DoğaEditörün SeçtikleriManşetTürkiyeYerel

Van Gölü’ne saniyede 1.800 litre lağım suyu akıyor: Arıtım yok, ücreti var

Haber: Ruşen Takva

3713 kilometre karelik yüz ölçümü ile dünyanın en büyük sodalı gölü olma özelliğini taşıyan Van Gölü‘ne arıtılmadan akıtılan lağım suları, tehlike saçıyor. 1989 yılında 400 bin nüfus kapasitesine göre kurulan Van Büyükşehir Belediyesi Atık Sular Arıtma Tesisi‘nde kanalizasyon sularının sadece yüzde 30’u arıtılıyor. Nüfusu bir milyonu aşan kentte bulunan arıtma tesisinde kanalizasyon sularının yüzde 70’i arıtılmadan olduğu gibi göle akıtılıyor.

Belediyeler kanuna göre büyükşehir mücavir alanında bulunan ve kanalizasyon sistemin olduğu yerlerde sarf edilen temiz suyun yüzde 50’si kadar bir ücret, atık su ücreti olarak su faturalarına yansıtılıyor.

Van’da yaşayan iktisatçı Muhsin Furat bu durumu şöyle açıklıyor:

“Van Büyükşehir Belediyesinin biyolojik arıtma tesisinin işlevsizliği yüzünden su faturasında ödemiş olduğumuz ‘atık su ücreti’ bedelinin gerekli hizmet kullanımına ulaşmadığını görüyoruz. Van Gölü’ne bırakılan kanalizasyon atıkları ile gölün kirlenmesi ve bir daha eski temizliğine dönüştürülmesi imkansız olacaktır. Bunun bariz örneğini Haliç’te görebiliyoruz.”

İzmit Körfezi ve Marmara Denizi‘nin de aynı tehlike ile karşı karşıya kaldığını söyleyen Furat, “Van Gölü bu durum karşısında daha riskli bir durumdadır. Göllerin, denizlerde olduğu gibi akıcı bir özelliğe sahip olmamasından dolayı, doğallığın bozulması ve kirlenmesi daha hızlı bir zamanda gerçekleşmektedir” diyor ve ekliyor:”Van Büyükşehir Belediyesi, endüstriyel arıtma tesisinin daha fazla zaman kaybetmeden, faaliyete geçmesi elzemdir.”

‘Van Gölü, gökyüzünde bir deniz’

“Sanayi devriminden sonra insanoğlu deredeki akan suları, dağdaki ormanları para olarak görmeye başladı” ifadelerini kullanan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş, “Hal böyle olunca dünya ve ülkemizde bulunan doğal kaynaklar maalesef büyük bir hızla kirlenmeye başladı” diye konuşuyor.   

Akkuş, 1650 metrelik rakımda bulunması nedeniyle gökyüzünde bulunan bir deniz olarak tarif ettiği Van Gölü’nün “oligotrof”, yani kendi kendini temizleyen bir özelliğe sahip olduğunu söyleyerek uyarıyor:

“Kendi taşıma kapasitelerinin üzerinde bir kirlilik yükü geldiği zaman işte o zaman işler değişir. Bunun ülkemizde ve dünyamızda bir çok örneği var. Söz konusu Van Gölü olduğu zaman çok çok daha hassas olmak gerekir. Çünkü buradaki biyolojik süreçler ülkemizin diğer kesimlerine göre yani daha düşük rakımdaki göllere göre daha yavaş işliyor. Dolayısıyla buraya gelecek olan kirlilik etmenleri daha yavaş bir şekilde bertaraf ediliyor.”

Göl’ün kirliliğiyle ilgili en büyük sorunun etrafındaki çalışmayan arıtma tesislerinin olduğunu söyleyen Akkuş şunları söylüyor: “1 milyonu aşkın insanın tüm kirliliği arıtılmadan olduğu gibi Van Gölü’ne gidiyor. Bugün Van şehir merkezi olmak üzere gölün çevresinde bulunan ilçelerde sağlıklı şekilde çalışan arıtma tesislerinin olmadığını görüyoruz.  Tüm bu olumsuzluklara rağmen şunu da eklememiz lazım. İskele‘de yapımına başlanan arıtma tesisi, Van İl merkezinin bütün kirliliğini arıtabilecek potansiyele sahip. Fakat buranın hızlı bir şekilde faaliyete geçmesi lazım.”

‘Hala Türkiye’nin en temiz gölü’

Van Gölü’nün tüm kirlenmişliğine rağmen Türkiye’nin hala en temiz gölü olduğunu söyleyen Dr. Akkuş, tesislerin çalışmamasından dolayı Muradiye İlçesi Bendimahi Çayı üzerinde ‘ölü zone’ların, yani hiç bir canlının yaşamadığı bölgelerin oluştuğuna dikkat çekiyor: “Van gölüne gelen her bir damla kirlilik gölde kalıyor ve gölün dışına çıkma şansı olmuyor. Kirlilik seviyesinin böyle olması durumunda hiç bir eko sisteminin bunu kaldıramayacağını bilmemiz gerekiyor.”

‘Hepimiz sorumluyuz’

Akkuş, tüm suçu yönetenlere yüklemenin de doğru olmadığına işaret ediyor:   

 “Burada ki en büyük görev Van Gölü etrafında yaşayan insanlara düşüyor.  Akarsuları gezdiğimiz veya hafta sonu pikniklere gittiğimiz zaman maalesef istemediğimiz görüntüler ile karşılaşıyoruz. Özellikle Van Kalesi‘nin arkasında ki sahile gittiğimiz zaman çocuk bezlerinden tutunda plastik her türlü atığı görmeniz mümkün. Bu Van Gölü’nün etrafında bulunan hemen hemen tüm dereler için geçerli. En büyük sorumluluk burada ki yaşayan insanlar olarak bizlere düşüyor.  Dolayısıyla Van gölüne dökülen her bir litre arıtılmamış sudan, akarsulardaki her bir plastik atıktan hepimizin payı var, hepimiz olanlardan sorumluyuz. ”

Saniyede 1800 litre lağım suyu göle akıtılıyor

Van Çev-Der Yönetim Kurulu üyesi Bazi Aslan, göle arıtılmadan akıtılan lağım suyunun saniyede 1800 litre olduğuna dikkat çekiyor: “Bu  günde ortalama 60 bin metreküp  lağım suyu demektir. Bu miktarı arındırma olanağı mevcut değil. Lağım suyunun göle akıtıldığı noktada martılar dahi sahilin kenarında göle dalmıyor, çünkü çok kirli. Bu yüzden martılar kilometrelerce yol aldıktan sonra berrak sulara dalıyor.”

Arıtma tesisinin bulunduğu bölgeye gittiğimizde olağanüstü rahatsız edici bir kokunun yaklaşık 25 kilometre karelik bir alana yayıldığını gördük. Bu rahatsız edici kokuyu, tesisin etrafında yaşayan mahalle sakinlerinden Mirza Tarhan‘la konuştuk. 

Tarhan rahatsız edici bu durumu şöyle dile getiriyor: “Bu sene gerçekten çok rahatsız oluyoruz. Özellikle akşamları öyle bir sinek var ki ışıkları açamıyoruz. Rahatsızlığımız hem kokusundan hem de sineklerden dolayı. Zaten görüyorsunuz etraf hep sinek pisliği. Her sabah ayrı ayrı temizlik yapıyorum. Koku öylesine şiddetli oluyor ki, evimizin balkonunda bile oturamıyoruz. “

Kategori: Doğa