Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Geleceği inşa eden mekanlar-7] Tiyatro Kooperatifi

“Sınırlı Sorumlu Tiyatro Sanatını Geliştirme Yaygınlaştırma Tanıtma Sosyal Kalkınma Ve İşletme Kooperatifi”, kısa adıyla Tiyatro Kooperatifi, İstanbul merkezli bir kooperatif. Ofisleri Ataşehir InogarArt’ta. Mayıs 2018’de 13 özel tiyatro kooperatif kurmak için çalışmalara başlamışlar,  daha sonra 19 özel tiyatronun daha aralarına katılmasıyla 26 Haziran 2019’da resmi olarak kuruluş gerçekleşmiş.

Kurucular özel tiyatroların yaşadığı sorunların önemli ölçüde ekonomik temelli olduğunu gözlemlemişler ve bu sorunların çözümü için kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademi ve özel sektör ile iş birliği yapabilecek doğru yapılanmanın kooperatif olduğu sonucuna varmışlar. Bu yapılanmayla, ortaklarına ekonomik ve sosyal fayda sağlayabilecek projeler üretiyor, birlikteliğin gücünü kullanıyorlar. Tanıtım broşürlerinde kendilerini “özel tiyatroların sanatsal üretimini zenginleştirirken ekonomik, sosyal ve hukuki açıdan güçlenmesi ve sürdürülebilir hale gelmesi için çalışan bir sosyal kooperatif” olarak tanımlıyorlar.

Dayanışma ve örgütlenme ihtiyacına binaen

Kooperatifin Türkiye’deki özel tiyatrolar için 21’inci yüzyılda dünya standartlarında tiyatro yapabilme alanını tesis etmeyi hedeflediğini ve ekonomik fayda üretme potansiyeline sahip olduğunu düşünüyorlar. Kooperatifin başta ortakları olmak üzere Türkiye çapındaki tüm özel tiyatrolar için çalıştığını belirtiyorlar.  Ekonomik, sosyal ve akademik alanda ortaklarının kapasitelerini geliştirmek için rehberlik sağlıyor; projeler, kampanyalar, eğitim, webinar, seminer ve çalıştaylar düzenliyorlar. Mevzuatta iyileştirme yapmak ve çalışma alanlarına dair farkındalığı artırmak için savunuculuk faaliyetleri yürütüyorlar.

32 ortakla kurulduktan sonra dayanışmanın, örgütlenmenin önemini ve gücünü gördükleri salgın sürecinde ortak sayılarını tam iki katına çıkarmışlar. Küçük, orta, büyük ölçekli tiyatrolar, sahneli/gezici tiyatrolar, yetişkin oyunu/çocuk oyunu üreten tiyatrolar, kukla tiyatroları içine alan çok geniş bir yelpazeyi temsil ediyorlar. Ortakları olan 64 özel tiyatroyla birlikte temsil güçlerinin çok yüksek ve bunu “#GücümüzüOrtaklığımızdanAlıyoruz” sloganıyla tescillemişler.

Kooperatifin beş kişilik yönetim kurulu Iraz Yöntem, Yeşim Özsoy, Ersin Umut Güler ile YK üyeleri Mert Fırat ve Muharrem Uğurlu’dan oluşuyor. Yönetim kurulu üyeleri gönüllülük esasıyla çalışıyor. Kooperatifin tek profesyonel çalışanı genel koordinatör Fisun Eşki. Ayrıca kooperatif bünyesinde farklı projeler için kurulan; çocuk tiyatroları, açık hava sahneleri, kaynak geliştirme, savunuculuk çalışmaları gibi farklı alanlara odaklanan çalışma grupları bulunuyor. Bu çalışma gruplarında da ortakları olan özel tiyatrolardan temsilciler gönüllü olarak görev alıyorlar.

Siyaset, ideoloji ve estetik yargılardan bağımsız

Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Iraz Yöntem modellerinin Türkiye’de ve dünyada bir ilk olduğunu söylüyor. Özel tiyatroların ve temsilcilerinin bir araya geldiği dernekler, vakıflar, sivil inisiyatifler bulunuyor fakat Tiyatro Kooperatifi’nin bu alandaki ilk sosyal kooperatif olduğunun altını çiziyorlar. Gelir kaynakları arasında üye aidatları; kamu, özel sektör ve sivil toplum tarafından sağlanan fonlar ve bireysel/kurumsal bağışlar bulunuyor.

Tiyatro Kooperatifi’nin siyaset, ideoloji ve estetik yargılardan bağımsız bir yapı olmasına özen gösterdiklerini ve kapılarının ana sözleşmedeki temel şartları karşılayan tüm tiyatrolara açık olduğunu belirtiyorlar. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni kabul ediyor, ortaklarının da tüm faaliyetlerini bu kabule uygun yürütmesini bekliyorlar. Tüm kararlarını şeffaflık ilkesi ile alıp tüm finansal işlemlerini şeffaf olarak yayınladıklarını belirtiyorlar. Aldıkları her kararda kamu ve toplum yararını gözetmenin öncelikli olduğunu söylüyorlar. Yürüttükleri tüm çalışmalarda ortak akılla hareket etmeyi, tüm ortaklarının eşit temsilini, dayanışma kültürünü ve şeffaflığı çok önemsediklerini vurguluyorlar.

Tiyatro kooperatifi için yasal mevzuat değişikliği öncelikli bir konu.  Kamusal bir faaliyet yürüttükleri halde tiyatro sahiplerinin Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir sayıldıklarını ve ağır bir vergi yükü altında ezildiklerini söylüyorlar. Bu durum, salgın öncesinde bile pek çok özel tiyatroyu kapanmanın eşiğine getirmişken, içinde bulundukları koşullarda yasal olarak köklü değişikliklerin yapılmasının hayati önem taşıdığını belirtiyorlar. Alanlarında faaliyet gösteren kurumların bir “kültürel işletmeler” olarak yeniden tanımlanmaları için var güçleriyle çalışıyorlar.

‘Halı saha, düğün salonu açık, tiyatrolar kapalı’ 

Salgınla mücadele birinci yılını doldururken çalışma alanlarıyla ilgili farkındalık yaratmak için çabalamaya devam ediyorlar. Kontrollü normalleşme sürecine geçilirken restoran, halı saha, düğün salonu ve benzeri tesislerin zaman ve kapasite kısıtlamalarıyla faaliyetlerini sürdürmeleri doğrultusunda kararlar açıklandığının ancak tiyatroların ve kültür-sanat mekânlarının akıbetine değinilmediğinin altını çiziyorlar. Özel tiyatrolar resmi olarak kapatılmasa bile hafta içi 21.00 sonrası ve hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamaları sebebiyle tüm faaliyetlerini durdurmak zorunda kalmışlar. Bu dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından oluşturulan “Dijital Kütüphane” ve “Dijital Tiyatro” projeleri onlara destek olmuş. Ne var ki, desteklerden yararlanmak için karşılanması gereken vergi/SGK borcu olmaması, Ticaret Odası’na kayıtlı olunması gibi ön koşullar ve projeler kapsamında gerçekleştirilen işler için yapılan harcamalar (video kayıt, ekipman kiralama vb.) göz önünde bulundurulduğunda, bu desteklerin yetersiz kaldığını belirtiyorlar. Özel tiyatrolar, faaliyetleri duran ve/veya sekteye uğrayan sektörler için T.C. Ticaret Bakanlığı’nca sunulan destek paketlerine de dahil edilmemiş.

Gelinen noktada birçok özel tiyatro kapanmış, birçoğu ise kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış. Sahne üstü ve sahne arkasında görev alan binlerce çalışan ve ailelerinin ekonomik olarak felakete sürüklendiğini ve sektörü yaşatmak için artık sürdürülebilir önlemler alınması ve somut adımlar atılmasının elzem olduğunu dile getiriyorlar. 

Türkiye’de ilk vakanın açıklanmasının hemen ardından özel tiyatroları temsil etmek üzere Bakanlık tarafından bir toplantıya davet edilmişler; bu toplantıyı izleyen süreçte de ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla, yerel yönetimlerle görüşmeler gerçekleştirmeye devam etmişler. Ayrıca yapılan toplantı Türkiye çapındaki özel tiyatrolarla bir iletişim ağı oluşturmalarına vesile olmuş. Mayıs 2018’de Türkiye’de bir Tiyatro Kooperatifleri Birliği kurulması hayaliyle yola çıkan Kooperatif, bu ağ sayesinde Türkiye’deki tiyatrolara kooperatif yapısının ve kooperatif birliğinin neden en iyi çözüm olduğunu düşündüklerini anlatma fırsatı bulmuş. Ekim 2020’de Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle, İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları Bölümü’nün içerik ortaklığında verilen Kültür Sanat Fonu’na yaptıkları başvurunun kabul edilmesiyle birlikte çalışmaları hız kazanmış. Şu anda Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden beş kooperatifin kurulması için danışmanlık ve eğitim programları yürütüyorlar. 

İstanbul’daki vergi mükellefi özel tiyatrolar üye olabilir

 Pandemi süreci boyunca tüm faaliyetleri duran 33 Tiyatro Kooperatifi ortağının dahil olduğu #BizdeYerinAyrı kampanyasını yürütmüşler.  #BizdeYerinAyrı, seyircilerin ileri tarihli oyunlar için önden bilet alabileceği bir destek kampanyası. Anadolu Efes, Zorlu Holding gibi kurumsal destekçilerinin yanı sıra pek çok da bireysel bağışçıları olmuş. Üyesi oldukları IETM (Uluslararası Çağdaş Gösteri Sanatları Ağı) tarafından düzenlenen Çok Mekânlı Uluslararası Gösteri Sanatları Toplantısı kapsamında gerçekleştirdikleri ve ev sahipliğini üstlendikleri “Peki Ya Bundan Sonra?: Gösteri Sanatlarında Dayanıklılık” başlıklı webinarda dünyanın dört bir yanından tiyatro profesyonellerini ağırlamışlar. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Politikaları Yönetimi ve Araştırma Merkezi (KPY) iş birliğiyle Tiyatro Kooperatifi Çözüm Buluşmaları’nı düzenlemişler.

Bu webinar serisinde kriz döneminde kültür sanat kurumlarının yönetimi ve dayanıklılığı, pandemi döneminde kültüre katılımın tasarlanması gibi konuları ele almış ve yurt dışından iyi örneklerin de paylaşılmasını sağlamışlar.

Dijital iletişim çağında sosyal medyadaki toplumsal duyarlılıkları doğru mecraya, sivil topluma aktarmak üzere yola çıkan Facebook Sivil Toplum Programı’na dahil olarak program kapsamında bir sosyal medya kampanyası gerçekleştirmişler. Ayrıca Türkiye ve İngiltere’de bir çok üniversiteyle de işbirliği yapmışlar.  Dünya çapında 500’e yakın üyesi bulunan  uluslararası çağdaş gösteri sanatları ağı IETM’in üyesi olan Tiyatro kooperatifi,  çok kısa bir sürede çok önemli bir mesafe kaydetmiş.

İstanbul’da kurulan vergi mükellefi  özel tiyatroların Tiyatro Kooperatifi’ne ortak olmanın temel koşulunu taşıdığını belirtiyorlar. Kooperatifleriyle ilgilenen tüm tiyatroları ana sözleşmelerini incelemeye ve başvuru linki  üzerinden kendileriyle iletişime geçmeye davet ediyorlar ve kapılarının kooperatifte gönüllü olmak, çalışmalarına katkı sunmak isteyen herkese açık olduğunu ekliyorlar. 

*

Ses kayıtlarını deşifre ederek bu yazının okurla buluşmasını sağlayan Ekin Güneş’e sonsuz teşekkürler.

 

Kategori: Hafta Sonu

EkolojiKentManşet

Hasankeyf ve Dicle Vadisi için son çağrı

Ilısu Barajı’nın yükselmesiyle sular altında kalan Hasankeyf’in köylerini ziyaret eden Hasankeyf Koordinasyonu bileşenleri burada bir açıklama yaparak “Hasankeyf ve Dicle Vadisi için son çağrı” dedi.  Yapılan açıklamada 40 köyün bütünüyle sular altında kaldığı ve 60 köyde de evlerin ve tarım arazilerinin büyük bir bölümünün suya gömüldüğü belirtildi.

Koordinasyon adına basın açıklamasını okuyan Yüksek Mimar Mücella Yapıcı “Yanlış politikalar sonucu bugün en az 12 bin yıllık tarihe sahip antik Hasankeyf Kenti ile birlikte 289 höyük ve 80’i tümüyle olmak üzere 199 köy ve mezra sular altında bırakılıyor. Dicle Vadisi boyunca tufan ve talan devam ediyor. Her geçen saniyede bir canlı, bir ev, bir tarihi alan sular altında kalıyor” dedi.

Fotoğraf: Hasankeyf Koordinasyonu

‘Yapımındaki ısrarı anlamak mümkün değil’

Kalkınmacı politikalarla dahi anlaşılmayacak bir yıkım projesi olduğunu söyleyen Yapıcı, “32 yıllık mücadele tarihinde ısrarla tahribatın boyutları anlatıldığı, bu projeden vazgeçilmesi çağrısı yapıldığı halde Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santralinin bir devlet projesi olduğu söylenerek yapımında ısrar edilmesini anlamak imkânsız” dedi.

Yapıcı “Antik Kent Hasankeyf’te tarihi alanlar dinamitlendi, arkeolojik kazı alanlarında iş makinaları kullanıldı, kültürel varlıklar beton bloklara gömüldü. İktidarların bu barajın yapımıyla ilgili ortaya koydukları argümanlar her geçen gün boşa çıkmakta” diye konuştu.

İnsanlar göçe zorlanıyor’

İnsanların göçe zorlandığını ve topraksız bırakıldığını belirten Yapıcı yoksullaşmanın Batman ilinde de görünürleşmeye başladığını söyledi ve şu ifadeleri kullandı:

Baraj göletinin geldiği her noktada zorunlu göç, göçe bağlı yoksullaşma hem Hasankeyf ilçesinde hem de Batman il merkezinde görünür olmaya başladı. Büyük toprak sahiplerinin gösterişlerine aldanmamak gerekiyor. Ülke genelindeki zengin yoksul oranı burada da kendini göstermektedir. En az 10 bin topraksız hiçbir tazminat alamadan en temel insani hak olan barınma hakkından yoksun bırakıldı, bırakılmaya devam ediliyor.

Fotoğraf: Hasankeyf Yaşatma Girişimi

Sabah kalktıklarında evlerinin sular altında kalacağı korkusuyla son ana kadar köylerinden ayrılamayan birlerce insan şu an zor koşullarda yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyor. Birçok köyde evlerin bir bölümü sular altında kalırken üst kısımlarında yaşam devam ediyor. Konut edinme için verilen sözler yerine getirilmemiş durumda.

‘Ekolojik boyut bilinmiyor’

Ilısu Barajı’nın yarattığı ekolojik tahribatın boyunun bilinmediğini ifade eden Yapıcı sözlerini şöyle sonlandırdı: “Kapakların kapatılmasıyla birlikte milyonlarca canlı, yaşam kaynağı olan Dicle’nin sularında boğduruldu. Baraj göletti Vadi boyunca Tufan’a dönüşmüş durumda. Tepkiler sonucunda, soyu tükenme riski altında olan canlılarla ilgili yeni yuvalanma alanları yapılacağı belirtilse de alan boyunca kuşlar için yapılmış iki üç kule dışında bir çalışma görülmüyor.”

94 Sanatçıdan çağrı: Tarihi hatadan dönün

TTB üyesi Dr. Nazmı Algan, Hasankeyf için sanatçıların yaptığı çağrıyı okudu. Ahmet Ümit, Altan Erkekli, Jehan Barbur, Levent Üzümcü, Metin Uca, Cengiz Bozkurt, Deniz Çakır, Onur Akın, Ercan Kesal, Fırat Tanış, Genco Erkal, Suavi, Zülfü Livaneli gibi 94 sanatçının imzası bulunan metinde şu ifadelere yer verildi:

Baraj Kapaklarını Kontrollü Olarak Açın, Hasankeyf’te Tarihi Hatadan Dönün!

Dünya kültürel mirasının en değerli varlıklarından olan ve 12 bin yıldan bu yana yaşamın kesintisiz sürdüğü Antik Hasankeyf Kenti son nefesini vermek üzere! İçinde bulunduğumuz şu günlerde, eğer müdahale edilmezse tamamen sular altında kalacak ve sonsuzluğa gömülecek Hasankeyf için, siz sorumluları son kez uyarmak istiyoruz!

Hiçbir rasyonel ihtiyaç ve gerekçeyle açıklanamayacak, işlevsiz bir baraj projesi için böylesi bir değerimizi yok etmeyelim. Bizler, bu ülkenin sanatçıları, aydınları ve yazarları olarak, siz yetkililere, sorumlulara sesleniyoruz! Su tutmaya başlanan bölgede, baraj kapaklarının kontrollü bir şekilde açılmasını ve tutulan suların boşaltılarak Hasankeyf’in yaşatılmasını istiyoruz!

Bu tarihi hatadan hep birlikte dönelim! Hasankeyf’i yaşatalım!

İmzacılar:

A.Mücella Yapıcı, Ahmet Ümit, Ali Bilge, Ali Uçansu, Altan Erkekli, Aydın Engin, Ayfer Düztaş, Ayşe Cemal, Ayşe Erzan, Ayşegül Devecioğlu, Barış Atay, Barış Bağcı, Betül Arım, Beyza Üstün, Birce Akalay, Binnaz Toprak, Can Atalay, Celal Yıldırım, Celil Nalçakan, Cemil Qoçgiri, Cengiz Bozkurt, Cezmi Baskın, Damla Kılıçoğlu, Deniz Çakır, Deniz Türkali, Diljen Roni, Doğan Bermek, Emine Uşaklıgil, Ercan Kesal, Erdoğan Aydın, Erdoğan Kahyaoğlu, Erhan Güleryüz, Erol Babaoğlu, Esra Koç, Fırat Tanış, Genco Erkal, Gençay Gürsoy, Gülseren Onanç, Güney Zeki Göker, Gürhan Ertür, Hacer Ansal, Haluk Levent, Hüsnü Arkan, Iraz Yöntem, İrfan Değirmenci, Jehan Barbur, Kıraç, Levent İnanır, Levent Üzümcü, Mebuse Tekay, Melek Ulagay Taylan, Mem Ararat, Metin Uca, Mikail Aslan, Mustafa Paçal, Mustafa Peköz, Nakiye Boran, Nazar Büyüm, Nazım Dikbaş, Neslihan Yargıcı, Nesrin Nas, Nesteren Davutoğlu, Neşe Erdilek, Nevin Soyukaya, Nilüfer Açıkalın, Nurcan Baysal, Nurhan Özenen, Nurten Ertuğrul, Onur Akın, Orhan Alkaya, Orhan Aydın, Orhan Silier, Oya Baydar, Özgür Mumcu, Rıza Akın, Saygın Ersin, Selim Temo, Sinan Tuzcu, Soner Olgun, Suavi, Şebnem Sönmez, Şevval Sam, Tarık Günersel, Tatyos Bebek, Ülkü Duru, Viki Çiprut, Yasemin Bektaş, Yavuz Ekinci, Yekta Kopan, Zeynep Tanbay, Zülfü Livaneli

Kategori: Ekoloji