İklim ve EnerjiDünyaManşet

Yüksek Mahkeme yolunda bir iklim inkarcısı: Amy Coney Barrett

ABD Yüksek Mahkeme adayı Amy Coney Barrett, Senatör John Kennedy‘nin iklim değişikliği konusundaki görüşleri hakkındaki sorusu üzerine, iklim inkarcılarının nakaratını kullanarak “Kesinlikle bilim insanı değilim” diye yanıt verdi.

Barrett’in görüşleri bir sonraki gün Senator Richard Blumenthal tarafından sorgulandı. Buna karşılık Barrett’in cevabı şu oldu:

Küresel ısınma veya iklim değişikliği konusundaki görüşlerimin bir yargıç olarak yapacağım işle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Bilimsel verileri incelemedim. Küresel ısınmaya neyin yol açtığı konusunda fikir sunacak durumda değilim.

Barrett’in iklim değişikliği karşısında “bilim insanı olmak/olmamak” minvalli argümanı aktivistlerin, gazetecilerin ve siyasetçilerin tepkisini çekti.

Kararlarının yüzde 76’sı şirketler lehine

Barrett’in iklim krizi inkarcısı olup olmadığı bilinmemekle birlikte, kendisini seçen Başkan’ın duruşu şüpheye yer bırakmıyor. Ancak Barrett, Blumenthal’ın, Trump ile aynı fikirde olup olmadığı sorusuna karşılık olarak, Başkan’ın görüşlerinden haberi olmadığını söyledi.

Accountable.us‘e göre Barrett’in kendisinin ve ailesinin Shell ve benzeri çok uluslu firmalarla bağları bulunuyor. Babası kariyerinin büyük bir çoğunluğunu Shell için avukatlık yaparak geçirdi. Ayrıca araştırmalar verdiği kararların yüzde 76’sının şirketlerin çıkarına olduğunu ortaya koyuyor.

Accountable.us’un sözcüsü Jayson O’Neill‘a göre “Amy Coney Barrett’in sicili ve görüşleri, onun bilim karşıtı, çevre karşıtı ve düpedüz bir iklim inkarcısı olduğunu kanıtlıyor”.

Daha geniş bir etki ağının parçası

Yakında ülkenin en yüksek mahkemesine oturacak olan kişinin Obama döneminde ipliği pazara çıkmış bu “bilim insanı değilim” argümanını diline dolamış olması, iklim inkarcılığının muhafazakarlar arasında ne denli yayılmış olduğunu ortaya koyuyor.

Senato Demokratları’nın geçen mayısta yayınladığı, federal mahkemelerdeki kara para etkisini konu alan raporuna göre, Yüksek Mahkeme’nin Baş Yargıç John Roberts‘ın altındaki muhafazakar çoğunluğu, muhafazakarların ve şirketlerin çıkarı doğrultusunda 80 karar verdi.

Barret de dahil olmak üzere, Başkan Trump’ın federal mahkeme adaylarının yüzde 86’sı, etkili sağcı hukuk ağı Federalist Society’nin (FS) üyeleriydi. Trump’ın 2017’de Yedinci Devre Temyiz Mahkemesi‘ne atadığı Barrett, 2005-2006 ve 2014-2017 yılları arasında FS’nin resmi üyesiydi ve örgütle bağı bugün de sürüyor.

Rapora göre FS, kara parayla finanse edilen ve federal mahkemeleri ele geçirmek isteyen, Cumhuriyetçilerin ve şirketlerin çıkarlarına hizmet eden daha geniş bir etki ağının parçası.

‘Yüksek Mahkeme’de yeri olmamalı’

FS’nin iklim inkarcısı fosil yakıt şirketleri Koch Industries ve ExxonMobil ile de sıkı bağları bulunuyor. Koch Vakfı ve Koch Industries FS için milyonlarca dolar harcadı, ExxonMobil ise en az 235,000 dolar katkıda bulundu.

Raporun baş yazarı Senatör Sheldon Whitehouse, düzenleyici kurumların çabalarının önünü kesmeye çalışan kara parayla ilgili olarak şunları söylüyor:

Bu paranın çoğunun kirli para olduğuna ikna oldum. Koch Industries çevreye zarar veren bir fosil yakıt endüstrisi. Başka kim, neden onlara kapalı kapılar ardında tomarla para verir?

(…) Mahkemede bir şeyler yolunda gitmiyor ve bunun kara parayla ilgisi var.

Kara paradaki artış ve FS’nin iklim inkarcıları ve kirleticilerle olan bağları göz önüne alındığında, Barrett gibi eski bir FS üyesinin, iklim krizi hakkında fikirleri sorulduğunda “Ben bilim insanı değilim” ifadesine saplanıp kalması anlaşılır olabilir; ancak, bazı iklim savunucularının da işaret ettiği gibi, iklim inkarcılarının bu eski mazeretinin Yüksek Mahkeme’de yeri olmamalı.