Köşe YazılarıManşet

Kırsal Yaşamdan Öyküler 3: Roket ocak, erik marmeladı, şarap – Gonca Mine Çelik

Erik Şarabı

Bu yazıyı roket ocağın başında yazıyorum. ‘Roket ocak da ne?’ derseniz diye de hazırlanıp geldim.

2 mine ormanevi

Roket Ocak

Roket ocak silindir şeklinde bir sobamsı. Olayı ise altında ateş giren küçük bir yer olması, dış cephesiyle iç cephesi arasında kum kül karışımı bir yalıtım olması ve ateş yanan kısmın yani ocağın kendisinin ince uzun olması. Ocak ince uzun olduğu için alt kısımdan giren oksijen tam verimli yanıyor ve az odunla çok ateş elde edebiliyorsun. Bir de duman olmuyor ki en güzel kısımlarından biri. Odunun hemen alevlenmesi için ince dal kullanıyoruz. Böylece etrafta biriken ince dal/çalı çırpıyı da değerlendirmiş oluyoruz.

İşte size enerji verimliliği! Az odun, çok ateş, hızlı sonuç!

İsminin roket ocak (roket soba da deniyor) olmasının nedeni ise ateş yanarken çıkardığı ses. Güçlü yanmadan dolayı oksijen delikten hızla giriyor, yukarı hızla yükseliyor ve ses çıkarıyor.

Tüm bunlara dayanarak söyleyebiliriz ki roket ocak Schumaer’in tanımladığı orta ölçekli/insani teknolojiye uygun bir örnek. Yani uyarlanabilir ve yeniden üretilebilir. Üstelik bu teknolojiyi eldeki hurda malzemelerden kolayca üretebiliyor olmak da cabası!

Velhasıl roket ocak yanar vaziyetteyken birinin sürekli başında bekleyip ateşi beslemesi gerekiyor. Son bir haftadır vaktimin yarısı ocağın başında geçiyor. Ben de bu vakitte kitap okuyorum, dizi izliyorum, yazıyorum ve bunun gibi şeyler.

Erik Marmeladı

Erik Marmeladı

Roket ocağın üzerinde ne pişiyor diye merak ederseniz, tam da şu anda erik şarabı, öncesinde ise erik marmeladı. Bizim evin etrafında dört tane erik ağacı var. Ne yapsak bunca eriği diye düşünürken marmelat yapmaya karar verdik. Kolektifin reçel-marmelat uzmanı Volkan mükemmel oranı yakalayana dek birkaç deneme yaptı ve tarifi bize teslim ederek meraya, koyunlara çıktı. Buradan kendisine ve koyunlarımıza selam göndermek istiyorum.

Marmelat aktörleri Else, Carl ve bendeniz, yaklaşık bir haftadır bu işle haşır neşiriz. İşte adım adım erik marmeladı tarifi: Ağaçtan erik toplama, erikleri yıkama, kazanın dibine eriklerin dibi tutmayacak şekilde su ekleme, roket sobada erikleri kaynatma, erikleri bir tarafa, çıkan suyu bir tarafa ayırma, erikleri elekten geçirerek çekirdeklerini çıkarma, kıyma makinesinden 3 kez geçirerek 2/3 oranında şeker ilave etme, yeniden kaynatma ve kavanozlama.

Erik Şarabı

Erik Şarabı

Tüm bu işlemi 115 kavanoz elde edinceye kadar tekrarladık. Haliyle elimizde şişeler dolusu da erik suyu kaldı. Erik suyunu değerlendirmek için erik şarabı yapmaya karar verdik ve bu sefer şarap uzmanı Volkan’a –evet kendisinin birden fazla uzmanlık alanı var- danıştık. Erik suyuna %17 oranına ulaşana dek pekmez ilave ederek kaynattık ve diğer ucu su şişesinde olan bir boruyu içinden geçirerek fermente olmaya bıraktık. İlk defa pişmiş meyveden şarap yapıyoruz, haydi hayırlısı!

Erik Marmeladını kavanoza doldururken

Erik Marmeladını kavanoza doldururken

Bunların haricinde vaktimiz çoğunlukla çapa yapmakla geçiyor şu sıralar. Birinin çapası bitiyor öbürünün başlıyor. Bolca kol ve karın kası yaptık, amele yanıkları da cabası. Çapa yaparken insan farklı fiziksel-psikolojik süreçlerden geçiyor. Sabır, sabırsızlık, keyif alma, sinirlenme, güneşte kavrulma, rüzgâr esince rahatlama, sona yaklaştıkça yeniden sabır, yeniden sabırsızlık ve en nihayetinde yorgunluk. Ha, çapa yaparken neye sinirleniyorsun diye soran olursa: ota sinirleniyorum. Ben çapayı vurdukça inatla kökünden çıkmayan, kökünden çıksa bile bir hafta sonra yeniden filizleneceğini bildiğim ota, gerçekten, bir insana sinirlenir gibi sinirleniyorum. Sonra çiftçinin otla mücadele için neden toprağın sağlığını ve kendi sağlığını tehlikeye attığını bir nebze de olsa anlıyorum. Gel gelelim o kimyasalları bünyeye almaktansa sabretmeyi öğrenmeyi yeğliyorum/yeğliyoruz.

Bu ara gelenimiz gidenimiz çok, yaz mevsimi insanların dünyayı dolaşıp çiftliklere uğradığı mevsim. Türlü türlü insan geliyor, bizimle çapa yapıyor, marmelat yapıyor, muhabbet ediyor ve gidiyor. Biz de bir nebze olsun sosyalleşiyoruz. Önümüz hasat dönemi, şöyle hakoşa (çerkezçede kiler) doldursak tüm hasadı işleyip, bir oh çeksek ve kutlasak diye dört gözle bekliyorum. Sonra kış gelecek ve ben yazı özleyeceğim. Hep böyle olur.

Esen kalınız.

Gonca Mine Çelik

 

Gonca Mine Çelik