Köşe Yazıları

Polis Desteğinde Nükleer Zırvalar

Radyoaktif Tayyip ve adamları ülkemize nükleer bir felaket armağan etmek için gayretli bir şekilde çalışıyorlar. Fukuşima önümüzde dururken bu işlernu1 kolay olmadığından “bilimsel zırvalarla” dolu bir kongre toplamışlar. Adı üstünde kongre, sözü olanın katılıp bu hakkını kullanabilmesinden daha doğal ne olabilirdi değil mi? Bizde bir grup yurttaş olarak İstanbul Grand Cevahir Oteldeki bu kongreye katılıp söz söylemek istedik. İki gün üst üste aynı gömleği giymekten nefret eden, Aceci Ayşe Teyze’ nin temiz çocuğu Taner Yıldız’ ın da katıldığını öğrenince daha da heveslendik. İlk çıkan engel, kongre salonuna girebilmemiz için bizden kişi başına 300 dolar istediler. Sonra da yok şöyle yok böyle bir dolu engelle karşılaştık. Anladık ki bu kongre falan değil, al gülüm ver gülüm paracıkların peşinde koşan nükleer lobilerle hükümetimizin ortak yaptıkları bir panayırmış.

Kendi yöntemlerimizle kongreye katılıp söz söylemek için, pankartlar hazırladık kostümler yaptık. Yaptığımız keşiflere göre isler yolundaydı. Salona giremesek de toplantı salonlarının önünde bulunan nükleer lobinin stantlarını ziyaret ederiz diye düşünüyorduk. Hatta şansımız yaver giderse hükumetin nükleer konusunda en yetkili bakanını görüp iki çift laf etmek de istiyorduk. ”Nükleerin de fıtratın da ölüm var mı?” diye soracaktık. ”Somada korbonmonoksitin işçileri öldürmesine engel olamadınız radyasyonu nasıl engellemeyi düşünüyorsunuz?” diyecektik. Kongre katılımcılarına ve nükleer lobi temsilcilerine de Çernobilin ve Fukuşimanın utancı dururken hala ne yüzle nükleerden söz edip insan içine çıkıyorsunuz demeyi de acayip istiyorduk.

Kongrenin yapılacağı otelin önüne gelince vaziyetin ne kadar korkunç olduğunu anladık. Üç otobüs çevik polis, onlarca sivil, hatta terörle mücadele şubesi dâhil birimlerin de bulunduğu bir polis ordusuyla karşılaştık. Bu arada unutmadan, muhteşem bir TOMA’ yı da kapıya yerleştirmeyi unutmamışlardı. O sırada aklımdan geçen, ”Burada nasıl büyük bir yalan hatta nasıl ağır bir suç işleniyor ki halktan gizlemek için bu kadar sıkı tedbir almışlar” oldu. Zaten devletimizin geleneğinde var; suçlarını gizlemek için üniformalı üniformasız kuvvetleriyle yaptığı milli kamuflaj faaliyetleri… Eskiden daha çok asker kullanırlardı. Mevcut hükumetimiz çok büyük bir inkılap yaptı artık kendine bağlı milli polis kuvvetlerini pislik kapatıcı dış cephe boyası olarak kullanıyor.
Toplam altı muhteşem aktivistle birlikte TOMA’ yı ve polis kuvvetlerini geçip otele girdik. Ortalıkta tek tük gördüğümüz kongre katılımcılarının çoğu erkek, tek tip koyu renk giyinmiş devlet memurları gibiydiler. Hem katılımcılar hem firma temsilcileri oldukça gergin görünüyorlardı. Ama en çok gerilmiş olanlar sivil polislerdi. Kongreyi organize eden sivil görevliler ise her sorumuza polis şöyle istedi ya da polise sormamız lazım şeklinde yanıt veriyorlardı.

Ancak içeride o kadar sıkı bir polis korumasıyla karşılaştık ki kongre salonuna yaklaşamadık bile.
20140530_121554Zaten otel dışında da üç otobüs çevik onlarca sivil ve bir TOMA bizi bekliyordu. Biz de dışardaki TOMA’ yı seçtik. NKP (Nükleer Karşıtı Platform)’ nin basın açıklamasına katıldık. Eş sözcüleri Sevil Turan ve Naci Sönmez‘ in de içinde olduğu Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (YSGP) üyelerinin çoğunlukta olduğu basın açıklamasına Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ‘den de katılımcılar geldi. Devletimizin “Milli Polis Kuvvetlerinin” şiddetli mukavemeti nedeniyle kongreye katılıp sözümüzü söyleyemedik ama AKP hükümetini suçüstü yakaladık. Nükleer zırvalarla halkı kandırmaya nükleer lobi temsilcileri ile de işbirliği halinde nükleer bir felaketleri ülkemize getirmeyi tezgâhlıyorlar, kendi gözlerimizle gördük.
Basın açıklamasını oldukça kalabalık bir medya mensubunun önünde sloganlar ve şarkılarla renklendirdik. Bu sırada yanımızdan geçen nükleer lobi temsilcilerinin ne kadar tedirgin olduğunu gözlemledik. Caddeden gecen halk doğrudan destek vermese de merakla olup biteni izledi. Ama bizi en çok sevindiren pankartlarımızla ana yolda yürürken çevredeki plazalardan alkışlarla destek olan insanları görmek oldu. Gezi’den sonra az olmadığımızı hatta çoğunlukta olduğumuzu biliyorduk. Amma ve lakin toplamda yirmi beş kişi ve bir palyaçodan oluşan eylemci gruba karşı bir TOMA ve koca bir polis ordusuyla tedbir alan hükümetin bizden bu kadar çok korktuğunu tekrar görmek hepimizi mutlu etti.