Köşe YazılarıManşetYazarlar

Kadim üretim havzasında yarış pisti olur mu?

İzmir’in tüm çevresel birikimleri ve doğal varlıkları son yıllarda artan bir hızla kapitalist sistemin toplu bir saldırısı altında… Bu saldırı son dönemde yaşadığımız pandemi günlerini fırsat bilen, tek dertleri tüm doğal kaynakları sömürerek para kazanma peşindeki sermaye tarafından daha da artırıldı.

Tüm dünyada son yaşadığımız ve yaşamaya da devam ettiğimiz pandeminin etkisi ile ‘yeni normal’ tartışılırken bu normalin içinde artık gökdelenlerin, alış-veriş merkezlerinin (AVM), dev binaların olmayacağı konusunda hemen hemen fikir birliğine varılmışken İzmir’de; kent merkezinde yeni gökdelenlerin, yeni AVM’lerin yapımına büyük bir hızla devam ediliyor.

Yaz mevsiminde çektiği su sıkıntısı ile ünlü Çeşme’de imar planları değiştiriliyor, ‘yeni Cannes olacağız’ yutturmacasıyla dev otel ve golf sahaları yapılması planlanıyor. Bu da yetmiyormuş gibi Selçuk’ta da yılların Meryem Tabiat Parkı’nın SİT derecesi düşürülerek bu bölgede de ‘turistik’ yapılaşmanın önü açılıyor.

İşte tüm bunların arasında İzmir’in merkezine yakın en güzel ilçelerinden Güzelbahçe’ye de bir go-kart pisti yapılmaya çalışılıyor. Hem de Yelki Mahallesi’ne; zeytinlik bir bölgenin tam ortasına…

Güzelbahçe ilçesi kent merkezindeki aşırı yapılaşmadan, gökdelenlerden ve yoğun trafikten kaçanların oturduğu; yerli insanının tarımla geçindiği küçük ve sessiz bir ilçe… Üstelik yarımada olarak isimlendirilen Urla, Karaburun ve Çeşme ilçelerinin de giriş kapısı… Ayrıca başka bir özelliği daha var; kentin kadim üretim havzasının da başlangıç noktası… Üstelik go-kart pistinin kurulmaya çalışıldığı yer de bu havzanın içinde…

Ne demek kadim üretim havzası?

Hazırladığı bir raporda İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Tasarım Mimarlık ve Kent Araştırmaları Merkezi Müdürü ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şeniz Çıkış kadim üretim havzası kavramını şöyle tanımlıyor:

Dünyanın farklı yerlerinde sadece insanların değil, doğanın ve tüm varlıkların varlık hakkı gözetilerek yürütülen geleneksel tarım faaliyetlerinin eylem alanlarına Kadim Üretim Havzası adı veriliyor.

Prof. Dr. Çıkış’a göre bu havzalar altı temel özelliği barındırmalı:

  • Arazi kullanımı ve o araziye uygun ekim tekniklerinin uygulanmalı,
  • Monokültür tarımın yerine yıl içinde ardışık olarak ve yıllar içinde değiştirilerek tarım yapılmalı
  • Zengin bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapılmalı
  • Üretimin insani boyutu olmalı
  • Toplumsal yardımlaşma becerisi yüksek olmalı
  • Havza sahipliliği; yani bölge insanın tüm havza olanaklarından hakkaniyet ölçüsünde yararlanması…

Yelki’de gelişmiş biyoçeşitlilik

Prof. Dr. Şeniz Çıkış’a göre Güzelbahçe-Yelki tarımsal alanı yukarıdaki belirtilen altı kriterin pek çoğunu sağlıyor. Bölgede aktif olarak ürün elde edilen tarlalarda ilaçlama asgari düzeyde uygulanıyor ve küçük ölçekli, çeşitlilik arz eden ve yıllara göre değişen ürünler elde ediyor.  Yelki’de pestisit ve gübre kullanımındaki kısıtlılık dolayısı ile biyoçeşitlilik bugüne kadar oldukça iyi korunmuş.

Bölgede domuz, tilki, porsuk, sansar, sincap, kirpi, keler, köstebek, kaplumbağa ve bukalemun bugün rahatça görülebilen doğal yaşamın üyeleri… Bölgenin doğal bitki örtüsü de canlı ve çok çeşitli bitki türleri barındırıyor.  Bölge insanı Yelki’nin Çamlı çayına yakın kısımlarında su bulunduğundan dolayı domates, bakla, susam, nohut, enginar, lahana, karnabahar gibi sebzeler yetiştiriyor.

Kadim havzanın iç kısımlarında kalan tarlalarda ise susuz tarım yapılıyor ve buğday, arpa, yulaf gibi tahıllar yetiştiriliyor. Üstelik yıllar içinde oluşan bütüncül ekosisteme dayalı bu bölgede tarımı daha da geliştirecek, köylü ve kentli dayanışması sonucu sürdürülebilir mimari ve peyzaj kriterleri kapsamında çevreyi kalkındıracak projeler de hazırlanıyor. Bu projelerin ilk adımı ise bölgenin Avrupa bisiklet rotalarına bağlanmasını da sağlayacak yeni bisiklet yolları geliştirilerek sınırlı olarak doğa turizmine bu kadim üretim havzasının açılması…  Yapılmaya çalışılan gürültü, yoğunluk ve hava kirliliği kaynağı bir go-kart pisti tüm bu projelerin de; yüzyılların mirası kadim üretim havzasının da sonu olacak.

Urla Seferihisar, Çeşme ve Güzelbahçe arasında yer alan doğa koridoru, tarım ve yerleşim alanları

Güzelbahçeliler projeye karşı

Kadim üretim havzasını korumak ve bu yüzlerce yıllık doğal mirası gelecek kuşaklara aktarmak için Güzelbahçelilerin ve meslek örgütlerinin çabası sürüyor. Havzanın en can alıcı noktasında yapılmak istenen go-kart pistinin yapımını engellemek için çok sayıda Güzelbahçelinin üye olduğu Güzelbahçe Kültür, Çevre ve Güzelleştirme Derneği; (GÜLDER) ve İzmir Tabip Odası hukuksal yollara başvurdu. Açılan davaya dernek üyesi olmayan Güzelbahçeliler de şahsen katılıyor. Ayrıca Güzelbahçe Belediyesi de projeye karşı…

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ise yerel karar mekanizmalarına müdahale ederek go-kart pistinin yapılmasını sağlamaya çalışıyor. Bakanlığın 11 Kasım 2019 ve 16 Haziran 2020 bölge ile ilgili imar plan düzenlemeleri go-kart pistinin önünü açmaya yönelik… Her iki plana karşı da GÜLDER, İzmir Tabip Odası ve Güzelbahçelilerin açtığı davalar sürüyor.

Gülder Başkanı Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Tuğrul Şahbaz Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yerel yönetimleri atlayarak hazırladığı imar planının “Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin ‘tarım arazileri için toprak koruma projesine uyulması, zeytincilik yasasında zeytinliklerin bulunduğu alanlarda zeytin tarımı için gerekli yatırımlar dışında hiçbir yatırım yapılamaz’ …” hükmüne aykırı olduğunu ve açılan her iki davayı da kazanacaklarını belirtiyor.

Belki bu davalar yürekli insanlar ve meslek odalarının çabalarıyla kazanılacak. Belki İzmir Güzelbahçe bölgesindeki kadim üretim alanı şimdilik go-kart pistinden, gürültüden, hava kirliliğinden, benzin kokusundan, yoğunluk artışından mahkeme kararıyla korunacak. Ama yarın?

Sorunun temel nedenini hiç gözden kaçırmamız gerek. Gittikçe vahşileşen kapitalist sistem daha fazla üretim ve tüketim için başta ormanlarımız, tarım alanlarımız, su kaynaklarımız, havamız olmak üzere tüm doğal kaynaklarımıza saldırmaya devam edecek. Bugün İzmir’de, yarın başka yerde… Gerçek çözüm için daha fazla düşünmemiz ve çabalamamız gerekiyor; zaman kaybetmeden…