Köşe Yazıları

Bitcoin tarzı kripto para birimleri ardındaki güç

Bitcoin ve diğer kripto para birimleri konusu ne zaman çevreciler arasında dile getirilse haklı olarak enerji tüketimi her zaman gündem maddelerinden birisi oluyor. Ve evet doğru, bu kripto para birimleri çok miktarda enerji tüketiyorlar. Yoksa devlet kontrolünden bağımsız olmasına çevrecilerin pek bir itiraz geleceğini sanmıyorum. İşin tuhaf tarafı Brent petrol ticareti yapanlar da artık Bitcoin enerji tüketiminden bahseder oldular.

Ev tipi kripto para kazıcı

Evet, veri bankaları gezegene çoğunlukla zarar veriyor. Bunu bir The Guardian çevirisi ile paylaşmıştık. Peki ya aynı yazıda adı geçen İsveçli araştırmacı Anders Andrae Bitcoin konusunda haklı mı? Yakın zamanda yayınlanan bir rapora göre değil. Başlamadan belirteyim, dünyadaki paranın zaten büyük kısmı dijital. Pekiyi bir kaynak bulamadığım için paylaşmayacağım ama gerçek para ile dijital para oranının %8 civarı olduğu basit bir Google araması sonucu ortaya çıkıyor. Bu para da veri bankalarında işleniyor, saklanıyor ve bu faaliyet de enerji tüketiyor.

Rapor?

Rapora göre Bitcoin madenciliği işi yıllık 8,27 TWh güç tüketiyor. Bu miktar İrlanda ve diğer bazı küçük devletlerin enerji tüketimlerinden fazla. İyi ya da kötü bu rakam ABD’deki veri merkezlerinin tükettiği gücün 8’de biri. Fakat devletlerin para basması sizce ne kadar enerji tüketiyor. 11 TWh. Altın madenciliği ise bir 132 TWh saat daha enerji tüketiyor. Matbu paraların ve kıymetli metallerin saklanması için bankaların, güvenlik sistemlerinin harcadıkları enerji ise cabası. Rapor diğer kıymet oluşturma yöntemlerini, özellikle de fosil yakıt tüketenleri içermiyor. O verilerle daha dramatik bir tablo görüyor olabilirdik.

Fakat yine de bu kripto paraların çevreci bir yol olduğunu iddia etmekten de bir hayli uzak. Bir zamanlar basit masaüstü bilgisayarlarda gerçekleştirilen madencilik işi şimdi milyar dolarlık ve aşırı enerji tüketen dev bir endüstriye dönüşmüş durumda. Hatta durum öyle bir noktaya gelmiş durumdaki Bitcoin ve Etherum gibi işlem hacmi yüksek kripto para birimlerinde madencilik işini sadece işi dev ölçekli yapabilen az sayıda kişi gerçekleştirebiliyor. Eğer az biraz şansı ise diğer madenciler para transferinde rol alıp üç beş kazanıyorlar.

Ben yanlış düşünüyor olabilirim ama kripto paraların çevreye etkisinin daha çok gündeme getirenler bunların gerçek para olmadığını düşünenler. Bir de bu gibi haberlerin biraz batı kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Neden mi?

Kömürle ateşlenen para

Sebebi bence açık. BBC’nin ortaya çıkardığına göre 2016 yılında piyasaya arz olunan ya da başka deyişle kazılan Bitcoin’in yüzde yetmişi Çin’den çıkarılmış durumda. Cambridge Üniversitesinden Garrick Hileman ve Michel Rauchs’a göre büyük ölçekli madencilik işinin dünya genelinde yüzde 58’i Çin’de gerçekleşiyor. Çin ise devletin bazı kömürlü termik santralleri durdurma kararına rağmen ev sobalarından endüstriyel fırınlara kadar enerjisinin çoğunluğunu kömürden elde ediyor. Bu durum Bitcoin’i en çok kömür tüketen para birimi yapıyor olabilir.

İş tipi kripto para kazıcı (Google veri merkezi aslında ama buan benziyorlar)

Fakat bana bu noktada bir şey tuhaf geliyor. Tüm dünyanın fabrikası haline gelen Çin’in ürettiği her şey aynı enerji havuzundan güç çekiyor. Açıkçası ben kimsenin Çin kaynaklı diğer ürünler için benzer yorumlar yaptığını duymadım. Kullandığınız her şeyin bir arkadaşını çevirip bakın nerede üretilmiş diye. Çin değilse bile nükleer hevesindeki Tayvan, bir diğer kömür tüketici Vietnam ya da günde 45 sente emeğin sömürüldüğü bir başka yerden geliyordur kesin o ürün. Peki, gerçekten bunları konuşmuyor olmak ne kadar samimi, işin aslında bilemiyorum. Bir de konu hakkında haber yapan Bloomberg’in fosil yakıtlarda dünya şampiyonu bir ülkede faaliyet gösterdiğini de atlamayalım.

Kimi uzmanlar bu iş böyle giderse emisyonlardan ötürü gezegeni yok edeceğimizi söylüyor. Kimileri talebin dünya tüketiminin yüzde 0,1’ine denk geldiği için konunun çok abartıldığını iddia ediyor.

Peki ya madencilik faaliyeti hidroelektrik, rüzgar ya da güneş enerjisi ile gerçekleştirilse. Mesela İsviçre Alplerinde Hydrominer IT-Services GmbH isimli bir firma var ve tüm gücünü hidroelektrikten alıyor. Böylece Avrupa Birliği ortalamasının %80-%85’i kadar düşük maliyetli bir enerji kaynağı kullanıyor ve Çin ile rekabet etmeye devam edebiliyor. Hem de fosil yakıt yöntemlerinin %5-%10’una denk düşen emisyon değerleriyle. Yine de atlamayalım, Hydrofarmer IT-Services GmbH şirketinin kurucusu Michael Marcovici Bloomberg’e şöyle konuşmuş: “Biz çevreci bir proje olarak bunu başlatmadık. Bitcoin’i kirli enerjiyle anılıyor olması kötü bir şey. Biz kirli enerjinin kullanılmasını istemiyoruz. Fakat sorun şu ki, Avrupa’da enerji çok pahalı.” Konu para olunca haklı tabii.

Hidropara, evet

Başka örnekler de yok değil. İzlanda’da jeotermal ile çalıştırılan maden var mesela. Çin’de bile hidroelektrik santralleri etrafında kümelenmiş madenler bulunmakta.

Biri yeni algoritma mı dedi?

Başta dediğim gibi diğer kripto paralar bu noktada önemli olabilir. Bitcoin türünün ilk örneği ve bu sebeple piyasa emisyonu en yüksek para birimi bu. Çalışma konseptine “Proof of Work” deniyor ve kabaca işin gerçekleştiğini, bir blockchain’in anlamlandırıldığını kanıtlamak prensibi üzerinden çalışıyor. Diğer para birimleri tam olarak aynı algoritma ile çalışmıyorlar. Bu farklı algoritmaların elbette ortaya çıkması çevreci sebepler ile gerçekleşmedi. Daha çok güvenliği ya da para transferi hızını değiştirmek gibi amaçları var. Fakat aynı zamanda daha az enerji tüketmeye de sebep oldular.

Çok detaylarına girmeyeceğim ama her bir anlamlı para transferş ardından yeni bir para üreten Minereum isimli para birimleri olduğu gibi elinizdeki kripto parayı ortaya koyarak paradan para yaptığınız “proof of stake” yani ortaya konan paranın kanıtı gibi bir sürü metot geliştirilmiş durumda. Hatta bu “proof of stake” işinin borç para üzerinden yapılanı bile var. “Proof of Work” için ise erteleme, geri dönüştürülebilme gibi yeni algoritmalar deniyorlar.

Buradaki en önemli detay, bu iş karlı olmayı sürdürdükçe insanlar madencilik yapmaya devam edecek olmaları.

 

Ali Serdar Gültekin