Dış Köşe

Derbide Ne Oldu? – #çarşıyıYedirmeyiz / Yiğit Kalafatoğlu

Adaletin bittiği yerde kaos başlar.
Ancak, orada #çArşı varsa; Beşiktaş’ın menfaatleri kaostan da önde gelir.

GİRİZGAH

* Bugüne kadar onlarca maç izledim. Deplasman gördüm. Babamla gittiklerimi saymazsak, en azı 15 senedir, kapalının göbeğinde maç izliyorum.
* Beni bilen bilir. Semtte doğdum. Semtte büyüdüm. Ailem #çArşı’da 40 yıldır esnaf. Yetiştiğim kadarıyla hemen her taraftar grubu ile tanışıklığım veya bir bira içmişliğim vardır. Hiçbirine mensup değilim, olmadım, olamayacağım.
* Bu takım, bu taraftar, onlarca badireler atlattı. Vurdu, vuruldu. Bölündü, sendi, sevildi, yeri geldi ötekileşti, yeri geldi sahiplenildi. Ama asla bugünkü gibi bir manzaraya mahal vermedi.
* Bu bir tesadüf değildir. Kim ne derse desin.
* Dışarıdan bakınca ne görülüyor bilmiyorum ama, “taraftar” olmakla “tribün kovalamak” arasındaki ince çizgide gizlidir doğru gözlükle bakabile yetisi.
* Bu açıdan bugün yaşananların nedeni her ne kadar münferit bir hadiseden kaynaklı da olsa, sadece bugüne ait değildir. Ve en önemlisi sorumlusu asla #çArşı değildir.

MAÇ ÖNCESİ

* Olimpiyat’taki hemen her maç zulüm. Bugün de maça yaklaşık 3 saat önce girdik.
* Stadın %25’i o saatte doluydu. Ardından maç saatine kadar muazzam bir kalabalık oldu.
* Doğu tribünün sağ ve sol tarafındaki açık tribünlerden maça yaklaşık 1 saat kala, en az 3-4 bin kişi de, hem tartan piste atlayıp,
hem de tellere tırmanıp aramıza katıldı. Bir ara gişeleri patlatıp, içeriye giren taraftarı saymıyorum bile.
* 76.000 kişilik bir stadyumda, tribün insanı bilir, bir koltukta iki kişi, sanki İnönü Kapalısı gibi, ayakta maç izledik. Bugün, orada; nereden baksan 90.000 kişi vardı. Alışkın olduğumuz bir atmosfer olsa da, kalabalık Olimpiyat için alıştığımız gibi değildi. Buna bağlı sağlanan güvenlik de öyle.
* Ben yıllardır, güvenlik aramasından bu kadar rahat girdiğim bir maç hatırlamıyorum.
* Hatta stad çevresinde ve içinde o kadar az kolluk kuvveti vardı ki, dost sohbetlerinde esprisini bile yaptık.
İnönüde 50 kişiye bir çevik düştüğü günleri hatırlıyoruz böyle iş mi olur?. Oluyor.
* Bu arada stad da, takım da, seyirci de muhteşemdi. Herkesin kafasında ise, dokuz puanlık puan farkı ve galibiyetin Beşiktaş’a yar edilemeyeceği.
* Düdüğün sahibi de Aydınus olunca..

MAÇ

* Spor, sermaye, iktidar ve medya ekseninde güdülenen taraftar kitlesi, Beşiktaş jogo-bonito yaparak farkı açsa dahi, 3 puanın kendisine yedirilmeyeceğinden emin ve tedirgindi. Derken maç başladı.
* Oldukça da iyi başladı. Ardı ardına pozisyonlar, orta sahada pres, kaçan goller, istekli bir takım, derken gelen gol, yan hakeme rağmen galibiyetle kapanan bir ilk yarı.. Muhteşemdi.
* Ne olduysa, ikinci yarıda oldu. Maç bir anda dengelendi. Bunda Fırat Aydınus’un kullandığı “takdir hakları” ciddi etki yarattı. Nasıl yaratmasın?
Bir yanda da aklımızda Burak Yılmaz’ın geçen sene gasp ettiği 2 puan varken, Serdar Kurtuluş’un ikili mücadelede yere düşmesi, üzerine basiretin bağlandığı bir pozisyon ve yenen gol. Sinirler iyice gerildi.
* Bu arada dileyen Beşiktaş’ın Aydınus karnesine bakabilir.
* Pozisyon fauldür değildir, ben orada değilim. Tamamen kitle psikolojisini daha iyi idrak edebilmeniz için detaylı yazıyorum.
* Futboldur, herşey olur.
* Tıpkı, Burak Yılmaz’ın elle aldığı topun, hakemlerce görülememesi sonrası golle sonuçlanarak, emek hırsızının literatürüne bir yenisini eklemesi gibi.
* Zaten sinirler de bu noktada iyice gerildi…

MEVZU

* Herşey, 82. 83. dakikalarda başladı. Doğu alt tribünden bir kısım taraftar, ufak ufak çıkmaya başladı.
* Evet, bizim tribün buna alışık değildir. O nedenle de üst tribünde bizim de olduğumuz taraftan buna tepki gösterenler oldu.
* Tepki söz dalaşına, oradan küfüre, derken yukarıdan aşağıya su ve su şişesi atılması ile devam etti. İpler de o noktada koptu.
* Doğu üst tribün aşağıya inerek büyük bir kavganın çıkmasına neden oldu.
* Kavgayı başlatan da, müdahil olanlar da tribünün tanıdığı isimler. Daha önce yüzlerce defa benzerini gördüğümüz türde bir tribün kavgası alsında.
* İlginç olan ise 5 kişi ile başlayan kavganın, en az 500 ila 1000 kişinin olduğu bir alana yayılması ve 8-9 dakika devam etmesiydi.
* En ufak bir olayda, tribüne müdahale eden güvenlik görevlilerinin, hatta çevik kuvvetin, bu kadar büyük bir kavgaya sessiz kalmasıydı.
* O kadar çok çocuk, kadın ve orta yaşlı insanın olduğu bir yerde, üstelik, bu insanların polisi göreve çağırmasına rağmen,
kimsenin kılını kıpırdatmaması inanılmazdı.
* Bir ara, Rıdvan Akar’ı gördüm. Altta kavga ayırmaya çalışırken, kendini bilmez birinin yumruğunu yedi.
* Sonra 3-4 arkadaşı ile yere sırt üstü yere düştü, üstüne insanlar..
* Korkudan şoka giren çocuklar, çığlık atan kadınlar.. Western film karesinden bir sahne gibiydi.
* Kavga o kadar büyüktü ki, maçın bütün heyecanına rağmen, Doğu üst tribün kitlenmiş bir vaziyette izledik. Elimizden birşey gelmedi.
* Bu esnada doğal olarak şiddetten kaçanlar, sahaya indi. Tartan pistin üzerinde kadınlar, çocuklar… kavgadan kaçanlar..
* Güvenlik halen sessiz, sakin.
* İşte o anda, Melo’nun Fernandes’e çok sert daldığını gördüm. O ana kadar bir çok tavrını eleştirdiğimiz Aydınus, Melo’yu attı.
* Bana soracak olursanız, basiretsiz bir hakem olarak gösterdiği kötü performansı, bu eyyam ile örteceğini düşünüyordu.
* Ne şiş yansın, ne kebap hesabı…
* Futbolcular da bunun farkında olacaklardı ki, bir itiş kakış oldu. Yayıncı kuruluş “göstermiştir.”
* Bu arada kavga helen devam ediyor, insanlar sahanın kenarında birikiyor. Yayıncı kuruluş “göstermemiştir..”
* Tribün dostlarım. Enteresan. Hiçbir yere benzemez. Beşiktaş tribünü, taraftarı da öyle.
* Zaten o yüzden Gezi sürecindeki direnci anlamakta zorluk çektiniz hepiniz, çünkü anlık yaşayan onbinlerden bahsediyoruz.
* İşte o “an”lardan birinde, doğu tribünün sağ tarafındaki açıktan sahaya giren 1 kişi gördüm.
* Ne var ki, ulaşamadan durduruldu. Ancak, ardından 2 kişi daha derken, onlarca insan sahaya girdi.
* Kimi, doğu tribününe, kimi sahaya koşmaya başladı.
* Sonrası malum. Kovalamaca, kavga, biber gazı..

PERDE ARKASI

* Bakın, biz ne maçlar gördük. Ne yenilgiler, ne haksızlıklar. Asla, sahaya inerek tahakküm kurmadık.
* Aklımızdan geçmedi mi? Geçti. Ama bu taraftar İnönü’de yıllarca tel örgü olmadan maç izledi. Hiç böyle şey görmedi…
* 5 kırmızı kartlık Samsun maçında bile.
* Bugün niye insin? Asıl soru da bu değil mi? İnanın ben de anlamış değilim.
* Bu tavrın ardında politik bir çıkış aramak çok normal, ama kimsenin hakkını yememek lazım.
* 1453 kartalları, pankartlarının bulunduğu Batı Tribününün sol tarafındaki açıktaydı. Stada ilk girenler ise onlar değildi.
* Stada girenlere, o anki psikoloji ile “Ya Allah, Bismillah” diye kısa süreli de olsa destek veren de onlar değildi.
* Bu tamamen anlık, kitlesel ve örgütsüzdü. Kısa da sürdü.
* 1453 Kartallarını eleştiriyor olabiliriz, ancak kantarın topuzu kaçırmamak gerekli.
* Belki sahaya onlar da girdi, belki de girenlerin yarısı Beşiktaş’lı bile değildi. Bilemeyiz.
* 90.000 kişiyi zaptetmek mümkün değil. Hele, 1000 kişilik bir kolluk kuvveti ile hiç değil.
* Ama, başta basın olmak üzere herkese şunu iyi anlatmak gerekli.
* “Çarşı ile yeni bir oluşum olan 1453 Kartalları” arasında bir husumet olamaz.
* #çArşı karşısında durulabilecek bir grup değildir. Her zaman tribünün tamamını, tüm grupları telkin ve temsil edecektir.
* Haber söyleminde gruplar karşı karşıya geldi demek, diplomatik dil üretmek,
* 1453’ü ile #çArşı’yı karşı karşıya getirmek, birilerini, diğerinin karşısına çıkan bir güruh olarak yüceltme çabasına girmek, herkesi güldürür.
* Şunu da unutmamak laazım. Kavgayı, dolayısıyla tüm bu olayları başlatan, fitili ateşleyen, yabancı bir güruh veya paralı askerler değildi.
Kim olduklarının da bir önemi yok.
* Çuvaldızı kendimize batırmamız şart.
* Evet, güvenlik zayıf. Vukuat olsun diye şartlar olgunlaşmış, taraftar provoke de edilmiş, ancak ilk su şisesini atan kişi de oturup düşünmeli arkadaş!
* Aramıza sızan hainler de varsa, onları da ayıklayamadık.
* Tribün otokontrol işidir. Ne yalan söyleyeyim. Bu kadar çok insanın kendi kendini kontrol etmesi mümkün de olmadı.
* Bu yüzden MELO’ya kızan taraftar sahaya girdi yazan gazeteyi de, yaşananları mağlubiyetle alakalandıran rakip taraftarına da yazıklar olsun.
* Biliyoruz. Adaletin bittiği yerde kaos başlar. Ancak, orada #çArşı varsa; Beşiktaş’ın menfaatleri kaostan da önde gelir. Bugün #çArşı yeterli olmadı.
* Nitekim, tüm stadın boşalmasına rağmen, Doğu Üst Tribünü, yani #çArşı ‘nın bulunduğu tarafta herhangi bir galeyan olmaması da bunun göstergesidir.
Bu yüzden, ben şahsen, #gslıyımçarşıyıyedirtmem diyen rakip takım taraftarı başta olmak üzere; #çarşıyıYedirmeyiz diyen herkesi takdir ediyorum.
* Çünkü #çArşı kendine inanan, güvenen insanlara; takımını her daim destekleyen taraftara her daim kanat açmış, nice zorluklara göğüs germiştir.
* Kendinize şunu sorun, benzer bir olay İnönü’de olabilir miydi?
* Ya da, geçen sene çok daha olaylı geçen bir GS maçında neden olmadı?
* Oynanan bir oyun varsa da, bir iki taraftar grubu yaratarak kazanılabilecek bir oyun değil.
* Çok daha büyük ve itibarsızlaştırmaya yönelik bir oyundur!
* Şimdi de ben soruyorum, savcı neden bol, polis neden az?
* Satır aralarını iyi okumak gerekir.

Aşağıdaki videoda bu akşamdan, #çArşı’nın içinden gerçek bir sesi dinleyeceksiniz. Ona kulak verin (Küfür İçerir)

 

Bu yazı ilk olarak yicit.com/ da yayınlanmıştır

 

 

Yiğit Kalafatoğlu

Kategori: Dış Köşe