Kültür-SanatManşet

Kemal Kocatürk, “Bir tiyatro insanının sözünü söyleme hakkını kimse elinden alamaz”

0

Yeni tiyatro sezonu Ekim ayında başlıyor. Devlet Tiyatrolarından belediye tiyatrolarına belediye tiyatrolarından, sadece, -maalesef- İstanbul ve Ankara’da varlık gösterebilen özel tiyatrolara dek pek çok kurum, yerli ve yabancı oyunla seyirci karşısına çıkacak.

Hangi tiyatro ne yapıyor, yerli ya da yabancı hangi oyunları hazırlıyor diye merak edip, ulaşabildiklerimle, söyleşiler yapayım dedim ve ilk söyleşiyi, İBBŞT oyuncusu ve yönetmeni, Tiyatro Kumpanyası’nın genel sanat yönetmeni, yazarı, oyuncusu, yönetmeni, turneye çıkanı, koşullar ne olursa olsun tiyatro yapmaktan vaz geçmeyeni olan Kemal Kocatürk ile yaptım.

Kemal Kocatürk

Kemal Kocatürk

Yapacağım söyleşiler, sezon boyunca, Yeşil Gazete internet portalinden yayımlanmaya devam edecek.

2016 2017 sezonu boyunca tiyatro yapacak tüm arkadaşlar iyi icralar, iyi icralara bol alkışlar dilerim…

***

Murat Akdağ : Kemal abi sana, “Yeni çalışmaların neler, ne düşünüyorsun, yeni sezon için ne planlıyorsun merak ediyorum?” gibi sorular sormak istiyorum ama seni bulmuşken önce İBBŞT’den ihrac edilme meselenizi sormak isterim. Nedir bu ihraç meselesi?

Kemal Kocatürk

Kemal Kocatürk

Kemal Kocatürk : Öncelikle şunu söyleyeyim, ihraç edilmedik. Şu an sürülme aşamasındayız. Hukuki olarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 137. maddesi gereği “açığa alındık” ve ya “meslekten el çektirildik” Bakalım süreç nereye evrilecek?

M.Akdağ : Peki size bu açığa alınmanın nedeni olarak ne gösteriliyor?

K.Kocatürk : Bize şu ana kadar, bu açığa alınma ile ilgili bir neden bildirilmedi. Hepimiz bekliyoruz bize sunulacak nedeni ama bence bu açığa alınmanın nedenini, bizi açığa alanlar da bilmiyorlar

35

Açığa alınan aktörlerin ve aktiristlerin 15 Temmuz darbe girişimi ile bir alakalarının olmadığı açık. Bana kalırsa, birileri, bir şekilde bir yerlere bir çomak soktu. “Ortalığı karıştırmak isteyen birileri var” diye düşünüyorum. Bizi, kadrolu ve yevmiyeli İBBŞT oyuncularını kurum dışı bırakıp, kurumu işlevsizleştirmeye çalışıyorlar. Ortaya çıkan bu durumdan kim ne gibi bir çıkar sağlıyor ya da ileride sağlayacak şu an bilmiyorum. İşin nereye varacağını, arkasında neyin olduğunu, dilerim ilerleyen zamanlar da anlarız.

M.Akdağ : Size yöneltilen suçlama FETÖ\PDY üzerinden değil mi?

K.Kocatürk : Hayır. FETÖ\PDY ile ilişkilendirilmedi bizim açığa alınmamız. En azından şimdilik ilişkilendirilmedi ama şu günlerde yapılan tüm gözaltılar, ihraçlar, açığa alınmalar FETÖ\PDY ile ilgili olduğu için, bizimki de öyle algılandı.

32

Açığa alınan altı kişinin altısı da muhalif kimliği ile bilinen inşanlar. Biz, 15 Temmuzdan önce de, 17-25 Aralıktan önce de, Gezi’den önce de, hatta AKP’den önce de muhaliftik. Hepimizin kim olduğu, geçmişte neler yaşadığı, hangi geleneklerden geldiği ortada.

Ayrıca, biz açığa alınmadan çok önce, zaten, bizim adımıza, belediye teftiş kurulunun açmış olduğu bir soruşturma vardı. Bu soruşturma şimdi, Cumhuriyet savcılığına intikal edilmiş durumda. Durum bu.

M.Akdağ : Anladım. İBBŞT de ki durumlar, klasik, devlet reflekslerimize uygun olarak ilerliyor ama senin birde TİYATRO KUMPANYASI adında 2012 yılında kurduğun bir tiyatron var. İBBŞT seni atıl kılmaya çalışırken, sen TİYATRO KUMPANYASINDA neler yapıyorsun?

30

K.Kocatürk : TİYATRO KUMPANYASI’NI böyle günler için kurulmuş bir yapı zaten. İBBŞT tarihi, kurucumuz Muhsin Ertuğrul’dan bu yana, nitelikli sanatçılarını atıl kılma, görevden uzaklaştırma, işlevsizleştirme örnekleri ile doludur. Ben, İBBŞT içinde, yaşadığım bir önceki kriz sırasında kurum dışı yapılanmanın gerekliliğini fark etmiştim. Bu fark edişin son halkası olarak da TİYATRO KUMPANYASI kuruldu.

Bir tiyatro insanının, sözünü söyleme hakkını kimse elinden alamaz. Gerekirse sokağa çıkar, bağır çağır sokakta da söyleriz sözümüzü. Kim zaman zaman, sokakta ya da açık alanlarda da oynuyorum oyunlarımı. Önemli olan, özü sözü bir oyunlar üretmek, üretmeye devam edebilmek.

M.Akdağ : Yeni sezon için hazırladığın bir oyun var mı?

K.Kocatürk : Var. Yeni birkaç proje aslında ama şu ara, Nedim Gürsel’in “Melek Şeytan Komünist” romanı öne çıkıyor.

31

Roman, Nazım Hikmet’in bilinmeyen yönleri üzerinde ilerliyor. Bu romanı tiyatro oyununa uyarlamak istiyorum. Ayrıca bu yıl, Nedim Gürsel’in 50. yazarlık yılı. Eğer bir aksilik olmaz da romanı sahneye uyarlayabilirsek, Nedim Gürsel’in 50. Yılına bir armağan da olacak.

Kendisi de projeye dair çok heyecan duyuyor. Ayrıca romanı okuyanlar bilecektir, Nazım bu romanda çok başka bir yerden, çok başka bir dille anlatılıyor. Bu anlatıyı sahneye taşıyarak, bu toprakların Nazım’a olan borcunu da ödemiş olmayı istiyoruz.

M.Akdağ : Romanı biliyorum. Nedim Gürsel’in edebi metninden nasıl bir sahneleme gerçekleştireceksin çok merak ediyorum. Peki turneler… Sen TİYATRO KUMPANYASI ile pek çok turne yapıyorsun. Ülkenin pek çok yerine gidiyorsun İstanbul’da ve genelde Türkiye’nin farklı farklı yerlerinde oyununu paylaştığı seyircilerin tiyatroya olan ilgileri hakkındaki gözlemlerin neler?

K.Kocatürk : Valla Türkiye’de tiyatro seyircisinin tiyatro, olmazsa olmazı değil. “olmasa da olur” ya da “olsa izleriz ama olmazsa da sorun değil” diye bakar Türkiye’de seyirci tiyatroya.

Bunun dışında kemikleşmiş bir seyirci varsa Türkiye’de o da büyük kentlerin nüfusunun, ancak yüzde ikisi kadardır. Pek çok küçük kentimize ya da kasabamıza, bazen yıllarca tiyatrolar turne yapmaz. Siz hiç “kentimize ya da kasabamıza neden tiyatro gelmiyor” diye eylem yapıldığını işittiniz mi? Tabi, tiyatronun bu kısıtlı etki alanı iktidar için de tehdit oluşturmuyor. Dar bir alanda tiyatro yapıyoruz ve dar bir çevre bizi takip ediyor.

36

Örneğin İstanbul’da, Avrupa yakasında, kaç tane tiyatro mekanı kaldı? Eskiden, benim öğrencilik yıllarımda tiyatronun merkezi Beyoğlu idi. Şimdi Beyoğlu’nda sahne kalmadı. Taksim Sahnesi yıkıldı. AKM şu anda bir reklam panosuna dönüşmüş durumda. Muammer Karaca Sahnesi çürümeye terk edilmiş durmada ve bu sahnelerin asıl sahibi olan tiyatro seyircisi ne yapıyor? Hiç!

Burada biz kendi kendimize, kendi acımızdan dolayı, kendi vicdanımızı rahatlatmak için tiyatro yapıyoruz.

M.Akdağ : Bu durumda tiyatronun, tartışma yaratması, gündem belirlemesi ve algı oluşturması mümkün değil mi?

K.Kocatürk : Mümkün değil. Bu söylediğin şey geçmişte olmamış değil. 1960’lı ve 70’li yıllarda yapılmamış değil ama bugün, bu koşullarda yapılamaz. Ne seyircilerimiz tiyatroya bu tür saiklerle geliyor ne de tiyatrocular bu tür arayışlara karşılık olabilecek türden tiyatro yapıyoruz. Tüm toplumda genel olarak bir idare etme durumu var. Şu an böyle. İlerde ne olur bilemem.

M.Akdağ : Bahsettiğin 1960’lı ve 70’li yıllarda çok aktif olmuş. Politik tiyatronun merkezinde yer alıp kendine özgü bir duruş ve oyunculuk geliştirmiş bir tiyatro insanı olan Erkan Yücel vardır. Sen, Erkan Yücel ile Erkan Yücel’i 1985 yılında trafik kazasında hayatını kaybetmeden önce bir dönem çalışmış birisin. Bugün Erkan Yücel hayatta olsa nasıl bir tiyatro yapardı?

Erkan Yücel, çocukları Doğu ve Fırat ile

Erkan Yücel, çocukları Doğu ve Fırat ile

K.Kocatürk : Tabi ki politik tiyatro yapmayı sürdürürdü. Erkan abi sözünü söyleyebilmek için çok acı çekmiştir. Oynadığı oyunlardan dolayı tutuklanmıştır, hapis yatmıştır, işkence görmüştür. Politik tiyatro yapmak isteyen insanların önünde hepimiz için bir şirazedir. Bugün hayatta olsa hepimiz onu baz alarak işler yapardık bence. Ben kendi adıma, yaptığım işleri Erkan abi’ye referansla yapıyorum hala.

M. Akdağ : Peki bu söyleşi için çok teşekkür ederim. Umarım İBBŞT deki karmaşa tez zamanda çözülür. Nedim Gürsel’in harika romanı ŞEYTAN MELEK VE KOMİNİST’den yapacağın sahne uyarlamasınnı da çok merak ediyorum. Oyun hazır olduğunda bir söyleşi daha yaparız belki…

K.Kocatürk : Ben teşekkür ederim Ne olup biteceğini hep birlikte göreceğiz. Umarım her şey herkes için iyi olur.

38-Murat-Akdağ

 

Röportaj: Murat Akdağ

(Yeşil Gazete)

Kategori: Kültür-Sanat

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.