Köşe Yazıları

Joan Baez: Her zaman genç ve eylemci

1968 kuşağının en önemli isimlerinden, barış, özgürlük ve insan hakları mücadeleleri eylemcisi ve bu şarkıların vazgeçilmez sesi; folk ve protest müziğin “Çıplak Ayaklı Madonna”sı Joan Baez, bu yıl yayınlanan yeni albümü “Whistle Down The Wind” için çıktığı veda turnesi kapsamında Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde İstanbullu hayranlarıyla son kez buluştu. Bu konser Joan Baez’in Türkiye’de verdiği 6. konser oldu. Daha önce 1988, 1989 (Ankara), 1993, 2004 ve 2015’te Türkiye’ye gelmişti.

Joan Baes, Zeynep Oral’a verdiği söyleşide “Artık sesim sahneleri bırak demeye başladı” diyordu. 1958’dan beri sahnelerde tanrı vergisi 3 oktavlık sesiyle dinlediğimiz Joan Baes “Eskiden çıkabildiğim o çok tiz seslere, o yüksekliğe artık çıkamam” demiş ve bu nedenle “The President Sang in Amazing Grace” ve “Forever Young” şarkılarını konser repertuvarından çıkarmıştı ama dün akşam 77 yaşına rağmen sesiyle ve sahne performansıyla “Her zaman genç ve eylemci” olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Konserde Joan Baes’e vurmalı çalgılarda oğlu Gabriel (Gabe) Harris; Meksika gitarı, bas gitar, akustik gitar, banjo ve piyanosuyla Dirk Howell; akustik gitarı ve vokaliyle Grace Stumberg eşlik ettiler. Klarinet ustası Serkan Çağrı da iki şarkıda sahne aldı. John Baes şarkılarında iki ayrı gitarı dönüşümlü olarak kullandı.

Sesiyle olduğu kadar insan hakları, emek, özgürlükler ve ekoloji alanlarındaki aktivist duruşuyla ve şiddet karşıtı, muhalif görüşüyle de bilinen John Baez, yoğun kalabalık nedeniyle gecikmeli olarak başlayan konserine “Merhaba, iyi ki buradayım” diyerek başladı  ve bir Bob Dylan şarkısıyla devam etti: “Don’t Think Twice It’s All Right”. Sonra “God is God”…

Bir Bob Dylan şarkısı olan “Farewell Angelina” ile konserine devam eden Baez, Meksikalı göçmenleri anlatan Woody Guthrie şarkısı “Deportees”i seslendirmeden önce “Sıradaki şarkı mülteciler için, biliyorum ki Türkiye bu anlamda dünyadaki en insani ülkelerden. Benim ülkemde ise durum berbat. Aileleri birbirinden ayırıyorlar” dedi ve şarkıyı bütün Meksikalı arkadaşlarına armağan etti.

Konserde “Diamonds and Rust”, “House of The Rising Sun”, “Joe Hill”, “Gracias A La Vida”, “Sweet Love, Sweet Chery”, “İmagine” gibi klasik repertuvarından bildiğimiz şarkılarının yanı sıra “Whistle Down The Wind” adlı yeni albümünden de şarkılar seslendirdi.

Şarkılarındaki duyguların barışın olduğu başka bir dünyayı yansıttığını ifade eden Joan Baes’in, gitarını aynı zamanda bir vurmalı çalgı gibi kullanarak seslendirdiği “I Need Another World” şarkısı, konserin akılda kalan yorumlarından bir tanesi oldu.

Klarinet sanatçısı Serkan Çağrı ve piyanist Dirk Howel’ın eşliğinde bir Zülfü Livaneli bestesi olan Nazım Hikmet’in “Kız Çocuğu” şiirini yorumlayan Joan Baes, şarkının ardından sahneye arkadaşı Genco Erkal’ı davet etti. Genco Erkal’ın yorumladığı, Nazım Hikmet’in “Vatan Haini” şiiri dakikalarca ayakta alkışlandı.

Pete Seeger ve Guy Carawan tarafından 1958’de yazılan-bestelenen ve Medeni Haklar Marşı olarak kabul edilen “We Shall Over Come”da Joan Baez’e tiyatroyu dolduran binlerce kişi de eşlik etti.

Konserin sonuna doğru klarinet ustası Serkan Çağrı bir kez daha sahneye geldi ve Joan Baes ile birlikte konserin sürprizlerinden, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiirinden Zülfü Livaneli’nin bestelediği “Yiğidim Aslanım” şarkısını seyircilerle birlikte yorumladılar. Şarkıya oğlu Gabriel (Gabe) Harris bendir ve Dirk Howell da gitarıyla katıldılar.

Konserin bir diğer sürprizi de Serkan Çağrı’nın klarinetiyle çaldığı Tamburi Cemil Bey’in “Nikriz Sirto”su eşliğinde, Joan Baez’in sandaletlerini çıkararak, çıplak ayakla yaptığı, büyük alkış alan dans gösterisiydi.

Ömer Madra, Açık Radyo.

Zeynep Oral, Genco Erkal, Ömer Madra, Leman Sam ve Erkan Özerman gibi isimlerin yanı sıra binlerce hayranının yoğun ilgi gösterdiği ve yaklaşık 1 buçuk saat süren konserin sonunda Joan Baez ısrarlı alkışlarla 3 kez sahneye geldi ve sevenlerine son olarak “Dona Dona” ile veda etti.

Joan Baez, Zeynep Oral’a verdiği söyleşide “Sahnede olmayı seviyorum. Veda turnesi yapıyorum ama yine de ilginç davetler alırsam belki arada çıkarım sahneye” diyordu.

Umuyoruz ve bekliyoruz.

 

 

Ercüment Gürçay