Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Belediyeler atıksız şehir yaratmak için neler yapabilir?

Atıksız bir yaşamın, mevcut durumda, bir hobi faaliyetinin ötesinde bir ihtimal olmadığını bir önceki yazımda anlatmaya çalışmıştım. Ancak bunun yanında daha az atık üretmenin mümkün olduğunu belirtmiştim. Daha az atığın da bireysel kararlarla bir noktaya kadar mümkün olduğunu belirterek bu konuda tamamlayıcı unsurların yerel ve merkezi yönetimler olduğunu belirtelim. Özellikle yerel yönetimlerin alabileceği bazı kararlar, daha az atıklı kentler ve onun da temeli olan daha az atıklı evlerin sayısının artmasına yardımcı olabilir. 

Atık dediğimizde akla, kullanım sonrası meydana gelen ve çöp tenekesine attığımız eşyalar gelir. Ancak daha bütünsel bakıldığında atık, bir şeyin üretiminden tüketimine kadar geçen süre içerisinde ortaya çıkan he türlü sıvı, katı ve gaz artıklara verilen isimdir. Örneğin sebze ve meyve tükettiğinizde atık olarak ortaya sadece sebze ve meyvenin tüketilmeyen kısımları çıkmaz. O sebze ve meyvenin üretim sürecinde kullanılan yakıttan ortaya çıkan sera gazları, pestisitler ve onların kutuları, taşınmasında kullanılan tek kullanımlık paketler, kasalar ve ambalajlar ile onların market reyonlarında sergilenmesi esnasında harcanan her türlü enerjinin artığı da birer atıktır.

Bu da aslında atık üretim potansiyelimizin ne kadar da büyük olduğunu ortaya koyar. İşte eğer atıksız bir yaşam oluşturulacaksa, son ürün üzerine kurgulanmış bir atık yönetim stratejisi belirlemek yerine tüm bu süreçleri göz önünde bulunduran bir planlama yapılması gerekmektedir. Neden atıksız yaşam için kişilerin bireysel kararlar almasının yetersiz olduğunun cevabı da burada saklı. Yani siz kendi adınıza evinizden hiç atık çıkarmayabilirsiniz ancak size ulaşan ürünlerin üretiminden itibaren, size gelene kadar ki süreçte ortaya çıkan tüm atıklar, sizin ortak olduğunuz atıklardır. Burada da erkin atacağı destekleyici adımlar sizin atıksızlığa erişmenize önemli bir katkı sağlayacaktır.

İçilebilir çeşme suyu

Yerel yönetimlerin atıksızlıktaki belirleyiciliği, oldukça önemli! Çünkü ambalaj atığı içerisinde önemli bir yer tutan ambalajlı içme suyu şişelerinin tüketim miktarı, doğrudan belediyelerin içme suyu talebini karşılayıp karşılayamamalarıyla ilgili. Sadece içme suyunu musluktan akar hale getirecek bir yatırım, önemli miktarda pet şişe atığını kısa, orta ve uzun vadede önleyecektir. Üstelik içilebilir olan bu suyun kent meydanlarından da erişilebilir hale getirilmesi, içme suyu ihtiyacı için gelişecek ihtiyacı daha da azaltacaktır. Bu noktada belediyelerin kendi işletmelerinde plastik ambalajlı su sağlama hizmetini de terk etmesi tutarlılık ve ambalaj atığı azaltma kararlılığı açısından destekleyici nitelikte olacaktır.

Tek kullanımlıkların azaltılması

Yerel yönetimler tek kullanımlık plastiklerin kullanımının azaltılmasında örnek olabilecek uygulamaları hayata geçirebilirler. Özellikle yerel belediye meclislerinde sağlanacak konsensüsle belediyenin yetkisi ve yaptırımı olan tüm alanlarda belli bir plan dâhilinde tüm tek kullanımlıklardan vazgeçilmesi kararı alınarak, vatandaş için de örnek bir uygulama gerçekleştirilebilir.

Bunun için birçok örnek verilebilir. Belediyeye ait alanlarda tek kullanımlık plastiklerin kullanılmasına izin vermemek; belediye iştiraklerinde tek kullanımlık plastiklerle yiyecek içecek servisini durdurmak; belediye sınırları içerisinde plastik olan ve terk edildiklerinde kuş, balık, kaplumbağa ve yengeç gibi birçok canlının ölmesine neden olan balonların satışını, kullanımını ya da dağıtımını yasaklamak; plastik konfeti kullanımını yasaklamak; belediye sınırları içerisindeki marketleri, doldurulabilir özellikte ürün satmalarını sağlayacak şekilde yönlendirmek gibi adımlar, önemli miktarda plastik çöpün meydana gelmesini engelleyecektir.

Özellikle kıyı belediyelerinin, sadece tatilcilerin bıraktıkları çöpleri toplamak gibi pasif belediyecilik anlayışından, çöpün oluşmadan engellenmesini sağlayacak aktif belediyeciliğe geçiş için bir eylem planı hazırlamaları, sorunun çözümü için atılacak en önemli adımlardan biri olacaktır. Sosyal medya üzerinden paylaşılan ve toplanan çöpler üzerinden verilmeye çalışılan “çok kirletiyorsunuz” temalı mesajların reelde bir karşılığı olmadığının bilinmesinde fayda var.

Açık semt pazarlarının ıslahı

Neredeyse tüm şehirlerde sıklıkla rastlanan ve toplandıktan sonra arkalarında adeta bir çöp yığını bırakan günlük açık semt pazarları için bir düzenleme ve denetleme yapılması gerekiyor. Pazarların arkalarında bıraktıkları karışık çöpleri toplamak her ne kadar belediyenin görevleri arasında yer alsa da önemli olan o çöplerin oluşmasının engellenmesidir.  Unutulmamalıdır ki belediyelerin sahip oldukları tüm kaynaklar vatandaşın ortak kaynaklarıdır ve bu kaynaklar sırf meşakkatsiz ve planlama gerektirmediği için anlamsız hizmetlerle ve işlerle tüketilemez.Sorumlu ve halkı gözeten belediyecilik bunu gerektirir.

Örneğin yaşadığım şehirdeki semt pazarları bu anlamda önemli bir kötü örnek özelliği gösteriyor (Adana/Seyhan). İlçe sınırları içerisinde kurulan (ki diğer ilçelerde de mutlaka benzer bir durum söz konusudur) neredeyse tüm semt pazarlarının toplanmasının ardından ortaya ciddi bir çöp yığını çıkıyor ve bu çöp yığınları belediye ekiplerince tonlarca su ve iş gücü harcanarak temizlenmeye çalışılıyor. Hiçbir sürdürülebilirliği ve mantıklı bir tarafı olmayan bu işlem bütünüyle bir kaynak israfıdır. Ayrıca ortaya çıkan çöpün de önemli bir kısmı meyve sebze artıkları ve plastiklerden oluşuyor. 

Plastiklerin büyük çoğunluğunu plastik poşetler, organik atıkların büyük çoğunluğu da pazarcıların satamayacaklarını düşündükleri sebze/meyveler ve onların atıklarından oluşmakta. Bu atıklardan organik olanların hayvan yemi olma potansiyeli ise oldukça yüksek. Olmayanların ise kompost alanlarında gübreye dönüştürülmesi mümkün. Belediyeler ise  bunu organize etmek yerine gelişi güzel terk edilen bu çöpleri yine gelişi güzel toplamaya devam ediyor. Sadece bunun bile planlama ile düzene sokulması, atıksız kent yaratmada önemli bir adım sayılabilir.  

Açıktaki ya da gömülü haldeki çöp konteynırları

Çöp denilince akla gelen bir diğer şey de bu çöplerin hiçbir ayrıma tabi tutulmadan atıldıkları çöp konteynırlarıdır. Açık ya da kapalı, gömülü ya da dışarda fark etmeksizin önemli oranda çöp suyu üreten ve beraberinde de ciddi haşere ve hastalık oluşumuna neden olan çöp tenekeleri belediyelerin belki de ilk başta çözmeleri gereken problemlerdendir.

Bu konuda kaynağında ayrıştırma ve farklı atıkların standartlara uygun bir şekilde toplanabildiği kategorik çöp tenekeleri oluşturmak atılacak ilk adımdır. Bu konteynırlar sokak ortalarına ya da cadde kenarlarına değil, bir site yer alıyorsa site içerisindeki gölgelik ve korunaklı bir alana ya da kişilerin oturdukları binalarda bunun için oluşturulmuş özel alanlara konulması gerekir. Konfor için her türlü şeyin planlandığı ev ve apartmanların bu şekilde bir düzenlemeye mecbur bırakılmaları kent kültürü açısından da çöp üretiminin azaltılması açısından da önemlidir.

Aynı durum işyerleri ve sanayi kuruluşları için de geçerlidir. Çöp, kentin ortak alanlarındaki hilkat garibesi ucube çöp konteynırlarına terk edilemeyecek olan ve herkesin ortak sorumlulukla ürettiği bir şeydir. Yönetimi de herkesin ortaklığıyla ancak mümkün olabilir. Bu konuda başarılı bir uygulama yapabilmiş belediye neredeyse yok gibidir. Başarılı bir uygulama çöp konteynırlarını boyamakla ve onların üzerine “temiz”, “çevre” vb. ifadeler yazmakla mümkün olacak bir şey değildir.  Başarılı bir uygulama, atığın kaynağında oluşumunu engellemekle mümkündür.  Bunun için de tüm kent sakinlerini, bu durumun farkına varabilecekleri bir farkındalık seviyesine ulaştırmak gerekir.  Buna ek olarak da yaptırım mekanizmasını yeterince ve etkili bir şekilde kullanmak da olmazsa olmazdır. Oy kaygısıyla yaptırım uygulamaktan çekinmek kente ve kent sakinlerine yapılabilecek en büyük kötülüktür.

Kent bostanları, apartman bahçeleri, tüketici ve üretici kooperatifleri

Gıda tedariki, en fazla atığın gerçekleştiği tedarik zincirlerinden biridir. Bu atık üretim potansiyelinin kaynağı da gıdanın üretildiği yer ile tüketildiği yer arasındaki mesafedir. Mesafe, sera gazı ve ambalaj atığı oluşmasında önemli bir faktördür. Ambalaj ve enerji, gıdanın korunması ve uzun mesafelere taşınması esnasında zaruri olarak ihtiyaç duyulan iki şeydir.

Oysa gıdanın üretildiği yer ile tüketildiği yer arasındaki mesafenin kısalması, önemli bir ambalaj atığı azalımına ve sera gazı salımında da düşüşe neden olacaktır. Bu noktada da kent bostanları ve apartman bahçelerinin önemi ortaya çıkmaktadır. Benzer şekilde üretici ve tüketici kooperatiflerinin oluşturulmasına ön ayak olma da önemli oranda atığın oluşmadan engellemesine katkı sağlayacaktır.

Örneğin kent bostanları ya da apartman bahçeciliği gibi aktivitelerin teşviki ve organizasyonu, ilgili kentin sakinlerinin kent dışı gıda tedarikine olan bağımlılığını azaltacaktır. Daha da önemli bir adım da kompost yapımının kent genelinde yaygınlaştırılmasıyla mümkün olacaktır. Kompost alanları için gerçekleştirilecek olan yatırımlar, kente hem ekonomik hem de ekolojik açıdan önemli katkılar sağlayacaktır. Semt pazarlarının ve evlerin organik atıkları, çöp olmadan gübreye, bu gübreler de kent bostanlarının ve apartman bahçelerinin verimlilik kaynağına dönüştürülebilir. Küçük ölçekli belediyelerin kolaylıkla organize edebilecekleri bu ilişkiler ağı, büyük belediyelerin de öbek öbek uygun mahallelerde gerçekleştirebilecekleri uygulamalardır.

Bu önerilere daha birçokları eklenebilir. Ancak önemli olan beton, asfalt ve kaldırım belediyeciliğinden vazgeçilip bu konuda bir irade beyanının ya da vizyon belgesinin oluşturulmasıdır. Böyle bir irade ortaya çıkarsa atık sorunu da uzun vadede rayına sokulabilecek ve sorun olmaktan uzaklaştırılabilecek bir vaka haline gelecektir.

Kategori: Hafta Sonu