Yeşeriyorum

Kadınlara Karşı Nefrete ‘Cinnet’ Diyenlere…

0

Gözlerinden yaşama sevinci fışkıran bir kadının pisi pisine öldürülmesini “aşk kurbanı” başlıkları ile verdi gazeteler. Demet öğretmenin öldürülmesini, gazete sayfalarında her gün karşılaşıp durduğumuz bildik başlık ve klişe ifadelerle okuduk yine.demet-ogretmen (1)

İşin iç yüzünü yansıtmadı yine haberler. Bu bir aşk cinayeti değildi oysaki. Bu bir nefret cinayeti idi. Demet öğretmen kendisine âşık olduğunu söyleyen adama hayır dedi. Üstelik hayır demesinin onda yaratabileceği kırıklığı öngörüp, bunda kendisinin hiçbir hatası olmadığını bilmesine rağmen, özür dileyebilecek kadar naif biçimde ve empatiyle. Bu nasıl bir nefrettir ki, kendisine hayır denilmesini hazmedemedi cani canlı. Öldürmeye daha önceden karar vermişti. İlk olarak, vücudunun yaralanacak bir bölgesini değil; doğrudan boğazını seçti, Demet’in. Sonraki 22 bıçak darbesi cansız bedenine savrulan nefret darbeleriydi. Kadına yönelik bu nefrete, cinnet demek, bunu hastalıklı bir halin sonucu gibi gösterip münferitleştirmek; Demet’e ve Demetler’e vurulabilecek en kesici en öldürücü darbe. Kadınlar, önce erkekler tarafından öldürülüyor ve sonra cansız bedeni erkek medya tarafından bir kez daha öldürülüyor.

Bu sefer daha yakından acıttı canımızı Demet öğretmenin öldürülmesi ve tekrar öldürülmesi.

Demet’in yakın bir arkadaşı çok sevdiğim bir arkadaşım.

Bugün kalbimin yine deli gibi atmasına sebep olan, ağlamaktan kendimi alamadığım bir mail gönderdi bana. Ben de sizinle paylaşmak istedim bu maili.

Demet için….

Hani çok sevmem aslında böyle duygusal halleri alenen paylaşmayı. Ama bu seferki başka… Bu sefer anlatmazsam, zehirleyecek beni bu acı. Okumuşsunuzdur Adana’da evinin önünde bıçaklanarak öldürülen Demet öğretmenin hazin sonunu. Her gün yaşanan kadın ölümlerinden biri işte… Her gün yaşanan ve biz kadınların durduramadığı vahşetin bir başka resmi yani…

Ama bu kez başka bir anlamı var benim için bu üçüncü sayfa haberinin. Demet benim arkadaşımdı, canımdı. Biz onunla birlikte büyüdük. Lisede aynı sınıfı ve aynı soğuk yatakhaneyi paylaştık. Ben her sabah onun nasıl “edalı” uyandığını bilirim (bu tabire çok gülerdi), o benim çayı şekersiz içtiğimi… Daha bir dolu şey biliriz birbirimiz hakkında, gerekli gereksiz, özel genel bir dolu şey… Ama artık bilemeyeceğiz. Çünkü artık Demet yok. Çünkü bir cani, bir kendini bilmez onu bizden aldı. Demetin ışıltılı gülüşü yarım kaldı. Canım yandı, yanıyor ve dayanamıyorum!

Bunları neden anlattığımı bilmiyorum. Sadece onu herkes bilsin istiyorum. Herkes onun ne kadar özel ve değerli bir kadın olduğunu bilsin ve ömründe ona yer açsın istiyorum. Demet unutulmasın istiyorum… Demetin yaşayamadıkları, yaşayamayacakları boğazlarımızda düğümlensin de onu çözmek için her gün daha bir özenle, her gün daha bir inatla yaşayalım ve Demet yitirdiğimiz son kadın olsun diye var gücümüzle çabalayalım istiyorum. Bunları yapalım ki acım biraz olsun eksilsin istiyorum.

Ama en çok onu geri istiyorum… Yarın sabah onunla kahvaltı etmek, çayımı yudumlarken dur durak bilmez espirilerine karnımı tuta tuta gülmek istiyorum. Akşam eğlenmeye giderken aynanın önünde makyaj yapışını izlemek istiyorum…

Herkes bilsin ki, sevmediği ve sevmediğini kendi zarifliği dahilinde anlattığı adamdır Demetin katili. Yani yazıldığı gibi sevgilisi falan değil o herif. Hep dedim yine diyorum: Demeti seven veya Demetimin sevdiği herhangi biri ona asla kıyamazdı. Onun ışıltılı gülüşü herkesi kendine sevgiyle bağlardı ve biliyorum gerçek sevgi böyle acımasız bir katil yaratmazdı.
Bir ironi midir bilmem. Demet “kurban olurum” derdi sevdiklerine. Gazeteler “Karşılıksız Aşk Kurbanı” yazdılar onun için, sevmediği bir adama “Kurban” eylediler Demeti… Demetim o caniye kurban olmadı, hayır olmadı! O, güzel gülüşüyle bu çirkin hayatı terk etti sadece.  Erken ve aniydi gidişi ve koskocaman, katıksız bir acı bıraktı ardında…

Şimdi o gitti. Geride kirliliği yokluğuyla tescillenmiş bir dünya kaldı. Onu özleyeceğim ve onunla paylaşamadıkça eksileceğim biliyorum… Ama yaşayacağım ve mücadele edeceğim. Çünkü KADINLARIN ECELLERİYLE ÖLECEĞİ BİR ÜLKE, BİR DÜNYA İSTİYORUM! Ve o ülkenin sokaklarına Demet’in ve kaybettiğimiz binlerce kadının heykellerini dikmeyi düşlüyorum…

Candan Dumrul

09.11.2009

Ankara”

Nursel Şengür

Feminist Aktivist

Bursa

Kategori: Yeşeriyorum

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.