Köşe Yazıları

Vegan/Vejetaryen beslenenler dışarıdan B12 almalı mı?

Beslenme biçimi hem biyolojik hem de psikodinamik açıdan insana ve uygarlığa yön veren temel etmenlerden biridir. Beslenme kültürü bir yandan bireyi ve tarihsel olanı etkilerken diğer yandan da tüm canlıların biyolojik evriminin önemli parametrelerinden biridir.

Beslenme biçimine kültür gelenek ve politik tercihlerin yanı sıra elde bulunan seçenekler de yön verir. Örneğin Budist olan Moğolların inanışları nedeniyle hayvan eti yememeleri gerekirken yaşadıkları topraklarda başka şansları olmadığı için hayvansal gıdalarla beslenirler ve Budist olmaya devam ederler. Farklı kültürler ve hatta uygarlıkların bir arada yaşadığı gezegenimizde tükettiğimiz gıdaların değerini ve insan vücudu için ne kadar sağlıklı olduğunu ölçerken de temelden farklı ölçütleri kullanan, tarif eden eğilimler vardır. Batılılar proteinler, mineraller, vitaminler üzerinden besinlere değer verirken doğu kültüründe yaşam enerjisi kavramıyla besinler değer kazanır.

24

Yıllar önce Vegan /vejeteryan beslenmenin yüzlerce yıldır oldukça yaygın olduğu Hindistan’dan gelen bir Ayurveda Gurusunun, yemek yapma atölyesine katılmıştım. Hem lezzetli bir yemek yapmanın hem de uzun ve sağlıklı yaşamın sırrının yaşam enerjisi yüksek olan besinlerle beslenmek olduğunu anlatmıştı.

Yaşam Enerjisi Süresi: 6 Saat

 

Topraktan çıktıktan ya da dalından koptuktan sonra tüm besinlerin yaşam enerjisinin tükenmeye başladığını altı saat sonrada artık yaşam enerjisi taşımadıklarını anlatan Ayurveda Gurusu, hele de buzdolabına giren bir besinin hiç yaşam enerjisi içermediğini anlatmıştı. Kendim dâhil, batılı düşünme tarzıyla yaşam enerjisi kavramına ikna olmak kolay değil ama binlerce yılın birikimi ile oluşan kadim kültürlerin ürettiği bilgiyi toptan yok saymak da olanaklı değil. Yine aynı Gurudan öğrendiğim başka bir motto da ‘’eğer size ve çevrenize barış getirmiyorsa ne yediğinizin bir önemi yoktur.’’

Hem gündelik hayatta hem de sosyal medyada Vejeteryan / Vegan beslenmeye ilişkin güvenilir kaynaklardan beslenmeyen birbiriyle çelişen görüşler dillendirilmektedir. Sizin için araştırdık. Muradımız, farklı kaynaklardan derlediğimiz bilgilerin okuyucularımızın katkılarıyla daha da faydalı ve güvenilir hale gelmesidir.

Ne nedir? Ne değildir!

Kuşkusuz karışık beslenen ya da vejeteryan olmayan normal popülasyonda da beslenme biçiminden bağımsız olarak hem genetik hem de sonradan edinilen hastalıklar nedeniyle bazı besin ürünlerinin vücutta eksikliğine bağlı sorunlar yaşanmaktadır. Her biri sayfalarca sürecek bu konulardan bahsetmek niyetinde değiliz. Bu yazıya temel olacak konu Vejeteryan / Vegan beslenenleri diğer beslenme biçimlerini seçenlerle, en azından eşit kılacak bilgileri paylaşmaktır.

Önemli Bilgi

25Örneğin düzenli olmak şartıyla sadece yumurta tüketen vejetaryenlerın dışardan hiçbir takviye beslenme ürününe ihtiyaçları yok. Yani vitamin mineral vb eksikliğine bağlı hastalık gelişme olasılığı normal popülasyonla aynıdır.

Acı Gerçekler

Veganlarda özellikle B12 vitamini eksikliği gelişme olasılığı normal popülasyondan daha yüksektir. Hatta süre ve kişisel farklılıklar olmakla birlikte mutlak olarak B12 eksikliği ortaya çıkar. Çünkü ne yazık ki vücuda faydalı olan B12 vitamini sadece hayvansal gıdalarda vardır. Deniz yosunlarında ve soya ürünlerinde de vücuda yararlı yetersiz miktarda da olsa mevcuttur ama pratikte değeri yoktur.

Yapılması Gereken

b121Altı aydır katı vegan olanların mutlaka B12 desteği içeren besin katkılarından ya da doğrudan B12 tabletlerinden kullanmaları bu vitamin eksikliğine bağlı hastalıkların ortaya çıkma risklerini vegan olmayan popülasyonla eşitler. B12 vitamini eksikliğine bağlı bir takım kan hastalıkları yanı sıra sinir sistemini etkileyen sorunlar da ortaya çıkar. Nadir doğumsal nedenlerle birlikte şişmanlık ameliyatları başta olmak üzere, geçirilen mide barsak operasyonları ve hastalıkları B12 vitamini eksikliğine neden olur. Bazı insanlarda ağızdan alınan B12 vitamini emilemediği için etkili olmayabilir belli aralıklarla kaslardan iğne yoluyla ya da damardan verilmesi gerekebilir.

Tartışmalı konular ve yanıtlar

27...

50 yaş üstünde de B12 emilimi ve depolanmasının azaldığı da bildirilmiştir.  B12 vitamini özellikle karaciğerde olmak üzere vücutta depolanır ve eksikliği altı aydan erken ortaya çıkmaz. Bazı vakalarda (özellikle okuduğum bilimsel çalışmalarda Hindistan’da yaşayanlarla ilgili idi)beslenme biçimi nedeniyle B12 alımı sınırlı olan insanlarda altı yıla kadar eksikliğin görülmediğine ilişkin örneklere rastlanmıştır. Ancak bu bilginin de pratik bir değeri yoktur. Tüm bunların yanı sıra vegan anneler için gebelikte ve emzirme döneminde B12 ihtiyacının önemli ve artmış olduğu unutulmamalıdır.

Piyasada satılan B12 vitaminleri bakteriler tarafından üretilir. Bir takım bitki karışımlarından elde edilen B12’nin işe yaradığı henüz gösterilememiştir. Hayvansal gıdalar dışında insan vücuduna yarayan B12 kaynağı besin yoktur. Olan besinlerdeki B12 ya yararsızdır ya emilememektedir ya da işe yaramayacak kadar azdır.

Sürekli B 12 eksikliği yaşayanlar bu duruma bir miktar adapte olabilirler ama bunun da bir sınırı vardır. Eğer B12 üretemiyor oluşumuz evrim ile ilişkili ise bile, yüzbinlerce hatta milyonlarca yıl süren evrim sürecini geri çevirmek mümkün değildir. Geçen yüzyılda topraktaki bakterilerin ürettiği B12 kalıntıları taşıyan, topraktan gelen gıdalarla B12 aldığımıza ilişkin görüşlerin pratik değeri yoktur.

Doğrudur, insan bağırsağında B12 üretilir ve ve emilemeden dışkıyla atılır. Yani bu B12 vitamininin bize faydalı olması için ya kendi dışkımızı yemeliyiz ya da ya da kendi dışkımızın karıştığı toprağı….

Son yüzyıldaki endüstriyalizmin başımıza sardığı en önemli ekolojik felaket olan iklim değişikliğinin en temel nedeni enerji bağımlılığı ve enerjinin üretim biçimidir. Yanısıra endüstriyel hayvancılığın ve beslenme alışkanlığının da iklim değişikliğinin oluşmasında hatırı sayılır bir etkisi olduğunu da biliyoruz. İklim değişikliğinin muhtemel sonuçlarından olan susuzluk, kuraklık ve açlık gezegenin birçok bölgesinde etkili olmaya başladı. Tüm bunlarla birlikte şehir yaşamının gereği olarak mahkûm olduğumuz endüstriyel gıdaları tüketmenin kendi sağlığımızı bir kenara koyarak, gezegenin sağlığını ne kadar olumsuz etkilediğini görmemiz için daha ne kadar felaket yaşamamız gerekecek onu da merak ediyorum.

Tüm bu tartışmaları yaparken unutmayalım ki, hem yemek yemek hem de yemek yapmak yaşamı kutlamak için en güzel etkinliklerden biridir. Bir sonraki yazı da demir eksikliğini tartışmak istiyoruz. Eğer daha acil bir gündem ortaya çıkmazsa…

Savaş Çömlek* – Büşra Akman

*Tıp doktoru