Hafta SonuKöşe YazılarıManşet

Nerede benim yeşil mendillerim, mor sümbüllü bağlarım, al yanaklı bebeklerim – Göknur Yazıcı

Maraş’ın ilçesi Elbistan kocaman dümdüz bir ovadadır.  Yüz ölçümü 2.547 km2 ile oldukça büyüktür. Karasal iklim hüküm sürer. Eskiden çok kar yağar, çok soğuk olurdu.  Elbistan, Nurhak dağlarının uzantısı Şardağı’nın eteklerine kurulmuştur. Ceyhan nehri, Pınarbaşı mahallesinden doğar, şehrin içinden geçerek yoluna devam eder Adana’ya kadar. Elbistan’dan doğan başka çaylar da (Hurman, Söğütlü ) Ceyhan’ı besler, yolun sonunda Akdeniz’e kavuşurlar. Elbistan ovası bol suludur. Verimli topraklar, bol su burayı yemyeşil bir cennet yapmıştı eskiden. Öyle yeşil ki adeta bir yeşil denizi gibi… Elma bahçeleri, kavaklar, türlü türlü meyve ağaçları yapıları kucağında saklamıştı. Evler pek gözükmezdi.

Bahar gelip karlar eriyince bin bir renkli çiçekler donatırdı dağı taşı. Babamla her baharda Şardağı’na tırmanmayı çok severdim. Birçok aile tırmanabildiği kadar dağa çıkar, oralarda çıkınını açar, ovayı seyrederek piknik yapardı. Bütün kış, dağa tırmanmanın hayalini kurardım. Dağdan ovayı seyretmek inanılmaz güzeldi. Babamla sabah erkenden yola koyulur, arada molalar vererek tırmanışımıza devam eder, zirveye yakın bir yerde yürüyüşümüzü tamamlardık. Ben oldukça zorlanırdım, on yaşlarında falandım. Ama yorulduğumu hiç belli etmezdim. Çünkü o manzara için her şeye katlanmaya razıydım. Çıkınımızı açar, annemin haşladığı yumurta, peynir, yufka ekmeklerle nefis bir yemek yerdik manzaraya karşı. Bakmaya doyamaz, içim içime sığmazdı. Tarlalar yemyeşil birer mendil gibiydi yan yana sıralanmış. Kavaklar, elma bahçeleri yemyeşil bir nehri andırır, Ceyhan nehriyle sarmaş dolaş uzayıp giderdi. Küçükken kuşlara çok özenir, uçmanın hayalini kurardım. İşte dağda kendimi uçuyor gibi hissederdim. Tertemiz dağ havasıyla sarhoş olurduk babamla. O zamanlar termik santral yapılmamıştı daha. Çok verimliydi Elbistan ovası; bol sulu, verimli tarlalarında çok bitki yetişirdi. Şekerpancarı, ayçiçeği, arpa, buğday, nohut… Hayvancılıkta oldukça iyiydi. Bu kadar yeşillik olunca ot da çok oluyordu haliyle. Dağdan bizim tarlayı görmeye çalışırdık; termik santrale 6 km mesafede, Ağlıca köyündeydi. İki tarafından da dere geçiyordu, çok verimliydi. Babam sırayla nohut, buğday, şekerpancarı, ayçiçeği ekerdi. Elbistan büyük bir il gibiydi, oldukça zengin bir şehirdi.

Kaşanlı köyünde de bir bağımız vardı. Kaşanlı köyü Mahsuni Şerif’in köyünden 2 km sonra termik santrale 10 km uzaklıktaydı. Çocukluğumda bağ bozumunda Elbistan’dan köye gitmek çok güzel olurdu. Sabah koyun, kuzu çanlarıyla uyanmak çok mutlu ederdi beni. Sonra sepetleri kolumuza takar, neşeyle bağa giderdik. Bağımızı babam dikmişti, onun için çok değerliydi. Üzüm toplarken öğlen yemeğinde annem lahanalı bulgur pilavı (kapuska gibi) pişirirdi. O lezzeti hiç unutamadım. Bağda neşeyle koşturur; kirkit, kış üzümü gibi yöresel çeşitleri bir bir dolaşır, salkımları neşeyle keserdik. Bağlarda öyle çok üzüm olurdu ki kasalar dolusu üzümler toplamakla bitmezdi. Annem Elbistan’a döndüğümüzde komşularımıza üzümleri dağıtır, kalanıyla cevizli sucuk, pesdil ve pekmez yapardık.

1...

Sonra bir gün, ben on üç yaşlarındayken, 1977’de termik santral yapılacağı söylentisi yayıldı. Çok büyük bir linyit rezervi olduğu söyleniyordu. Herkes şehrimiz gelişecek, iş olanakları artacak diye çok sevindi. Çok iyi maaşla yüzlerce işçi aldılar. Ve santral yapımına başlandı. Birçok işçi yapım aşamasında iş kazası sonucu yaşamını kaybetti. Sosyal Bilgiler öğretmenimiz bize dönem ödevi olarak santrali verdi. Arkadaşlarla santralde görevli mühendislerle görüşüp büyük bir keyifle güzel bir ödev yaparak iyi bir not aldık. Herkes santral yapımından çok memnundu. Her şey güllük gülistanlıktı.

Dev bir canavarın şehrimize çöreklendiğinden habersiz yaşayıp gidiyorduk. Başlarda sadece bir ünite çalışıyordu, belli belirsiz bir duman çıkıyordu termik santraldan. Henüz o güzelim ova kirlenmemişti. Bu kocaman dev canavarla, canavar olduğunu bilmeden, gurur duyarak yaşayıp gidiyorduk.

Sonraki yıllarda ikinci ve üçüncü üniteler eklendi. Kirlilik yavaş yavaş belirmeye başladı. Önce bağlar etkilendi. O canım bağlar bir bir kurudu. Sonra elma bahçeleri ve diğer bahçeler yoğun kirlilikten etkilendi, yok oldu. Benim yemyeşil, güzelim mendillerim canavarın külleriyle kaplandı. Tarlalarda kimyasal kirliliğe bağlı hastalıklar, verim düşüklüğü had safhaya ulaştı. Hayvancılık çok etkilendi; etler, sütler kimyasal kirlilikten nasibini aldı. İnsanlar, bilmeden bu ürünleri tüketiyor halen. Eskiden hiç kaloriferli ev yoktu. Şimdilerde kalorifersiz ev yok gibi. Tabii ki, linyit kömürü yakılıyor. Hem bu yakıtlar, özellikle termik santral atıkları Elbistan’ı yoğun duman altında hayalet bir şehre dönüştürüyor. Üst solunum yolları kanserleri hat safhada. İki dayım, üç amcam ve niceleri hep kanserden öldüler. Artık bebekler bile kanserli doğuyor. Anormal doğumlar çok artmış durumda. Özellikle termik santralin bulunduğu beldede, Çoluhan’da çocuklarda kanser illeti çok yaygın. Tabii ki bu konularla ilgili hiçbir istatistik kamuoyuyla paylaşılmıyor.

Ama şehir çok büyüdü, pek çok bina yapıldı diye övünüyoruz. Biz millet olarak büyümeye ve güzel binalara çok önem veriyoruz. Binaları aval aval seyretmek bizim için çok büyük bir keyif. Elbistan’da gericilik hortladığı için halk bu gidişi kader sayıyor, hiçbir tepki yok. Kimse bu gidişe dur demiyor. Hastaneler kanserli hastalarla dolup taşıyor. Ha bire yeni hastaneler yapılıyor.

Sonunda termik santral uğruna o yemyeşil kocaman bin bir gözeli güzelim şehir yok oldu. Yerine adeta hayalet bir şehir oluştu. Elbistan’a gittiğimde yemek yerken havayı solurken korkuyorum. Sessizce derinden zehirleniyorum izlenimi oluyor bende. Evet, Elbistan, Afşin ve civarında yaşayan herkes sessizce, derinden yavaş yavaş zehirlendi. Hala daha da artarak zehirleniyorlar. Oradaki doğa bir daha iyileşemeyecek şekilde yok oldu. Eski halini anımsadıkça gözlerim doluyor. Kömürle çalışan termik santrallerin birer ölüm makinesi olduğu kocaman bir gerçektir. İnanmayanlar gidip Elbistan’ı, Afşin’i görsünler.

İzmir Aliağa’ya termik santrallar yapılmak isteniyor. Zaten bir tanesi çalışıyor, diğer işletmelerle birlikte İzmir’i çok kirletiyor. Bu santrallerle güzel İzmir’e kıymak istiyorlar. Doğa dostlarının yoğun çalışmaları sayesinde birisinin yapılması engellendi şimdilik. Eğer bu santral kapatılmaz, yenileri yapılırsa İzmir doğası Elbistan gibi yok olacak! Kocaman kent kirlilikten boğulacak. İnsanlar zaten tarım ilacı kalıntılarıyla her gün zehirleniyorlar. Bir de üzerine termik santral kirliliği ile katlanacak bu kimyasal kirlilik. Dev canavar burayı da esir alacak, yok edecek. Bu felaketi düşünmek bile istemiyorum. Gözümün önünde hep Elbistan’ın bugünkü hali canlanıyor.

İzmir’den ve başka kentlerden ilgili bilim insanları mutlaka Elbistan’a gitmeli, araştırma, inceleme yapmalı, bunu kamuoyuyla paylaşmalıdır. Başka Elbistanlar olmaması için mutlaka buna dur demeliyiz.

Bu kadar çok yenilenebilir enerji kaynakları varken termik santrallere hiç ihtiyaç yok! Ayrıca AVM’ler de tasarruf yapılabilir.Çamaşır kurutma makineleri kullanılmayabilir.Türkiye bol güneşli ve rüzgarlı bir coğrafya çünkü. Sanayide elektrik tasarrufu yapacak teknolojiler geliştirilebilir. Evlerde ısıtma ve soğutma için klimaların kullanımını azaltacak izalosyon çalışmaları artırılabilir. Daha bunun gibi bir çok alanda enerji tasarrufu yapılabilir.

Başka mor sümbüllü bağlar, yeşil mendiller yok olmasın diye termik santrallere hayır diyerek haykırmalı, buna hep beraber dur demeliyiz. İzmir’e yeni termik santral yapılmasına asla izin vermemeliyiz! Halen çalışan santralin kapatılması için bir şeyler yapmalıyız. Doğaya olan saygımız ve sevgimiz gereği bunu yapmalıyız. Dünyamız geri dönülmemek üzere yeterince kirlendi zaten. Pek çok insan, sessizce, farkına varmadan kimyasal kirlilikten dolayı yaşamını kaybetti, kaybediyor her gün. Daha fazlasını önleyebiliriz. Ben bu kadar güçsüz olduğumuzu sanmıyorum.

Sevgili doğaya sevgiler, saygılar.

Göknur Yazıcı

 

 

Göknur Yazıcı

Kategori: Hafta Sonu

Doğa MücadelesiManşet

Aliağa’da yeni termik tehlikesi Danıştay’dan döndü

İzmir Aliağa’da  Çakmaklı Köyü Değirmen Yıkığı mevkii yakınlarında yapılması planlanan Enka kömür yakıtlı termik santrali ÇED olumlu kararı Danıştay tarafından bozuldu.

2268

EGEÇEP, Foça Ziraat Odası ,Foça İlçesi Zeytin Üreticileri Birliği, ÇHD ve yurttaşların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Enka şirketine açtığı davadan ÇED raporu almak için oluşturulan bilirkişi heyetinin ve raporun yeterli olmadığı sonucu çıktı.

Deniz suyu ısınacak, tarım arazileri zarar görecek

Enka Enerji Üretim A.Ş. Tarafından ithal kömüre dayalı olarak kurulması planlanan “Isıl Gücü 1721 MWT (800 MWe) Aliağa Enerji Santrali” projesine 5 Mayıs 201o tarihinde ‘ÇED Olumlu‘ kararı çıkmıştı. Çevre örgütleri ve yurttaşlar, ‘santralin deniz suyunun öngörülenden daha fazla ısınmasına, deniz canlılarının zarar görmesine neden olacağı, santralin çevre kirliliğine yol açacağı, termik santralinin kurulduğu alanın yer seçimi bakımından uygun olmadığı, halk sağlığını tehlikeye sokacağı, kesinleşen yargı kararlarına ve Anayasaya aykırı olduğu,  Toprak Koruma Kanunu’na aykırı olduğundan tarım alanlarının verimliliğinin azalacağı ‘ gerekçesiyle karara karşı çıkmıştı.

İmar planı tadilatı tarım arazisi gerekçesiyle reddedilmişti 

Santral projesinin yapılacağı bölgede hem tarım arazileri hem de tescilli taşınmazlar bulunuyor.

Çakmaklı Köyü, Değirmen Yıkığı, Hacı Mehmet Çiftliği ile Kahramanlı Köyiçi mevkiinde bulunan 1/5000 ölçekli haritada sınırları gösterilen 41,3 hektar alanda yapılmak istenen imar tadilatı planında 3,64 hektarlık kuru dikili yarım (zeytin) arazisi, 37,66 hektar da kuru marjinal tarım arazisi bulunuyor. Proje tarımsal nitelikli alan sınırları içinde yer aldığı için imar planı tadilatı İzmir İl Tarım Müdürlüğü ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis kararıyla reddedilmişti.

 

3 çevre mühendisi ÇED raporu için yeterli değil

Danıştay kararında, üç çevre mühendisiyle alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığı belirtilerek  “alanın özelliklerine göre arkeolog, sanat tarihçisi, şehir plancısı, ziraat mühendisi vb uzmanlardan oluşan yeni bir heyetten yeniden rapor alınması gerektiği’ vurgulandı.

Davası vekillerinden  avukat Arif Ali Cangı, danıştayın bozma kararını ‘Aliağa’nın ve bölgenin havasını, suyunu, toprağını, yaşamını savunma mücadelesinde önemli bir aşama’ olarak nitelendirdi ve devam etti  ‘Bu kararla var olan termik santral projelerini durdurma, çalışan kirletici tesisleri denetletme şansımız doğdu.’

(Yeşil Gazete)

EnerjiManşet

[Özel Haber] Aliağa’daki petrokok yakıtlı termik santralin ÇED davasında “halkın katılımı” itirazı

İzmir Aliağa’da yapılması planlanan “Socar Power Termik Santrali Entegre Projesi”ne verilen ÇED kararının iptali ve yürütmenin durdurulması için EGEÇEP’in açtığı davada, mahkeme kurulundan bir üye ÇED katılım toplantısı süreci tam olarak yerine getirilmediği gerekçesiyle ÇED olumlu raporunun kabulune karşı oy kullandı. EGEÇEP adına davayı açan avukatlardan Arif Ali Cangı’ya göre bu itiraz sonraki çevre davaları için önemli bir emsal olabilir.

zHfIVGMBracGCoL-556x313-noPad

Socar Power Termik Santrali Entegre Projesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan 10 Temmuz 2013 tarihinde ÇED olumlu kararı almıştı. EGEÇEP, ÇED raporunun “hukuka aykırı olması ve işlemin uygulanmasının giderimi olanaksız zararlar doğuracak olması” nedeniyle öncelikle yürütmenin durdurulmasına, ardından projenin iptali için dava açtı.

“ÇED Halkın katılımı toplantısı aşaması yerine getirilmedi”

İzmir 3.İdare Mahkemesi 5 Şubat tarihinde verdiği ara kararında oy çokluğu ile bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına, keşif ve bilirkişi raporu alındıktan sonra yürütmeyi durdurma konusunun incelenmesine karar verdi. Üç kişilik mahkeme üyesinden biri ÇED raporu sürecinin yerine getirilmediği gerekçesiyle karara karşı oy verdi. Karşı oy gerekçesi şöyle:

“Halkın katılımı toplantısının halkın tepkisinden dolayı yapılmayarak yalnızca tutanak düzenlendiği, toplantının güvenlik açısından yapılamayacağının anlaşılması halinde başka bir güne ertelenebileceği, ancak bir ertelenme kararı verilmeksizin yalnızca tutanak düzenlendiği, toplantının ve toplantıda öne sürülecek görüşlerin ÇED süreci yönünden önemli bir niteliği bulunduğu (..) bu haliyle ÇED sürecinin, halkın katılım toplantısı aşamasının yerine getirilmemek suretiyle tamamlandığı anlaşılmakta.halkın katılımı toplantısının yapılmaması, ÇED olumlu kararını hukuken sakatlayacağı dikkate alındığında, dava konusu işlemin bulunduğu aşama itibariyle yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle, keşif ve bilirkişi yaptırılmasına yönelik çoğunluk kararına katılmıyorum”

22 Ekim 2013’te entegre tesis için ÇED halkı bilgilendirme toplantısı ilanı çıkmış, Aliağa halkının protestoları neticesiyle toplantı yapılmamıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Komisyonu, tutanak tutarak toplantının yapılmama nedeni olarak “halkın tepkisi”ni göstermişti.

dscn0086

“Bu azınlık oyunu çoğunluk oyu haline getirmeliyiz”

Avukat Arif Ali Cangı, itirazı şöyle yorumladı:
“Keşfe gerek kalmadan yürütmeyi durdurma kararı verilmesi gerektiğini söylüyor itiraz eden üye. İlk itiraz olarak önemli. Azınlık oyu olduğunun farkındayız ama bunu çoğunluk oyu haline getirmeliyiz. İdari yargının ÇED sürecinde halkın katılımını önemsemesinin çevre mücadelesine ciddi katkıları olacaktır.”

SOCAR petrokok yakacak

Aliağa’daki Demir Çelik Fabrikaları, Haddehaneler, Petro-kimya ve Gemi Söküm gibi tesisleri bölgenin yaşamı halihazırda tehdit ediyor. Bölgedeki en güncel tehlike ise yapılmaya çalışılan 10’a yakın termik santral. Bunlardan üç tanesi Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) iznini aldı, bir tanesinin inşaatı bitmek üzere.ÇED İznin alanlardan bir tanesi de rafinerinin artık ürünü olan Petrokoku yakacak olan SOCAR Power Termik Santrali.

Santralden yılda 96 bin ton kül çıkacak 

Santralden yılda 96 bin ton kül çıkacağı öngörülüyor. Söz konusu külün içinde kadmiyum, civa, kurşun, arsenik gibi ağır metaller bulunacak. Ayrıca santral alanının 400 metre gündeyinde bulunan ve endüstriyel atık düzenli depolama sahası olarak kullanılacak alan “orman sayılan alan” sınıfına giriyor. Soğutma amacıyla denizden çekilip ısınmış olarak geri verilecek olağanüstü miktardaki deniz suyu da santralin yaratacğı çevre problemlerinden sadece bir tanesi.

(Yeşil Gazete)

Kategori: Enerji

Doğa MücadelesiManşet

“Kocaoğlu, Yüksel Çakmur’u örnek alsın”

Termik santrale karşı 1 Milyon İzmirli Platformu, Aliağa’da 7 adet kömür yakıtlı termik santral yapılmasına karşı basın toplantısı düzenledi. Onlarca kurumun temsilcisinin katıldığı toplantıda, Aliağa Belediye Başkanı Turgut Oğuz’u savunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na eski belediye başkanlarından Yüksel Çamur’u örnek almaya davet edildi.

Petrol-İş Aliağa Şubesi’nde düzenlenen toplantıda platform adına konuşan Şenay Çağıran, en kirletici yakıt türü olan kömürün insan sağlığını tehdit ettiğini, kanser riskini arttırdığını ve tarım arazilerini zehirlediğini söyledi. Aliağa’nın Türkiye’nin çevre ve insan sağlığı açısından gözden çıkartıldığını ve kalkınma hırsına kurban edildiğini ifade eden Çağıran, “Türkiye’nin en kirli havası Aliağa’dadır. Kanser oranları her geçen yıl daha da artmaktadır. Aliağa’daki ekolojik yıkımı durdurmakla görevli olan ve halkın feryatlarını en yakından duyması gereken Aliağa ve İzmir Büyükşehir Belediyeleri tarihi hatalar yapmaktadırlar” diye konuştu.

İKİNCİ RUHSAT DA ONAYLANDI

Aliağa Belediyesinin 30 Aralık 2011 tarihinde bölgenin ilk kömürlü termik santralinin birinci kısım inşaatına ruhsat verdiğini hatırlatan Çağıran, “Aliağa Belediye Meclis üyelerinin itirazlarına rağmen Turgut Oğuz ikinci ruhsatı da 20.02.2012 tarihinde onaylamıştır. Termik santral yapımları halka karşı bilinçli bir kıyım doğaya karşı katliamdır. Bu kıyım ve katliamı durdurma şansı olup da kullanmayanlar suç ortağıdırlar” ifadesini kullandı. Aliağa Belediye Başkanı Turgut Oğuz’u suçsuz addeden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğluna tepki gösteren Şenay Çağıran, Kocaoğlu’na 22 yıl önce İzmirlilerin ‘El ele termik santrale karşı’ eylemini anımsatarak, İzmirlilerden yana tutarlı tavır koyan dönemin belediye başkanı Yüksel Çamur’u örnek almaya davet etti.

1 Milyon İzmirli olarak termik santralleri durdurana kadar pes etmeyeceklerini dile getiren Çağıran, “Yaşamdan yana olan İzmirlileri ‘1 Milyon İzmirli’ye katılmaya, Hıdrellez’de 6 Mayıs’ta termik santral ateşini söndürmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

(Evrensel)

Doğa Mücadelesi

Dikili Belediyesi termik santral için mahkemeye başvurdu

Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven’de yapımına başlanılan Termik Santrali ruhsat iptali için mahkemeye başvurdu.

***

Aliağa Belediye Başkanı Turgut Oğuz’un, Aliağa’da bir Demir Çelik Fabrikasınca kurulmak istenen İthal Kömüre dayalı Termik Santralı inşaatı için yapı ruhsatı vermesinin ardından, ruhsat iptali için açılan davaların ardı arkası kesilmiyor.

İzmir Barosu, Karşıkaya Belediyesi, Foça Zeytin Üreticileri Birliği, Menemen Ziraat Odası gibi kuruluşlar ile çok sayıda vatandaşın ardından Dikili Belediyesi’de ruhsat iptal davası açtı. İzmir Nöbetçi İdare mahkemesi Başkanlığına sunulmak üzere Dikili Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan dilekçede yürütmenin durdurulması istendi.

Özgüven; “halkın önüne kimsenin geçemeyeceğini haykıracağız”

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven  “İnsanlarımız, çocuklarımız insanca yaşamak istiyor. Ancak Dünyanın hiçbir yerinde kullanılmayan kömüre dayalı termik santral bu bölgede yapılmak isteniyor. Bu sadece Aliağa’da değil, tüm Bakırçay ve İzmir’de de korkunç bir kirlilik yaratacak. Bu ruhsat derhal iptal edilmelidir. Çünkü sadece belediye meclis üyelerimiz değil bizler, ilçe başkanları, meslek odalarımız, çevreci arkadaşlarımız hiçe sayılmıştır. Termik santrallere karşı olduğumuzu, bunu yaptırmayacağımızı, yasalara rağmen de halkın önüne kimsenin geçemeyeceğini haykıracağız” dedi.

Özgüven; “Aliağa Belediyesi’nin bu 7 santral’den, ilkine verdiği inşaat ruhsatı bölgede ekolojik yıkımın başlangıcı olarak bölgeyi kül ve asit yağmuru altında bırakmadan 21 yıl önce olduğu gibi yeniden bir araya gelmeliyiz. Çünkü yörede yapılacak termik Santral İklim değişikliğini en çok hızlandıran yakıt türü olan kömür’e dayalı olacak. Kömürde bulunan radyoaktif elementler nedeniyle bölge radyasyon tehdidi altında olup buda yöre insanının kanser riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olacak” dedi.

CHP’li Meclis Üyeleri de başvurmuşlardı

Aliağa’da kurulması düşünülen termik santrala verilen yapı ruhsatının iptali için CHP’li Meclis üyeleri Hüseyin Ekren, Haydar Karaman, İlknur Köse, Bahar Deniz, Selma Orhan, M. Nurettin Bayrav, Fuat Özer, Mustafa Kabadayı, Kıymet Baysal ve Barış Eroğlu, Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava dilekçesi verdi. Meclis üyesi Haydar Karaman, ruhsat  olayında Meclis’in bilgisi olmadığını söylemişti.

Doğa MücadelesiManşet

İzmir termik santrallere karşı ayağa kalkıyor

Aliağa’da yapılması planlanan 7 adet termik santrale geçit vermemek üzere bir kampanya başlatan İzmirliler, kentin ve bölgenin geleceği için 11 Şubat Cumartesi Saat 15’ten itibaren Karşıyaka Çarşı girişinde toplanıyor.

İzmir’de ve bölgedeki bütün canlı yaşamı tehdit eden termik santrallerin inşasına karşı ortak ses çıkarmak gerektiğine vurgu yapan yaşam savunucuları “1 MİLYON İZMİR’Lİ TERMİK SANTRALE KARŞI” kampanyasını başlattılar.

Kampanyanın başlangıcı, 11 Şubat Cumartesi saat 15’te Karşıyaka Çarşı girişinde yapılacak basın açıklaması ile kamuoyuna duyurulacak.

İlk eylem için hazırlanan çağrı metni şöyle:

“DİKKAT İZMİR’DE YAŞAM TEHDİT ALTINDA;
YAŞAMI SAVUNAN 1 MİLYON’A SEN DE KATIL!”

Aliağa’da 7 adet kömürle çalışan termik santral yapılması planlanıyor. Aliağa Belediyesi, kömürle çalışacak ilk termik santrale inşaat ruhsatı vererek ekolojik yıkıma start verdi. Aliağa, Menemen, Foça ve İzmir, kül, duman ve asit yağmuru altında kalacak

Kömür iklim değişikliğini en çok hızlandıran yakıt türüdür. Kömürde, radyoaktif elementler var! Santral çevresi radyasyon tehdidi altındadır ve insanlar kansere yakalanma riski ile karşı karşıya kalır
– Tarımsal alanlar giderek yok olur.
– Tarihi kalıntılar ciddi hasar görür.
– Hava, su, toprak kullanılamayacak hale gelir

Santraller, soğutma suyunu denizden alıp, ısınmış suyu denize verecekler. Deniz ve denizdeki yaşam yok olur İzmir, rüzgar, güneş ve jeotermal enerji kullanarak enerji üretme şansına sahiptir.

Temiz bir İzmir ve sağlıklı bir yaşam için, havaya, denize, suya, bitkilere, insanlara, kısaca yaşama sahip çıkmak için;

Tüm İzmirliler, Termik santrallere karşı birlikte haykırmaya çağırıyoruz:
Çocuklarımıza daha yaşanılası bir İzmir bırakmak için bir kez daha termik Santrale HAYIR!.

“1 MİLYON İZMİR’Lİ TERMİK SANTRALE KARŞI” kampanyasını başlatmak üzere,
11 Şubat cumartesi Saat 15’de Karşıyaka Çarşı girişinde buluşuyoruz.

Yaşamı savunan ‘1 Milyon’a sen de katıl.