Yeşeriyorum

Turistin Geleceği Yol Geyik Kanıyla Sulanmasın…

0

Turistin Geleceği Yol Geyik Kanıyla Sulanmasın…

Ece Bilgin

Çeşme’deyken haber bir duyarlı yürek hayvan dostu tarafından ulaştırıldı bana. İl Çevre ve Orman Müdürlüğü Doğa Koruma  Milli Parklar Şube müdürü Turan Tosun kentimizde Çatacık ve Kalabak  ormanlarında koruma altına alınan geyiklerden altı adedinin yaşlı olması nedeniyle yabancı turistlere  avlandırılmasına karar vermiş!

Sayın Tosun bu şekilde genç geyiklerin yaşlılarca baskı altında tutulmasının engelleneceğini, daha sağlıklı geyik neslinin yetişmesine katkıda bulanacağını belirtmiş. İhaleyi kazanan turizm şirketi avlanacak geyik başına 15 bin TLl ödeyecekmiş.Yaşlı olduğuna karar verilen geyikler 7 ila 15 yaş aralığındaymış. Geyiklerin ortalama yaşam süresi ise 15 -16 yıl kadarmış. Bu demek oluyor ki, yarı ömrünü tamamlayan geyik yaşlıdır, gençlerin önlerini tıkadığı için öldürülmeye aday gösterilebilir.

Şimdi ben naçizane bir senaryo yazdım, o bahsi geçen geyiklerle onun ölümüne karar vermiş olan bir yetkiliyi biraz söyleştireceğim:

Geyikler ormanda mutlu mesut yaşamaktadırlar, ortamda tam bir huzur ve güven vardır, onlar zaten bilmektedirler ki koruma altındadırlar. Bu ne demektir? “Biz korunuyoruz, besleniyoruz seviliyoruz, kötü niyetli insanlardan uzak tutuluyoruz.” Sonra sahneye yetkili girer, geyikler ona alışıktır ürkmezler, o da gider geyiklerden yaşları yedinin üzerindeki altı tanesini gözüne kestirir, gelip omuzlarına dokunur, geyikler güzel başlarını nazlı nazlı döndürür, postları kızıla çalmaktadır, bazılarının boynuzları ihtişamla uzamıştır, güzel  hareli gözleriyle merakla bakarlar. Yetkili Eylül ayından sonra bir grup turistin onları vurmaya geleceğini, bu süre zarfında hayatın tadını çıkarmalarını söyler.

Geyikler şaşar “İyi de neden, hani biz koruma altındaydık?” der. Yetkili gülümser, başıyla genç geyikleri işaret eder, “onların yollarını tıkıyorsunuz, eş bulmada zorlanıyorlar, siz gidince öbür dünyaya, genç nesil daha mutlu olacak” der. Geyikler tatmin olmazlar bu yanıttan, “sırf bu nedenle mi bizi vurduracaksınız” diye sorar. Yetkili” hem o hem de şehrimizde av turizmini kalkındıracağız, sizin kellelerinize verilecek paraların yüzde otuzunu civar köylerin kalkınması için harcayacağız” der.

Çoğu umutsuzca haklarında çıkartılan ölüm fermanına boyun eğer, ama içlerinde en uzun boynuzlara sahip, yaşı yedinin biraz üzerindeki geyik itiraz eder, o ormanı çınlatan böğürtüsüyle haykırır “ Bu ne biçim bir mantık, hem bizleri koruma altına aldığınızı söylüyorsunuz hem de böyle saçma sapan bir nedenle doğanın kendi düzenine insan aklınızla engel olup yaşamlarımızı üç kuruşa, yabancı avcılara satıyorsunuz? Benim buna itirazım var” der.

Yetkili, bu güçlü haykırıştan önce ürker ama çabuk toparlanır, bir kez yaşamları hakkında ölüm fermanı çıkmıştır, canı alanlar memnun, satanlar memnun, “turist gelişi olacak, köylüler nemalanacak, bu kaba geyiğin itirazlarına kim kulak asar ki!” diye düşünür.Vakti geldiğinde ilk kurşuna hedef o olur diye içinden geçirir. Altı geyiği dertleriyle baş başa bırakıp gitmek için harekete geçer. Ulu sesli geyik arkasından koşar yetişir, “Dur daha sözlerim bitmedi” der. “Siz insanlar, yaşlı anne babalarınızı, soylarınızın güçlü olması, nesillerinizin sağlıklı gelişmesi için belli yaşlara geldiklerinde öldürülmeleri konusunda ferman çıkartıyor musunuz? Neden bizi bize bırakmıyorsunuz? Zaten güçleri azalan erkek geyikler gençlerle yaptıkları liderlik savaşını kaybetmekte, eşleşme işlerini onlara bırakmakta. Doğa dengelerini bir güzel kurmuş, neden bizi ecelimizle ölüme bırakmıyorsunuz, hatta bu şekilde ormandaki diğer vahşi hayata da katkımız olduğunu neden görmezten geliyorsunuz? Annenize babanıza yapmadığınızı bize neden reva görüyorsunuz? Elinize silah alınca siz şimdi dünyanın efendisi mi oluyorsunuz, bizim hayatlarımız 15 bin liradan daha değerli değil mi?” diye sorar.

Soluk soluğa  acı bir ses tonuyla devam eder: “Kentinize turist çekmek için illaki bizim kanlı cesetlerimiz, yaşanmamış hayatlarımız mı gerekli? Siz nasıl ‘Doğa Korumacısınız’, benim hayvan aklım bu işi hiç ama hiç almadı” diyerek sözlerine son noktayı koyar. Orman bir anda susar, ağaçlardaki hışırtı durur, kuşlar cıvıltıyı keser. Genç geyikler ne yapacaklarını bilemez bir şekilde başlarını önlerine eğer, olacaklardan kendilerini sorumlu tutar, korkunç son o yaşlarını doldurdukları söylenen geyikler için gerçekleşecek midir? Yoksa akıl, vicdan, yaşama saygı galip mi gelecektir? Kimseler bilemez!..

Sayın Tosun, aynen o kızıl geyik gibi benim aklım da hiç ama hiç almadı Eskişehir’imizin o kadar güzelliği, özelliği varken, turiste giden yolları geyik kanıyla sulamak. Bu bir doğa korumacısına hiç yakışıyor mu? Bırakın o nadide hayvanlar ecelleriyle ölsün. On beş bin lira gibi bir bedele, koruma altında dediğiniz o zavallıların hayatlarını satmayın, sattırmayın!

Kategori: Yeşeriyorum

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.