Dış Köşe

Her saat başı bir vatandaşımız Covid-19’dan ölüyor – Sedat Ergin

Bu konudaki son yazılarımdan biri 5 Ağustos tarihliydi ve ‘Yoğun bakımdaki hasta sayısı neden açıklanmıyor?’ başlığını taşıyordu. Yazı, Sağlık Bakanlığı’nın temmuz ayı sonunda hastanede yoğun bakımda tutulanlar ile entübe edilen hastaların sayılarını açıklamaktan vazgeçip, bunun yerine ‘ağır hasta’ sayısını paylaşmaya başlamasının kamuoyu açısından bir güven meselesi yarattığını konu alıyordu.

Bir sonraki gün, 6 Ağustos’ta çıkan ‘Covid-19 vakalarında resmi rakamlar örtüşmeyince’ başlıklı yazım ise açık kaynaklara yansıyan vaka sayılarındaki artışlar ile Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı veriler arasındaki çelişkileri işliyordu. Bir ilin valisi tarafından beyan edilen günlük vaka sayısının, bakanlığın bu ilin bulunduğu bölge ile ilgili duyurduğu vaka toplamından fazla olması gibi durumlar, kaçınılmaz olarak bir inandırıcılık sorununa neden oluyordu. Burada izaha muhtaç bir durum vardı ve sahadan gelen bilgilerle resmi açıklamalar arasındaki makas giderek açılmaktaydı.

Sonuçta bir süre bu dosyayı uzaktan izlemeyi tercih ettim. Ancak bakanlığın açıkladığı son rakamlarda günlük vakalar 1500 eşiğini geçince yeni bir değerlendirme yapmaktan kendimi alıkoyamadım. Çekinceyle yaklaştığım son veriler bile aslında salgının yeniden çok tehlikeli bir aşamaya geçtiğini teyit etmeye yeterli.

1500 eşiği en son ne zaman geçilmişti?

Sağlık Bakanlığı, önceki akşam günlük vaka sayısını 1502 olarak duyurdu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın her akşam açıkladığı günlük verileri işlediğim Excel dosyasında en son ne zaman bu rakama yakın bir değer kaydedilmiş diye baktığımda şöyle bir tabloyla karşılaştım.

Geçen mart ayının son haftasında, yani salgının tırmanma döneminde olduğu bir sırada 1500 eşiği ilk kez geçiliyor. Nisan ayında günlük vakalarda 4 binli sayılara çıkıldıktan  sonra başlayan salgının düşüş döneminde 9 Mayıs’ta 1546 rakamı kayda geçiyor.

Vakalar 1000 eşiğinin altına indikten sonra haziran ayındaki dalgalanmada bir kez daha 1500’ün üstüne çıkıyor. 15 Haziran’da 1592 rakamı görülüyor. Bunu izleyen günlerde yeniden düşüş eğrisi başlıyor, 900’lü rakamlara kadar iniliyor. Ve ağustos ayında girilen tırmanmayla birlikte önceki gün 1500 eşiğinin geçilmesi yeterince uyarıcı olmalıdır.

Yoğun bakımdaki hasta sayısı azalmayınca…

Tabii hastanelerde yoğun bakımda tutulan Covid-19 hastaları ile entübe edilenlerin sayılarının 29 Temmuz’dan bu yana açıklanmıyor olması, bu iki gösterge üzerinden geriye doğru bir karşılaştırma yapabilme imkânından bizi yoksun bırakıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın verileri, yoğun bakımdaki hasta sayısının haziran ayı başında en düşük olan 591 sayısını görmesinden sonra yeniden düzenli bir şekilde yükseldiğini gösteriyordu.

Özellikle temmuz ayı başında son derece kafa karıştırıcı bir durum ortaya çıktı. Günlük vakalar düşüş seyrine girerken, yoğun bakımdaki hastaların sayısı artış çizgisini sürdürdü. Vakalar azalırken yoğun bakımdaki hasta sayısı nasıl artabilirdi? Daha sınırlı olmakla birlikte entübe edilen hasta sayısı da artıyordu.

Yoğun bakımdaki hasta sayısının 1280’e ulaştığı 28 Temmuz günü, yani haziran ayı başına kıyasla iki katına çıktığı noktada Sağlık Bakanlığı bu veriyi açıklamayı kesti. Benzer şekilde entübe edilen hasta sayısının açıklanması da durduruldu.

Açıklanması askıya alınan her iki gösterge de Türkiye’nin süratle mayıs ayı tablosuna dönmekte olduğuna işaret ediyordu.

Ağır hasta sayılarındaki artış yönelişi

Bakanlık bu iki veriyi kamuoyuyla paylaşmayı kestiği noktada yeni bir gösterge açıklamaya başladı: ‘Ağır hasta sayısı’… İlk açıklandığı 29 Temmuz tarihinde bu durumdaki hastaların sayısı 542 olarak duyuruldu.

Geçen süre içinde, yani bir ay zarfında bu göstergenin nasıl bir seyir izlediği sorusuna bakarsak… 29 Temmuz’da 542 olan bu sayı, yaklaşık bir ay zarfında sürekli bir artış eğrisi çizerek önceki gün itibarıyla 811’e vardı.

Bir başka deyişle, bakanlığın salgının şiddet derecesini okumamıza yardımcı olan bu yeni verisinde bir ayda yüzde 50 oranında bir artış söz konusu. Ağır vakalarda bir ay içinde yaşanan bu artış, her bakımdan çok kaygı verici bir tabloyu dikkatimize getiriyor.

Yeni vakalar iyileşenlerden fazla 

Aslında salgının girdiği tehlikeli tırmanışı göstermek bakımından başka verileri de kıyaslayabiliriz. Günlük yeni vaka ile iyileşenlerin sayısı arasındaki fark bunlardan biridir. Yoğun bakım sayısının en son açıklandığı 28 Temmuz günü iyileşenlerin sayısı 1092, vaka sayısı ise 963’tü. Arada 129 gibi bir fark vardı. İyileşenler çoğunluktaydı.

İlginçtir ki aynı haftanın sonuna doğru bir kırılma yaşandı ve uzun bir süre sonra ilk kez günlük yeni vakalar iyileşenlerin sayısını geçmeye başladı. Aradaki fark başlangıçta çok küçüktü. Ardından makas giderek büyümeye başladı. Önceki gün iyileşenlerin sayısı 887 görünürken, vaka sayısı 1502’ye yükselmişti. Kontrol altına alınamadığı takdirde günlük bazda yeni vakaların iyileşenleri katlayacağı bir orana doğru süratle yol alıyoruz.

Aktif vaka toplamına bakınca

Salgının seyrini aktif vaka toplamı üzerinden de okumaya çalışabiliriz. Bu sayıyı başından itibaren kaydedilen vaka toplamından iyileşenler ile vefat edenlerin toplamını çıkararak buluyoruz. Önceki gün vaka toplamı 261 bin 194, iyileşenlerin toplamı 238 bin 795, vefat edenlerin toplamı ise 6 bin 163’tü. Çıkarma işlemini yaptığımızda 16 bin 236 sayısını buluyoruz. Buna karşılık aktif vaka sayısı 28 Temmuz’da 10 bin 776’dı. Bir ay içinde yine yüzde 50 dolayında bir artış söz konusu.

Başta belirttiğim gibi, bakanlık rakamlarıyla ilgili çekincelerimi koruyorum. Ancak bu haliyle de açıklanan rakamlar salgının korkutucu bir seyre girmekte olduğu konusunda tehlike çanlarını çalıyor. Bir şeyler yapılması gerekiyor. Aksi takdirde bütün ülkeyi çok sıkıntılı bir sonbahar bekliyor.

Önceki gün 24 vatandaşımız öldü. Geçen her saatte bir vatandaşımız hayata gözlerini kapıyor. Farkında mıyız?

(Bu yazı ilk kez Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanmıştır.)

Kategori: Dış Köşe