Editörün SeçtikleriEkolojiİklim Kriziİklim ve EnerjiManşet

100 iktisatçıdan ortak metin: Karbon ekonomisini neden sona erdirmeliyiz?

Aralarında Jeffrey Sachs, Joseph Stiglitz, Mariana Mazzucato, Clair Brown, Indivar Dutta-Gupta, Robert Reich ve Gabriel Zucman gibi dünyaca ünlü 100 iktisatçı tarafından kaleme alınan ve The Guardian tarafından yayınlanan metin Yeşil Gazete tarafından çevrildi.

***

Derinlere kök salmış ırkçılıktan koronavirüs salgınına, uç noktadaki eşitsizlikten ekolojik çöküşe kadar dünyamız, birbiriyle derinden bağlantılı ve acilen çözülmesi gereken sorunlarla karşı karşıya. Ancak halihazırdaki durum, ekonomik sistemimizin zayıflığının altını çizdiği gibi, bize onu yeniden tasarlayabilmemiz için, ender rastlanacak bir fırsat da sunuyor. Dünyamızı yeniden kurarken, karbon ekonomisini bitirebiliriz ve bunu yapmak zorundayız.

‘Karbon ekonomisi eşitsizlikleri büyütüyor’

Köşeyi döndüğümüz anda iklim değişikliği ile burun buruna geleceğimiz şu anda dahi, eski karbona dayalı ekonomiye dönme baskısı bir gerçek. Ve adaletsizliğin kök saldığı bir ekonominin yarattığı istikrarsızlığın ne denli köklü olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu gerçek her zaman olduğundan daha da tehlikeli.

İnsanlarda büyük ölçekli yıkımlara yol açan mahsul kıtlığı, susuzluk, gelgitler, orman yangınları, şiddetli iklim olayları, zorunlu göç ve salgınlar gibi problemler, daha sıcak bir dünyanın sonucu. Örneğin, hava kirliliğine maruz kalmak, Covid-19 benzeri hastalıklardan kaynaklanan komplikasyon riskini; ormansızlaşma ve yükselen sıcaklıklar ise gelecekte karşılaşılabilecek salgın hastalıkların ortaya çıkma ihtimalini arttırıyor.

Bakıldığında, beyaz olmayan toplulukların, düşük gelirli toplulukların, en savunmasız ulusların, halkların ve tarihsel olarak marjinalleştirilmiş grupların bu sonuçlardan orantısız biçimde etkileneceğini söylemek yanlış olmaz.

Daha ağır bedeller ödeyeceğiz

Örneğin, oranlara bakıldığında kirli havaya en yüksek maruz kalanlar Amerika’daki siyahlardır. Karbon ekonomisi, istikrarlı bir gelecekle asla örtüşmeyecek biçimde ırksal, sosyal ve ekonomik eşitsizliklere yol açar ve onları büyütür. Eğer şimdi harekete geçmezsek, şu an gördüklerimiz gelecekte olacak olanların yalnızca bir fragmanı olacak ve çok daha ağır durumlara maruz kalacak, çok daha ağır bedeller ödeyeceğiz.

Gel gelelim, onlarca yıldır iklim değişikliği hakkında yalan söylemiş olan, ciddi iklim çözümlerine açıktan karşı çıkan ve fosil yakıta dayalı bir gelecek hayali kurmaya devam eden bir endüstriyi doğru yola itebileceğimizi hayal etmek hayli naif bir yaklaşım olur.

Bunun yerine, şu anın bize kendimiz ve çocuklarımız için daha iyi bir gelecek fırsatı yarattığının farkına varmalıyız. Karbon ekonomisinden vazgeçersek bir yandan daha iyi bir ekonomiye doğru adım atarken bir yandan da daha adil ve sürdürülebilir bir dünya inşa edebiliriz.

Finansal güçler kaynaklarını adil ve istikrarlı gelecek için harcamalı

Hükümetler fosil yakıt endüstrisinin aşamalı olarak kaldırılması için aktif çaba göstermelidir. Büyük petrol, gaz ve kömür şirketlerinin kurtarılması için paralar harcanması ve sübvansiyonlar verilmesi, sadece gereken enerji geçişinin gerçekleşmesini daha da geciktirir ve bizleri karşılayamayacağımız bir geleceğe hapsederken piyasaları bozar. Oysa bunun yerine, karbon kaynakları ve onların nasıl çıkarılabileceği hakkında yapılacak eşgüdümlü bir araştırma, hükümetlerin kaynaklarını yeşil enerjiye, altyapıya, sosyal programlara ve iyi işlere ayırmasını sağlayabilir.

Ekonomik güç kurumları fosil yakıta yaptıkları yatırımlara son vermelidir. En büyük bankalarımız, en etkili yatırımcılarımız ve en itibarlı üniversitelerimiz fosil yakıta dayalı endüstriye oynadıkça, halihazırdaki tehlikeli durumun sürmesi için bu endüstriyi ekonomik ve sosyal sermayeyle donatmış oluyorlar. Bu kurumlar bunun yerine fosil yakıt şirketlerinden uzaklaşmalı ve onların faaliyetlerini finanse etmeyi bırakıp bu kaynakları adil ve istikrarlı bir geleceğe aktarmalı.

Sağlıklı bir ekonomi için sağlıklı bir dünya…

İnsanlar siyasi nüfuzunu daha adil bir ekonomik sistem üzerine inşa etmeli. Eğer biz ekonomimizi yeniden inşa ederken rehberimiz “aynı tas aynı hamamcılık” olursa, bir krizi bir başkasıyla değiştirmiş olacağız. Bunun yerine, kriz geldiğinde felaketin en çok toplumun çatlakları boyunca büyüdüğünü ve bu felaketlere hazırlıklı olmadığımız taktirde en ağır bedeli en zayıf olanların ödediğini idrak etmeliyiz. Yeşil iyileşme, bu süreçte hem ülkede hem de dünyada daha dirençli ve yenilenebilen bir toplum yaratarak, ona en çok ihtiyacı olanların durumunu iyileştirebilir ve iyileştirmek zorundadır.

Karbon ekonomisini parçalayacak ve daha yeşil bir dünyayı beraberinde getirecek, geniş ölçekli bir ekonomik dönüşümü gerçekleştirebilirsek, bir yandan modern sistemimizin merkezindeki adaletsizlikleri silmek için çalışırken bir yandan da ekonomik iyileşme sürecini başlatma fırsatımız olacak.

Bizler, aşağıda imzası bulunan ekonomi uzmanları, siyasilere, dünyamızın yeniden kurulmasında ikimi krizine karşı atılacak kayda değer adımların payını görmeleri ve sağlıklı bir ekonomi ile toplumun sağlıklı bir dünyayı gerektirdiğini anlamaları çağrısında bulunuyoruz.

Metnin imzacıları bu adresten görülebilir.