!f İstanbul film festivali ve Boğaziçi Chronicles’ın davetlisi olarak İstanbul’a gelen sanatçı kolektifi The Yes Men çözülmesi olanaksız gibi görünen pek çok sorun için ufak bir umut alanı yaratıyor.
The Yes Men’i ilk duymam bundan 12 yıl önceydi. Düğmesine basınca konuşan Barbie bebekleri ve oyuncak G.I Joe komandolarını alıp, seslerini birbirleriyle yer değiştirmişler ve oyuncakçılara geri yerleştirmişlerdi. Oğluna hediye olarak G.I Joe komandosu alan ana babalar birden ‘hadi alışverişe gidelim’ diyen asker bebekleri duyup şoka girmiş, durum haber bültenlerine taşınınca da The Yes Men ilk zaferlerini kazanmıştı.
Andy Bichlbaum ve Mike Bonnano’dan (gerçek isimleri değil) oluşan The Yes Men ikilisinin asıl tanınmaya başlamaları ise 2004 yılında BBC’yi resmen kandırmaları ile oldu. Dow Chemical adlı böcek ilacı üreten bir şirketin Hindistan’daki fabrikası ‘yanlışlıkla’ zehirli gaz salıp 18.000 insanın ölümüne sebep verince, olayın 20. Yıl dönümünde The Yes Men ikilisi şirketin adına sahte bir web sitesi kurup önemli bir duyuru yapacaklarını anons etti. Web sitesinin gerçekliğini kontrol etme gereği duymayan BBC ise bu duyuruyu canlı yayına taşıyınca olanlar oldu. Zira ekrandaki ‘şirket yetkilisi’ çok üzgün olduklarını ve mağdurlara toplam 12 milyar dolarlık yardım yapacaklarını açıklayınca Dow’un hisseleri birden tepetaklak oldu. Oysa ki o şirket yetkilisi The Yes Men’in Andy’siydi.
Kendilerini gerilla iletişimcisi olarak tanımlayan ve neo-liberal politikalar sonucu ortaya çıkan küresel sorunları yukarıdakilere benzer yöntemlerle gündeme taşıyan The Yes Men bugün bir sanatçı kolektifinden çok daha fazla tanınıyor. Zira onlar BBC, CNN gibi pek çok büyük medya kurumunu, Ticaret Örgütü ve hatta Kanada Hükümeti’ni oyuna getirmeyi başarıp bu sayede medyada duyamayacağımız konuları gündeme taşıyabiliyorlar. Kmileri tarafından ‘sahtecilikleri’ yüzünden tepki çekseler de onlar bu stratejileri yoluyla absürd senaryolar yaratarak çözülmesi olanaksız gibi görünen pek çok sorun için ufak bir umut alanı yaratıyorlar.
!f İstanbul film festivali ve Boğaziçi Chronicles’ın davetlisi olarak İstanbul’a gelen sanatçı kolektifi The Yes Men’in projeleri bunlarla sınırlı değil. Son olarak Gazprom ve Shell’in ortaklaşa petrol arama adı altında buzulları kazarak yok etmelerini eleştiren başka bir proje yaptılar. Hollanda merkezli Shell’in ‘başarılarını’ tanıtmak için gerçek gibi görünen ama içinde insanların olduğu sahte bir kutup ayısını Hollanda’daki bir hayvanat bahçesine götürüp sokmaya çalışmaları, iklim değişikliğinden korunmak için tasarladıkları şişme ‘hayatta kalma’ kıyafeti giyen onlarca insanın New York nehrine dalmasını ve benzeri bir çok proyeji anlattıkları filmleri ‘The Yes Men İsyanda’!f İstanbul kapsamında gösterildi. The Yes Men ayrıca 26 Şubat’ta Boğaziçi Üniversitesi’nde bir konuşma daha yapacak. Meraklıların ve son günlerde karşılaştığımız tüm şiddet, öfke ve umutsuzluk dolu olayların arasında bir nefes almak isteyenlerin kaçırmaması tavsiye edilir. Üstelik işin içinde biraz kahkaha da var.
Işıl Eğrikavuk – Radikal
Haber/Fotoğraflar: Mehmet TEMEL ve Cansu ACAR * Hatay’da depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen kent…
Sivil toplum örgütlerinin hazırladığı raporda, Türkiye’nin yenilenebilir enerji enerjisi kapasitesini artırma hedefi olumlu bulunurken, nükleer…
İstanbul 5. İdare Mahkemesi, Kanal İstanbul Projesi'ne ilişkin alınan rezerv alan ilanı ve 1/100.000 ölçekli…
Devlet Su İşleri’nin Ağva Plajı’na yapmayı planladığı mahmuz projesi askıya çıktı. Projeye göre, plajın sağ…
Gürcü tiyatro topluluğu The Wandering Moon Theatre’ın ikinci yapımı olan “Pirosmani” kukla tiyatrosu gösterisini 16.…
Mavera Maden şirketi tarafından Devrek, Akçakoca, Alaplı’nın Fındıklı, Belen, Kasımlı, Doğancılar, Kocaman ve Alaplı'ya sınır…