Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Biyoçeşitliliğin korunması için Aichi Hedefleri

Geçen haftaki yazımda bu hafta Biyolojik Çeşitliliğin Korunması Üzerine Aichi Hedefleri’nden bahsedeceğimi söylemiştim. Bunun ötesinde bir de bu hedeflere ulaşma çabalarını ve genel olarak biyoçeşitliliğin korunması alanında yeryüzünde yapılan çalışmaları değerlendiren 5. Küresel Biyoçeşitlilik Raporu’nun sonuçlarından bahsetmeyi umuyordum. Ancak bu yazıyı yazmak üzere dersimi çalışırken ülkemizin gelecek seneden itibaren Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın liderliğini üsteleneceğinden yola çıkarak Aichi Hedefleri’ni öğrenmeye çabaladım. Hayal kırıklığım, senelerdir İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi çevresinde uzun uzadıya konuşacak bilgim olmasına rağmen biyoçeşitlilik hususundaki çalışmalara dair bu denli az bilgim olmasından kaynaklandı. Bir yandan kendim öğrenirken, diğer yandan da öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim.

İşin belki de daha acı tarafı, Aichi Hedefleri’ne 2011-2020 yılları arasında ulaşmamız ve şu anda da 2021-2030 arasında bu hedefleri nasıl ilerleteceğimizi tartışıyor olmamız gerektiğiydi. Nasıl 2009 sonunda Kopenhag’dan iklim için bir anlaşma olmadan ayrıldığımızda koyu bir karamsarlık yaşadıysak, şu anda da elimizde 2021-2030 yılları arasında yapmamız gerekenlere dair bir anlaşma olmaması bizi biyoçeşitlilik bağlamında benzer bir karamsarlığa sürüklemeli. Yalnız, çoğumuz daha neden karamsar olmamız gerektiğini bile fazlasıyla bilmiyoruz. Bu nedenle de Aichi Hedeflerinin süresi her ne kadar geçmiş olsa da, üzerinde anlaşılmış olan bu hedef setinin neler içerdiğini ayrıntısıyla anlatmak istedim. Bu yazıyı bir gazete makalesinden çok bir ders notu gibi algılayabilirsiniz, umarım sonunda biyoçeşitlilik alanında birlikte yapmamız gerekenler konusunda biraz daha fazla bilgi sahibi oluruz.

Biyolojik çeşitliliğin korunması üzerine Aichi Hedefleri

Amaç A: Biyoçeşitliliğin devlet ve toplum genelinde yaygınlaştırılarak biyoçeşitlilik kaybının altında yatan nedenlerin ele alınması

Hedef 1: Bireyler biyoçeşitliliğin değerlerinin ve biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılması için atabilecekleri adımların farkına varmışlardır.

Hedef 2: Biyolojik çeşitlilik değerleri ulusal kalkınma ve yoksulluğu azaltma stratejileriyle planlama süreçlerine entegre edilmiş ve uygun şekilde ulusal muhasebeye ve raporlama sistemlerine dahil edilmiştir.

Hedef 3: Biyolojik çeşitliliğe zararlı olan, sübvansiyonlar dahil, teşviklerin olumsuz etkilerini en aza indirmek veya yok etmek için bu teşvikler aşamalı olarak kaldırılır veya yeniden düzenlenir. Ulusal sosyo-ekonomik koşulları dikkate alarak ve tutarlı biçimde, biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı için pozitif teşvikler geliştirilir ve uygulanır.

Hedef 4: Devletler, iş dünyası ve her seviyedeki paydaşlar sürdürülebilir üretim ve tüketime yönelik planları gerçekleştirmek için adımlar atmış veya uygulamaya koymuş ve doğal kaynakların kullanımının etkilerini güvenli ekolojik sınırlar içinde tutmuştur.

Amaç B: Biyoçeşitlilik üzerindeki doğrudan baskıların azaltılması ve sürdürülebilir kullanımın teşvik edilmesi

Hedef 5: Ormanlar da dahil olmak üzere tüm doğal yaşam alanlarının kayıp oranı en azından yarıya iner, mümkün olduğunca sıfıra yaklaştırılır ve bozulma ile parçalanma önemli ölçüde azalır.

Hedef 6: Aşırı avlanmayı önleyecek biçimde, tüm balıklar, diğer deniz canlıları ve su bitkileri sürdürülebilir şekilde, yasal olarak ve ekosistem tabanlı yaklaşımlar uygulanarak yönetilir ve hasat edilir. Tüm türler için kurtarma planları yapılır ve önlemler alınır. Balıkçılığın tehdit altındaki türler ve kırılgan ekosistemler üzerindeki önemli bir olumsuz etkisi kaldırılır. Balıkçılığın balık stokları, türler ve ekosistemler üzerindeki etkileri güvenli ekolojik sınırlar içerisine çekilir.

Hedef 7: Tarım, su ürünleri yetiştiriciliği ve ormancılık için kullanılan alanlar, biyolojik çeşitliliğin korunmasını sağlayacak şekilde ve sürdürülebilir bir biçimde yönetilir.

Hedef 8: Aşırı besinler de dahil olmak üzere kirlilik, ekosistem işlevine ve biyolojik çeşitliliğe zarar vermeyecek seviyelere getirilir.

Hedef 9: İstilacı yabancı türler ve bunların yayılma yolları belirlenir ve önceliklendirilir. Öncelikli türler kontrol edilir veya ortadan kaldırılır ve bunların tekrar ortaya çıkmasını ve yerleşmesini önlemek için yayılma yolları yönetecek önlemler alınır.

Hedef 10: Mercan resifleri ve iklim değişikliğinden veya okyanus asitlenmesinden etkilenen diğer savunmasız ekosistemler üzerindeki çoklu antropojenik baskılar, bütünlüklerini ve işleyişlerini korumak için en aza indirilir.

Amaç C: Ekosistemlerin, türlerin ve genetik çeşitliliğin korunarak biyolojik çeşitliliğin durumunun iyileştirilmesi

Hedef 11: Özellikle içinde biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetleri için özel öneme sahip alanlar bulunan karasal ve iç suların en az % 17’si ve kıyı ve deniz alanlarının % 10’u, etkin ve eşitlikçi bir şekilde yönetilen, ekolojik olarak temsili ve iyi korunan alan sistemleri ile entegre edilir.

Hedef 12: Tehdit altında olduğu bilinen türlerin neslinin tükenmesi önlenir ve koruma statüleri, özellikle de en çok azalışta olanlar iyileştirilir ve sürdürülür.

Hedef 13: Sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan değerli diğer türler de dahil olmak üzere kültür bitkilerinin, evcilleştirilmiş çiftlik hayvanlarının ve yabani akrabalarının genetik çeşitliliği korumak ve genetik erozyonu en aza indirerek genetik çeşitliliklerini korumak için stratejiler geliştirilip uygulanır.

Amaç D: Biyoçeşitlilik ve ekosistem hizmetlerinden herkese sağlanan faydanın artırılması

Hedef 14: Temiz su sağlama ile ilgili hizmetler dahil olmak üzere temel hizmetleri sağlayan ve sağlığa, geçim kaynaklarına ve refaha katkıda bulunan ekosistemler, kadınların, yerel toplulukların, yoksul ve savunmasızların ihtiyaçları dikkate alınarak onarılır ve korunur.

Hedef 15: Ekosistem dirençliliği ve biyolojik çeşitliliğin doğada saklanan karbon miktarına katkısı, bozulmuş ekosistemlerin en az % 15’inin onarılması da dahil olmak üzere, koruma ve onarma yoluyla artırılarak iklim değişikliğinin azaltılmasına, uyuma ve çölleşmeyle mücadeleye katkıda bulunulur.

Hedef 16: Genetik Kaynaklara Erişim ve Kullanımlarından Kaynaklanan Faydaların Adil ve Eşit Paylaşılmasıyla ilgili Nagoya Protokolü yürürlüktedir ve ulusal mevzuata uygun olarak işletilir.

 

Amaç E: Katılımcı planlama, bilgi yönetimi ve kapasite geliştirme yoluyla uygulamanın geliştirilmesi.

Hedef 17: Taraflar, etkili, katılımcı ve güncellenmiş ulusal biyoçeşitlilik stratejisi ve eylem planını bir politika aracı olarak benimser ve uygulamaya başlar.

Hedef 18: Yerel toplulukların biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı ile ilgili geleneksel bilgi, yenilik ve uygulamalarına ve biyolojik kaynakların geleneksel kullanımına saygı duyulur. Yerel toplulukların tüm ilgili düzeylerde tam ve etkili katılımıyla geleneksel kullanım ulusal mevzuata ve ilgili uluslararası yükümlülüklere tabidir ve uygulamaya tamamen entegre edilir ve yansıtılır.

Hedef 19: Biyoçeşitliliğin değeri, işleyişi, durumu, eğilimleri ve kaybının sonuçları ile ilgili bilgi, bilim temeli ve teknolojiler geliştirilir, geniş çapta paylaşılır, aktarılır ve uygulanır.

Hedef 20: 2011-2020 Biyoçeşitlilik Stratejik Planı’nın etkin bir şekilde uygulanması için mali kaynakların seferber edilmesi mevcut seviyelerden önemli ölçüde artmalıdır. Bu hedef, taraflarca geliştirilecek ve raporlanacak kaynak ihtiyacı değerlendirmelerine bağlı değişikliklere tabidir.

Hedeflerin üzerinde anlaşmaya varılan metni burada yazdıklarımla tamamen örtüşmeyebilir, teknik detayları kafa karışıklığı yaratmaması için elimden geldiğince ayıklamaya çalıştım. 

Altıncı Yok Oluş, insan eliyle gelecek

Bugün hepimizin anlaması gereken en önemli husus, bu gezegenin yaşadığı Altıncı Yok Oluş içinde ilerlemekte olduğumuzdur. Hem de bu sefer bu yok oluş doğadan kaynaklanan sebeplerden değil bizim yüzümüzden gerçekleşiyor. Unutmayalım, bir önceki yok oluşta dinozorların nesli tükenmişti. Dinozorlar ondan önceki 180 milyon yıl boyunca yeryüzüne egemen olmuşlardı. Bir olay, bir daha geri gelmemek üzere toprağın derinliklerine gömülmelerine yol açtı.

Şimdi insanlar bilerek ve isteyerek benzer şekilde milyonlarca yıldır bu gezegende yaşayan canlıların nesillerini tüketiyorlar. Ne yazık ki burada durum iklim krizinden de kötü. Ortada artık göstermelik de olsa bir anlaşma yok. Geçmişte yapılmış olan anlaşmalara da pek fazla saygı gösteren yok. Bunları birleştirdiğimizde yeryüzünde biyoçeşitlilik her geçen gün azalmaya devam ediyor ve bunu biz yapıyoruz, bilerek.

Kategori: Hafta Sonu