Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Okyanuslara giden plastiklerde artış var!

Geçen hafta dünya genelinde bir plastiksizleşme yönelimi olduğunu ve bunun ana motivasyonunun da plastik kirliliğinin önlenemeyen yükselişi olduğunu yazmıştık. Bu durum için de dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin, mevcut plastik tüketimlerini ve artık kutuplardan derin okyanus havzalarına, deniz ve tatlı su ekosistemlerinden atmosfere kadar dünyanın neredeyse her yerinde bulunan plastik atıklarını azaltmaya çalıştıklarını anlatmıştık. Bunun yanında, petrokimya ve plastik endüstrisinin de harıl harıl yeni plastik ürettiğini ve bunun için yeni pazar alanları yaratmaya çalıştıklarını da açıklamıştık. Peki bu yapılanların sonucunun gözlemlenebilir değişiklikler yarattığını söyleyebilir miyiz? Ne yazık ki olumlu anlamda hayır!

Küresel olarak plastik üretimi hızla artarken, çok uluslu taahhütler aracılığıyla çevreye karışan plastiklerin emisyonlarını azaltmayı hedefleyen girişimlerin de etkisi arttırılmaya çalışılıyor. Buna ek olarak çeşitli topluluklar, sivil toplum kuruluşları ve şirketler temizlik kampanyaları gerçekleştiriyor ve yerel ve ulusal yönetimler de sıfır atık yaşam tarzını teşvik ediyorlar. Hükümetler, tek kullanımlık plastiklere vergi koyuyor ya da bunları yasaklıyor ve özel sektörle birlikte çeşitli uygulamalara giderek plastik atık yönetimine yatırım yapıyor.

Çabalar ve verilen taahhütler yeterli olmuyor

Basel Sözleşmesi’nde yapılması planlanan son değişiklikle, plastik çöpün küresel dolaşımına sınırlama çabalarını da eklersek plastik kirliliğinin azaltılmasına yönelik bir irade oluştuğunu söylemek mümkün. Ancak, bugüne kadarki tüm bu yapılanlar ve verilen taahhütler, plastik kirliliğinde de üretiminde de olumlu bir değişime neden olmuyor.

Bu durumu en iyi anlatan kanıt da geçtiğimiz haftalarda Science dergisinde yayınlanan makalede yapılan tespitlerde mevcut. Makaleye göre 2016 yılında üretilen plastik çöpün %11’i denizlere karışmış. Bu da yaklaşık 19-23 milyon ton arası bir miktar. Bu sayının 2030 yılında 50 milyon tonu aşması bekleniyor.

Hatırlayın daha önce yapılan başka bir çalışmada bu miktarın 4-12 milyon ton arasında olduğu tahmin edilmişti. Ortada ciddi bir artış söz konusu. Bu artışın iki nedeni var. Birincisi kullanılan tahmin yöntemi, ikincisi de plastik üretimindeki artış. Yöntemdeki değişimin kaynağı, tahmine dâhil edilen değişkenler ve ortaya çıkan yeni çalışmalardaki verilerin işaret ettiği kaynaklar! Plastik üretimindeki artış da diğer bir neden. Demek ki devletler nezdinde yapılan girişimler ve plastiksizleşme adımları yeterli değil. Üstelik bu miktarın 2030 yılında neredeyse iki kat artacak olması ise durumun vahametini ortaya koyuyor.

Tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması şart 

O halde ortada böylesine büyük bir kirlilik artışı söz konusuyken yapılması gereken nedir? Aslında gayet açık ve net! Öncelikli olarak plastik tek kullanımlıkların katiyen yasaklanması gerekmektedir. Çünkü plastik tek kullanımlıkların toplam plastik üretimindeki payı %40’a yakın. Bu miktarın minimize edilmesi toplam plastik çöpler içerisindeki önemli bir kalemin de gelecekte direkt olarak azaltılması anlamına geliyor.

Peki, tek kullanımlıkların yasaklanmasını, alternatifi olmadan yapmak mümkün mü? Kilit de burada aslında. Çünkü tek kullanımlık plastiklerin alternatifi olmadığı iddiası tümüyle algı işi. Plastik endüstrisinin her fırsatta dillendirdiği bir şey. Çünkü bu tür plastiklerin çoğunluğunu anlamsız bir tüketim çılgınlığını beslemek için kullanıyoruz. Yani pipet, plastik veya köpük tabak çatal bardak ve bunların paketlenmesindeki plastikler olmasa da olur. Diğer bir tek kullanımlık alanı olan plastik şişe ve diğer ambalajlar da benzer bir özellikte. Bunların da azaltılması gayet mümkün. Yeter ki tüketim alışkanlığımızı değiştirmeye karar verelim.

Bununla ilgili önerilerimi önceki yazılarımda yapmıştım. Tekrarlamaya gerek yok. Ancak bunlar içerisinde bir tanesini tekrarlamamda fayda var. O da ambalajların çok kullanımlık olma zorunluluğunun getirilmesi! Bununla beraber çok katlı ambalaj uygulamasının da kati suretle yasaklanması gerekiyor. Çünkü ambalaj kullanımındaki pervasızlığın tek nedeni var olan aşırı serbestlik. Bir ürünün 10 farklı plastikle kaplanmasının önünde hiçbir engel yok. Tüm bu plastiklerin çoğunluğunun alternatife zaten ihtiyacı yok çünkü bunlara gerek yok.

Diğer bir sınırlama da plastik üretimine yapılan yatırımların sınırlandırılarak daha sürdürülebilir alternatiflerin desteklenmesi. Tek başına bu ikisi bile plastik çöp selinin kısa vadede önemli miktarda engellenmesine neden olacaktır. Ancak bunu yapmak yerine sadece sertifika dağıtımına dayalı sıfır atık sistemi kurmak; göstermelik çöp yönetim aktiviteleri düzenlemek; plastik çöp sorununun birincil sorumlusu olan plastik üreticilerine her alanda kolaylık sağlamak ve buna benzer birçok yaklaşımda bulunmak doğal olarak plastik çöp üretim kapasitesini de arttıracaktır. Bu da yılda 50 milyon ton çöpün denizlere akmasına doğal olarak neden olacaktır. Açık söylemek gerekirse plastik endüstrisinin pervasızlığı ve küresel olarak yöneticilerdeki mevcut ciddiyetsizlik dünyanın çöp probleminden daha çok çekeceğine işaret ediyor.

Kategori: Hafta Sonu