Hayvan HaklarıKoronavirüs SalgınıManşetTarım-Gıda

Koronavirüs salgını sırasında vegan beslenmeden uzak durmamız gerekiyor mu?

Koronavirüs salgınıyla mücadelede belki de en çok zorlandığımız konulardan biri doğru bilgi ile yanlış bilgiyi birbirinden ayırt etmek oldu.

Salgının başlangıcından itibaren virüse karşı korunmak için sunulan çeşitli öneriler de havada uçuşuyor: Sıcak suyla duş alın, kelle paça yiyin, dut pekmezi için…

Yeni iddia: Vegan beslenmeden uzak durun

Geçtiğimiz gün bu önerilere bir yenisi eklendi. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Fatih Evcimik, DHA’ya verdiği demeçte “Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için dengeli beslenin, özellikle bu dönemde vejetaryen ve vegan beslenmeden uzak durun” ifadelerini kullandı.

Söz konusu haber pek çok medya kuruluşunda da doğrudan yayınlandı. Biz de vegan beslenme ve koronavirüs arasındaki ilişkiyi Koç Üniversitesi Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı ve vegan beslenme uzmanı Dr. Suat Erus ile konuştuk.

Dr. Erus: İddiayı destekleyen bir çalışma yok

Evcimik tarafından ortaya atılan iddiayı destekleyen herhangi bir çalışma olmadığını belirten Erus, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Vegan beslenmek bağışıklık sistemini çökertmediği gibi aksine güçlenmesini sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Haberin kendi içerisinde de tutarsızlıklara sahip olduğunu söyleyen Erus, “Haberde de ‘vegan beslenmekten uzak durmak lazım’ cümlesinin hemen öncesinde her gün meyve yemeye vurgu yapılmış. Sanki vegan beslenenler meyve yemiyormuş gibi. Aksine veganlar sebze ve meyve ağırlıklı beslendiği için daha çok vitamin ve mineral alıyor” dedi.

‘Pazarlama sisteminin dayatması’

Bu tarz söylemlerin “hayvansal beslenmezsek bir şeyler eksik kalır” algısıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Dr. Erus, “Balık yemezsek Omega-3, süt içmezsek kalsiyum, et yemezsek demir alamayız gibi bir intiba var. Bu da daha çok hayvan merkezli pazarlama sisteminin dayatmasının bir sonucu. Halbuki bunların hepsini et yemeden de doğadan alabiliyoruz” diye konuştu.

Tek istisna D ve B12 vitaminleri

Erus, bunun tek istisnasının D ve B12 vitaminleri olduğunu söyledi. Ancak bu vitaminler de hayvanların yeterince sentezlediği vitaminler değil ve çoğu zaman hayvanların kontrollerde sağlıklı gözükmesi için onlara da takviye olarak veriliyor.

İnsanlar da eski zamanlardaki gibi topraktan beslense ve güneş ışığı alsa bu vitaminlere ihtiyacı kalmayacağını söyleyen Erus, “Biz şehirlerde yaşadığımız ve hijyen kurallarına uyarak yiyecekleri yıkayarak tükettiğimiz için bu vitaminlerin eksikliğini çekiyoruz. Bu durum vegan beslenmenin değil, kendimize yarattığımız modern dünyanın sonuçları. Hayvansal beslenenlerde de bu eksiklikler gözlemlenebiliyor” dedi.

‘Vitaminler yalnızca günü kurtarır’

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için özellikle salgın döneminde çok fazla kişinin multivitamin takviyesine yönelmesinin de doğru olmadığını belirten Erus, “Vitaminlere bu kadar yönelinmesi de pazarlama stratejisinin bir sonucu. Aslında vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bütün vitamin ve mineralleri mevsimindeki sebze ve meyveleri tüketirseniz alıyorsunuz” değerlendirmesinde bulundu.

Yetersiz kalınan noktada çinko ve C vitamini gibi antioksidan içeren takviyelerin alınabileceğini belirten Erus, “Çünkü her gün dağ çileği vs bulma imkanımız olmayabilir. Ancak şunu bilmek lazım ki vitamin kullanımı sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarı değil. Meyve ve sebzelere ulaşılmadığında almak için kısa bir yol. Günü kurtarmaya yönelik. Uzun vadede dışarıdan alınan özellikle bağışlık sistemini kurtarıcı bir yol değil. Sadece vitaminler açısından değil, içerdiği kimyasallar açısından sebze ve meyveleri tüketmemiz gerekiyor” dedi.