Köşe Yazıları

Cinsel taşkınlık: Bir lütuf mu yoksa bir lanet mi? – Seran Vreskala

Eğer bir kadın pek çok insana yönelik erotik fanteziler kuruyor ve devamlı mastürbasyon yapıyorsa, bu onun nemfomanyak olduğunu mu gösterir? Erkekler de nemfomanyak olabilir mi? Peki, ‘nemfo’ ne demek, ‘satir’ ne demek? Cevapları merak edenler için nemfomani hakkında bir dosya hazırladım.

Lars Von Trier da “Nymphomaniac” isimli iki bölümlü sinema filminde aynı konuyun işlemişti

Eski Roma İmparatoru Claudius’un üçüncü eşi Messalina Valeria tarihin en ünlü nemfomanyağı olarak biliniyor. Her gece çeşitli erkeklerle seks yapan güzeller güzeli Messalina, tanınmaması için kılık değiştirerek halkın arasına karışırmış. İmparatoriçe hakkındaki en çok bilinen hikâye; ünlü Romalı fahişe ‘Cihanyandı Scylla‘ya karşı bütün gece sürecek bir seks yarışması için meydan okumasıdır. Rivayete göre, Scylla 25 erkekle yattıktan sonra durur ancak Messalina sabaha kadar ilişkiye girmeye devam eder. Tarih, bu olaydan sonra Messalina’nın çok yorulduğunu ancak tatmin olmadığını yazar.

Tarihin en ünlü nemfomanyağı Messalina Valeria

Ünlü seks profesörü Dr.Alfred Kinsey, nemfomanyak kadınları ‘yalnızca herkesten daha fazla seks yapan biri’ olarak açıklıyor. Her ne kadar profesör bunu böyle açıklasa da, seks bağımlılığı kesinlikle ciddi ve kesinlikle yardım alınması gereken bir durum. Seksüel arzularını kontrol edemeyen bir kadın, aynı dertten mustarip bir erkekten daha fazla ilgi görüyor ya da dışlanıyor; ne de olsa bu erkekler için namuslarına halel getiren ya da çok acı veren bir durum değil. Michael Douglas, Charlie Sheen ya da Tiger Woods gibi dünyaca ünlü yıldızlar birer seks bağımlısı olarak paçayı ucuz kurtarırken, Pamela Anderson, Lindsay Lohen, Madonna ve Lady Gaga gibi kadınlar çok fazla hasar aldılar.

Erkeklere yer yok!

Nemfomanyaklığın sadece kadınlara ait bir terim olduğunu biliyor muydunuz? Bu rahatsızlıktan mustarip erkekler için kullanılan terim ise ‘Satiryazis’… Her iki terim de Yunan Mitolojisinden geliyor; nemfolar ‘ergin olmayan güzel peri kızları’, satirler ise ‘ormanda yaşayan, eğlenceye düşkün, yarı keçi yarı insan tanrılar’ demek… Peki, neden hepimiz ‘nemfo’ terimine pek yabancı değilizdir ama ‘satir’i bilmeyiz? Muhtemelen, tarihe göre kadınların bu problemi, erkeklerinkinden daha ciddiye alındığı için… Yani konu yine namusa geliyor; erkeğin elinin kiri, kadının boğaza geçirin ipi, misali…

Fazla iyi?

Carol Groneman’nın yazdığı ‘Nemfomanya’nın Tarihi’ kitabında; Viktorya Çağı’ndaki (1800’ler, muhafazakâr dönem) doktorların, ağır yiyecekler ve fazla çikolata tüketmenin, ahlaksız düşüncelere saplanmanın, fanteziler kurmanın, kitap okumanın ve kadınların devamlı hassas sinir uçlarını uyararak ‘saklı kirlilik’ dedikleri mastürbasyon yapmalarının, nemfomani’ye yol açmasından korktuğundan bahsediyor.

Özellikle bahsedilen o ‘hassas sinir uçları’ onları o kadar endişelendiriyormuş ki, kadınların muayenesinde ‘spekülum’ (kanal genişletici alet) kullanmalarının bile, onlarda bir heyecan yaratıp nemfomanyaklığa sebep olacağından çekiniyorlarmış.

Muhtemelen o dönemdeki bütün doktorlar ya erkekti ya da hiç smear testi yapmıyorlardı!

Aslında her şey kafada!

Aynı kitap, o dönemdeki frenolojistlerin (kafatasının şekline bakarak karakter analizi yapanlar) fazla genişleyen küçük beyinciğin de aşırı seksüel iştaha sebep olduğunu savunduklarını yazıyor. Bu yüzyılda bile buna hala inananlar mevcut. Onlara göre; fiziksel aşk ve seksüel çekimi tetikleyen sinirler kafanın aşağısında ve kulakların arkasında bulunuyor. Fazla büyük beyincik ve kafatası, kafanızda çok fazla seks olduğunun bir göstergesiymiş.

Küçük kafalılar dikkat! Çünkü, ‘Psikoloji Ansiklopedisi’ kafatasının şekliyle beynin birbiriyle alakası olmadığını söylüyor. Eğer siz de bir nemfomanyaksanız, hemen şu testi yapın; kafanızın arkasındaki şişlik fazla büyük bir beyincikten mi kaynaklanıyor yoksa kafanızın devamlı ritmik halde duvara vurulmasından mı?

Dünün nemfomanyakları, bugünün seks bağımlıları!

‘Nemfomanyak’ veya ‘nemfo’ terimlerinin artık tıp dünyasında yeri yok! Araştırmacılara göre, bu terimlerin tanımlanabilmesi ya da anlamlı bir bilimsel açıklaması mevcut değil. Diğer bir anlatımla; seks arzusunun ve aktivitesinin ne kadarının çok fazla olduğunu saptamak mümkün değil.

Bu yüzden seks dürtüsü saplantı derecesinde yüksek olan insanlara ‘hiperseksüel’ veya ‘seks bağımlısı’ deniyor. Gerçi nemfomani terimi tıp dünyasında kabul edilmese bile hala sözlükte bulunan bir kelime… Bazı sözlükler ‘nemfomanyak’ kelimesinin karşılığında ‘azgın kadın’ diye yazar; yalnız bunu ucuz ve kolay kadınlarla karıştırmamak gerekir. Çünkü bu dertten mustarip olanlar, kesinlikle düşük ahlaklı değil, sadece seks dürtüsü yüksek olan kişilerdir.

Nemfomani seksüel deliliktir!?

Charlotte Gainbourg, Nymphomaniac’ın bir sahnesinde

Nemfomani’nin Tarihi’ kitabında, muhafazakar dönemdeki doktorların, güçlü seks dürtüsünün bir hastalık olduğuna inandıkları için tıbbi bir çözüm aradıklarından bahsediyor. Kitaba göre, daha ılıman ve normal bir iştaha sahip olması gerektiğine inanılan kadınların, böyle bir taşkınlık göstermesi seksüel deliliğin göstergesiymiş.

Aslında bazen yanlış atılmış ufak bir adım bile, normal nitelendirilen bir kadının seks düşkünü olmasına yetiyor. 7 yıl evvel Daily Star’da çıkan bir habere göre, Emma Wall isminde bir kadın Wii Fit Board’undan düştüğü için nemfomanyak olduğunu iddia etti. Görünüşe bakılırsa, nemfomanyaklığa bir spor kazası da sebep olabiliyor…

Nemfomanyaklar iyi sevgili değiller!

Nemfomanyak bir sevgili ancak porno bir filme ya da Playboy’a yazılmış bir mektup için harika bir konu ya da sadece gerçeküstü bir fantezi olabilir ama gerçek hayat maalesef o kadar da fantastik değil tabii.

Bu tip ilişkiler çok sağlıklı olmuyor ve ilişkinin yürümesi için gerçeküstü bir çaba harcamanız gerekiyor. Bu dertten mustarip sevgililerin kesinlikle tedavi görmesi lazım, ayrıca büyük ihtimalle de zaten sizi çok yorarlar.

Nemfomani günahtır!

Nemfomani, İncil’de ve diğer din kitaplarında pek hoş görülmez, hatta affedilebilir bir günah bile değil! Din kitaplarına göre, bu dertten mustarip insanlar en büyük günahkârlardan sayılıyor.

Sadece din adına görevlendirilmiş, pornografi, mastürbasyon, siber veya benzer seks bağımlısı kadın ve erkeklere tavsiye vermek için kurulmuş web siteleri bile var.

Özellikle kadınlara hitap eden bu siteler, herkesi bu hastalıktan kurtarabileceklerini iddia ediyorlar.

Nemfomani günah değildir!

Ünlü araştırmacı Kinsey bu konu hakkında “Dünyadaki tek doğal olmayan seks, yapamadığınız sekstir” diyor ve ekliyor; “Başka dinler nemfomani’yi ruhun kurtarılmasının bir yolu veya evliliğin kutsanması olarak görür”.

Evli kadınlara kocalarıyla paylaşabilecekleri seksüel özgürlüğün öğretilmesi gerektiğini ve bunun evliliklerine büyük bir yararı olacağını savunuyor.

Günah olmasa bile o kadar da eğlenceli değil!

Nemfomanyaklığın her ne kadar çekici bir tarafı olsa da son derece tehlikeli ve pahalı bir yanı da var. Özellikle bu dertten mustarip kadınların, psikolojik anlamda ödedikleri bedeller çok ağır.

Psikologlara göre, seks bağımlılarının en azından %60’ı çocukluklarında tacize uğramışlar. İlgiye olan düşkünlükleri yüzünden düzgün bir ilişki yaşamaları ve aile kurabilmeleri çok zor. Depresyon ve sinir krizleri ise günlük hayatlarının bir parçası…

Seksin keyfi bile yok!

Bir düşünün; aynı şeyi sık sık yapmaya zorlansanız keyif alır mısınız?

Mesela, her gün keyif için çikolata yediğinizi varsayalım; başta ne kadar eğlenceli gözükse de bunu bütün gün yaptığınızda çikolatanın tadından çabucak sıkılırsınız. Sıkılmanıza rağmen ailenizi ve arkadaşlarınızı inciteceğinizi, kariyerinizi tehlikeye atacağınızı ve uğruna paranızı kaybedeceğinizi bile bile buna devam etmek zorunda kalsanız… Başta aldığınız keyfin bir işkenceye dönüşmesi işten bile değil!

 

Seran Vreskala

Hafta SonuKültür-SanatManşet

Sansür, +18 ve Nymphomaniac

Bazı filmler vardır, izlemesi zor olduğu kadar film hakkında bir şeyler söylemek ve yazmakta bir o kadar zordur. Ülkemizde gösterime girmesi “Ahlak” bekçileri tarafından yasaklanan Lars Von Trier imzalı Nymphomaniac / İtiraf filmi,  yenilir- yutulur, hazmetmesi, algılanması kolay olmayan bir film olarak karşımıza çıkıyor.

nymphomaniac-volume-1

Danimarka sinemasın Dogma akımının öncülerinden biri olan Lars Von Trier, Nymphomaniac filminin senaryosunu Marcel Proust’un başyapıtı sayılan 7 kitaptan oluşan 3000 sayfalık eseri Kayıp Zamanın İzinde’yi okuduktan sonra karar vermiş. Kitabın 7, filmin 8 bölüm olması bu yakınlığı biraz daha derinleştirirken, aynı zamanda filmde yer alan bebeğin isminde Marcel olması bu iddiayı güçlendiren bir diğer etken.

3+5

Nymphomaniac  2 film (bölüm) olarak toplam 240 dakikaya yayılan ve bu hikayeyi 8 farklı bölüm halinde baş karakter olan Joe’nun anlatımı ya da itiraflarını dinleyerek tanıklık ediyoruz. Nymphomaniac I / İtiraf1, 3 bölümden, Nymphomaniac II / İtiraf 2 ise, 5 bölümden oluşuyor. Aynı zamanda 3+5 filmin genelinde karşımıza çıkan sadece sembolik bir ifadeden daha öte bir şey olduğunu filmi izledikten sonra anlayabiliyoruz.

Filmin genel planı, kendine yardım eden bir adamın evinin izbe bir odasında  iki karakter arasında konuşmalarla, itiraflarla yoğrulan bir hikaye…

Joe kendi hikayesini anlatırken, bulunduğu odanın içerisinde yer alan metalardan yola çıkıp, yaşadıklarını bunlarla birleştirirken geniş bir düşünce havuzu içinde kendimizi bulmamızı sağlıyor. Aynı zamanda Joe’nun seksüel itiraflarını dinleyen entelektüel bir kişi olan Seligman yaşanılanlara entelektüel bir pencereden bakarken karşımıza farklı dini inançlar, uçan balıklar, Fibonacci dizisi, Bach müzikleri, gibi tarihsel kavramlarla olayları bağdaştırıyor.

nymphomaniac1

Aykırı yönetmen, seks bağımlısı (nefomanyak) bir kadının çocukluğundan başlayıp kendi içinde böyle bir duyguyu hiçbir zaman yenememesinin hikayesine alışık olmadığımız sürrealist bir sinema anlayışı ile tanıklık ediyoruz. Film işleniş açısından, olay örgüsünün hazırlanması ve sunulması açısında tatmin edici. Seks bağımlısı olarak kendini ifade eden Joe’nun hayatının bizlerden farklı olmadığını, beklentileri üzerinden hayatı şekillendirmesini gayet normal karşılayabiliriz. Aşkı sevgiyi ararken, kendi içindeki boşluğu nasıl doldurması gerektiğini bilemediğini görüyoruz.

Nymphomaniac konu bütünlüğü olarak ele alındığında anlatmak istediği hikayeyi, her yönüyle, açık kapı bırakmadan sert ve köşeli bir dille meseleyi anlatmayı başarıyor. 240 dakika gibi uzun süren bir fimde izleyicinin her an filmin içinde kalmasını sağlamak kolay bir iş değil. Sahneler ve diyaloglar bize filmin finalinde neler olacağı konusunda bir ipucu vermezken, nasıl bir son ile bu hikaye bağlanabilir sorusu ise havada kalıyor.

Filmin oyuncu kadrosunun yıldızlarda kurulu olması birçok eleştirilere neden olduysa da, filmde yer alan oyuncular senaryonun hakkını verdikleri gerçeğini değiştirmiyor. Senaryosu, filmin işlenişi, yönetmenlik başarısı ve oyunculukların tartışılamayacağı Nymphomaniac, sinema izleyicisinin alışık olmadığı bir hikayeyi ve cinselliği konu aldığı için belli bir kesim tarafından beğenilmemiş olabilir. Bilinmesi gereken ise Lars Von Trier her zaman böyle hikayelerin yönetmeni olduğudur. Tavsiyem ise önceden Trier’in filmini izlememiş bir sinema izleyicisinin bu filmi beğenmesi gerçekten güç.

Filmin final sahnesinin ise filmin geneline baktığımızda pek uyumlu sonlandığını söyleyemem. Final sahnesinin günümüz genel-geçer kurallar, kadın-erkek ilişkileri göz önünde bulundurularak hazırlanmışa benziyor. Finalde yaşanılan olay, 240 dakika boyunca seks bağımlısı bir kadını anlama ve algılama konusunda empati kurmaya çalışan izleyiciyi,  ters köşeye yatırılmış hissi uyandırıyor.

 

Kategori: Hafta Sonu

Kültür-SanatManşet

Meclis’e Nymphomaniac’la ilgili soru önergesi

Vizyona girecek filmleri değerlendiren Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu tarafından vizyona girmesi yasaklanan Lars Von Trier’in ‘Nymphomaniac‘ filmi için mecliste soru önergesi verildi.

nymphomaniac-4

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde filmin 18 yaş altına sınırlandırılması yerine yasaklanmasını sordu; ‘kurul değerlendirme ve sınıflandırma kurulu mu yoksa sansür kurulu mu olarak işlemektedir?’ sorusunu yöneltti.

Soru önergesi şöyle; “Sinema Filmlerini Değerlendirme ve Sınıflandırma Üst Kurulu 14 Mart 2014’te vizyona girmesi beklenen Lars von Trier’in ‘Nymphomaniac’ adlı filmi hakkında ‘ticari dolaşıma ve gösterime giremez’ kararı vererek filmi yasaklamıştır. Filmin yasaklanma gerekçesi ilgili yönetmeliğin 11. Maddesi’ne (“Bakanlık bünyesinde oluşturulan Kurullar sinema filmlerini gösterim ve iletim biçimlerini de dikkate almak suretiyle kamu düzeni, genel ahlak, küçüklerin ve gençlerin ruh ve beden sağlığının korunması, insan onuruna uygunluk ve Anayasada öngörülen diğer ilkeler doğrultusunda değerlendirir) dayandırılarak verilmiştir. Bu bağlamda;
-Filmin yasaklanma gerekçesinin dayandırıldığı madde Kurul üyeleri tarafından nasıl yorumlanmıştır ve filmin bu maddede belirtilen ilkelere aykırılığı nasıl tespit edilmiştir? Bu karar verilirken gözetilen ölçütler nelerdir?
-Filme +18 yaş sınırlanması getirilebilecekken filmin ticari gösterimi ve dolaşımı yasaklanmıştır. Kurul filmin reşit olan bireyler için hangi açıdan sakıncalı olduğuna karar vermiştir?
-Kurul’un sanatta ifade özgürlüğü hakkını korumak yükümlülüğü var mıdır? Varsa bu hakkı nasıl korumaktadır?
-Kurul bir değerlendirme ve sınıflandırma kurulu yerine bir sansür kurulu olarak mı işlemektedir?”

Türkiye’de yasaklanmıştı
Lars von Trier’in 14 Mart Cuma günü vizyona girmesi beklenen “Nymphomaniac” filminin Türkiye çapında sinemalarda gösterilmesi yasaklanmıştı.
Vizyona girecek filmleri değerlendiren Değerlendirme Sınıflandırma Alt Kurulu, filmi izledikten sonra herhangi bir değerlendirmede bulunmadan kararı Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu’na bırakmıştı.Üst Kurul iki üyenin itirazlarına karşın filmin sinemalarda gösterilmemesine karar vermişti.

Sansür kararı verilen kurulda Kültür, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan birer temsilcinin yanı sıra bir psikolog, bir sosyolog, ve bir çocuk gelişimi uzmanı yer alıyor. Sektör adına ise Sinema Eseri Yapımcıları Birliği (SEYAP), Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) ve Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği (TESİYAP) temsilcileri de yer alıyor.

(imctv/Yeşil Gazete)

Kategori: Kültür-Sanat

Kültür-SanatManşet

Nymphomaniac filmiyle ilgili dağıtımcılar açıklama yaptı

Türkiye’de vizyona giremeyecek olan ‘Nymphomaniac’ filmi hakkında Türkiye dağıtımcıları Umut Sanat ve Özen Filmcilik basın açıklaması düzenledi. Dağıtımcı firma adına konuşan Avukat Sabit Halat ‘Kültür Bakanlığı isterese film bir haftada yayına girebilir’ dedi.

Kültür Bakanlığı’na itirazda bulunulacak

Avukat Halat bu hukuki süreçte izleyecekleri yolu şöyle açıkladı:

“Bu oldu bitti bir karar. Yönetmeliğin 8. maddesine göre; Alt Kurul filmin ön değerlendirmesini ve sınıflandırmasını yapar. Değerlendirdikten sonra film usule uygun değilse üst kurula bildirmeden önce ithalatçı ve yapımcıya bildirir. Yasal düzenlemenin bu şekilde hazırlanmasının nedeni üst kurulun ithalatçı veya yapımcının itirazlarını da değerlendirebilsin. Öncelikle Kültür Bakanlığı’na hukuksuz işlemden ötürü kararı geri alması için itirazlarını bulunacağız. Yasak kaldırılmazsa idari mahkemeye başvuracağız, filmin seyirciyle buluşabilmesi için…”

Sansür gerekçesi “genel ahlaka aykırılık”

Vizyona giren filmleri sınıflandıran alt kurul filmi izledi ancak herhangi bir karara varmayınca devreye üst kurul girdi. Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu ise filmi izleyerek Türkiye’de vizyona girmemesine karar verdi.

‘Nymphomaniac’ın gösterime girmesini yasaklayan Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu’nun gerekçesini şu şekilde açıkladı; ‘genel ahlaka aykırılık’ ve ‘pornografik görüntü ve diyaloglar’ öne çıkartılıyor.

(T24)

Kategori: Kültür-Sanat

Kültür-SanatManşet

Durmak yok, yasaklamaya devam!

Ülke olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz! Siyaseten atılan her adımın, her açıklamanın zamanlaması manidar olarak kabul ediliyor! Tam bir kavram karmaşası yaşıyoruz. Artık hiçbir ayakkabı kutusu, sadece bir kutu olarak algılanmıyor. Öyle ki %50’nin oyunu alan, onları evlerinde zor tuttuğunu şiar edinmiş bir iktidar partisi ülkeyi yönetiyor. Ülkenin en müslüman, en özgürlükçü en ilerici partisi olduğunu söylemekten çekinmiyor. İstanbul belediye başkanlığı döneminde bu şehrin “hem belediye başkanı hem de imamıyım” deme hakkını gören bir başbakanımız var. O şimdi ülkenin imamı oldu. Her fetvasında kendine benzemeyen bireylerin yaşantısına laf etmekten kendini alamayan bir başbakan. Her kadının bedeninde söz hakkı olduğunu ifade eden, bir ailenin kaç çocuk yapmasını gerektiği konusunda direktifler veren “ hepsi bir arada (all in one)” bir başbakanımız ve bu düşünce yapısının nüfuz ettiği muhafazakar bir iktidar partisi tarafından yönetiliyoruz.

75269-nymphoposter

“Biz iyi biliriz” mantığı

Son olarak Lars Von Trier’in ‘Nymphomaniac’ adlı filminin reyting kaygısı nedeniyle vizyona girmesinin yasaklandığı açıklandı. Bu karara şaşırmamak lazım. Sonuçta bizi yönetenler yatak odamızdan başlayarak hayatımızın her anına müdahale hakkını kendinde görebiliyor.

Birkaç yıl önce Chuck Palahniuk’un ‘Ölüm Pornosu’ adlı kitabının Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından yasaklanması ve kitabın çevirisini yapan Funda Uncu’nun emniyete çağırılıp, ifade vermesini bir korku filmi izliyormuşçasına tanıklık ettik. Ülke gençlerinin ne okuyup, ne izleyeceğini karar vermek isteyen bir yönetim anlayışı hakim.
Televizyonda bira demenin bile yasak olduğu müslüman bir gençlik yetiştirme telaşında olan bir ülkeyiz. Edep, haya konusunda bize yol gösteren bizim yoldan çıkmamızı engelleyen bir devlet yönetimimiz var.

Yasaklar cenneti

Mantık çerçevesi içinde hareket edilmek istense 14 Mart’ta ilk bölümü vizyona girmesi planlanan Lars von Trier’in ‘Nymphomaniac‘ filminin  gösterime gireceği şehir ve salon sayısı bir elin parmakları geçmez. Bağımsız filmlerin çok az kopya ile gösterime girdiğini biliyoruz. Film hakkında bir yasaklama olmasaydı ve vizyona girseydi filmin izlenme oranı gerçek anlamda düşük olacakken, şimdi bu yasaklama ile izlemeyecek olan insanlar bile “yasaklanmış ne olabilir” düşüncesi ile izleme isteği duyacaklar. Halbuki normal şartlarda gösterilecek salon bulması, yoğun bir izleyici kitlesi bulması olanaksız olan bir film şimdi “izlenmek istenen” bir film konumuna geldi. Vizyonda yasaklanması Nymphomaniac filminin farklı yollardan izlenemeyeceği anlamına geldiğini yetkililer de biliyordur. (Acaba amaç izleyiciyi korsana teşvik etmek mi?)

İnternete getirilen kısıtlama ile bu filmin korsan yollarla dağıtılmasına engel olamayacakları aşikar. Bu yasaklama kararından sonra filme daha fazla ilgi duyulacağı kesin. Geçmişte çimlere basmanın, açık havada öpüşmenin yasak olduğu bir toplumdan, yaşamının her alanına yasak getirilen bir topluma evriliyoruz. Yasakçı bir anlayışa tahammül etmek gerçekten zor. Yaşayarak bu yasakçılığın, toplumsal dayatmacılığın nerelere varabileceğini gözlemleme şansımız olacak. Tabii ki doğanın gereği, her yasak ve dayatma zamanla yok olup gidecektir.

Muhittin Kurban

Kategori: Kültür-Sanat

Kültür-SanatManşet

Lars Von Trier’in yeni filminin ucu göründü

Tartışma yaratan filmlerin yönetmeni Lars von Trier’in yeni filmi ‘Nymphomaniac’tan ilk kare yayınlandı.

Yönetmenin, 2009 yılındaki festivalde gösterilen Antichrist filmi içerdiği seks ve şiddet sahneleriyle tartışma yaratmıştı.

2011 yılında Cannes Film Festivali’nde tartışma yaratan ve festivalden men edilmesine neden olan ifadeleri ise Hitler’e “sempati” duyduğunu açıklaması ve “Yahudilere karşı değilim ama İsrail bir baş belası” demesi oldu. Trier, Cannes’da porno film çekmek istediğini de söylemişti.

‘Nymphomaniac’ isimli film, nemfomanik bir kadının doğduğu andan 50 yaşına kadarki cinsel yaşamına odaklanıyor. Trier daha önceki açıklamalarında, filmini ana akım sinemalar için ‘soft’ ve yönetmenin kurgusunu sevenler için ‘sert’ olmak üzere iki farklı versiyonda izleyiciye sunmayı planladığını söylemişti.

Danimarkalı yönetmen 2005 yılında yaptığı açıklamada, “Benim işim tahrik etmek çünkü bu şekilde iyi film yaparsınız” demişti.

Çekimleri Almanya’da gerçekleşen filmin başrolünde daha önce ‘Antichrist’ ve ‘Melancholia’de Lars von Trier ile çalışan Charlotte Gainsbourg yer alıyor.

Gainsbourg’a Stellan Skarsgård, Shia LaBeouf, Jamie Bell, Christian Slater, Uma Thurman, Willem Dafoe, Connie Nielsen ve Udo Kier eşlik ediyor.

İşte filmden ilk kare.

'Nymphomaniac'tan ilk kare

 

– Yeşil Gazete –

Kategori: Kültür-Sanat