İfade ÖzgürlüğüManşetTürkiye

1059 gündür tutuklu yargılanan Kavala hakkında Bakanlık görüşü: Makul süre aşılmadı

1059 gündür tutuklu bulunan iş insanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala hakkındaki bireysel başvuru dosyasını inceleyen Anayasa Mahkemesi (AYM), Adalet Bakanlığı‘ndan Kavala’nın tutukluluğuna dair görüş yazısı istedi.

Kavala, Gezi davasında beraat etmesine karşın önce “darbeye teşebbüs” ardından ise “casusluk” iddiasıyla yeniden tutuklananmıştı.

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanı Hacı Ali Açıkgül’ün hazırladığı 20 Ağustos tarihli görüş yazısında Osman Kavala’nın herhangi bir hakkının ihlal edilmediğini ve tutukluluğunda makul sürenin aşılmadığını iddia etti. Bakanlık, Kavala’nın ‘casusuluk’ suçu işlediğine dair kuvvetli belirtinin olduğunu savundu.

‘AİHM kararı farklı bir konuda’

Kavala hakkında verilen 3 ayrı tutuklama kararının nedenlerini anlatan bakanlık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği ‘derhal tahliye’ kararıyla şu an tutuklu bulunduğu kararın farklı olduğunu ifade etti. Bakanlık konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

Başvurucu hakkında mevcut tutuklama kararına konu suç (casusluk) ve bu suçun işlendiği yönündeki deliller ile başvurucu hakkında verilen 10 Aralık 2019 tarihli AİHM kararına konu 1 Kasım 2017 tarihli tutuklama kararında belirtilen suç ve deliller birbirinden farklıdır.

Dolayısıyla başvurucunun mevcut tutukluluk hali, daha önceki tutuklandığı suça ilişkin olmayıp, süreç içerisinde elde edilen yeni delillere bağlı olarak başka bir suç nedeniyle verilen 9 Mart 2020 tarihli tutuklama kararıyla birlikte başlamıştır.

‘Kuvvetli deliller var’

Kavala’nın Gezi Parkı davasındaki “darbeye teşebbüs” suçundan tutuklanmasının sona erdiğini anlatan bakanlık, Kavala’nın “devletin güvenliği veya dış siyasal yararlar bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek” suçundan tutuklu olduğu savundu.

Adalet Bakanlığı, HTS kayıtlarında olmayan Osman Kavala – Henry Barkley görüşmelerini ise ‘delil’ olarak gösterdi ve AYM’nin karara bağlayacağı dosyayla ilgili şunları söyledi:

Dolayısıyla başvurucunun atılı suçu işlediğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının bulunduğu ve ölçülü olduğu değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak bakanlığımız, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği kanaatindedir.

Bakanlık görüşünde, “Hukukun üstünlüğünün esas olduğu demokratik bir devlette, kişinin işlediği iddia olunan bir suç nedeniyle tutuklandıktan sonra tahliye olması ve hatta söz konusu suçtan beraat etmiş olması, o kişinin işlediği iddia olunan diğer suçlardan soruşturulmasına engel değildir. Doğal olarak, soruşturma sürecinde ihtiyaç duyulan tedbirler de kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük ilkeleri doğrultusunda mahkemelerce alınmaktadır. Bakanlığımız, bu kapsamda alınan bütün tedbirlerin hukukun üstünlüğü ilkesi kapsamında bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde itiraza tabi olduğunu Anayasa Mahkemesi’nin dikkatine sunar” değerlendirmesini yaptı.

‘Tutukluluğu makul süreyi aşmadı’

Bakanlık, Kavala’nın tutukluluğunun makul süreyi aştığına dair iddiasının da kabul edilemez bulunmasını istedi. Kavala’nın son tutukluluk süresinin görüşün yazıldığı tarih itibariyle yaklaşık 5 ay olduğu belirtti.

Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu iddia edilen bakanlık, Kavala’nın tutukluluğun devamının hukuka uygun olduğunu savundu.

Bakanlık, “genel olarak soruşturmanın yürütülmesinde savcılık makamlarınca hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibi bir özensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir” ifadesini kullandı.