonomik çıkar uğruna insanların yerinden edilmesine karşı çıkarken, Kürt çevreleri projenin görünüşteki modernleşme ve ekonomik çıkar kaygılarının ardında yatan esas gerekçenin siyasi olduğunu, amacın bölgedeki Kürt nüfus yoğunluğunu dağıtmak olduğunu söylüyordu. Nitekim Akdeniz Göç-Der açıklamalarında, bu yapılanın zorunlu göç sürecini yaşamış bir halkın ikinci bir zorunlu göçe maruz bırakılması olduğunu ve bu ikinci yerinden edilmeye Kürt halkının kesinlikle boyun eğmeyeceğini duyuruyordu.

Bir Yerinde Kalma Mücadelesi: Çay, Çilek, Özgürlük

(Sürecin 2012’ye kadarki kısmı Cihan Uzunçarşılı Baysal’ın Haziran 2012’de Express dergisine yazdığıBir Yerinde Kalma Mücadelesi: Çay, Çilek, Özgürlük” başlıklı yazısından uzun uzun okunabilir. Gönül isterdi ki, Cihan’ın “Akdeniz Belediyesi, markalaşma yarışından başını kaldırıp, insana baktığı için bir alternatif yaratabilmiştir; yaşama geçirilmesi başka bir kentin mümkünatı olacaktır. Rastgele!” diyerek bitirdiği yazısından sonraki süreçte bu mümkünata bugün çok daha yaklaştığımızı aynı dergide müjdelemek kısmet olsun. Maalesef artık Express yok, lakin umalım ki kısa bir nefes molası olsun bu.)

2009’da Belediye yönetimi DTP’ye (kapatılma sonrası BDP) geçti, ki halen de oradadır. Önce, 2010 yılında TOKİ ile bir ek protokol imzalandı ve tarihi kent merkezinde yıpranmış tarihi yapı stoğunu da büyük ölçüde barındıran mahallelerden biri olan (ve bir kentsel yenilemeye çok daha fazla ihtiyacı bulunan) Kiremithane’nin proje kapsamına alınması sağlandı, bir yandan da TOKİ’nin projesine itirazlar sürdürüldü ve Belediye bu amaçla başka fazlaca örneğini görmediğimiz, yıllar sürecek bir faaliyetler dizisine girişti. Halkın beklentilerini anlamaya dönük anket çalışması, mahallelerde bilgilendirme toplantıları, kitapçık dağıtımı, kentsel sağlıklaştırma çalıştayı, kentsel dönüşüme alternatif yaklaşımlar paneli, TOKİ’ye alternatif proje hazırlanması ve kent kamuoyuna sunumu, bir sokağın bu alternatif kentsel yenileme doğrultusunda düzenlenmeye tabi tutulması…  Bu faaliyetler, yarattıkları somut çıktılardan bağımsız olarak, bir bölgenin sakinlerinin kendi yaşam alanlarını ilgilendiren bir konuda bilgilendirilmesi ve fikir beyan edebilmesinin sağlanması, konunun geniş bir uzmanlar ve ilgililer grubunun görüşlerine açılması, yerinde dönüşümü öne çıkaran bir alternatifi tüm teknik detaylarıyla dile getirmesi ve yargı yolunu sürekli olarak zorlaması, bir diğer deyişle meydanı hiç boş bırakmaması nedenleriyle, çok büyük önem taşımaktadır.

2011 yılının sonlarında, TOKİ’nin -muhtemelen gördüğü muhalefet nedeniyle- hızlı hareket etmemesi nedeniyle sürecin sürüncemeye girdiğini gören Valilik TOKİ’ye bir dilekçeyle başvurarak şöyle dedi: “gerçekleşen yoğun göçün oluşturduğu sanayi, konut, turizm ve tarım alanlarının düzensiz bir şekilde iç içe geçtiği, mülkiyet sorunlarının bulunduğu, sahadaki mühendislik hizmetleri ile desteklenmemiş çarpık, niteliksiz, depreme dayanıksız ve çoğu ruhsatsız olan yapıların yanı sıra otopark alanlarının bulunmaması nedeniyle olası yangın, acil hastalık, kaza, deprem gibi durumlarda ilk yardım araçlarının giremeyeceği dar sokaklardan oluşan yapılaşmanın giderilerek, sağlıklı kentleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmaların ivedilikle yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır” ve TOKİ’yi 775 Sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında hareket etmeye davet etti. TOKİ de, ivedilikle hareket ederek, “projenin devamının sağlanması amacıyla 5609 sayılı Kanun ile değişik 775 sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında 111.2 hektarlık 3 adet bölgenin Gecekondu Önleme Bölgesi olarak ilanına karar verdi. Hemen ardından da, 29 Aralık 2012 tarihinde Bakanlar Kurulu Çay-Çilek-Özgürlük mahallelerine dair 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine göre “acele kamulaştırma” kararı alındı.

TOKİ’nin yeni kartı: ATAŞ rafinerisinin arazisi

56

Bu yeni durumda TOKİ yeni bir kartı oyuna sokmuş oluyordu: Büyükşehir ve Akdeniz Belediyelerine bir yazı göndererek acele kamulaştırmanın mahalleleri değil, eski ATAŞ rafinerisinin arazisini kapsadığını açıkladı. Buna göre TOKİ, acele kamulaştırma sürecinde mülkiyetini devraldığı ATAŞ’ın kuzey kesiminde yer alan lojmanlar bölgesinde rezerv niteliğinde konut üretecek, konutlar tamamlandıktan sonra sözkonusu üç mahallenin boşaltılması için çalışmalara başlayacaktı; yani ürettiği konutlara yıkılacak bölgedeki hak sahiplerini naklettikten sonra eski yapıları yıkarak yeni konut üretimine geçecekti. 1950lerin özgün mimarisiyle yapılmış olan ATAŞ lojmanlar bölgesi, 2000’li yılların ortalarından bu yana atıl durumda ve kentin doğusunda dev bir yeşil alanın duvarlar arkasına çürümeye terkedilmesi vaziyetinde. Nazım İmar Planı’nda sosyal ve kültürel tesis olarak işaretlenmiş olmasına karşın alanın TOKİ’ye devrinin ardından bu kurum alandaki yapıların tehlike arzettiği gerekçesiyle yıkımlarının elzem olduğunu ileri sürmüş ve projesinde burayı rezerv alanı olarak belirlemiştir. Akdeniz Belediyesi, 2012 yılı içerisinde bir yandan gecekondu önleme bölgesi ilanına ve acele kamulaştırma kararına karşı hızla yürütmeyi durdurma ve iptal davaları açtı, diğer yandan da ATAŞ’ın kültürel miras olarak tescillenmesi için başvuruda bulundu. Bu arada da TOKİ ile yapılmış olan protokolleri “aradan geçen uzun süreye rağmen, TOKİ tarafından, hazırlanan öneri ve projelere ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz herhangi bir dönüş ve değerlendirme yapılmaması … sürecin, mahalle sakinleri, belediye yetkilileri ve meslek odalarının katılım ve görüşleri alınmadan, söz hakkı olmadan sürdürülmesi … uyarılara rağmen yanlışta ısrar edilmesi, toptan yıkım yerine geliştirilen ‘yerinde iyileştirme’ projesinin dikkate alınmaması, amacına uygun gelişme ve sonuç kaydetmemesi ve özellikle kamu yararı gözetilmediğinden dolayı” 2013 yılının Şubat ayında tek taraflı olarak feshettiğini duyurdu.

Gelelim kazanılan zaferlere

Akdeniz Belediyesi, Gecekondu Önleme Bölgesi ilanına açmış olduğu iptal davasında yerel mahkemenin aleyhte kararı üzerine davayı Danıştay’a taşımıştı; Danıştay, mahkemenin kararını bozdu ve TOKİ’nin dayatmacı edimlerine karşı verilen mücadele açısından örnek oluşturacak bir kararla, Çay-Çilek-Özgürlük mahallelerinde gecekondu önleme bölgesi olarak ilan edilen kısımların gecekondu olmadığına, buraların planlı alanlardan oluştuğuna hükmetti ve “Bu alanlardaki yapıların bir kısmının ruhsatlı olduğu, büyük bir kısmının ise kişilerin kendilerine ait arsalar üzerinde yaptıkları ruhsatsız yapılar olduğu dikkate alındığında, söz konusu alanın gecekondu önleme bölgesi olarak nitelendirilmesine olanak yoktur” dedi. Daha da önemlisi, Danıştay gerekçeli kararında, Gecekondu Kanunu’nun belediye sınırları ile mücavir alanlardaki tatbikatı için TOKİ Başkanlığı’na verilen hak, yetki ve görevlerin ilgili belediyelere devredildiğini, belediyelerin de bu hak, yetki ve görevleri yetkili organları eliyle kullandıklarını belirterek, Büyükşehirlerde bu kanunun tatbikinin, Büyükşehir belediyelerinin koordinatörlüğünde ilçe belediyelerince yapılacağı yönündeki hükme dikkat çekti, bir başka deyişle TOKİ’nin bir bölgeyi gecekondu dönüşüm alanı olarak ilan etmeye yetkisi bulunmadığını gösterdi.

Buna ilaveten, Belediye ATAŞ yerleşkesinin Kentsel Sit olarak tescillenmesi yönündeki mücadelesinden de kazanımla çıktı: rezerv alanı ilanını takiben yıkım işlemlerine başlayan TOKİ’ye Belediye itiraz ederek alanın tescili için Adana Kültür Varlıklarını Koruma Kuruluna müracaat etmiş, ancak Kurul bu itirazı reddederek sözkonusu yerleşkenin kültür varlığı ya da sit alanı olamayacağı yönünde bir karar vermiş ve yıkıma cevaz vermişti. Belediye de 2013 yılında Adana Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu aleyhine İdare Mahkemesinde dava açmıştı. Akdeniz Belediyesi tarafından İdare Mahkemesi nezdinde açılan dava çerçevesinde alanı inceleyen bilirkişiler, ATAŞ Yerleşkesinin “Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı” bakımından kentsel sit özelliği taşıdığına ve 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında tescil edilmesi gerektiği görüşüne vardı ve Mersin 2. İdare Mahkemesi de aldığı kararla yerleşkenin yıkılmasına olanak tanıyan kurul kararını iptal etti.

Kazanımları odağına alan bu yazıda bu uzun süreçte Belediye içinde ve etrafında oluşan çatlak sesleri, rant baskılarını, halkın zaman zaman kapıldığı yılgınlığı çok fazla ele almak istemedik, ancak önümüzdeki dönemde de, tıpkı 2008’den bu yana olduğu gibi, mücadele zorlu olacak. Nitekim, Akdeniz Belediyesi yetkilileri bu kazanımları ilan etmek amacıyla düzenledikleri basın toplantısında katılımcılara kendi hazırladıkları alternatif projeyi de takdim ederken, mücadelenin bundan sonraki kısmının en az öncesi kadar yoğun geçeceğini de ilan etmiş oluyordu, zira yargının aleyhte karar alma olasılığı halen mevcut ve TOKİ ile rant çevresinin bu defa hangi kartı oynayacakları meçhul. Ancak, eğer Belediye’nin ve mahalle sakinlerinin TOKİ’yle mücadelesi mutlak bir zaferle sonuçlanırsa, o zaman, Belediye yetkililerinin dediği gibi, “önce duvarlar yıkılacak” ve ATAŞ lojman alanı hazırlanan alternatif proje doğrultusunda muazzam bir sosyal ve kültürel bir donatı alanına dönüşecek. Mevcut yapılar korunacak, bağ-bahçe, seracılık, süs bitkiciliği gibi kurslar başta olmak üzere kadınlara, çocuklara ve gençlere yönelik eğitsel amaçlarla kullanılacak, devasa yeşil alanıyla halkın kullanımına sunulacak. O zaman, kentin batısındaki koca beton yığınlarına çağdaşlık vehmedenler bir ağaç gölgesine sığınmaya doğuya gidecek belki. Işık yine doğudan yükselecek.

54.Bediz Yılmaz

 

Bediz Yılmaz