Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Babil’den Sonra] ‘TİİİMUUUR… nereye gittin gene!’

“…Valla onu bunu bilmem. Orada Münir babayla-oohhhh! Huriler, yiyecek, içecek, temiz hava, mis gibi kokulu çiçekler. Allah versin. Ben gelene kadar size izin. Ben geldikten sonra erken yatmak yok. Şarkıları başkaları söylesin. Ben sizi gezdireceğim arkadaş…”

Timur Selçuk, Ruhi Su’nun aramızdan ayrılışından hemen birkaç gün sonra 23 Eylül 1985’de “Sıdıka’lı, Ilgın’lı Yalın Aşklar: Ruhi Su” başlıklı şu yazıyla ustasına seslenmişti:

“- TİİİMUUUR dün gece uyutup beni nereye gittin gene?

Almanya turnelerinden birisinde, sabah kahvaltı masasında böyle takılıyordu Ruhi ağabey bana. Kendisi konser dönemlerinde özel bir dikkat gösterirdi yaşantısına. Gece en geç 23.30 civarı dostlarından izin ister odasına çıkardı.

O yattıktan sonra, kesinlikle bir şeyler yapacağımızdan emin olduğu için, bana da “Sen nasıl olsa birazdan yatarsın, yarın konser var…” derdi. 

Sabah, 9, 10 arası, o güzel sesiyle yaptığı temrinlerle uyanır, tembelliğimizden utanırdık…

Hayranlık duyduğum iki insana hep koştum, ama yetişemedim. M.N. Selçuk’a, İstanbul Oda Orkestrası’yla eşlik edebilseydik keşke – iki büyük ses, iki büyük inanç, iki büyük inat, iki büyük usta, yolları ayrı olsa da-

-Timur sana tekila yaramıyor!

Amsterdam’ da, Hollandalı güzel rehberimiz ve bizim sadece çok sevdiklerimize anlattığımız “mutaassıp” öyküler.

Konser günleri sabah yapılan ses açma temrinleri. Öğle yemeğinden sonra dinlenme. Akşamüstü konser programının yumuşak bir sesle geçilmesi. Kabil olduğu kadar az ve alçak sesle yapılan konuşmalar-Gevezelerden kaçış- Ve bütün –birikimin sahnede sergilenmesi- işte Ruhi Su’nun bir günü.

– O küçükler neydi?  Bir tane onlardan içebiliriz.

– Underberg, Ruhi ağabey, mideye iyi gelir.

– Mideye iyi gelseydi, küçük şişeye koymazlardı!

Bir gece önce, ölçüsünü aştığımız içki konusunda diplomatik dilde uyarıldığımızı anlamak için ayran ya da süt içmiş olmaya gerek yok. (tarafımızdan 4 ölçü sessizlik !)

Türkülerin çağdaş bir yorumla seslendirilmelerindeki yabancılaşma engelinin en güzel çözümünü görürüz Ruhi Su okuyuşunda.

Keşke besteciler ve opera sanatçıları gerekli dersleri alabilseler bu örneklerden. Cahil ve ezilmiş insanımıza tepeden bakmayan bir sesleniş. Bilgili, dürüst, onurlu, ama alçak gönüllü, sevecen, derde-neşeye ortak. İşte Ruhi Su.

Ruhi Su, Sadun Aren, Timur Selçuk.

-Tiiimuuur, sen önce çık. Salonu şöyle bir çalkala. Millet hızını alsın ki beni sakin ve dikkatlice dinleyebilsinler.

Programların sadece ajitasyon doğrultusunda yapılmaması konusunda bir diplomatik uyarı daha. Gene ayran ya da süt içmiş olmak önemli değil (8 ölçü sessizlik! )

Dünya görüşünden ayrılmayan bir sanat anlayışı. Bir sabır küpü ki seyredeni çatlatır. Gelecek günleri görenlerin sakin inancı. Vefalı, yalansız, yalın dostluklar. Sıdıka’ lı, Ilgın’ lı yalın aşklar. Gene Ruhi Su.

-Valla onu bunu bilmem. Orada Münir babayla-oohhhh! Huriler, yiyecek, içecek, temiz hava, mis gibi kokulu çiçekler. Allah versin. Ben gelene kadar size izin. Ben geldikten sonra erken yatmak yok. Şarkıları başkaları söylesin. Ben sizi gezdireceğim arkadaş…

– Tiiimuuur, sana dostların ölüm haberi yaramıyor!

 (Sessizlik)

Başımız sağ olsun/ Timur”

***

Bugün Timur Selçuk’un hayata veda ettiği haberini aldık. Yaşına rağmen bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, tutkulu- coşkulu müzikleriyle bana hiç ölmeyecekmiş gibi gelen insanlardandı Timur Selçuk.

Timur abinin Ruhi Su Dostlar Korosu’na çok emeği geçti. Ruhi Su’nun ardından koroyu bugünlere taşıyan koro şeflerimizdendi. Onların emeğiyle Ruhi Su Dostlar Korosu 45 yıldan sonra bugün de türküler söylemeye devam ediyor.

Timur abiyi koroyla ilk kez 30 Mart 1987’ de Harbiye Konak Sineması’ nda gerçekleştirilen Ruhi Su Anma Gecesi’ nde izlemiştim. Sarper Özsan ile birlikte Dostlar Korosu nu yönetmiş ve piyanosu ile türkülere eşlik etmişti. Gitarda Gökçen Taşkıran ve vurmalı çalgılarda Selim Selçuk vardı. Esin Afşar’ın türküleri, Genco Erkal’ın şiirleri, İsa Çelik’in dia gösterisiyle devam eden etkinlikte Mehmet Akan yönetiminde Dostlar Hasad Çağdaş Halk Dansları Topluluğu’nun gösterisi de yer almıştı. O gece Ruhi Su’nun 1981’de Avustralya’da verdiği konserin videosunu da ilk kez izlemiştim. O konserden sonra koroya katılmaya karar verdim ve 1988’de açılan sınavı geçip koroya katıldım. 2012’ye kadar koroda türkü söyledim. Hayatımın en güzel günleriydi.

Ruhi ve Sıdıka Su, Timur Selçuk, Mehmet Akan, Esin Afşar bugün hayatta değiller ne yazık ki. Timur abinin yazısının sonunda yazdığı gibi gittikleri yerde “Huriler, yiyecek, içecek, temiz hava, mis gibi kokulu çiçekler…” var mıdır, bilemem, ama bildiğim şu ki onlar yaşadığımız bu dünyayı cennete çevirenlerdi. Ruhları şad olsun.

AKM’nin önüne kurulan sahnenin arkasında Timur Selçuk ile birlikte sahne alma sıramızı bekliyoruz / 1 Mayıs 2010

Sonraki yıllarda da zaman zaman aynı sahnede yer aldığımız Timur Selçuk ile yollarımız yıllar sonra Taksim’ de kutlanan tarihi 2010-1 Mayıs Taksim Mitingi için oluşturulan 1 Mayıs Sanatçılar Korosu’ nda bir kez daha kesişmişti. DİSK’den Mete abinin davetiyle Yasemin Göksu ile birlikte sorumluk almış ve bir koro kurmak için kolları sıvamıştık. Kısa bir sürede çok sayıda sanatçının katıldığı bir koro kurmuştuk. RSDK’nın şefi Berktay Akyıldız koroyu konsere hazırlama işini üstlenmiş ve sahnede de koroyu yönetmişti. CRR’de yapılan provalarla konsere hazırlanmıştık. Sanatçılar korosuna RSDK koristleri olarak bizler de katıldık. Coşkulu ve heyecanlı günlerdi. Timur Selçuk, sözleri Berthold Brecht’e ve bestesi RSDK eski şeflerinde Sarper Özsan’a ait olan ve Türkçe, Ermenice ve Kürtçe dillerinde seslendirdiğimiz 1 Mayıs Marşı’na piyanosuyla ve sesiyle katılmıştı.

 

En son 2012’de Ruhi Su’nun 100’ncü Doğum Günü etkinliklerinde MSGSÜ Fındıklı Kampüsü’nde Timur abiyle birlikte olmuştuk. Söyleşiden sonra kampüsün kafeteryasında korodan arkadaşlarla muhabbete devam etmiş, koronun geleceğini konuşmuştuk. Koro bu yıl 15 Aralık’ta 46’ncı yaşına girecek Timur abi. Bilesiniz ki emanetinizi emin ellerde. Gençler koroyu sahiplendiler ve sürdürüyorlar.

Her 2 Temmuz’da mutlaka telefon edip, doğum gününü kutlardım. Bu yıl da aradım. Onun her zaman bizleri kucaklayan, sevecen sesi karşıladı beni.

Timur abi bir yazısını “Özgür iradenizle, iyiden, güzelden ve barıştan yana bir yol seçin… Yolunuz açık olsun…” diye bitiriyordu.

Bugün Timur Selçuk’un hayata veda ettiği haberini aldık. “Bize dostların ölüm haberi yaramıyor” Timur abi.

Başımız sağ olsun.

 

Kategori: Hafta Sonu

Kültür-SanatManşetTürkiye

Timur Selçuk vefat etti

Besteci, piyanist Timur Selçuk, 74 yaşında yaşamını yitirdi. Bir süredir Datça’da yaşayan sanatçının vefat haberini Datça Belediyesi, “Büyük usta Timur Selçuk’u kaybettik. Bize armağan ettiği muhteşem eserler için minnetlerimizi sunuyor, anısı önünde saygıyla eğiliyoruz” diyerek duyurdu.

İlk konserini yedi yaşında veren Selçuk, Türk sanat müziği bestecisi Münir Nurettin Selçuk’un oğluydu. 2018 yılında 50. sanat yılını kutlayan sanatçı,  Ümit Yaşar Oğuzcan, Orhan Veli, Attilâ İlhan ve Nâzım Hikmet gibi büyük şairlerin şiirlerini besteledi ve seslendirdi. Türk müziğine bir çok isim kazandırdı.

Timur Selçuk kimdir?

Türk sanat müziği bestecisi Münir Nurettin Selçuk ve tiyatro sanatçısı Şehime Erton‘un oğlu olan Timur Selçuk, 2 Temmuz 1945’te İstanbul’da doğdu.
Galatasaray Lisesi‘nden mezun olduktan sonra Ecole Normale de Musique de Paris‘de bestecilik ve orkestra yönetimi bölümüne devam eden Timur Selçuk, piyano çalmaya beş yaşında başladı. 

 

“Ayrılanlar İçin”, “Sen Nerdesin”, “Beyaz Güvercin”, İspanyol Meyhanesi” gibi parçaları Paris’ten döndükten sonra tamamlayan Selçuk, Orhan Veli, Attila İlhan’ın, ve Nazım Hikmet’in şiirlerinden bestelediği şarkıları seslendirdi, 1976’da İstanbul Oda Orkestrası‘nı ve kendi öğrencilerini yetiştirdiği Çağdaş Müzik Merkezi‘ni kurdu. Ankara Sanat Tiyatrosu‘nda 10 yıl çalışan Selçuk, Bilgesu Erenus‘un “Nereye Payidar” oyunu için besteler yaptı; Uğur Mumcu‘nun “Sakıncalı Piyadesi”yle birlikte “804 İşçi”, “Ferhat ile Şirin”, “Şeyh Bedrettin Destanı”, “Tak-Tik”, “Küçük Adam Ne Oldu Sana”, “Rumuz Goncagül” ve “Galilei-Galileo” adlı oyunların müziklerini yaptı. “Sarıpınar 1914″, “Üç İstanbul”, “Cahide”, “Hakkari’de Bir Mevsim” gibi filmlere de fon müziği besteledi. 

Timur Selçuk’a 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Devlet Sanatçısı unvanı verilmişti. 

Selçuk’un vefat haberi üzerine sosyal medyada çok sayıda paylaşım yapıldı: 

Kategori: Kültür-Sanat

Kültür-SanatManşet

Bir koro emekçisi daha aramızdan ayrıldı

Ruhi Su, batı müziği eğitimi almış ve operalarda başroller oynamış olmasına rağmen, sazıyla ve sözüyle, özünde polifonik karakterler taşıyan halk müziğimiz üzerinden yürümeyi tercih etti. 1940’lı yıllardan başlayarak ülkemizdeki koro müziğinin gelişmesi için çabaladı. Ona göre çağdaşlığın bir ölçütü de çok sesli müzikte gelinen yerdi. Batı tekniği ile işlenmiş müziğimizi dinlerken de kendi dilimizi ve kendi yaşantılarımızı bula bula çok sesliliğin tadını anlamaya alışacak ve böylece bu müzik içerisindeki yerimizi alabilecektik. Bugün dünyanın dört bir tarafında çok sesli müziğimizi başarıyla temsil eden korolarımızın varlığı Ruhi Su’nun öngörüsünün ne kadar yerinde olduğunu da kanıtlıyor.

Musiki Muallim Mektebi‘nde bir yandan da türküler üzerine çalışmalarını sürdüren sanatçı, okuldaki arkadaşlarıyla birlikte bir “Müzik Öğretmenliler Korosu” kurmuştu. Bu koronun başına da, hocaları Ahmet Adnan Saygun‘u getirmişlerdi. Koronun adı döneme ait belgelerde “Ses ve Tel Birliği Korosu” olarak geçer. Bu, onun ilk koro çalışmasıdır.

Hiç vaz geçmedi

İkinci koro çalışmasını, 1944-47 yılları arasında, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi‘nde oluşturduğu koro ile birlikte yürütmüştür. Bu koro, zaman zaman kapatılıp yeniden açılarak, aralıklarla çalışmalarını sürdürdü. Koro bir süre sonra engellendi, sonra bir kez daha denedi ve o da uzun sürmedi. 1951 TKP tevkifatı ile tutuklandığında koro da sona erdi.

Ruhi Su, hapishane yaşamı boyunca da kısa dönemli koro çalışmalarına devam etmişti. 1952’ de Harbiye Cezaevi’nde mahkûmlardan oluşan bir koro kurdu. Mahkûmlardan türküler derleyerek bunları bu koro ile seslendirdi.

Bu yıl 45’nci yaşına giren Ruhi Su Dostlar Korosu, sanatçının en uzun soluklu korosu oldu. Ruhi Su 1975 yılında Dostlar Tiyatrosu içerisinde Dostlar Korosu’nu kurmuştu. 12 Eylül 1980’e kadar bu koroyla albümler yaptı, konserler verdi. 12 Eylül darbesi koşullarında koro faaliyetlerine ara verdi. Sonra Ruhi Su’nun hastalık dönemi başladı. Tedavi için yurt dışına çıkışı engellendi. Pasaport verildiğinde artık iş işten geçmişti.  Ruhi Su 20 Eylül 1985 yılında aramızdan ayrıldı

Ruhi Su’nun aramızdan ayrılışını takip eden yıllarda koro üyeleri yeniden bir araya gelerek koronun adını Ruhi Su Dostlar Korosu olarak değiştirdi.

İşte bu koro, bu yıl 45’nci yaşında. Bu uzun soluklu tarihe geri dönüp baktığımızda amatör bir ruhla bu geleneğe hizmet eden yüzlerce koro- müzik emekçisinden söz etmek mümkün.

Ruhi Su’dan sonra koro Timur Selçuk, Sarper Özsan, Cenan Akın gibi 11 koro şefiyle çalışmalarını sürdürdü. Ruhi Su Dostlar Korosu 45’nci yılında Haluk Polat ile çalışmalarına devam ediyor.

Hüseyin Tutkun.

Ruhi Su’nun izinde 44 yıl

Bu yılın 26 Aralık günü hayata veda eden Hüseyin Tutkun 1956’da Sivas’ın Suşehri ilçesinde doğdu. Kuştepe Lisesi’nde okuduğu yıllarda tiyatro kolunun sergilediği Necati Cumalı’nın “Vur Emri” adlı oyununda Halil ve Cevat Fehmi Başkut’un “Sana Rey Veriyorum” adlı oyununda da Dr. Ramazan Cankurtaran ana karakterlerini oynadı. Bu rollerdeki başarısıyla Genco Erkal, Mehmet Akan ve arkadaşları tarafından kurulan Dostlar Tiyatrosu’nun kadrosunda oyuncu olarak yer aldı.

Tutkun, Dostlar Tiyatrosu’nun Şişli Ümit Tiyatrosu’nda sahnelediği “Düşmanlar” oyununda oynadığı günlerde Dostlar Korosu’na katıldı. Bu kararı ile tiyatrocu sanatçılığı yerini müzik yaşamına bıraktı. Koronun konserlerinde ve albüm kayıtlarında korist olarak yer aldı.

İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda (günümüzün İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı) Türk müziği nazariyatı; Timur Selçuk’ tan klasik armoni, Türk müziği armonisi ve çalgı bilgisi; Ali Perret ve Kamil Özler’den caz armonisi; Orhan Dağlı’dan bağlama; Muammer Sun’dan çocuk şarkısı besteleme; Sarper Özsan’dan form bilgisi ve Ayşen Katipoğlu’ndan piyano eğitimi aldı.

Timur Selçuk ve Ruhi Su Dostlar Korosu, Şan Tiyatrosu, 1986.

Timur Selçuk ve Sarper Özsan’ın ardından 1987-1989 yıllarında Refik Köksal ile birlikte Ruhi Su Dostlar Korosu’nu yönetti.

Hüseyin Tutkun “Selenler” müzik grubunun kurucularındandır. Aynı zamanda “İstanbul Selenler Oda Korosu”nun ve “Evrensel Kültür Korosu”nun da şefliğini üstlenmişti.

Timur Selçuk’lu yıllar

Tutkun, 1990’ da Timur Selçuk’ un “Bir Uzay Masalı” pop operasında Selçuk’un asistanlığını yaptı. Müzisyen arkadaşlarım Selim ve Kerim Altınok kardeşler Hüseyin Tutkun’u şöyle anlatıyor:

” Yine bir Aralık ayıydı, 31 yıl öncesinde… Seni gençlik yıllarımızda, Timur Selçuk’un Taksim’deki müzik dershanesinde tanımıştık. Armoni sınıfının en iyi öğrencilerinden, Timur Hoca’nın gözdesi, Hüseyin Tutkun… Sonra eserler vermeye başladın. Koraller yazdın. Ruhi Su Dostlar Korosu’nun şefliğini yaptın. O kadar insancıl ve naif bir kişiliğin vardı ki, İstanbul’un keşmekeşine dayanamayıp daha sakin, sessiz bir köşeye çekildin… Yıllar sonra bir gün cep telefonunu bulup aradığımızda, onca yıl sonra aynı heyecanla konuşmaya başladık. Hep şakacıydın, bizi telefonda kahkahalarla güldürürdün. Bize şiirler yazıp göndermiştin. Telefonda sözleşmiştik, müzik topluluğumuz 3X2 için çok sesli bir beste yapacaktın, biz de seslendirecektik. Olmadı, olamadı… Kaybından büyük üzüntü duyuyoruz. Yetiştirdiğin güzel evlatların ve öğrencilerin, senin ışığını dünyaya yaymaya devam edecek…”

1993 Sivas olaylarında sağ kurtulan aydınlardan Zerrin Taşpınar’ın katliamı anlatan “Tavra” ırmak şiirini besteledi ve 1998 yılında bu yapıtıyla Sevda Cenap And Vakfı’nın “Özel Özendirme Ödülü”nü aldı.

Hüseyin Tutkun oyun müzikleri de besteledi. Haldun Taner’in “Vatan Kurtaran Şaban”, Mine Bayrakeri’nin “Dost- Yanar içim, Göynür Özüm”, eşi Aynur Tutkun’un 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için senaryosunu yazdığı “Ben Kadınım” oyununun müzikleri de Tutkun’ a aittir.

2000 yılından Çerkezköy’e yerleşen Tutkun, burada bir Müzik Uygulama Atölyesi kurdu. Aynı zamanda yetişkinler ve çocuklar için eşlik orkestraları da kuran Tutkun,  “Çerkezköy ÇYDD Çok Sesli Korosu”nu, “Çerkezköy Belediyesi Çok Sesli Gençlik Korosu”nu, “Çerkezköy Belediyesi Çocuk Korosu”nu kurdu ve yönettti. Daha önce kurduğu “İstanbul Selenler Oda Korosu”ndan yola çıkarak “Çerkezköy Selenler Çok Sesli Korosu”nu da hayata geçirdi. Bu korolar Tutkun’un yönetiminde İstanbul ve Ankara’ da düzenlenen konserlerde sahne aldı.

Müzik yaşamı boyunca yetişkinler ve çocuklar için çok sesli koro müzikleri üreten Hüseyin Tutkun’un birçok yapıtı bugün Ruhi Su Dostlar Korosu repertuvarında bulunuyor: Sözleri şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’ e ait olan halk türküsü “Leylim Yar/ Sabah Güneşi Doğmuş”, “ Aşnamdan Ayrıldım/ Ya Hızır Semahı”, “Hana Vardım Han Değil”, “Yenice Yolları” ile düzenlemesini Ruhi Su Dostlar Korosu koristlerinden Yusuf Başaran ile birlikte yaptıkları “Kaşların Dedi Beni” ve yine Ruhi Su’ nun 1982 yılında Adana-Saimbeyli’ den derlediği ve İstanbul Selenler Oda Korosu ile yorumladıkları bir eşkiya türküsünden çok seslendirdiği “ Develioğlu” türküleri koromuzun vazgeçilmez konser yapıtlarından.

Ruhi Su Dostlar Korosu, 45 yıllık bu uzun yolculuğunda Ruhi Su ve Sümeyra Çakır’dan başlayarak çok sayıda emekçisini kaybetti, ama gelenek bugün de devam ediyor. Ruhi Su’nun emaneti geriden gelenler tarafından devralınıyor ve geleceğe taşınıyor. Bu gün de genç koristler Hüseyin Tutkun’dan bu emaneti devraldılar.

Ruhi Su’nun, Sümeyra Çakır’ın, Hüseyin Tutkun’un ve bugün aramızda olmayan dostlarımızın hizmet ettiği gerçeklerin demi, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kılavuzumuz olsun.

 

 

Kategori: Kültür-Sanat

EmekManşet

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK 50 yaşında

twitter

Türkiye işçi sınıfı tarihinin en önemli isimlerinden Kemal Türkler, Rıza Kuas, İbrahim Güzelce, Kemal Nebioğlu ve Mehmet Alpdündar tam 50 yıl önce, 13 Şubat 1967’ de lideri oldukları sendikalarla birlikte Türk-İş’ den ayrılmışlar ve kısa adı DİSK olan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu kurmuşlardı.

Kemal Türkler sendikacı arkadaşlarıyla/ 1978

Türkiye’ de sınıf ve kitle sendikacılığının ilk temsilcisi olan DİSK’ e bağlı sendikaların diğer konfederasyonlara göre daha iyi koşullarda toplu sözleşmeler, daha yüksek sosyal haklar, iş yerinde üst arama uygulamalarının kaldırılması ve fazla mesailerde işçi onayı zorunluluğu gibi işçilerin “saygı” taleplerine dair kazanımları DİSK’i giderek büyütmüştü.

DİSK, 1970’ li yıllarda 15- 16 Haziran Direnişi, DGM Direnişi, 16 Mart Faşizme İhtar Eylemi, Demokrasi Mitingleri ve 1 Mayıs mitingleriyle toplumsal muhalefetin de en önünde yer almıştı.

https://www.youtube.com/watch?v=iZtEdExhyzM

Bu mücadeleci karakteriyle her zaman hedef tahtasında olan DİSK’ in 1 Mayıs 1977’ de Taksim’ de düzenlediği ve yüz binlerce insanın katıldığı miting tarihimizin en kanlı ve karanlık olaylarından birisine sahne olmuş, 37 kişi yaşamını yitirmişti.

Türkiye’ de 12 Eylül’ ün ayak seslerinin hissedilmeye başladığı günlerde, 22 Temmuz 1980’ de DİSK’ in kurucusu ve ilk genel başkanı olan Kemal Türkler, Merter’ deki evinin önünde otomobiline binerken uğradığı bir suikast sonucu öldürülmüş; cinayet şüphelisi Ünal Osmanağaoğlu’ nun ömür boyu hapis cezası talebiyle yargılandığı dava 1 Aralık 2010’ da zaman aşımı nedeniyle düşürülmüş, bu cinayet de tarihin karanlık sayfalarındaki yerini almıştı.

12 Eylül askeri darbesi sonrası DİSK yöneticileri hapishanelere atılmış, öldürülmüş, faaliyetleri yasaklanmış ve mal varlığına el konulmuştu. DİSK’in 261 yöneticisi ve 3 uzmanı cunta mahkemelerinde toplam 2053 yıl hapis cezası almıştı.

1991′de mahkemenin kararının bozulmasının ve beraata karar verilmesinin ardından 1992’de DİSK’in faaliyetleri yeniden başlamıştı. O tarihten bugüne emek ve demokrasi mücadelesini sürdüren DİSK, bugün 22 sendikasıyla mücadeleye devam ediyor.

Kuruluşunun 50. yılında DİSK’ liler ve DİSK dostları 50. Kuruluş yıldönümü etkinliğinde buluşuyor.

DİSK Korosu ve Genco Erkal da etkinlikte sahne alacaklar/ Fotoğraflar: Can Kaya- DİSK

Şişli Kent Kültür Merkezi’ndeki etkinlik, 13 Şubat 2017, Pazartesi günü, saat 19.00’da Bandista’ nın şarkılarıyla katılacağı açılış kokteyli ile başlayacak. Anma etkinliğinde Genco Erkal, Timur Selçuk, Zülfü Livaneli, Erdal Güney, Kardeş Türküler ve DİSK Korosu sahne alacak.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, tüm üyelerini ve dostlarını 50. kuruluş yıldönümü etkinliğine davet ediyor.

 

Haber: Ercüment Gürçay

(Yeşil Gazete)

Kategori: Emek

ManşetTürkiye

Sanatçılar: Reddediyoruz

Sanatçılar Girişimi, tarihin hiçbir döneminde demokrasiye, aydınlanmaya, doğaya, emeğe sanata, sanatçıya bu kadar baskı ve saldırı olmadığını vurgulayarak sanatçıların her haksızlığa, her baskıya karşı duracağını ve sesini yükselteceğini belirttiler.

Aralarında Mehmet Güleryüz, Rutkay Aziz, Mehmet Aksoy, Eşber Yağmurdereli, Bedri Baykam, Edip Akbayram, Ataol Behramoğlu ve Orhan Aydın’ın da bulunduğu kültür ve sanat dünyasının biraraya gelerek oluşturduğu Sanatçılar Girişimi, bugün Taksim Halep Pasajı’ndaki Ses Tiyatrosu’nda  kuruluşunu kamuoyuna duyurdu.

Girişim üyeleri, cumhuriyetin hiçbir döneminde demokrasiye, sanatçılara yönelik bu denli baskı görülmediğini belirterek “Sanatçılar olarak sesimizi yükseltiyoruz. Bu bir başkaldırıdır. Bundan sonra nerede bir haksızlık varsa orada Sanatçılar Girişimi olacak” dedi. Girişimin kendiliğinden oluştuğu ve gün geçtikçe büyüyeceği bildirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Ataol Behramoğlu, tarihe not düşmek için toplandıklarını belirterek “Sanatçıların sesini yükseltiyoruz. Sanata ucube diyen anlayışı reddediyoruz” değerlendirmesi yaptı. Sanatçılar adına basın açıklamasını Orhan Aydın ise “Sanatçılar olarak ülkenin geleceğinden kaygılıyız. Cumhuriyetin kazanımları yok ediliyor, laik, bilimsel eğitim adım adım gerici, çağdışı bir niteliğe bürünüyor. Bağımsız düşünce, demir parmaklıklar arkasında. Halkın haber alma özgürlüğü gaspedilmiş durumda” diye konuştu. Yalan, tehdit, santaj, talan, vurgun, cemaatçilik ve adam kayırmacılığın toplumsal ahlakı kemirdiğini anlatan Aydın, “Türkiye, emperyalist çıkarların Ortadoğu’daki işbirlikçisi olmaya dönüştürülüyor. Karanlık bir ortaçağ ülkesi olmaya sürükleniyor. Çocuklarımızın ve sonraki kuşakların gelecekleri için kaygılıyız. Kaygılıyız ve reddediyoruz” dedi. Bütün bunları reddettiklerini vurgulayan Aydın, şunları kaydetti:
“Tepkimizi Türkiye ve dünya kamuoyuna duyurmayı görev sayıyoruz. Sanatçılar Girişimi, emeğin, demokrasinin, adaletin, çağdaşlığın, haksızlığa ve baskıya karşı direnişin yanında, toplumsal muhalefetin en ön saflarında yer almayı, sanatçılık onurunun, sanatçı vicdanının onurlu görevi ve gereği saymaktadır.”

Sanatçılar ne dedi?

Toplant sonrası açıklamaya katılan sanatçılar görüşlerini bildirdiler. Sanatçılardan bazılarının isimleri ve görüşleri şöyle:

Mehmet Aksoy: Türkiye’de son dönemde sanata baskılar arttı. Resim öğretilmek istenmiyor. Devlet galerileri kapatılıyor. Taksim Meydanı beton yığını haline getirilmek isteniyor. Şehrin ciğeri rant alanı haline getirilmek isteniyor. Gidişat çok kötü ve herkesin kendi alanını koruması gerekiyor. Biz umutsuzluğa düşmeyiz ve geri adım atmayız.

Levent Kırca: Memleket elden gidiyor. Aydınlar ve yurtseverler cezaevlerinde tutuluyor. Türkiye Cumhuriyeti tehlike altındadır. Artık son noktadayız. Bugün tam zamanıdır. Bütün sanatçı arkadaşlara ihtiyacımız var. Bırakın para peşinde koşmayı, memleketin peşinde koşun.

Bedri Baykam: Türkiye’de dindar gençlik yetiştirilmek isteniyor. Bunun yanında kindarlıktan da bahsediliyor. Haber alma özgürlüğü yok edilmek isteniyor. Laikliğe ve özgür yaşam tarzına saldırılar artarak sürüyor. Biz bağımsız ve çok sesli Türkiye istiyoruz. Biz buradayız.

Eşber Yağmurdereli: Bizler 12 Eylül Askeri Darbesini yaşamış insanlarız. Bugün 12 Eylül’den daha ağır şartlar yaşıyoruz. Cezaevlerinde 150 bin insan var. Bu, 12 Eylül’ün 2 katı. Cezaevlerinde 200 tutuklu ve hükümlü ağır hasta ve ölümle yüzyüze. Bu, Türkiye’nin tablosudur. Buna karşı gelmemiz gerekiyor.

Mehmet Güleryüz: Bu ülkenin sanatçıları susturulmak isteniyor. Bu ülkenin sanatçıları susacak sanıyorlar. Biz her şeyden haberdarız ve nöbetteyiz.

Rutkay Aziz: ‘Ne yapabiliriz’ diye buradayız. Ve cumartesi günü Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan için Taksim’de olacağız.

Girişime destek veren sanatçıların isimleri şöyle:Tarık Akan, Edip Akbayram, Onur Akın, Sunay Akın, Üstün Akmen, Alaattin Aksoy, Mehmet Aksoy, Muzaffer Akyol, Aytaç Arman,  Hayati Asılyazıcı, Semir Aslanyürek, Engin Ayça, Orhan Aydın, Rutkay Aziz, Kürşat Başar, Cezmi Baskın, Bedri Baykam, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Cahit Berktay, Mustafa Bilgin, Metin Boran, Metin Coşkun,Tuncer Cücenoğlu, İsa Çelik, Nevzat Çelik, Haluk Çetin, Meral Çetinkaya, İsmail Hakkı Demircioğlu, Metin Demirtaş, Nuri Dikeç,Atilla Dorsay, Leyla Erbil, Bilgesu Erenus, Genco Erkal, Altan Erkekli, Erdal Erzincan, Mert Fırat, Müjdat Gezen, Altan Gördüm, Mehmet Güleryüz, Tarık Günersel, Hüseyin Haydar, Emin İgüs, Levent İnanır, Özdemir İnce, İlhan İrem, Ekrem Kahraman, Bülent Kayabaş, Yıldız Kenter, Erol Keskin, Suna Keskin, Tuğrul Keskin, Arif Keskiner, Levent Kırca, Mine Kırıkkanat, Kemal Kocatürk, Nuri Kurtcebe, Orhan Kurtuldu,  Mustafa Köz, Küçük İskender, Safiye Mine, Mustafa Mutlu, Yılmaz Onay, Zeynep Oral, Yılmaz Onay, Fikret Otyam, Nedim Saban, Vedat Sakman, Sali, Menderes Samancılar, Osman Şahin, Osman Şengezer, Ferhan Şensoy, Burhan Şeşen, Cihat Tamer,  Yavuz Top, Gülsen Tuncer, Cüneyt Türel, Yaman Tüzcet, Metin Uca, Engin Uludağ, Ersan Uysal, Nejat Yavaşoğulları, Timur Selçuk, Işık Yenersu, Ender Yiğit, Ümit Zileli.

Kategori: Manşet