Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Gezi ve sosyal haklar

‘Gezi bir hak arayışıdır ama köşeye atılmış sosyal hakların en çok öne çıktığı bir hak arayışı, bir direniştir. İşte o yüzden bir milattır ve geri dönüşü de yoktur.’

TBMM’deki görevimin sona ermesinin ardından Sosyal Haklar Derneği’ndeki arkadaşlarla mücadeleyi sürdürmeyi seçtim. Yaklaşık 2 buçuk yıldır SHD Genel Başkanlığını yürütüyorum. Toplumun önemli bir kesiminin bir hak olduğunu dahi bilmediği sosyal haklar hakkında farkındalık yaratma eğitimleri, panelleri; çocuklara sosyal haklarını öğretmeyi, talep etmeyi, haklarının farkında olmayı hedefleyen yaz okulları ile bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Bir yandan da “sosyal cinayet” olarak adlandırdığımız ağır hak ihlal ve ihmalleri ardından gelen felaketler, ölümlerin konusu olan davaları gönüllü avukat üyelerimizin yoğun gayreti ile takip ediyoruz.

İnsan hakkı ihlallerinin, ifade özgürlüğü kısıtlarının vb. birinci nesil hak ihlallerinin yoğun yaşandığı ülkemizde, sosyal hakları savunmak kimi zaman ikincil olarak görülmekle birlikte, aslında sosyal hakların ihlalinin önlenmesinin, insan hakkı ihlallerine giden yolu da kapayacağını gördük, her yeni vakada görüyoruz. Sosyal hakların en temellerinden biri olan iş güvenliği hakkı – hukukçuların dili ile – olası kasıt sonucu ihlal edildiğinde 301 kişinin ölümünü gördük ve ardında bıraktığı derin travmayı yaşadık. Yine en temel haklardan bir olan Eğitim Hakkı’nın ihlali ile Aladağ’da kız çocuklarının cemaat karanlıklarında yanıp yok oluşuna tanıklık ettik. Ulaşım Hakkı’nın ihlali ile Çorlu, Ankara ve daha nice “kaza” adı altında sosyal cinayetlere şahit olduk. Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının umarsızca gasp edilmesi ile ülkenin dört bir köşesinde yaşam alanlarının kaybı, sağlık sorunları ve çevresel felaketler yaşıyoruz.

Önümüzdeki günlerde Gezi 6. Yılına girecek. Bugün Beşiktaş Abbasağa Parkı’nda olacağız. Gezinin o güzel direncini, felsefesini, fikrini ve savunduğu hakları anacağız. Nedir mi onlar? Mesela ben şu an baktığımda ciddi bir sosyal hak talebi ve bunun farkında olan insanlar görüyorum Gezi’de.

En baştan başlayalım:

Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı talebi, Gezi’nin başlama vuruşuydu. İstanbulluların nefes alabildiği, kentin göbeğinde kalmış nadir ve bir o kadar da eski parklardan birini savunmak adına koşup geldi insanlar. Ağaçları kesilsin, park ortadan kalksın istemiyorlardı. Üstelik de ortada bir proje olmadığı gibi uygulama hukuksuzdu. Ağaçları için geldiler. Ama tıpkı dönemin başbakanının haykırdığı gibi “mesele 2 ağaç değildi”. Bakın başka neler vardı:

Mesela sağlık hakkı deyince Gezi’nin gönüllü doktorları ve sağlık ekipleri geliyor aklıma. Herkes için kamusal, ücretsiz ve kaliteli sağlık hizmeti isteyenler vardı. Bugün iktidarın en çok övündüğü sağlık sisteminin, ek giderlerle ücretsiz hali kalmamıştır. Zaman baskısı altındaki doktor muayeneleri, şehir dışındaki şehir hastaneleri, döviz baskısı altındaki ilaç fiyatları ve ilaç yokluğu ülkenin sağlık politikasının sağlık hakkını temele almadığının göstergesidir.

GDO’suz ve sağlıklı, ucuz, güvenilir gıdaya ulaşma hakkı vardı mesela. GDO’ya Hayır diyenlerin sığınma alanıydı Gezi. Dünya açlığını ve obezliğini yöneten küresel şirketlerin karşısında duranlar Gezi direnciyle güç ve umut buldular. O gün tarım alanlarının enerji ve inşaat faaliyetlerine peşkeş çekilmesine direnenler bugün haklı çıktılar. Gezi’nin çadırlarının yakılmasının getirdiği yer, Tanzim Satış çadırlarının kurulmasıdır.

Eğitim, AKP dönemin en çok hak gaspına uğramış sosyal hakkı oldu. Daha anaokulu çağında cemaatlere teslim edilen eğitim politikaları dini uygulatmayı temele aldı. Sorgulamayan, korkan, biat eden nesil yetiştirme programı dahilinde çocuk taciz ve tecavüzleri hızla arttı. Parasız eğitim istemek gözaltı ve tutukluluk gerekçesi olurken, bu nedenle öğrenciler cezaevlerinde yıllarca hayatlarından, eğitimlerinden uzaklaştı. Her yıl değişen sınav sistemi, iktidarın menzil ortağı Gülen Cemaatinin güdümündeki eğitim bürokrasisi çalıntı sınavlarla her yılın gencinin hakkını gasp etti. Bu yüzden Gezi direnişi liselileri, parasız eğitim isteyen üniversitelileri ve hak kaybına uğrayanları kucaklamıştı, Geziye karşı şiddet uygulayan zihniyet ise Gülen Cemaatinin kolluk gücüyle saldırdı. Her yılın sınavını şaibeli hale getiren bürokrat göstermelik olarak FETÖ operasyonundan sorgulanıp serbest bırakıldı daha çok yeni.

Ve sosyal hakları gasp edilenler

Kadınlar bu ülkenin en çok sosyal hak kayıplarına uğrayan kesimi. Çocuk Gelin adı altında bir sosyal cinayetle erkenden evlendirilenler, doğum şekli, kaç çocuk yapıp yapamayacağı en üst düzeyden belirlenmeye çalışılan onlar. Boşanmaları günahlaştırılan ve bu uğurda kadın cinayetlerine kurban gidenler yine onlar. Kırsal kesimde yaşam alanlarının yok edilmesiyle, özgür oldukları köylerinden çıkmak zorunda kalıp kentin çeperlerinde hayatında görmediği insanlarla toplu konutlara sıkıştırılarak mahkum edilen hayatlar yaşamaya mahkum bırakılıyorlar. Gezinin kucak açtıkları yine onlar, çocuklarıyla ele ele…

Annelerinin ellerinden tutan çocuklar,  gençler, engelliler, İstanbul’da huzur içerisinde yaşamak isteyenler de kendi insan, yaşam ve sosyal hakları için Gezi’deydiler. LGBTİ bireyler en güçlü şekilde “biz de varız” dediler. En çok sosyal hak gaspına uğramışlar, bu konuda en az görünür olmuşlardı. Bir LGBTİ birey nasıl büyür, nasıl eğitim alır, nasıl iş bulur, nasıl barınma hakkına, sağlık hakkına, çalışma hakkına kavuşurdu? Bilen var mıydı?

Kültür ve Sanat Hakkı ne yazık ki en çok göz ardı edilendir.  Herkesin ücretsiz ya da ulaşılabilir Kültür Sanat Hakkı vardır. Bu yüzden Türkiye’nin dört bir yanına kültür sanatı devletin ulaştırmasında çalışan sanatçılar, hakları gasp edildiği için Gezi’de kucaklandılar. Gezi Parkı kendi ölçeğinde evrensel kültür ve sanata kucak açan bir açık hava galerisi haline geldi.

Spor Hakkı… Bu alana da hükmetmeye çalışan iktidar, ezeli İstanbul kulüplerini desteklemek yerine paralel bir lig kurma hevesiyle dengeleri sarsmış ve taraftar grupları kendilerine Gezi’de yer bulmuştu.

İşkence edilen köpek, kedi, vurulan kuş, martı… Herkes Gezi’ye sığınmıştı.

 Ve tekrar başa dönelim

Kent Hakkı, Gezi’nin yapı taşı oldu. Kentsel dönüşüm yasalarının, afet riski yasalarının kent rantının mağdur ettikleri ise Gezi’nin ilk temelini atanlardı. İstanbul Kent Hareketleri, Mahalle Dayanışmaları, Kent Savunmaları şeklinde örgütlenerek yaşam alanlarından sürülmeye karşı direnişe geçtiler. Gezinin temelini attılar ve aylarca beklediler parkı. Sayıları onlarcaydı, ta ki ağaçlar tehdit edilene, yüzlere, binlere, onbinlere dönüşene dek…

Gezi bir hak arayışıdır ama köşeye atılmış sosyal hakların en çok öne çıktığı bir hak arayışı, bir direniştir. İşte o yüzden bir milattır ve geri dönüşü de yoktur.

Nice yıllara!

(Yeşil Gazete)

 

Kategori: Hafta Sonu

ManşetSivil Toplum

Abbasağa için son sözü halk söyledi: Parkta kafe istemiyoruz!

Beşiktaş’taki Abbasağa Parkına belediyenin yapmak istediği kafe inşaatı halk tarafından durduruldu. Parktaki forumdan “Kafe istemiyoruz” kararı çıktı. CHP de parkın eski haline getirileceğini açıkladı.

31

Dün sabah parkta fark edilen iş makinası üzerine harekete geçen mahalle halkı önce iş makinesinin çalışmasını durdurdu. Parkta buluşan mahalleli, Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’a tepki gösterdi. Hazinedar’ın referandum, oylama teklifleri reddedildi.

Yaşam savunucuları ve Beşiktaş Kent Savunması’nın çağrısıyla dün akşamı Abbasağa Parkı’nda toplananların gerçekleştirdiği forumda SİT alanı olan parka dair bilgi verildi, konuşanlar parka kafe istemediklerini, spor aletleri sökülen ve kazılan parkın eski haline getirilmesini istediklerini söyledi.

Forumdan kafe istenmediği, yaşam alanlarına sahip çıkılacağı kararı çıktı.

Foruma katılan belediye meclisi üyesi de CHP’nin parti yönetiminde alınan karara göre parka kafe yapılmayacağını ve yıkılan alanın eski haline getirileceğini açıkladı.

32

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu da Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Arkadaşlar Abbasağa Park’ında halkın onaylamadığı hiçbir işlem yapılmayacak. Yanlış anlaşılma ve rahatsızlık için özür dileriz” dedi.

(Bianet)

Kategori: Manşet

ManşetSivil Toplum

Kuzey Ormanların Savunması, 3. Havalimanı için foruma çağırıyor

Kuzey Ormanları Savunması,  29 Mayıs’ta temel atma töreni gerçekleşecek 3. Havalimanı projesine karşı mücadele yöntemlerini konuşmak üzere forum çağrısı yayımladı. 16 Mayıs’ta Abbasağa Parkı’nda gerçekleşecek forumda, havalimanı projesine karşı kamuoyu yaratmak için yapılması gerekenler konuşulacak.

kos

Geçtiğimiz Haziran’da 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul projelerinin tehdit ettiği Kuzey Ormanları için bir araya gelmiş olan Kuzey Ormanları Savunması grubu bir açık çağrı yayımladı.

Geçtiğimiz sene 19 Mayıs’ta 3. köprü inşaatını başlatan hükümetin bu sene yine aynı tarihte ‘son ölümcül darbeyi indirecek’  3. havalimanı inşaatını başlatmaya hazırlandığı hatırlatarak  “Gezi İsyanı’nın birinci yılını dolduracağı bu süreçte, kararlarımızı herkesin katılımına açık; en geniş biçimde yaptığımız Kuzey Ormanları Savunması forumlarında alma ilkemiz doğrultusunda, tüm İstanbul halkını, hepimizin hayatını doğrudan etkileyecek bu yeni saldırıya karşı, 29 Mayıs’taki temel atma gününde yapılabilecek eylem önerilerini hep birlikte tartışmaya ve kararlaştırmaya çağırıyoruz.” dendi.

Gezi forumlarını ve dayanışmalarının, meslek örgütlerinin ve vatandaşların davet edildiği forum 16 Mayıs Cuma günü 19.30’da Beşiktaş Abbasağa Parkı’nda gerçekleşecek.

(Yeşil Gazete)

Kategori: Manşet

Sivil Toplum

Termosunu kap Beşiktaş iskeleye gel

Abbasağa Forumu: Beşiktaş İskelesi’nde Çayımızı İçin

Abbasağa Forumu Beşiktaş-Kadıköy vapur seferlerinin yapıldığı Barbaros Hayrettin Paşa iskelesinin satılmasına karşı ses çıkarmak için herkesi 20 Eylül Cuma günü saat 19.30’da iskelede çay içmeye davet ediyor. (daha&helliip;)

Kategori: Sivil Toplum

ManşetSivil Toplum

Yakantop ile İstop oynamak, İp atlamak isteyenler: Abbasağa’da Oyun Şenliği var, Haydin!

Herkes İçin Mimarlık Abbasağa’da oyunlar oynamaya çağırıyor! 1. Geleneksel Abbasağa Oyun Şenlikleri bu Cumartesi günü parkın basketbol sahasında gerçekleştirilecek.

Herkes İçin Mimarlık, Abbasağa Parkı’nın kullanım potansiyellerini hep beraber deneyimlemek, bu deneyimlerden yeni üretimlere dair fikirler geliştirebilmek ve bunu keyifli bir etkinlikle gerçekleştirmek için 3 Ağustos Cumartesi günü saat 17.00’de herkesin Abbasağa Parkı basketbol sahasına beklendğini duyurdu.

paylaşmak için tklynz / click for to share

Oyun Şenliğin’de futbol, yakantop, ip atlama, halat çekme, örümcek, bayrak yarışı, dokuz taş ve daha birçok takımlı ve bireysel oyunlar oynanacak, ayrıca kısır dağıtılacak.

Keyifli ve fikir açıcı bir gün için 3 Ağustos Cumartesi günü herkes Abbasağa Parkı’na!

Abbasağa Oyun Şenliği facebook sayfası: 1. Geleneksel Abbasağa Oyun Şenlikleri

(Herkes İçin Mimarlık)

Kategori: Manşet

Yeşeriyorum

Park Forumlarının işleyişine dair bir yazı / Emre Ertegün

Gezi Parkı’nın dağıtılmasından sonra İstanbul’un dört bir yanında ve birçok şehirde ortaya çıkan park forumlarının daha iyi çalışması için kısaca gözlemlerimi aktarmak ve bazı öneriler sunmak istiyorum.

Ama öncelikle,

– Bu önerileri, 3 gün Yoğurtçu Parkı’nda, 2 gün Cihangir Parkı’nda ve 1 gün Abbasağa Parkı’ndaki forumlara katılımım sonrası oluşan gözlemlerimden, süreçte sohbet ettiğim arkadaşlarımdan, geçtiğimiz günlerde 350 ekibinden Nadine‘in vermiş olduğu kısa bir eğitimden sonra aklımda kalanlardan ve kendi fikir yürütmelerimden süzmeye çalışacağım.

– Bu öneriler, her zaman iyileştirilmeye ve geliştirilmeye muhtaçtırlar; ulaşılabilecek en iyi fikirler olduğunu düşünmüyorum elbette.

– Burada yazdıklarımın bütün süreci ve konuları kapsadığını da sanmıyorum. Yüksek ihtimalle, değinmem gereken çok önemli konulara değinmemiş olabilirim. Her türlü öneri, ekleme ve itiraza açığım.

– Ayrıca tüm bunlar her parkta ve ortamda, farklı şekillere eğilerek bükülerek kullanılabilirler. Tek tip bir yöntem oluşturmak gibi bir derdim yok; zaten istesem de yapamam bunu.

Gözlemler

–          2 haftadan daha uzun bir süre devam eden Gezi direnişinin dağıtılması sonrasında Abbasağa’da başlayan forumlar tüm İstanbul parklarına -zamanla diğer illere de- yayılmış ve direniş güç kazanmıştır.

–          Forumlara katılım oranı ve heyecan epey yüksek bir şekilde devam etmektedir.

–          Forumlarda hiyerarşik bir ortam yaratılmamaya çalışılmakta, zaten bu tip belirtiler hissedildiği anda katılımcılar tepki vermektedir. Bu, çok olumlu bir durum olmakla birlikte, ortak hareket etme ve belli konulara yönelme konularında bazı zaaflara yol açtığını da not etmek lazım.

–          Bununla birlikte, forumlarda organizasyonu ve koordinasyonu sağlayan ekipler kendiliğinden ortaya çıkmakta ve -umuyorum- bu ekiplere katılmak isteyenler kolayca katılıp işlerin ucundan tutabilmektedir.

–          Forumlarda her gün 1 veya 2 kişi kolaylaştırıcı olarak görev almaktadır.

–          Forumların en başında katılımcılar listeye isim yazarak veya sıra numarası alarak, sırayla söz almakta ve paylaşmak istediklerini paylaşmaktadır.

–          Söz alanlar sıkça aynı konuları tekrar etmekteler. Ayrıca herkesin gündemi ve aklındakiler farklı olduğu için bir konudan diğerine sıçramalar halinde devam ediyor konuşmalar.

–          Forumlarda hem yerel sorunlarla ilgili paylaşımlar (bir otobüs durağının kaldırılması gibi), hem de çok daha uzun boylu talepler (seçim barajının düşmesi) dile getiriliyor.

–          İlk birkaç günün sonucunda çalışma grupları, atölyeler kurulmuş ve bu gruplar da çalışmalarına devam etmektedirler.

–          -Bildiğim kadarıyla- her forumun facebook grupları ve/veya sayfaları açılmış ve tartışmalar, öneriler, fikirler, forum haricinde buralarda da paylaşılmaktadır.

–          Bu facebook grupları ve sayfalarına üye olan binlerce kişi, süreçle ilgili -ve hatta bazen doğrudan ilgisi olmayan- her türlü videoyu, haberi, kampanyayı, fotoğrafı buralarda paylaşmakta; bu nedenle yüzlerce, binlerce paylaşım arasında ilgilenilebilecek paylaşımları takip etmek mümkün olmamaktadır.

–          Bütün forumların toplantı notlarını toparlamayı hedefleyen bloglar, web siteleri ve yine facebook grupları da kurulmuştur.

— Önerilere geçmeden önce bütün bu süreci çok sağlıklı bulduğumu paylaşmak isterim. Yani kimi aksaklıklar, konu tekrarları, facebook gruplarının çok karmaşık olması vs… Bütün bunları geçmemiz gereken adımlar olarak görüyor ve yavaş yavaş düzenlenip toparlanmaya başlamamız gerektiğini düşünüyorum. Bu yazıyı yazma nedenim de bu sürece katkıda bulunmak zaten.—

Öneriler

Forum işleyişi

–          3 haftaya yakın süren Gezi direnişi ve sonrasında yaklaşık 10 gündür süren bir forum süreci var. Bu, özellikle çalışan kesim için çok yorucu ve yıpratıcı bir durum. Yavaş yavaş yorgunluklar ve yılmalar olmaya başlamadan önce, biz bilinçli bir şekilde makul bir hale çekmeliyiz bu forumları. Büyük forumların haftada bir veya iki kere yapılması, onun dışında çalışma grupları, atölye ve masaların kendi verecekleri kararlara göre, istedikleri sıklıkta toplanmalarını gerçekleştirmelerini öneriyorum.

–          Büyük forumun haftada bir veya ikiye çekilmesinin sonucunda atölyelerin ve çalışma gruplarının toplantılarının forumla çakışmamasını sağlamamız gerekiyor.

–          Forumlardaki kaotik ortamı yavaş yavaş daha verimli toplantılara çevirebilmemiz gerekiyor. Bunun için, forumları ne gibi yöntemleri uygulayarak gerçekleştirmemiz gerektiği başlı başına bir konu ve uzun uzun tartışılmayı, bunun için de komite kurulmasını gerektiriyor. Cihangir’de 23 Haziran günü uygulanan Açık Alan Teknolojisi tarzı çalışmalar uygulanabilir mesela. Ayrıca 27 Haziran’da Abbasağa’da sıraya girerek söz alanlardan önce, grupların toplantı sonuçlarının paylaşıldığını gördüm; bu da çok olumluydu.

–          Yöntem konusu gerçekten çok önemli, altını çizmek istiyorum. Toplantı veya forum ne şekilde işleyecek, karar alma gibi bir işlevi olacak mı, olacaksa karar alma süreci ne şekilde olmalı (oy birliği, oy çokluğu, 2/3 çoğunluk, uzlaşma vs.) gibi konuların üzerinde tartışılmasını çok önemli buluyorum.

–          En başta onlarca -ve hatta- yüzlerce kişinin söz almak için isimlerini yazması ve bu liste üzerinden gidilmesini sağlıklı bulmuyorum. Ortalama 5 kişinin söz almak için sıraya girmesi, sonra yeni bir 5 kişinin belirlenmesi çok daha sağlıklıdır. Böylece dinamizm yükselecek, başta konuşmak istemeyip sonrasında bir şeyler paylaşmak isteyen kişiler söz alabilecek, başta söz almak için isim yazdırıp toplantıdan ayrılanları anons edip bekleyerek vakit kaybedilmeyecektir. Daha birçok faydasını sayabilirim bu yöntemin.

–          Hatta kolaylaştırıcının inisiyatif ve yönlendirmesiyle, konuşmayan grupların söz almasını sağlaması çok güzel olmaz mı? ‘Şimdiki 5 kişiyi kadınlardan seçelim’, ‘daha gençlerden seçelim’, ‘diğer parklardan gelenlerden seçelim’, gibi.

–          Konuşmacılar arasında genelde duraksama olmuyor ve hemen bir sonraki konuşmacı konuşmaya başlıyor; dinlediklerimizi sindiremiyoruz. Her konuşmacıdan sonra, yine kolaylaştırıcının gözlemleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda 30 saniye veya 1 dakika gibi bir zaman beklenebilir; olumlu veya olumsuz çok tepki alan bir konuşmadan sonra -belki- herkes yanındakiyle kısacık fikir alışverişi yapabilir.

Web’den örgütlenme

–          Kurulan facebook sayfalarında çok fazla şey paylaşıldığı ve bu çok verimsiz bir ortam doğurduğu için facebook üzerinden kurulan oluşumların, facebook sayfası olarak kurulması gerektiğini, forumda herkesin onayıyla seçilen bir grubun toplantı notlarını, -alınıyorsa- kararları, atölyeleri ve çalışma gruplarını duyurduğu  bir mecra haline getirmesi gerektiğini düşünüyorum. Facebook gruplarında da bir yandan paylaşımlar yapılmaya devam edilir elbette, ama paydaşların olan biteni hızlıca anlamasını sağlayacak bir mekanizma olarak sayfalar daha uygun.

–          Bundan da iyisi, her forumun kolay takip edilebilir, kullanıcı dostu bir web sitesine veya bloga sahip olması aslında. Bununla ilgilenebilecek kişiler varsa bu yol daha da olumlu bana kalırsa.

–          Forum notlarının yayınlandığı web sitesi, blog ve facebook sayfalarının koordineli olması ve her birinin kendine ulaşan notları diğerlerine de iletmesi gerekiyor. Tek bir site üzerinden gitmesini önermeyi düşündüm ama olası bir sayfa kapanması veya hacklenmesi gibi durumlara karşı yedekli gitmekte fayda var.

Siyasi Hareketler

–          Bu süreçte kaçınılmaz olarak kimi siyasi denemeler, girişimler başladı ve bunun arkası gelecektir. İlk aşamada ayrı ayrı örgütlenmeler ve toplaşmalar yaşanması doğaldır. Ancak tüm bu örgütlenmelerin çalışmalarının, zaman içinde diğerleriyle ortaklaşmak ve buluşmak üzere yapılandırılması gerekiyor. Aksi takdirde birçoğuna sempati duysam da sürekli birbirleri ile didişen -oy oranları itibarı ile söylüyorum- küçük sol partilerin kaderiyle karşı karşıya kalınacaktır.

 

 

Emre Ertegün

Twitter: @emreertegun

Kategori: Yeşeriyorum