İklim KriziManşet

AB Komisyonu Başkanı: Yeni ve yeşil bir dünya inşa etmeliyiz

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu‘nda geçen hafta Birliğe Sesleniş konuşması yapan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, önümüzdeki yaz, emisyon hedeflerini yüzde 55’e uygun hale getirmek için  tüm iklim ve enerji mevzuatımızı gözden geçireceklerini söyledi. 

AB’de şu sıralar emisyon azaltım hedefi tartışılıyor. 2014 yılında 2030’a kadar %40 (1990’a göre) azaltım hedefi konulmuştu. Von der Leyen konuşmasında Komisyon olarak bu hedefi %55’e çıkarmayı önerdiklerini açıkladı. AB çapında çalışan sivil toplum için bilimin gösterdiği şekilde hedefin %65’e kadar çıkması gerekiyor ama bu açıklamanın da genel olarak olumlu karşılandığını söylemek mümkün.

Von der Leyen’in uzun konuşmasında, iklim krizi ile ilgili bölüm şöyle: 

Avrupa’yı ileriye doğru itmek: Yaşamak istediğimiz dünyanın inşası

“…Bütün bunlar, Avrupa’nın yeninden ayakları üzerinde durmasını sağlayacaktır. Ancak bu durumdan birlikte çıkarken aynı zamanda kendimizi yarının dünyasına doğru da ilerletmeliyiz. Kırılgan gezegenimizin geleceği söz konusu olduğunda, hızlanmak dışında daha acil bir ihtiyaç söz konusu olamaz.   

Sokağa çıkma kısıtlamaları ve hayatın yavaşladığı dönemde dünyada birçok aktivite donma noktasına gelse de gezegenimiz, tehlikeli bir şekilde ısınmaya devam etti.

Mont Blanc’ta buzulların çökmesi dolayısıyla boşaltılan evlerden Oregon’u kasıp kavuran yangınlara; on yıllardır yaşanan en kötü kuraklıkta Romanya’da mahvolan hasada kadar bu durumu dört bir yanımızda görebiliyoruz.

Ancak doğanın yaşantılarımıza geri dönüşünü de gördük. Ruh sağlığımız ve fiziki iyiliğimiz için yeşil alanlara ve daha temiz bir havaya özlem duyduk. Değişimin gerekli olduğunu biliyoruz – ve bunun mümkün olduğunu da!

Avrupa Yeşil Anlaşması (The European Green Deal)bu değişim için elimizdeki haritamızdır.

Bunun tam merkezinde, 2050 itibariyle dünyanın ilk iklim-nötr kıtası olma misyonumuz yer almaktadır. Bunu statükoya takılarak yapamayız elbette: hızlanmalıyız ve yaptıklarımızı daha iyi yapar hale gelmeliyiz. Ne kadar hızlı gidebileceğimizi ve yapacaklarımızı, en sorumlu şekilde ve delile dayalı olarak nasıl yapabileceğimizi kavrayabilmek için her sektöre derinlemesine bakıyoruz.

Geniş bir kamu istişaresinde bulunduk ve kapsamlı bir etki değerlendirme çalışması yaptık. Bu temelde Avrupa Komisyonu, emisyonların/salınımların azaltılması anlamında 2030 hedefini asgari %55’e yükseltmeyi öneriyor.

‘Ekonomi ve sanayimiz emisyon azaltımını karşılayabilecek durumda’ 

Bazıları için %40’tan %55’e geçişin çok fazla olduğunun, bazıları için ise yeterli olmadığının farkındayım. Yaptığımız etki değerlendirme çalışması net bir şekilde göstermiştir ki ekonomimiz ve sanayimiz bunu halledebilecek durumdadır.

Onlar da bunu istiyorlar. Daha dün, KOBİ’lerden ve dünyanın en büyük şirketlerinden 170 iş dünyası lideri ve yatırımcısı bana bir mektup yollayarak hedef olarak Avrupa’nın en az %55’lik bir oran tespit etmesi gerektiği yönündeki taleplerini dile getirdiler. Yaptığımız etki değerlendirme çalışması net olarak göstermektedir ki bu hedefe ulaşılması, Avrupa’yı 2050 itibariyle iklim nötr olma yolunda ve Paris Anlaşması kapsamındaki mükellefiyetlerimizi yerine getirme anlamında sağlam bir şekilde rayında tutacaktır. Başkaları da bizi takip ederse dünyanın ısınması 1.5 derece santigrat altında kalabilecektir.

Ortaklarımızın birçoğunun bunun çok uzağında kaldığının farkındayım – ve biraz sonra Karbon Sınır Uyarlama Mekanizması konusuna değineceğim. Ancak bizim için 2030 hedefi iddialı, ulaşılabilir ve Avrupa için faydalı bir hedeftir.

Bunu başarabiliriz. Bunu yapabileceğimizi zaten gösterdik.

‘Yeni nesil AB’

1990’dan bu yana salınımlar %25 oranında azalırken, ekonomimiz %60’tan fazla büyüdü. Aradaki fark şu ki şu anda daha fazla teknolojimiz, daha fazla uzmanlığımız ve daha fazla yatırımımız var ve karbon-nötr üretim ile döngüsel ekonomiye doğru yola çıkmış bulunuyoruz. Değişim isteyen daha fazla gencimiz var. İklim için iyi olanın işimiz için de hepimiz için de daha iyi olduğunu gösteren daha fazla kanıtımız var.  

Bu dönüşümde kimseyi arkada bırakmayacağımıza dair şeref sözümüz de var. Sadece Dönüşüm Fonumuzla (Just Transition Fund) daha büyük ve daha maliyetli değişimler geçirmesi gereken bölgelere destek olacağız.   Herşeyimiz var. Artık uygulamaya geçmek ve tüm bunları gerçekleştirmek bizim sorumluluğumuz.

Saygıdeğer Üyeler,

Bu yeni hedefe ulaşılması, enerji ithalatına bağımlılığımızı azaltacak, milyonlarca ilave iş yaratacak ve hava kirliliğini yarıdan fazla azaltacaktır. Oraya ulaşmak için şimdi başlamalıyız.

Önümüzdeki yaz, “55’e uygun” hale getirmek için tüm iklim ve enerji mevzuatımızı gözden geçireceğiz. Emisyon ticaretini geliştirecek, yenilenebilir enerji payını artıracak, enerji verimliliğini artıracak ve enerji vergilendirmesinde reform yapacağız.

Ancak Avrupa Yeşil Sözleşmesi’nin misyonu emisyonları azaltmaktan çok daha fazlasını içeriyor. Yeşil Sözleşme ekonomimiz, toplumumuz ve endüstrimiz genelinde sistemli bir modernizasyonu içeriyor. Ayrıca yaşanacak daha güçlü bir dünyanın inşa edilmesini de içeriyor.

Mevcut hammadde, enerji, su, gıda tüketimimiz ve arazi kullanım şeklimiz sürdürülebilir değil. Doğaya davranış şeklimizi, üretim ve tüketim, yaşama ve çalışma, beslenme ve ısınma, seyahat etme ve ulaşım yöntemlerimizi değiştirmemiz gerekiyor. Bu yüzden tehlikeli kimyasallardan ormansızlaşmaya ve çevre kirliliğine kadar her konuyu ele alacağız.

Bu gerçek bir kurtarma planıdır. Avrupa için bir yatırım planıdır.

İşte bu, Yeni Nesil AB’nin (NextGenerationEU) gerçek bir fark yaratacağı alandır. İlk olarak, Yeni Nesil AB’nin %37’si doğrudan Avrupa Yeşil Sözleşmesi’ndeki hedeflerimize harcanacak. Ve yeşil finansmanı bir sonraki seviyeye taşımasını da sağlayacağım. Yeşil finansman alanında dünya lideriyiz ve dünya çapında en büyük yeşil tahvil sağlayıcısıyız. Güvenilir bir AB Yeşil Tahvil Standardı geliştirilmesine öncülük ediyoruz.

Ve bugün, Yeni Nesil AB’nin 750 milyar avrosunun %30’unu yeşil tahviller yoluyla toplama hedefini benimseyeceğimizi ilan edebilirim.

İkinci olarak, Yeni Nesil AB, en büyük etkiyi yaratacak olan, yol gösterici Avrupa projelerine yatırım yapmalıdır: hidrojen, yenileme ve 1 milyon elektrik şarj noktası.

İzninizle bunun nasıl çalıştığını açıklayayım:

İki hafta önce İsveç’te, fosil yakıt kullanmayan benzersiz bir pilot çelik tesisi deneme üretimine başladı. Temiz çelik üretmek için kömürü hidrojenle ikame edecek. Bu, hidrojenin endüstrimizi yeni, temiz bir işletme lisansıyla destekleme potansiyelini ortaya koymaktadır.

Yeni Nesil AB’nin, endüstrilerimizi modernleştirmek, araçlarımızı güçlendirmek ve kırsal alanlara yeni hayat getirmek için yeni Avrupa Hidrojen Vadileri yaratmasını istiyorum.

İkinci örnek yaşadığımız ve çalıştığımız binalar.

Binalarımız emisyonlarımızın %40’ını oluşturuyor. Onların daha az olumsuz etkiye sebep olan, daha ucuz ve daha sürdürülebilir binalar haline gelmeleri gerekiyor. Ayrıca ahşap gibi organik yapı malzemeleri ve Yapay Zeka (YZ) gibi akıllı teknolojiler uygulandığı zaman, inşaat sektörünün karbon kaynağı olmak yerine karbon azaltan bir sektöre dahi dönüştürülebileceğini biliyoruz.

Yeni Nesil AB’nin Avrupa’da bir yenileme dalgası başlatarak, Birliğimizi döngüsel ekonomide lider haline getirmesini istiyorum.

Ancak bu sadece bir çevre ya da ekonomi projesi değil: Avrupa için yeni bir kültür projesi olması gerekiyor. Her hareketin kendi görünümü ve hissi vardır. Ve -biçim ile sürdürülebilirliği eşleştirmek için- sistem değişikliğimize kendi farklı estetiğimizi katmamız gerekmektedir.

Bu nedenle, mimarların, sanatçıların, öğrencilerin, mühendislerin, tasarımcıların bunu gerçekleştirmek için birlikte çalışarak üreteceği bir alan olan, yeni bir Avrupa Bauhaus’u oluşturacağız.

İşte bu Yeni Nesil AB’dir. Yeni Nesil AB, yaşamak istediğimiz dünyayı şekillendirmektedir. 

Emisyonları azaltan, rekabetçiliği artıran, enerji yoksulluğunu azaltan, ödüllendirici işler yaratan ve yaşam kalitesini iyileştiren bir ekonominin hizmet ettiği bir dünya. Dijital teknolojileri daha sağlıklı, daha yeşil bir toplum oluşturmak için kullandığımız bir dünya.

Bu, ancak hepimiz birlikte çalışırsak başarılabilir, kurtarma planlarının bizi sadece krizden çıkarmakla kalmayıp aynı zamanda Avrupa’yı yarının dünyası yönünde ilerletmemize yardımcı olduğu konusunda ısrarcıyım.”

Von der Leyen, konuşmasında koronavirüs pandemisinden en çok etkilenen bölgelerden biri olan Avrupa’nın salgın sonrası toparlanması için daha güçlü bir Avrupa Sağlık Birliği inşa etmesi gerektiğine,  salgında zarar gören çalışanları korumak için asgari ücretler çerçevesi kurulması amacıyla girişimlerde bulunacağına da değindi. “Aşı milliyetçiliği insan hayatını riske atar, aşı işbirliği ise hayat kurtarır”diyen Komisyon Başkanı, birlikte hareket etmek gerektiğine dikkat çekerken, Çin’le işbirliğinin önemine vurgu yaptı. 

Ukrayna’daki Lukaşenko yönetimine karşı protestolarda, Belarus halkının yanında olduklarını belirten Ursula Von der Leyen, Doğu Akdeniz’deki Türkiye-Yunanistan gerilimi ile ilgili olarak da “üye Devletlerimiz, Kıbrıs ve Yunanistan, her zaman meşru egemenlik haklarının korunması konusunda Avrupa’nın tam dayanışmasına güvenebilir” dedi. 

Von der Leyen, Komisyon’un yakın gelecekte Yeni Göç Paktını ortaya koyacağını da bildirerek, “Göç Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu bir meseledir ve Avrupa’nın tamamı üzerinde düşeni yapmalıdır” dedi; nefret söylemi ve ırkçılığa karşı birlikte mücadele etmeyi önerdi.  

 

Kategori: İklim Krizi