Köşe YazılarıManşetYazarlar

Türkiye’de 200 bine yakın erken ölümün sorumlusu kömür!

Merkezi Belçika’nın Brüksel kentinde bulan Sağlık ve Çevre Birliği (HEAL) Türkiye için son yayınladığı rapor ile1965’den bu yana kömür kullanımının ülkemize olan gerçek maliyetini bir kez daha gözler önüne serdi.

Örgüte göre kömür kullanımı ve kömürlü termik santrallerin yarattığı hava kirliliği 1965-2020 yılları arasında Türkiye’de 196.091 erken ölüme, 117. 661 erken doğuma, 62 milyon iş günü kaybına, 11 milyon hastaneye yatışa, 452 milyon hasta geçirilen güne ve 4,8 trilyon TL’ye varan bir sağlık maliyetine yol açtı. HEAL’ın “Kronik kömür kirliliği Türkiye: Kümülatif sağlık etkileri” başlıklı raporunda aynı zamanda kömür kirliliğinin dört bölge özelindeki etkileri ayrıntılı olarak incelenmiş. Bu dört bölge; Zonguldak, Muğla, Çanakkale ile Adana ve Hatay illerini kapsayan İskenderun Körfezi… İnceleme ilginç bir gerçeği ortaya çıkarmış. Türkiye’deki toplam kronik kömür kirliliğine bağlı sorunların %40’ı kömürlü termik santrallerin yoğunlaştığı bu dört bölgeden kaynaklanıyor. Ayrıca çalışma sonuçlarına göre, hem tarım kenti, hem de turistik bir kentimiz olan Muğla’da bulunan üç adet kömürlü termik santralin en çok sağlık sorununa yol açtığı da görülmüş.

Türkiye 2015 Paris İklim Antlaşması’nı en son onaylayan ülkeler içinde. 2021’de antlaşmayı onaylayan Türkiye 2053 yılında net sıfır karbon hedefine ulaşma niyetini de duyurdu. Net sıfır emisyon, insan faaliyeti nedeniyle atmosfere salınan karbondioksit, metan gibi sera gazları miktarının yeryüzü tarafından doğal olarak emilen sera gazı miktarıyla dengelenmesi ve karbon nötr olması anlamına geliyor. Yani atmosfere bıraktığınız sera gazlarının doğal yutak alanlarının kapasitesini aşmaması gerekiyor.

51 termik santral kullanımda, 14 yeni santral de planlama aşamasında

Ancak bu hedefe ulaşmak için şu ana kadar kapsamlı bir plan açıklanmadı. Özellikle en büyük sera gazı ve hava kirletici kaynağı olan kömür kullanımının yasaklanacağı herhangi bir tarih de vermeyen Türkiye hala her bir tesisin kirletici emisyonlarını bile raporlamıyor. Üstelik resmi rakamlara göre ülkemiz elektrik üretiminin %34’nü 2020 yılı içinde kömürlü termik santrallerden yaptı. Halen 51 kömürlü termik santral; linyit ve ithal kömür tüketerek elektrik üretiminde kullanılıyor. Şu anda iki termik santral inşaat halinde, dört termik santral yeni üretim lisansı aldı. Yapılması planlanan kömürlü termik santrallerin sayısı ise 14.

HEAL’in hazırladığı dört bölgenin raporlarına göre 1989 ile 2020 yılları arasında Zonguldak’ta kurulu dört termik santral 3563 erken ölüm ile, 1749 erken doğuma neden oldu. Muğla’daki üç kömürlü termik santral ise 1982-2020 arasında 68324 erken ölüm ve 43725 erken doğuma neden olurken, Çanakkale’de kurulu beş kömürlü termik santral 3167 erken ölüm ve 1756 erken doğumdan sorumlu. Hatay ve Adana illerinin yer aldığı İskenderun Körfez bölgesinde ise kurulu üç kömürlü santralin kümülatif sağlık etkisi de ürkütücü: 2003 ile 2020 yılları arasında 4717 erken ölüm ve 2540 erken doğum… Her dört raporda da bronşit vakaları sayıları, iş günü kaybı, hasta geçirilen gün sayısı gibi daha ayrıntılı bilgiler de var. Türkiye genelinde olduğu gibi tüm bölgelerde erken ölüm sayıları yıllar geçtikçe artıyor.

HEAL “Kronik kömür kirliliği Türkiye: Kümülatif sağlık etkileri” başlıklı raporunda önerilerini de sıralamış:

  • Türkiye kömür kullanımının terk edileceği tarihi derhal açıklanmalı… Avrupa Birliği ülkeleri 2015 Paris İklim Antlaşması’ndan sonra kömür kullanımını terk edecekleri tarihleri açıkladı. Genelde tüm AB ülkeleri 2030-2035 tarihlerinde kömür kullanımını bırakıyorlar.
  • Yeni kömürlü termik santral projeleri derhal iptal edilmeli, halen ülkemizde iki termik santral inşaat halinde, dört termik santral de yeni üretim lisansı aldı. Yapılması planlanan kömürlü termik santrallerin sayısı ise 14.
  • Yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde sağlık ve kirlilik verileri konusunda şeffaflık sağlanmalı,
  • Enerji üretimi konusundaki kararlarda sağlık etki değerlendirmesi (SED) mutlaka yapılmalı,
  • Kömür madenlerinde ve termik santrallerde çalışanların alternatif iş kollarına geçişleri için eşitlikçi bir sistem oluşturulmalı.

Bu önerilere enerjinin üretimden tüketime kadar her aşamasının kamu eli ile yürütülmesi gerekliliğini de eklenmeli. Unutulmamalıdır ki, bugün ülkemizde enerji sektörünün yaşattığı çevre ve insan sağlığı sorunlarının temelinde kapitalist sistemin bitmek, tükenmek bilmeyen kar hırsı yatıyor ve sektör özelleştirildikten sonra var olan çevre ve sağlık sorunları HEAL raporundan da açıkça görülebileceği gibi daha da büyümeye başladı.

Herkesin kabul edeceği yukarıdaki öneriler kısa süre içinde merkezi yönetim tarafından yaşama geçirilir mi? Çok zor, hatta imkansız. Onlar para kazanma uğruna toprağın altındaki kömürü son gramına kadar çıkartmak istiyor. 200 bine yakın erken ölümü, 62 milyon iş günü kaybını, 11 milyon hastaneye yatışı ve 4,8 trilyon TL’ye varan bir sağlık maliyet artışını umursamıyorlar, çünkü bu maliyet toplumdan gidiyor, onlardan değil. Bugüne kadar umursamadılar, bundan sonra da umursayacakları yok.

Çözüm toplum olarak sağlıklı bir çevrede yaşam hakkımıza sahip çıkarak, sesimizi yükseltmekte ve anayasal bir hakkımız olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımızı savunmakta. Aksi halde 1965’den bu yana olduğu gibi en değerli varlığımızı; sağlığımızı bundan sonra da kaybetmeye devam ederiz.

EnerjiManşetSağlık

Kömürlü termik santrallerin 55 yıllık karnesi açıklandı: 200 bin erken ölüm, 4.8 trilyon sağlık maliyeti

Sağlık ve Çevre Birliği (Health and Environment Alliance-HEAL) Türkiye’de tüm büyük kömürlü termik santrallerden (50 MW üstü, 16 ildeki 30 santral) kaynaklı hava kirliliğini tarihsel olarak değerlendiren ilk ve en kapsamlı çalışmayı yayınladı.

Kömür santrallerinin sağlık etkilerinin “kümülatif” olarak ilk defa hesaplandığı çalışma, hala faal olan en eski termik santralin işletmeye girdiği 1965 yılından bugüne, 55 yılın hava kirliliği verilerini bir araya getirdi.

HEAL, Türkiye’deki tüm büyük kömürlü termik santrallerinin, 55 yıl boyunca yarattığı sağlık etkileri kümülatif olarak hesapladı. Yayımlanan rapora göre, sadece Zonguldak, Çanakkale, Muğla ve İskenderun’daki santrallerin neden olduğu sağlık yükü, Türkiye toplamının %40’ına karşılık geliyor. Muğla’daki termik santraller ise en fazla erken ölüme neden olanların başında.

‘Kronik Kömür Kirliliği Kümülatif Sağlık Etkileri Özel Raporu” başlıklı çalışmaya göre, 1965 ile 2020 yılları arasında açılan ve halen 16 ilde faaliyette olan 50 MW’ın üzerindeki büyük kömürlü termik santral, 55 yılda toplamda 4.8 trilyon TL sağlık masrafına ve yaklaşık 200 bin erken ölüme neden oldu.

Her bir termik santralın çevreyi kirleten emisyonların raporlanmadığına dikkat çekilen çalışmaya göre,  kömürün AB elektrik üretimindeki payı, “kömürden çıkış” (coal phase-out) politikası ve Paris İklim Anlaşması’nın uygulamaya geçmesiyle gün geçtikçe azalmasına rağmen, Türkiye’de elektrik üretimi kömüre dayanmaya devam etmekte ve planlanan termik santrallerle 19 GW’lık mevcut kurulu kömür gücünün iki katından daha fazlasına çıkması söz konusu.

Kömür kirliliğinin en yüksek olduğu il Muğla, madenci şehri Zonguldak, planlanan santrallerin yoğunlaştığı Çanakkale ve inşaatı devam eden santralin bulunduğu İskenderun Körfezi, çalışmanın odağındaki bölgeler olarak belirlendi. Bu bölgelere özel dosyalar içeren çalışma kapsamındaki diğer iller ise Kütahya, Manisa, Sivas, Kahramanmaraş, Ankara, Bursa, Kocaeli, Şırnak, Bolu, Yalova ve İzmir.

RAKAMLARLA KÖMÜRÜN SAĞLIK ETKİSİ

196.091 Erken ölüm
117.661 Erken doğum
1.247.334 Çocukta bronşit vakası
118.542 Yetişkinde yeni kronik bronşit vakası
221.026 Hastaneye başvuru
11.163.625 Astım ve bronşit belirtisi gösterilen gün (astım hastası çocuklarda)
62 milyon İş günü kaybı
452 milyon Hasta geçirilen gün

İklim değişikliğini körüklüyor, sağlık yükünü artırıyor

Kömür santralleri on yıllardır iklim değişikliğini körükleyerek, havayı kirletiyor bu da erken ölümlere, astım, kronik bronşit veya kalp hastalığı gibi vakaların artmasına ve mevcut vakaların kötüleşmesine yol açarak, kabul edilemez bir sağlık yükü yaratıyor.

Rapora göre, sadece Zonguldak, Çanakkale, Muğla ve İskenderun Körfezi’ndeki termik santrallerin neden olduğu sağlık yükü, Türkiye toplamının %40’ına karşılık geliyor. Muğla’daki termik santrallerin ise Türkiye’de en fazla erken ölüme neden olduğu tahmin ediliyor.

Halen çalışır durumda olan bu kömür santralleri 4.8 trilyon sağlık maliyetinin yanı sıra 117.661 erken doğuma, 1 milyon 247 bin çocukta bronşit vakasına, 62 milyon iş günü kaybına yol açtı.

Raporun tanıtım etkinliğini açılış konuşmasını yapan, çalışmanın başyazarı, HEAL Türkiye Sağlık ve Enerji Politikaları Kıdemli Danışmanı Funda Gacal, kömürden çıkış için tarih belirlenmesinin önemine dikkat çekerken “Kömüre dayalı elektrik üretimi, CO2 ve hava kirletici emisyonlara neden olarak en büyük kirleticilerden biri. 2020 yılında elektrik üretiminin yüzde 34’ü kömürlü termik santrallerden kaynaklandı. Kömürlü termik santraller pek çok kronik ve akut hastalığın nedeni olmakta beraber kamu bütçesine de ciddi bir yük oluşturuyor” dedi.

Türkiye’nin, 2021 yılının sonunda Paris İklim Anlaşması’nı onaylaması ve 2053 için net sıfır karbon hedefi koymasıyla, kömürden çıkışın en kısa zamanda gerçekleşmesinin önem kazandığını belirten Gacal, “Buna rağmen, Türkiye henüz kömür kullanımını sonlandırmak için bir tarih belirlemedi ve kömürlü termik santral kapasitesini iki katına çıkarma hedefini sürdürüyor” diye konuştu.

Türkiye’nin ‘en”leri: En kirli santraller Muğla Yatağan ve Manisa Soma. En eski santral ise, Kütahya Tunçbilek

HEAL Genel Müdür Yardımcısı Anne Stauffer ise onlarca yıldır devam eden kronik kömür sorununun, Türkiye için kirlilikten daha büyük bir sağlık faturası oluşturduğuna dikkat çekti:

“İnsan sağlığının korunması ve iklim değişikliğinin önüne geçilmesi için hızlı bir kömürden çıkışın şart olduğu konusunda bilimin ortaya koyduğu gereklilik oldukça açıktır. 23 Avrupa ülkesi – birlik üyelerinin çoğunluğu – kömürden çıkış tarihi belirlemiştir. Türkiye de toplum sağlığı için bir an önce bu yarışa katılmalıdır. Eski, kirletici bir enerji üretim biçiminden %100 yenilenebilir enerjiye geçmek sağlık ve ekonomi açısından en anlamlı olanıdır.”

Kirliliğin üçte biri Muğla bölgesindeki santrallerden

HEAL’in çalışmasına göre, Türkiye’nin ve dünyanın tanınmış turizm merkezlerine ev sahipliği yapan, tatil cenneti Muğla, kömür kaynaklı hava kirliliğinin yarattığı olumsuz sağlık etkisi ve maliyetinde en kötü karneye sahip bölge. Bölgede Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy termik santralleri bulunuyor. 2021 yılında bölgede yaşanan orman yangınlarında alevlerin Kemerköy ve Yeniköy termik santrallerine kadar ulaşması gündemde önemli yer tutmuştu. Bölgede yeni kömürlü termik santral planı bulunmuyor, ancak işletmedeki üç kömürlü termik santralin neden olduğu sağlık sorunlarının ekonomik maliyeti 1,48 trilyon Türk lirasına denk geliyor. Bu da tüm Türkiye’deki termik santrallerin sağlık maliyetinin neredeyse üçte birini oluşturuyor.

Bölgedeki sağlık uzmanları ve hekimler de konunun önemine dikkat çekerken, özellikle Yatağan’da solunum sistemi şikâyetiyle yatan hasta sayısının, daha iyi hava kalitesine sahip Muğla’dan iki kat daha fazla olduğu belirtiliyor. Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Üyesi, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Sebahat Genç, Muğla’da kömürlü termik santrallerin havaya, suya, toprağı, dolayısıyla bölge halkının sağlığına zararlı etkilerinin yıllardır görüldüğüne vurgu yaptı:

“Bu konu uzun yıllardır gündemimizde ve çeşitli platformlarda dile getirilmekte. Yaklaşık 40 yıldır çalışan bu üç termik santralin artık emekliye ayrılma zamanı geldi. HEAL çalışması, Muğla bölgesinde kömürden çıkışın öncelik olması gerektiğini, yenilenebilir enerjiye hızlı ve adil dönüşüm yapmak zorunda olduğumuzu bir kez daha açıkça göstermiştir.”

Filtreler ve arıtma sistemleri, sağlığı korumak için yeterli değil 

Çalışma kapsamında incelenen İskenderun Körfezi’nde, üç kömürlü termik santral, işletmeye alınmalarından bugüne toplam 4.717 erken ölüme ve 138,15 milyar TL kümülatif sağlık yüküne neden oldu. Rapor bulgularına göre, santrallerin, tüm ünitelerinde toz filtresi ve kükürt arıtma sistemlerinin bulunmasına rağmen bu sağlık maliyetine neden olmaları arıtma sistemleriyle hava kirletici emisyonları sınır değerlere düşürmenin dahi sağlığı korumak için yeterli değil.

Muğla’da 1982’de faaliyete geçen ve yaklaşık 40 yıllık bir santral olan Yatağan termik santralinin ise 16 yıl boyunca hava kirliliği kontrol ve arıtma sistemlerine sahip olmadan çalıştığı biliniyor. Yatağan termik santrali ilk günden bugüne, 33 bin 129 erken ölüme, 21 bin erken doğuma, yaklaşık 11,5 milyon gün iş kaybına ve 75 milyon hasta geçirilen güne neden oldu. Santralin Türkiye ekonomisine olan toplam sağlık yükü ise 47,26 Milyar TL.

Şimdiye kadar Türkiye’de tesis başına emisyon verisi kamuya açık olarak verilmediği için HEAL’in analizi, küresel metodolojilere dayanarak yapılan tahminlere dayanmaktadır. Bu nedenle gerçekleşen sağlık sorun ve maliyetinin, çalışmanın bulgularından daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

Fotoğraf: Greenpeace.

Planlanan santraller endişeleri artırıyor

Çalışmanın odağındaki Çanakkale ise yeni kömürlü termik santral projelerinin yoğunlaştığı bir şehir olarak öne çıkıyor. Bölgede faaliyet gösteren beş kömürlü termik santralin (18 Mart Çan, İÇDAŞ Biga, Bekirli, Cenal ve Çan-2 ) yanı sıra, iki yeni kömürlü termik santral de planlama aşamasında.

Adana’da inşaatı süren ve birkaç ay içinde faaliyete geçmesi beklenen 1.230 MW kurulu gücünde ve yoğun olarak ithal kömür ile çalışması planlanan EMBA Hunutlu santrali ise endişeleri daha da arttırıyor.

Öneriler

Rapor, Türkiye’de kömürlü termik santral emisyonlarından kaynaklanan sağlık ve iklim maliyetlerinin enerji politikaları oluşturma süreçlerinde dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.

Çalışmada politika yapıcılara öneriler şöyle sıralanıyor:

  • Kömürden kademeli olarak çıkmak için net bir zaman çizelgesinin ve mevcut tesislerin kapatılacakları tarihlerin, en geç 2030 olmak üzere, belirlenmesi.
  • Yapılması planlanan tüm kömür santrallerinin iptal edilmesi ve Hunutlu gibi santrallerin inşaatının durdurulması.
  • Yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde sağlık ve kirlilik verileri konusunda şeffaflık sağlanması.
  • Enerji üretimiyle ilgili her türlü karar ve önlem için sağlık etki değerlendirmesi yapılması.
  • Madenlerde ve fabrikalarda çalışan binlerce insanın yanı sıra, yerel toplulukların sağlığını da iyileştirecek, alternatif iş kollarını teşvik etmek için adil geçiş benzeri mekanizmalar hazırlanması.
  • Türkiye’deki sağlık ve tıbbi kuruluşlar ile bireylerin (hastalar gibi) temiz hava, sağlıklı enerji ve iklim değişikliğin etkilerinin azaltılması konularında aktif rol almalarının sağlanması için kapasitenin artırılması.
  • Kömürden enerji üretiminin gerçek maliyetinin ayrıca kömürden çıkışın ülke ekonomisi ve halk sağlığı üzerinde yaratacağı olumlu etkilerin ve sağlık yararlarının kamuoyu nezdinde vurgulanması.
  • Temiz hava faaliyetlerinin ve planlarının geliştirilmesi ve uygulanmasının yanı sıra enerji ve iklim politikalarının görüşülüp, karara bağlandığı girişimlere Sağlık Bakanlığı düzeyinde katılım sağlanması.

Türkiye’de, çevre kirliliğiyle mücadele kapsamında, Aralık 2021’de yürürlüğe giren ‘Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı Yönetmeliği’ ile çeşitli sektörlerdeki sanayi tesislerine toprak, su ve havayı kirletme oranlarını yıllık raporlama şartı getirildi. Bu yönetmelikle, emisyonlara ilişkin tesis düzeyindeki veriler ilk kez oluşturulacak Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı (KSTK) sisteminde halka açık olarak yayımlanacak. İlk veriler 2023’ten sonra gerçekleşecek emisyonlar için duyurulacak.

 Çalışmanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz:

 

Kategori: Enerji