Köşe Yazıları

Transfobik değil, olsa olsa erkekfobik – Mustafa Alp Dağıstanlı

Bakanlık koltuğundaki vajinalı erkek” başlığı transfobik, homofobik bulundu bazıları tarafından. Beni bu konuda ilk uyaran Tuna Erdem olmuştu. Tuna, Facebook’ta bir özel mesaj atarak eleştirisini ve gerekçesini söylemişti. Ben de bu eleştirisini yazının altına koymasını istedim. Facebook’ta paylaşılan yazının altına bir yorum olarak koydu. Ben de küçük bir açıklama notu koymuştum.

Bugün gördüm ki, yazıyı yayınlayan Yeşil Gazete’ye de aynı minvalde eleştiriler gitmiş. Ayşe Zeynep Pamuk da bir yazı yazıp meseleyi gayet güzel toparlamış. Yazıyı beğendiğini, ama başlığı savunamayacağını, yazarın belki birşeyler diyebileceğini söylemiş.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Yeşil Gazete’yi hassas oldukları bir konuda zor duruma düşürmek istemezdim. Başlığı değiştirmek istediklerini söyleselerdi itiraz etmezdim, ama kabahat onların olamaz. Başlık benim. Gazeteye gelen mektup, “Hatanızdan dönmeniz dileğiyle” diye bitiyor. Bu durumda, Yeşil Gazete’nin şimdi geç de olsa başlığı değiştirebileceğini söyleyeyim. Yazıyı çöpe atmaktan başka kurtarırı yoksa, onu da yapabilirler.

Yeşil Gazete’yi zedelenmekten kurtarabildiğimizi umarak kendi tutumumla ilgili birkaç şey söyleyeyim. Ayşe Zeynep Pamuk’un çizdiği teorik çerçeveye katılıyorum. “Çoklu cinsiyet tanımları”na hiç itirazım yok. Ben, sınırları gayet belli bir şeyden bahsediyordum: erkek çocuk istismarının kökündeki tek cinsiyet paradigmasını ve bunun iki cinsiyetli modelle yıkıldığını anlatmaya çalışıyordum; Dror Ze’evi’nin kitabından aktararak.

Buralarda trans/homofobik bir şey olmadığında anlaşabildiğimizi sanıyorum, umuyorum. Çünkü yazı zaten seçilmiş cinsiyetlerden gönüllü ilişkilerden değil, Karaman’daki tecavüzler üzerine, erkek çocuklarla cebren girilen “ilişki”lerden bahsediyor. Bu ilişkilerin normal karşılanmasını sağlayan şey de, Osmanlı’dan bahsediyoruz asıl olarak, o tek cinsiyetli model; kadın ile erkeği bir bütünün iki parçası ve kadını erkeğin kusurlu hali olarak kabul eden model. Üstelik, yazıda, bu modelde vajina ile penis arasında da pek fark olmadığı söyleniyor. Tek cinsiyet modeline gayet uygun olarak. İşte bu zihniyet, tehlikeli, saldırgan bir “erkek” üretiyor gibi görünüyor. En azından bana. Ve bu zihniyetin mensuplarının hala mevcut olduğunu söylüyorum. Yani çoklu cinsiyet yaklaşımının birkaç yüzyıl gerisindeyiz hala!

10

Başlıktaki ifade, yazının sonunda bağlamına daha iyi oturtulmuş olarak var, başlığa kızıp okumayanlar görememiştir. Şunu diyordum:

“Yani, o kadın kotaları falan var ya, onlar gözümüzü boyamamalı. Kadın bakan diye önümüze çıkardıkları, en rezilinden bir erkek çıktı işte. Birçok kadın köşeyazarından ve şimdi de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’ndan da gördüğümüz gibi vajinayla da erkek olunabiliyor.”

Yani asıl olarak bir cinsiyetten değil, zihniyetten bahsettiğim aşikar. Bunlar, yazının ve yazarının da Yeşil Gazete gibi trans/homofobikten ziyade erkekfobik olduğunu göstermez mi?

Peki ya başlık? Çünkü orada bağlamından koparılıp yukarı konulmuş bir ifade var. Doğrusunu isterseniz, bu gibi sorunlar aklıma gelmedi değil; hermafroditleri de düşündüm. Fakat yazının ne dediğinin net olarak belli olmasına sığındım. Bu yazıdan başka türlü bir şey anlayan kimse çıkmayacağına eminim. Ayrıca, benim yazı boyunca tarif ettiğim ve başlığa çıkardığım anlamda bir trans birey yoktur nasıl olsa ve yazıyı okuyan biri için alınacak bir şey olmadığı sonucuna vardım. (Yani, ay sizden bahsetmiyorum ben ayol!) Dolayısıyla onlara dokunacak bir şey söylemediğimden emindim. Ben dokunmadığımı düşünsem bile bu ifade onlara dokunduysa özür dilemekten başka yapacak şey yok. Hormonlu Domates Ödülü’nü Yeşil Gazete değil, ben haketmişim demektir. Üzgünüm.

9-Mustafa Alp Dağıstanlı

 

Mustafa Alp Dağıstanlı