HaftasonuKitapManşet

[Çocuklar için Yeşil Kitaplar] DUVAR: Başlangıçta sadece bir çizgiydi

Gündelik hayatımız, ülkemiz, coğrafyamız ve dünyamız sınırlarla, duvarlarla çevrili. Hepimiz biliyoruz. Hepimiz farkındayız. Sınırlar, duvarlar üzerine konuşuyor, tartışıyoruz. Peki gökten inmediklerine, leylekler tarafından getirilmediklerine göre nereden geliyorlar? Evet varlar ama nasıl var oldular?

Uçanbalık Yayınları’ndan çıkan DUVAR’ı açtığımızda karşımıza çıkan ilk cümle sorulması mühim bu sorulara bir cevap niteliğinde: 

 “Başlangıçta sadece bir çizgiydi.”

 Sekseklerinin tam ortasından geçiyor, bahçeyi yerden göğe bölüyordu ama nerdeyse fark edilmeyecek kadar da incecikti. Bu yüzden onun nereden ve niçin geldiği üzerinde durmak gereksizdi. Öyle ya, bir çizginin pek de önemi yoktu. Sonra çizgi bir sıra tuğlaya dönüştü. Artık seksek oynanamıyor ama bunun yerine setin üstünden ip atlar gibi zıplanabiliyordu.

Derken set biraz daha yükseldi. Şimdi üstünden ip atlar gibi zıplamak da mümkün değildi ama yemek yerken üzerinde oturulabiliyordu. Duvar yükseldikçe yükseldi. Büyüdükçe ayırdı. Hayatı duvara göre şekillendirmek yetmiyordu. Artık duvar varlığın niteliğinin de ölçütüydü: Karşısında yeterince uzun ve güçlü olanlarla olmayanlar. Ta ki herkes önünde çaresiz ve küçük kalana, duvarın ardı unutulana dek…

Başlangıçlar, ufuktakilerin temeli

DUVAR, bize başlangıçların ufuktakilerin temeli olduğunu tekrar anımsatıyor. Olup biten her şeye meraksız, kayıtsız hatta daha da fenası uyum sağlamaya hazır hâlimize ayna tutuyor. Pek bir şey değil dediklerimizin fazlasıyla bir şey olduklarını kulağımıza fısıldıyor. Ancak DUVAR’ın hikâyesi burada bitmiyor. O, bizi karşılayan ilk sözle konuşmaya devam ediyor.

“Başlangıçta sadece bir çizgiydi.”

Frédéric Maupomé’.

Yine neredeyse fark edilmeyecek kadar ince bir çizgi bizi tekrar karşılıyor. Ancak bu sefer duvarın üzerinde. Birisi duvarı çiziyor. Çizgiler çatlaklara, çatlaklarsa oyuklara dönüşüyor. Duvarı yıkılıveriyor. Hikâyenin ilk parçası gerçekliğimiz iken ikincisi belki bir umut,  belki de bir çağrı. 

Frédéric Maupomé’un yazdığı ve bize bir çizginin iki farklı potansiyelini gösteren DUVAR’ın kendisi de kısacık hikâyesi, azıcık sözüyle bir çizgi. Ama başka türlü bir çizgi, aynı zihnimizde bir kıvrım gibi. Eğer göz ardı etmezsek bu incecik çizgiden kim bilir ne düşünceler yayılacak?

Kategori: Haftasonu