Köşe Yazıları

İşte “Yeni” Anayasamız…

0

Bugünkü Radikal gazetesinde bir köşe yazarı yazısına “12 Eylül cumhuriyeti bitti” başlığını atmış. Dün sabahki gazetelerde gördüğüm iki manşet de şöyleydi: “Halk yönetime el koydu” (Taraf ve Star), “Türkiye darbe ayıbını temizledi “ (Sabah).

“İyimser” yorumcular bu anayasa değişikliği sayesinde 30 yıl sonra 12 Eylül düzeninin bittiğini müjdeliyor ve askeri vesayetten kurtulduğumuz söyleniyor.  Biliyoruz ki, 1982 Anayasası üzerinde daha önce de defalarca kapsamlı değişiklikler yapılmıştı, bundan çok daha kapsamlı değişiklikler… Ama biz düne kadar 12 Eylül düzeninin sürdüğünü söylüyorduk. Geçici 15. maddenin kalkması elbette çok önemli bir gelişme ve iki elimiz darbecilerin yakasında olmalı, ama 1982 Anayasasını darbe anayasası yapan sadece geçici 15. madde miymiş, bunu anlayamıyorum. Ya da Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçiliş biçimi mi?

İsterseniz iki gün önce değişen “yeni” anayasamızı açıp en baştan biraz okuyalım:

Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda… (…) Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği… (…) Her Türk vatandaşının (…) millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu, Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu…  (Anayasa’nın Başlangıç bölümü)

Biraz da maddelere girelim mi?

Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı… (Madde 14); Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. (Madde 24); Herkes, düşünce ve kanaatlerini (…) açıklama ve yayma hakkına sahiptir.(…) Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, (…) amaçlarıyla sınırlanabilir. (Madde 26); Süreli veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçların soruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hâkim kararıyla; Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlâkın korunması ve suçların önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir. (…) Türkiye’de yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, millî güvenliğe ve genel ahlâka aykırı yayımlardan mahkûm olma halinde, mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir. Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan her türlü yayın yasaktır; bunlar hâkim kararıyla toplatılır. (Madde 28); Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. (Madde 33); Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. (Madde 34); Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. (Madde 42); Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. (Madde 51); Devlet, istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. (Madde 58); Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. (Madde 66)

Çok sıkıcı bir yazı oldu biliyorum. Benim de içim sıkıldı. Ama anayasa maddeleri bitmek bilmiyor, benzer alıntılar da bitmez…

Son olarak birkaç alıntı da anayasanın teminatı olduğu 12 Eylül Türkiye’sinin en önemli diğer iki kanunundan yapıp öyle bitireyim, sabrınıza sığınarak:

Siyasi partiler (…) Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak çalışırlar. (Siyasi Partiler Kanunu , Madde 4)  Yükseköğretimin amacı a) Öğrencilerini; (1) ATATÜRK İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı, (2) Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan,(3) Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu, (4) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren (…) b) Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak, refah ve mutluluğunu artırmak amacıyla; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak ve hızlandıracak programlar uygulayarak, çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı haline gelmesini sağlamak (Yüksek Öğretim Kanunu, Madde 4); Yükseköğretim, aşağıdaki “Ana ilkeler” doğrultusunda planlanır, programlanır ve düzenlenir: a) Öğrencilere, ATATÜRK inkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı hizmet bilincinin kazandırılması sağlanır.b) Milli Kültürümüz, örf ve adetlerimize bağlı,kendimize has şekil ve özellikleri ile evrensel kültür içinde korunarak geliştirilir ve öğrencilere, milli birlik ve beraberliği kuvvetlendirici ruh ve irade gücü kazandırılır. (Yüksek Öğretim Kanunu, Madde 5)

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü… Milli kültür… Milli güvenlik… Genel ahlak…

Deli gömleğinin kolları uzayıp gidiyor…

Aklı başında insanların bunların farkında olmadığını iddia etmiyorum elbette, yeni bir anayasa isteyen demokrat kesimlerin bunlara razı olduğunu da… Ama darbe anayasasının çöpe gittiğini söyleyecek kadar abartmaya da insaf diyorum!

Eğer elimizde dün itibariyle “yeni” bir anayasa varsa, bu “yeni” anayasa hala askeri anayasadır, 12 Eylül anayasasıdır, darbe anayasasıdır.

İşimiz zaten zor, bunu görmezden gelirsek daha da zor olur.

Bu anayasayı, “ekleriyle” beraber, tamamen çöpe atmaktan ve yeni anayasayı sivil toplumun elleriyle yapmaktan başka çaremiz yok…

Yönetime ancak böyle el koyabiliriz…

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.