Köşe Yazıları

Deprem enkazından çıkan kentsel dönüşüm rantı

23 Ekim’de Van’da gerçekleşen deprem Türkiye’nin deprem konusundaki durumunu da tekrar ve tekrar gözler önüne serdi. Sivil toplum oraya ulaşıncaya kadar, ikinci güne denk geliyor bu süre, deprem bölgesinde gerçekleşmesi gereken arama ve kurtarma işlemi başarısız oldu. Zaten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bunu “ilk gün başarısız olduk” şeklinde dile getirdi. İlk günlerde bölgeden gelen haberlerin ağırlıklı bir bölümü hiç yardım gitmeyen, kimsenin ilgilenmediği köylerdi. Sonra yavaş yavaş toplum devleti bir kenara itti ve yardım tırlarının direksiyonuna kendisi geçti. Belki de devleti de enkaz altından çıkardı.

Enkaz altından başka konular da çıktı. Bu konuların en önemlisi ise rant. Öğrendik ki, deprem aslında çok karlı bir yatırım aracına ve çok etkili bir silaha dönüşebilir. Örneğin, depremin ilk günlerinde, en gerekli zamanda, yardım gitmeyen insanların bir an önce gelen yardımlara ulaşmak için hareket etmesi; Türkiye’nin Batı kaynaklı olan medyasında bir yaygara kopmasına neden oldu. “Yağma!” diye. Üç gün önce enkaz altından çıkmış, karşısında hiçbir şekilde organize olamamış bir yapı gören insanların çadırlara ulaşmaya çabalaması yağma olarak nitelendirildi. (Gayet nezih bir kokteylde, bu başlıkları atan insanların minicik bir kanepeye ulaşmak için birbirlerini ezdiğini de görebilirsiniz!) Bu görüntüler ve nitelendirmeden kısa bir süre sonra, kamuoyunda yoğunlaşan tepkiler sonucunda 1999’dan itibaren toplanan deprem vergilerinin ne olduğuna yanıt geldi hükümet cephesinden. Duble yol olmuş vergiler. 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri’nde AKP’nin en büyük seçim malzemelerinden bir tanesi olan duble yollar yani. Aynı medyaya baktığımızda hiçbir gazetenin “Yağma!” diye yaygara kopardığını göremedik tabii ki. (Bir kişi TRT’de konuyu vergilere getiriyordu ki, spiker alelacele yayını kesti.) 1999’dan beri milyarlar toplanıyor ve hala Kızılay Başkanı gülerek televizyonlarda Türkiye’nin toplam elli bin çadırı olduğunu söyleyebiliyor. Çünkü paralar seçim yatırımlarına gitmiş. İşte gerçek yağma ve depremden rant çıkarmaya bir örnek budur.

Depremden dört gün sonra başka bir durum ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan bir toplantıda şunları söyledi: “Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ile bir çalışma içine gireceğiz. Artık şehirlerimizde kaçak yapı, gecekondu, gerekirse yetkiyi tamamen Bakanlığımıza alacağız ve bu tür binalarını değiştirmeyen, yıkmayanlara sormadan kamulaştırmasını yapacak ve binaları yıkacağız. (…) Başta İstanbul, Ankara, İzmir, bütün bu gecekondular, kaçak binalar şimdiden haberini veriyoruz. Lütfen bu çağrılarımıza kulak versinler. Efendim işte ‘müteahhitlerle anlaşacağız, bilmem ne falan’ yok. Ramazan’da Ankara’da şöyle bazı gecekondu bölgelerini dolaştım. ‘TOKİ’ye veremeyiz, müteahhit arıyoruz’, artık müteahhit şu bu falan bekleyemeyiz. Hemen müdahalemizi yapacağız. Hem şehirlerimizi güzelleştireceğiz, hem de buraları sağlam güvenilir konutlarla donatacağız.”

Şimdi bu açıklamayı okuduktan sonra sözün sahibine dair ufak bir parantez açmak gerekli. Bu açıklamanın sahibi kim? Recep Tayyip Erdoğan. 1994 yılında İstanbul’a başkan olmuş, 2002 yılında da partisi tek başına iktidara gelmiş bir kişi. Yani sadece İstanbul özelinde konuşursak, son 17 senenin, 14 senesinde bir şekilde İstanbul’u yönetmiş kişi. Yıl 2011 olduğunda, İstanbul’da depreme dayanıksız binalar aklına geliyor. Normal mi?

Bir yollu izlersek normal. O yol başka bir taraftan akıyor. Adım adım izlenebilecek bir yol. (1) TOKİ Genel Müdürü Erdoğan Bayraktar, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri’nde AKP’den milletvekili seçildi. (2) Seçildikten sonra, başına geçeceği bir bakanlık oluşturuldu. Bakanlığın adı, Erdoğan’ın da andığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı oldu. Ve şimdi de o bakanlık asıl görevine kavuştu. (3) Depremden sonra Başbakan hedefi açıkladı. Komutanı ise Erdoğan Bayraktar! Hedef nedir? Hedef, şehirlerin, dönüştürülemeyen, apartmanlaştırılamayan bölgelerini hemen apartmanlaştırmak. Yukarıda sorduğum soruya dönersem, bunun 17 sene sonra akla gelmesi normal mi? Evet normal! Bir kere deprem büyük bir şans. Yaşanan olağanüstü durum karşı sesleri bastırmak için büyük bir şans. İkincisi 17 sene önce böyle bir hedefe gerek yoktu. Şehirlerde zaten henüz boş olan, yapılaşmaya ve ranta müsait bölgeler çoğunluktaydı ama şimdi şehir(ler) tıkandı. Direnmeyen bölgeler zaten çoktan apartmanlaştı ve yaşayanları sürüldü, direnenlere ise ne olacağını Başbakan söylüyor: “Artık şehirlerimizde kaçak yapı, gecekondu, gerekirse yetkiyi tamamen Bakanlığımıza alacağız ve bu tür binalarını değiştirmeyen, yıkmayanlara sormadan kamulaştırmasını yapacak ve binaları yıkacağız.” Sanki depremde gecekondular yıkılırmış gibi!

Fotoğraf aslında çok net. Depremin, nasıl ranta dönüştürüleceğini, önümüzdeki yıllarda kentsel dönüşümün, depreme hazırlık adıyla nasıl kentleri şantiyeye çevireceğini ve buradan yaratılacak ekonomi ile sermaye akışı sağlanacağı net bir şekilde ortaya çıkıyor. Deprem hızır gibi yetişiyor bir şekilde. Yerel ya da merkezi yönetim, eğer sizin yaşadığınız bölgeye göz koyduysa, bir şekilde sizi oradan atıp, TOKİ ya da reklam yıldızı müteahittlere vermek istiyorsa, kılıf hazır: Enkaz altında ölmek mi istiyorsunuz? Böyle böyle göz koyulan yerler ortaya çıkacaktır yakında. Bazıları çıkmaya başladı bile. Artık kimse, milyonlarca liraya satılabilecek apartman dairelerinin yapılacağı yerlerde, bedavadan(!) oturamayacak!

Sonra? Sonra olacaklar açık. Türkiye’nin gizliden gizliye yaşadığı krize bir şekilde ilaç olabilecek bir ekonomi, oradan gelecek rantın dönüştürülmesi, belki yeni duble yollar(!) ve yeni seçim malzemeleri. Deprem enkazından çıkan rant işte budur.

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

Yeşeriyorum

Van depreminden ilk gün izlenimleri – Sevda Kılıç

Acil durumda bu kadar hizli koordinasyonun sağlandığına ilk kez tanık olduğum Muş’tan, depremin 4.saatinde oraya varmış olduk. Deprem bilgisi alınır alınmaz, sivil toplum örgütleri, sivil savunma, Kızılay, ambulanslar ve gönüllüler ile yola çıktık. Herkesin birbirinden çok haberi olduğunu sanmıyorum ilk saatler ama Erciş yolu tam bir afet yoluydu. Yüzlerce araç dörtlülerini yakarak bölgeye yetişmeye çalışıyordu.

Bölgeye vardığımızda Kaymakamlıkta afet yönetim merkezi kurulma evresindeydi. Ağrı Valisi liderliğinde herkes bir taraflara koşuşturuyordu, ilk evre tam bir kargaşaydı. Kargaşanın yarattığı zaman kaybına esir olmadan ilk etapta bağımsız davranarak, görevli olmayan enkazlara yöneldik. Kayıplar için çok geç olmasının vicdani sorumluluğunda kahrolurken, kayıp yakınlarını kuru kuru teselli etmek tarif edilemez bi acı.

Çok katlı binalar ciddi hasar almışken, tek katlı binalarında durumu iyi denilemezdi. Merkezde hasarı olmayan binaya neredeyse denk gelmedik.

Kriz masasını ziyaret eden siyasiler sayesinde kayıpların arttığını düşünmüyor  değilim. Yetkililer siyasilere yaranmak yerine, iki taş kaldırsaydı emin olun bu kadar tıkanıklık yaşanmıyacaktı. Korumaların halka çöp muamelesi yapması tahammül edilemezdi. Enkazın başında evladının çıkması için yaralı köpek gibi koşuşturup duran bir annenin itilmesinin nasıl bir açıklaması olabilir ki! Bir afet merkezine mümkünse  siyasilerin gelmemesi için çalışmamı yapsak ne!?

Gece yaklaşırken, Kızılay ile irtibata geçip futbol sahalarına yerleşimleri organize ettik. Askeriye olabildiğince çözümcüydü. Ekipleşip kısım kısım çadırlar kurduk, depremzedeleri yerleştirdik, erzaklarını dağıtarak ısınmaları için ateşler yaktık. Çok iş vardı yapılacak, manevi destekte çok bulunduk diyemem. Halkın lokmasını paylaşmasındaki asalet, stok yapma bencilliği olmadan elele olmaları, bir kez daha anadolu insanının tüm asaletini ortaya koydu.

Sonrasında Valiliğin çadırlara el koyması anlaşılamadı, kendisi dağıtacakmış! Acıdan rant elde etmelerine alışkın olmamıza rağmen sindirebileceğimiz bir şey olmadığı için kavgamızı verdik ama tutabildiğimiz kadar el tutmaya daha çok ihtiyaç olmasından çok iyi işler çıkarabildik diyemem.

İş makineleri de her zamanki gibi fiyaskoydu. Nasıl önüne geçilir, bilir kişiler önerilerini bu işin olurunu bağırmalı hiç susmadan. Dün Marmara depremiydi, bugün Van. Sonuç … iş makineleri yaşayan zedenin kafasını kopardı! Böyle bir ölümü kaldırabilen mağdur yakınlarının yüreğini öperim ben.

Sabaha karşı Güroymak‘tan sıcak çorbalar, sıcak yemekler geldi ve halka dağıttık. Erzak toplayıp göndermek adına geri döndük. Biz dönerken, yolda Tokat’tan, Sivas’tan, Trabzon’dan, Konya’dan, Bingöl’den, Diyarbakır’dan ve yazmayı unuttuğum çok ilden araçlarla bir birimize kornalar çala çala geri döndük.

İnanılmaz bir dayanışmaydı, inanılmaz yardımlar geldi ki hala da gitmeye devam ediyor. Zor kapanır kış ağzı bu yaralar. Böyle bir durumun izleyicisi olmanın inanılmaz acısıyla bir daha yaşanmaması dileğiyle. Hepimize geçmiş olsun, yakınlarını kaybedenlerin de Allah yardımcısı olsun..

Kategori: Yeşeriyorum

ManşetTürkiye

Van’da 231 kişi enkazdan sağ kurtarıldı

Van’daki depremin üzerinden bir hafta geçmesinin ardından enkaz altında canlı bulma ümidi kalmazken, çalışmalar sağ kurtulan depremzedelerin durumunu iyileştirmeye yöneldi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, 231 kişinin enkazdan sağ kurtarıldığını, 582 kişinin öldüğünü bildirdi. 832 yaralının ise Van, çevre iller ve Ankara’da tedavi altına alındığı kaydedildi.

Afet bölgesine 35 bin çadır gönderilirken, çadırlardan daha donanımlı ve yalıtımlı 1000’den fazla Mevlana evi de bölgeye ulaştı.

Kategori: Manşet

Kültür-SanatManşet

”Van İçin Rock” konserinde binlerce müziksever buluştu

Van’daki depremzedeler için binlerce müziksever ”Van İçin Rock” konserinde buluştu.

Van’da meydana gelen deprem dolayısıyla yardım kampanyaları kapsamında düzenlenen ”Van İçin Rock” konseri İstanbul Küçükçiftlik Park’ta başladı. Rock müzisyenlerinin birlikte organize ettiği ve tüm geliri Türk Kızılayı vasıtasıyla Van’daki depremzedelere gönderilecek olan konserde satışa sunulan 12 bin 500 bilet 3 gün içerisinde tükendi. Konser günü gişelerde satılmak üzere basılan çok sayıda biletlerde yardımseverler tarafından kısa sürede satın alındı. Ünlü rock müzisyeni Hayko Cepkin’in söylediği şarkılarla açılan konser ile ilgili bilgi veren Redd Grubu gitaristi ve organizasyon sorumlusu Güneş Duru, Van’da meydana gelen deprem sonrasında çok sayıda sanatçının konserlerini iptal ettiğini belirterek, daha sonra konser iptali yerine yardım konserleri düzenleme fikrinin ortaya çıktığını ve sosyal paylaşım ağı Twitter üzerinden birçok sanatçının bu fikre destek verdiğini kaydetti.

Bir saatlik zamanda konserin isminin 14 saatte ise tüm organizasyonun şekillendiğini söyleyen Duru, ”Buradaki her şey gönüllülük esasına dayalı. Buradaki hiçbir şey için para harcanmadı. Destekçiler markalarını ön plana çıkarmaya çalışmadılar. Sanatçı arkadaşlar ve gruplar ücretsiz sahne alarak destek verdiler” dedi. Duru, konserden gelecek para ile Van’nın Erciş ilçesinde bir ilkokul yapmayı hedeflediklerini ifade ederek, ”Yardım kampanyası için bu kadar kısa sürede bu kadar başarılı bir iş yapmak, daha sonraki yardım kampanyaları için de önemli bir referans olacaktır” diye konuştu. Marsis grubunun solisti Korhan Özyıldız ise Rock müziğinin ruhunda barış ve kardeşliğin yattığını, konserdeki tek amaçlarının Van’a biraz da olsa katkı sağlayabilmek olduğunu söyledi. Kardeşlik ve dostluğun sürdürülmesi gerektiğini dile getiren Özyıldız, ”Toplum için zararlı olanlara karşı durmalıyız. Toplumu nefrete ve kine götürenlere ‘dur’ dememiz lazım. Bugün yine ‘yaşasın halkların kardeşliği’ demenin zamanıdır. Bunu söylemeyi, bu şekilde yaşamayı bırakmamamız gerekiyor” dedi. Kalbi temiz olan binlerce insanın dil, din ve ırk ayırt etmeden Van için biraraya geldiğini ifade eden müzisyen Ayşe Saran da Rock sanatçıları olarak böyle bir etkinliğe katılmaktan gurur duyduklarını kaydetti. Bu gece saat 24.00’e kadar sürecek organizasyon boyunca, Şişli Belediyesine bağlı ekipler izleyicilerin yanlarında getirdikleri yardım paketlerini ayrıştırarak, Van’a ulaşması için paketleyecek ve sonucunda bu paketleri tırlarla deprem bölgesine ulaştıracak.

Gün boyunca Dream TV ve Joy Türk’teki canlı yayın boyunca yayınlanan reklam gelirlerinin de Türk Kızılayına bağışlanacağı konsere katılan sanatçıların tamamı da etkinliğe bilet alarak girdi. Fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut da konser alanına kurduğu stantta, 40 TL karşılığında portre çekecek ve bu çekimlerden elde edilen geliri Türk Kızılayına Van’a gönderilmek üzere bağışlayacak. İzleyicilere gün boyunca sürekli hatırlatılan kısa mesaj numaralarıyla da yardım toplanacak konserde 4×4, Aslı, Aylin Aslım, Aydilge, Ayşe Saran-Murder King, Barlas, Can Bonomo, Cem Köksal, Çilekeş, Demirhan Baylan, Demir Demirkan, Dilemma, Duman, Direc-t, Emre Aydın, Ete Kurttekin, Feridun Düzağaç, Foma, Gece, Gece Yolcuları, Gripin, Haluk Levent, Kurban, Mabel Matiz, Malt, Marsis, Melis Danişmend, Model, Moğollar, Mor ve Ötesi, Multitap, Ogün Sanlısoy, Özge Fışkın, Öztürk, Pamela, Redd, Şebnem Ferah, TNK ve Yüksek Sadakat gibi rock müziğin önemli isim ve grupları sahne alacak.

Kategori: Kültür-Sanat

ManşetTürkiye

Van’da son bilanço: 596 ölü

Van’daki depremde ölenlerin sayısı 600’e yaklaştı. Erciş’te iki enkazda çalışmalar devam ediyor.

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Van’da meydana gelen depremde bugün saat 08.30 itibarıyla 596 vatandaşın hayatını kaybettiğini, enkazdan 188 kişinin sağ olarak çıkarıldığını, 4 bin 152 kişinin de hastanelerde tedavi gördüğünü bildirdi.

AFAD’dan yapılan açıklamada, Başbakanlık tarafından başlatılan kampanyada 22 milyon 320 bin lira nakdi yardım toplandığı, Başbakanlıkça Van Valiliğine acil ihtiyaçların karşılanması için 13 milyon lira ödenek gönderildiği ifade edildi.

Çadır ve battaniye ihtiyacının karşılanması için 7 sivil, 3 askeri olmak üzere toplam 10 uçakla ulaşım zinciri oluşturulduğu ve sevkıyatların devam ettiği belirtilen açıklamada, karayolu ile de ihtiyaç malzemelerinin naklinin sürdüğü duyuruldu.

Uluslararası yardımların kabulü ve Van’a ulaştırılmasın için Erzurum’un ”lojistik üs” olarak belirlendiği ifade edilen açıklamada, deprem için gelen dış yardımların ülkelere göre dağılımı şöyle verildi:

”Uluslararası yardımlar kapsamında ülkemize Azerbaycan 140 kişilik arama-kurtarma ekibi, bin 250 çadır, 700 yatak, 40 jeneratör, 5 bin battaniye, 40 adet mutfak malzemesi, Fransa 490 çadır, BM OCHA 400 çadır, Rusya 284 çadır, Kazakistan 60 çadır, 300 battaniye, 300 yatak, 60 soba, Ukrayna 4 adet genel maksat çadırı, Mısır 300 çadır, İrlanda 564 çadır, İsviçre 200 çadır, 800 battaniye, 133 soba, İsrail 15 adet yaşam konteynırı, Cezayir 900 çadır, Ermenistan 193 çadır, Belçika 39 çadır, Katar 2 bin 500 battaniye, 580 çadır, Japonya 100 çadır, İsveç 273 çadır, İtalya 200 çadır, İngiltere bin 144 çadır, Romanya 100 çadır, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği 500 çadır, bin battaniye, İspanya 329 çadır ve Pakistan 264 çadır göndermiştir.”

Erciş’te enkazda çalışmaların sürdüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

”Başkanlığımızdan gönderilen 20 kişilik teknik heyet, çeşitli illerden görevlendirilen 200 teknik personelle birlikte ön hasar tespit çalışmalarını tamamlamak üzeredir. Van merkezde enkaz çalışmaları tamamlanmış olup, Erciş ilçesinde kalan 2 enkazda ise arama kurtarma çalışmaları sürdürülmektedir.”

AFAD, büyüklükleri 2 ile 3 arasında değişen 521, 3 ile 4 arasında değişen 790, 4 ile 5 arasında değişen 108 ve 5 ile 6 arasında değişen 7 olmak üzere, toplam bin 400 adet artçı deprem meydana geldiğini ifade ederek, ”hasarlı binalara kesinlikle girilmemesi” uyarısı yaptı.

Kategori: Manşet

ManşetTürkiye

Ermenistan’dan Van’a 111 çadır

Ermenistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Cezayir ile Rusya‘dan deprem yaşanan Van’a yardım için gelen uçaklar Erzurum Havalimanı’na indi. Ermenistan’dan gelen uçakta 111 çadır var.

Van’daki depremzedeler için Ermenistan Acil Durumlar Bakanlığı’ndan gönderilen ve içerisinde battaniye, yatak ve nevresim takımlarının bulunduğu yardım uçağı 4 kişilik ekiple Erzurum’a eldi.

İl Kriz Merkezi ile Devlet Hava Meydan İşletmesi Erzurum Başmüdürlüğü yetkilileri tarafından karşılanan ekipte bulunan Ermenistan Afet Durumlar Bakanlığı Kurtarma Servis Yardımcısı Direktörü Kostandyan Gagik, Türkiye’ye geçmiş olsun dileğinde bulunarak, depremin hemen ardından Ermenistan hükümetinin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yardım konusunda görüşme yaptığını söyledi.

Ermenistan hükümeti tarafından gönderilen yardımları getirdiklerini anımsatan Gagik, ”4, 6, 40 ve 60 kişilik 111 çadır, 4 bin 345 battaniye, 36 şişme yatak, 6 bin nevresim, 474 uyku tulumu getirdik” dedi.

İlk etapta yardım talebinin kabul edilmediğini dile getiren Gagik, ”Telgraf gönderdik. Nasıl yardım edebiliriz, ihtiyaçları sorduk. Gıda yardımı kabul edilmedi. Sadece çadır istendi. Biz de istenen yardım taleplerini getirdik” diye konuştu.

‘BU İNSANLIK YARDIMIDIR’
Ermenistan’ın Türkiye’ye 1999 yılında da yardım ettiğini belirten Gagik, şunları kaydetti:

”1999, 2000 ve 2003’te de yardım ettik. Ama şimdi ilk kez geldik. İhtiyaç olması halinde biz her türlü yardım yapmaya hazırız. İsteriz ki iki ülke hep iyi ilişkiler içerisinde olsun. Bu insanlık yardımıdır. Biz iki komşu ülkeyiz. Şimdilik bundan başka bir şey düşünmüyoruz. İhtiyaç olursa biz ikinci uçağı da hemen getirebiliriz.”

Bu arada, Birleşik Arap Emirlikleri’nden gönderilen ve içerisinde 564 çadırın bulunduğu uçak da Erzurum Havalimanı’na geldi. Uçakta bulunan çadırlar ardından TIR’lara yüklenerek, deprem bölgesine gönderildi.

Öte yandan, 300 çadır getiren Cezayir uçağı ile 156 çadır getiren Rusya’nın ikinci yardım uçağı da havalimanına indi. Söz konusu uçaklardaki çadırlar daha sonra deprem bölgesine gönderilmek üzere tırlara yüklenmeye başlandı.

Uçaklar, İl Kriz Merkezi ile Devlet Hava Meydan İşletmesi Erzurum Başmüdürlüğü yetkilileri tarafından karşılandı.

Kategori: Manşet

ManşetTürkiye

Mültecilere yardım Van yolunda

Mülteci depremzedeler için Yeşil Ev’de toplanan yardımlar tasniflenip kolilendi ve Van’a gönderilmek üzere yola çıktı.

Bilindiği gibi Van’da binlerce mülteci bulunuyor. Normal zamanlarda bile çok sağlıklı koşullarda barınma ihtiyaçları sağlanmayan mültecilerin deprem yardımlarından  en fazla mahrum bırakılan grup olduğu belirtilmişti.

 

Çoğunluğunu Afganlıların oluşturduğu mülteciler şehir dışına izinsiz çıkamıyorlar. Kimliksiz ve unutulmuş oldukları için, üstelik dil sorunu da bulunan mültecilere çok az yardım ulaştırıldığını öğrenen Yeşiller bir çağrıda bulunarak yardım toplama kampanyası başlattılar.

Yardımların Van’a nasıl ve hangi vasıtayla ulaştırılıp, kime, nasıl ve hangi vasıtayla dağıtılacağı da planlandıktan sonra Beyoğlu Yeşilev’de  çok kısa zamanda toplanan yardımlar Van’a gönderilerek mültecilere ulaştırılmak üzere bu akşam gönderildi.

50 koli  içinde kadın/erkek/çocuk kıyafeti,çocuk bezi,çocuk maması,kadın pedi ve battaniyelerden oluşan yardımın ihtiyaç sahibi mültecilere doğrudan ulaştırılması planlandı.

Mültecilere gönderilen yardımların yerine ulaşmasının da takibini yapacaklarını belirten Yeşiller kampanya gönüllüsü Ayşe Akdeniz gerekirse en kısa zamanda ikinci bir yardım kampanyası çağırısı yapabileceklerini söyledi.

 

Kategori: Manşet

ManşetTürkiye

Van’da yardımlara el koyuluyor

Van Dayanışma platformundan alınan son haberlere göre Van’a giden tüm yardım kamyonları Kızılay’ca durdurulmaya ve kendi depolarına çekilmeye başlandı. Kızılay, Van’a yardım gönderen aralarında BDP, TEGV, Sarmaşık Derneği ve başka birçok  organizasyonca gönderilen ve dağıtılan yardım malzemelerinin merkezi devlet dışı kanallarca dağıtımına engel oluyor. Gelişmeleri Yeşil Gazete’de bildirmeye devam edeceğiz.

Kategori: Manşet

ManşetTürkiye

Depremzede mültecilere yardım toplama çağrısı

Depremzede mültecilere gönderilen yardımlar için toplama süresi uzatıldı. Depremin olduğu günden itibaren Yeşil Ev’de toplanan yardımlar, Van’da yardımlardan muaf bırakılan mültecilere gidiyor. Yeşil Ev’de yardımları toplayan gönüllülerden bir acil çağrı geldi. Çağrı şu şekilde:

Van’a giden yardımların dağıtım sorunu nedeniyle yardımlarımızı Best Van Turizm aracılığıyla mültecilere yardım dağıtan TEGV’e ulaştıracağız.

Yardım toplama saati 28 Ekim saat 18:00’a kadar uzatıldı.

EN ACİL İHTİYAÇLAR:

– Çadır

– Battaniye

– Uyku tulumu – mat

– Termal don – yün içlik

– İç çamaşırı

– Kadın ve çocuk gözeterek kışlık giyecek (mont, kazak, ayakkabı, çorap vs)

– Konserve ve kuru gıda

– Kadın pedi

NOT / 1: Lütfen kutuların içinde ne olduğunu üstlerine yazınız.

NOT / 2: Bu duyuru ilk gönderim için. Yardım toplamaya devam edeceğiz.

ADRES: Beyoğlu Yeşil Ev İstiklal Caddesi NO: 21/1

TELEFON: (0212) 244 77 80 – (0541) 6938994

Kategori: Manşet

ManşetTürkiye

Yardım kolilerinden çıkanlar utandırıyor!

7.2’lik depremin ardından Van’a yardım yağıyor yağmasına da bazı kolilerin içinden çıkanlar, ‘Bu kadar vicdansız olunmaz’ dedirtiyor…

Van’da meydana gelen depremden sonra deprem bölgesine tüm Türkiye’den ve dünyadan yardımlar gönderildi, gönderiliyor. Gönderilen yardımlarla ilgili son zamanlarda bir spekülasyon dönüyor.

Radikal gazetesi yazarı Pınar Öğünç, bugünkü köşesinde vicdanları adeta yaralayacak bir olayı kaleme aldı.

Van’a giden yardımların içinden, taş, bayrak, mayo, abiye ve gece elbisesi çıktığı iddialarını… İşte Pınar Öğünç’ün o yazısı;

Yardım yerine taş sopa

(…) Van’a yollanan paketler içinden taş, sopa ve bayrak çıktığını duyduğumda önce inanamadım, inanmak istemedim. Bir yandan ortalıktaki bilgi ve duyum enflasyonu içinde bunun sadece manipülasyon amacıyla türetilmiş olabileceği ihtimalini hatırlattım kendime. Ta ki Van merkezli Mavi Göl Kadın Derneği’nden Suna Şahin’le konuşana kadar.

Suna Abla, bir ayakkabı fabrikasından işçi emeklisi. 2007’de yedi arkadaş bir araya gelip bu derneği kurdular. Yoğun göç alan şehirde, bunun acısını en fazla çeken kadınlara hukuk, sağlık, dil, toplumsal cinsiyet üzerine eğitimler vermeye başladılar. Kursları gerçekten çok kadının hayatını değiştirdi. İşte şimdi dışarıda, çadırsız, altıncı katında yaşadığı bina oturulamaz durumda. Dernek binası da hasarlı. PTT’yle gelen paketlerde arkadaşları bizzat görmüş sözü edilen çakıl taşlarını, tahta parçalarını. “Bayrak yollasınlar, sonuçta bizim de bayrağımızdır. Onu mesele etmeyiz. Ama taş nedir?” diye soruyor. Cevap vermek zor. “Sanıyorlar ki Yozgat’ta deprem olsa biz gitmeyeceğiz koşarak. Kürt çocukları taş atıyorsa tepkilerini başka hiçbir biçimde gösteremediklerindendir. Bir afette, böyle bir zamanda aklına böyle bir şey yapmak gelenler öfkelerinde boğulsun istiyorum” diyor. Herkes söylüyor, temel mesele çadır. Suna Abla, kendi yaptıkları, yanları açık, çadırımsı bir tentenin altında sabahlıyor. Bir gram uyku yok. Kaybettiği yakınları için merkezden Erciş’e gitmiş de insanların taziyeleri kabul etmek için bile sığınabilecekleri bir çadır olmadığını anlatıyor.

Tuvalet yolluyorlar ama gidecek tuvaletimiz yok

Bir de kaş derken göz çıkaran, Van’a giden yardım kolilerine parmakarası terlik, mini etek, mayo, hatta taşlı, pullu payetli tuvalet yollayan var. Buna da baştan inanamamıştım. Ama İstanbul’da paketleyen ekiplerden şahitler belgelemiş bile.

Kirli ve kokan battaniyeler

Bir de kirli battaniyelerini, kokan kazaklarını paketleyenler mevcut utanmadan. Kışlıkları çıkarırken eskileri ayırıyor yani, ev temizlensin istiyor… Bu da başka bir orta sınıf arazı işte. Yardım onlar için dikey bir faaliyettir. Yüce gönüllerinden ‘aşağı’ doğru iner. Artık sahip olmak istemedikleriyle ‘yardım’ ederler ancak. Deprem bölgesine abiye tuvalet yahut mayo yollamak, en terbiyeli biçimde ‘şuursuzluk’ olarak tarif edilebilir. Suna Abla benim kadar sert değil. “Yine de yardım etmek istemiş işte. Demek Doğu’yu hayatında görmemiş. Zaten bu bölünmeler de bu yüzden oluyor. Çoğumuz çorapla, pijamayla kaldık. Tuvalet yolluyorlar ama bizim şu an girecek tuvaletimiz yok. Onu bilseler iyi olurdu.” Orta sınıf şuursuzluğu da bir doğal afet değil.

Kategori: Manşet

Türkiye

50 bin kişi açıkta, 600 bin kişi için çadır isteniyor’

Kızılay'ın iki

Kızılay'ın iki çadırı bu villanın bahçesinde

Kızılay Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, Van depreminde yaşanan aksaklıkları ve perde arkasındaki nedenleri anlattı.

Cumhuriyet Gazetesi’nden İlhan Taşçı’nın haberine göre;

Depremin ardından eleştiri oklarının hedefi olan Türk Kızılayı’nın Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, kendilerine yönelik suçlamalara yanıt verdi.

Başbakan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in “Kızılay iyi bir sınav veremedi, suç Kızılay’ındır” değerlendirmesine katılmadığını vurgulayan Akar, “Yaşananların sorumluluğu bizde değildir. Kimdedir o konuda da fikir beyan etmiyorum. Yalnızca şunu söyleyim Kızılay olarak elimizden geleni yapıyoruz” dedi. Akar sorunun aşılması için “Çiziği bile olmayan binalar var. Devletimizin yetkililerinin bunları saptayıp, girilmesini tavsiye etmesi lazım” önerisini dile getirdi.

Deprem sonrasında yaşanan sorunların arka planını anlatan Ahmet Lütfi Akar, “Normalde 7.2 şiddetinde bir depreme müdahale ettiğimizde karşımızda depremden etkilenmiş maksimum 50 bin kişi buluruz. 50 bin kişi için 10 bin çadır gereklidir. Vatandaşı çadırlara yerleştiririz, yemeğini yaparız, gıdasını, giyeceğini veririz. Ancak burada durum böyle değil” dedi. Bölgede yaşanan olağandışılığı Kızılay Başkanı Akar, “500 bini Van’da, 100 bini Erçiş’te olmak üzere 600 bin afetzede var. Bölge insanı çadırkentte yaşamayı reddediyor, terkedelerse evlerinin soyulacağını, hayvanlarının bakımsız kalacağını düşünüyor. 600 bin kişiyi çadır altına almak için 120 bin çadır gerekir. 120 bin çadırın, dünyanın hiçbir yardım kuruluşunun stoğunda olduğunu zannetmiyorum” sözleriyle ortaya koydu.

Stoklarında 50 bin çadır bulunduğunu bunun 4 binini Somali’ye gönderdiklerini aktaran Akar, deprem olduğunda ellerinde 46 bin çadır stoğunun bulunduğunu anlattı. Çadırlarını kendilerinin ürettiğini ve üretimin de halen sürdüğünü söyleyen Kızılay Başkanı, kendilerine yönelik eleştirilerden duydukları rahatsızlığı anlatırken, deprem olduğundan beri toplam 5 saat uyumadığını belirtti. Akar, “Kızılayımız bu depremde çok seri hareket etmiştir. 24 saat içinde 17 bin çadır bölgeye ulaştırıldı. Bu büyük bir başarıdır” dedi. Kızılay’a yönelik eleştirileri haksız bulan Akar, yaşanan aksaklıklardaki sorumluya ilişkin sorumuza “Bunun sorumluluğu bizde değildir. Kimdedir, o konuda da fikir beyan etmiyorum. Yalnızca şunu söyleyim, Kızılay olarak elimizden geleni yapıyoruz. Depremin ilk günü çadırkent mi kurulacak, çadır mı dağıtılacak paradoksuyla biraz vakit kaybedildiği doğrudur. Başbakanın oradaki tespitine katılıyorum. Sayın Hüseyin Çelik’in söylediği ‘Suç Kızılay’dadır’ gibi bir düşünceye de katılmıyorum doğrusunu isterseniz” karşılığını verdi.

Devlet hasarsızları belirlemeli

Kızılay Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, sorunların sürmesinin bir diğer nedeninin ise hasarsız binalara insanların girmemesi olduğunu söyledi. Akar, bu konudaki eksikliği ve bunun önemini şöyle anlattı:

“Devletimizin yetkililerinin gidip hasara uğramamış binaların artçı depremlerle yıkılıp yıkılmayacağını tespit etmesi lazım. Yıkılmayan ya da hasarı olmayan hatta şu ana kadar çiziği bile olmayan binalar var. Bunlara girilmesini tavsiye etmesi lazım. Kar yağıyor, insanlara çadır veremiyoruz, bizim sırtımıza yağıyor bu kar. Eğer yıkılmayan evlerin, yıkılmayacağı kestirilen evlerin tespiti yapılsa, vatandaşlar da evlerine girseler geriye evleri yıkılan, çatlayan, içinde oturulamayacak hale gelen ev sahipleri kalsa, bunlar toplam 50 bin kişi olsa bile ki bu kadar yok ama 100 bin kişi bile olsa biz onları çadır altına rahatlıkla alırız.”

Kategori: Türkiye

ManşetTürkiye

İstanbul’dan acil çağrı: Van’daki mültecilere yardım gönderiyoruz

Depremin olduğu günden itibaren Yeşil Ev’de toplanan yardımlar, Van’da yardımlardan muaf bırakılan mültecilere gidiyor. Yeşil Ev’de yardımları toplayan gönüllülerden bir acil çağrı geldi. Çağrı şu şekilde:

Depremin ilk gününden beri topladığımız yardımı mültecilere ulaştıracağımız yolları araştırıyoruz. Yeşil Ev’de topladığımız yardımları mültecilere ulaştırmak için nakliye ve Van’da karşılayacak, dağıtacak kişi problemlerimizi çözdük.

Afgan yoğunluklu mülteciler dilimizi bilmiyorlar, şehir dışına izinsiz çıkamıyorlar. Kimliksiz ve unutulmuş oldukları için onlara yardım çok az gidiyor. Yeşil Ev’de topladığımız yardımları mültecilere gönderiyoruz.

Getireceğiniz yardımlar yarın saat 16:00’da yola çıkacak. Bu gece 23:30’a kadar; yarın sabah da 9:00’dan itibaren Yeşil Ev’e getirebilirsiniz.

EN ACİL İHTİYAÇLAR:

– Çadır

– Battaniye

– Uyku tulumu – mat

– Termal don – yün içlik

– İç çamaşırı

– Kadın ve çocuk gözeterek kışlık giyecek (mont, kazak, ayakkabı, çorap vs)

– Konserve ve kuru gıda

– Kadın pedi

NOT: Lütfen kutuların içinde ne olduğunu üstlerine yazınız.

ADRES: Beyoğlu Yeşil Ev İstiklal Caddesi NO: 21/1

TELEFON: (0212) 244 77 80 – (0541) 6938994

 

Kategori: Manşet

Türkiye

Van’da mültecilerle ilgilenen yok

Deprem sonrası, halkın çadır sıkıntısı devam ederken, Et Balık Kurumu önünde kurulan çadır kentte mültecilere çadır verilmediği ileri sürüldü. Kısıtlı olarak dağıtılan yemeklerin de en son mültecilere verildiği iddia edildi.

Barınma, tuvalet, banyo gibi sorunlar hâlâ giderilmezken, İran, Afganistan, Pakistan gibi ülkelerden Van’a gelen mülteciler büyük sıkıntı yaşıyor. Şimdiye kadar hiçbir yardımın yapılmadığı ve ilk gün BM bürosu önüne akın eden mültecilerin ihtiyaçları karşılanmadı. Erciş Yolu üzerinde bulunan Et Balık Kurumu bahçesinde kurulan Çadır Kentin önünde bekleyen mültecilere çadır da verilmediği ileri sürüldü. Çadır kent önünde ailesiyle birlikte bekleyen ve sınır dışı edilme korkusu yüzünde isminin açıklanmasını istemeyen İranlı Mülteci, “Sanki biz insan değiliz, bize öyle muamele yapılıyor. Burada çadırlar kurulmuş. Fakat bu çadırlar bize verilmiyor. Sıcak yemek dağıtıldığı zaman ise en son bize veriliyor. Sıra geldiği zaman zaten yemek kalmıyor. Çadır istediğimizde ise bizi Birleşmiş Milletlere yönlendiriyorlar, orası ise sürekli yardımlar gelecek diyerek bizi oyalıyor. Burada en büyük mağduriyeti bizler yaşıyoruz” dedi.

(Ajanslar)

Kategori: Türkiye

Türkiye

AFAD: 534 ölü, 2 bin 300 yaralı

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Van depreminde hayatını kaybedenlerin sayısının 534’e çıktığını, yaralı sayısının ise 2 bin 300 olduğunu duyurdu.

AFAD, 23 Ekim’de meydana gelen ve arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğü Van depreminde hayatını kaybedenler ile yaralılara ilişkin son rakamları açıkladı. AFAD saat 11.45 itibarıyla Van’da meydana gelen depremde hayatını kaybeden yurttaşların sayısının 534, yaralıların ise 2 bin 300 olduğunu duyurdu. AFAD sabah 09:00’da verdiği rakamlarda ise hayatını kaybedenlerin sayısının 523, yaralı sayısının ise bin 650 olduğunu duyurmuştu.

Açıklamada, deprem bölgesindeki arama-kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmalarının aralıksız sürdüğü ve şimdiye kadar enkazlarda sağ çıkarılanların sayısının ise 185 olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca Van’a havayolu ile gelecek yardımların Erzurum ilinde toplandığı, buradan karayolu ile Van’a geçirileceği duyuruldu. Açıklamada, oluşturulan 20 kişilik heyetin hasar tespit çalışmalarına başladığı belirtilerek, “Şu ana kadar Van ili Merkez ilçesi, köyleri ve Erciş ilçesi Merkez mahallelerinde 7 bin 69 bina incelenmiş olup; 3 bin 713 hasarlı-oturulamaz bina (5 bin 250 hane), 2 bin 209 hasarlı-oturulabilir bina (4 bin 446 hane) tespit edilmiştir” denildi.

(Ajanslar)

Kategori: Türkiye

Türkiye

Van’da 3071 bina oturulamaz durumda

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Van Merkez ve Erciş’te yıkık ya da oturulamaz bina sayısının 3071 olduğunu açıkladı.

Van Merkez ve Erciş’te yıkık ya da oturulamaz bina sayısının 3071 olduğu açıklandı. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan açıklamada, şu ana kadar 4686 hasarlı binanın incelendiği belirtildi.

Buna göre Van Merkez, Merkez’e bağlı köyler ile Erciş ilçesi ve mahallelerinde incelenen binaların 861’i yıkık binalar, 2210’u hasarlı-oturulamaz binalar, 1615’i hasarlı-oturulabilir binalar.

Açıklama’da ayrıca Başbakanlık tarafından Van Valiliği emrine acil ihtiyaçların karşılanması için 13 milyon TL Acil Yardım Ödeneği gönderildiği bildirilirken, deprem bölgesine 25 bin 185 çadır, 10 toplu barınma çadırı, 60 prefabrik ev, 90 Mevlana evi, 109 bin 986  battaniye, 1150 yorgan, 37 seyyar mutfak, 3 bin 51 mutfak seti, 6 bin 359 katalitik soba, 5 bin 609 uyku tulumu, 1000 kampet ve 1 mobil fırın gönderildiği bilgisine yer verildi.

Kategori: Türkiye

Türkiye

Hacettepe öğrencilerinden Van’a 200 koli

Hacettepe Üniversitesi‘nde farklı fakülteden gelen bir çok kişi depremden hemen sonra, Pazartesi günü, depremden zarar görenlere yardım toplamaya başladılar.

Salı ve Çarşamba günü de bu yardım kütüphane önünde ve Edebiyat Fakültesi önünde devam etti.

İşin ilginç olan tarafı ise, Üniversite yönetiminin yardım için bugün harekete geçebilmesiydi.

Öğrenciler bugüne kadar tam 200 koli yardımı Van’a gönderdiler. Yardımların adresi ise Van Deprem Bölgesi Deprem Yardım Bürosu Erciş Belediyesi.

Öğrenciler yardımı saat 10 ile 16 arası topluyor. Toplananların arasında katalitik soba, makarna, kazak, çorap, çoçuk oyuncakları, hijyenik ped, kolonyalı mendil ve battaniye var. Yardımların yoğunluğu sebebiyle Beytepe’ye gelen PTT arabasının kapasitesi zorlanıyor.

(Serhat Ertuğrul / Beytepe)

Kategori: Türkiye