Editörün SeçtikleriEnerjiManşet

Arap dünyasının ilk nükleer santrali faaliyete geçti

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşit el Maktum, ülkenin kuzeybatısındaki sahil şeridinde inşa edilen Barakah Nükleer Enerji Santrali‘nin faaliyete geçtiğini duyurdu.

Güney Kore Elektrik Şirketi (KEPCO) ve Emirates Nuclear Energy Corporation (ENEC) tarafından kurulan Barakah Nükleer Santrali Arap dünyasının ilk nükleer santrali olma özelliğini taşıyor.

Katar: Bölge barışı için tehlike

El Maktum Barakah Nükleer Enerji Santrali’nin tamamen barışçıl amaçlara hizmet edeceğini söylerken tesisin konuşlandığı İran Körfezi kıyısındaki bir diğer ülke olan Katar  nükleer santralin faaliyete girmesinden dolayı rahatsız.

Zira BBC’de yer alan habere göre Katar resmi makamları yaptığı açıklamada Barakah Santrali’nin, “bölgesel barışa ve çevreye karşı çirkin bir tehdit” teşkil ettiğini dile getirdi.

Barakah Nükleer Santrali gibi Körfez kıyısına konuşlanmış olan bir diğer nükleer santral ise uyguladığı nükleer program nedeniyle ABD yaptırımlarına uğrayan İran’a ait Bushehr Nükleer Santrali.

Uluslararası Nükleer Danışmanlık Grubu Başkanı Dr. Paul Dorfman’ın geçen seneki değerlendirmesine göre Körfez’deki gergin jeopolitik ortamın nükleer silahları geliştirme ve üretme kabiliyeti sağladığı için nükleer enerjiyi bu bölgede diğer yerlere göre daha tartışmalı bir konu haline getirirken santral Körfez’de radyoaktif kirliliğe neden olabilir.

Görsel: BBC

Uranyum zenginleştirme yapılmayacak

BAE, Barakah Nükleer Santrali’nin yapımına başlanması için 2008 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile anlaşma imzalayarak nükleer tesislerde uranyum zenginleştirme faaliyetinde bulunmayacağını taahhüt ettiği bir dizi anlaşma imzaladı.

Ayrıca Barakah Nükleer Enerji Santrali’nin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı‘nın (IAEA) denetimlerine açık olduğunu duyurdu.

21 milyon ton karbon emisyonu önlenecek

ENEC’e göre “en yüksek güvenlik standartlarının” uygulandığı, ekonomiyi çeşitlendirmek ve karbondan arındırmak için önemli bir rol oynayacak olan santral  yılda 3.2 milyon otomobilin yoldan çıkarılmasına eşdeğer olan 21 milyon ton karbon emisyonunu önlemeye yardımcı olacak.

Ne var ki aynı zamanda güneş enerjisine ağırlıklı olarak yatırım yapan BAE’nin daha ucuz ve güvenli güneş enerjisi varken politik gerilim ve terör ortamında nükleer enerjiye yatırım yapması uzmanlar tarafından eleştiriliyor.

Elektriğinin dörtte birini karşılayacak

BAE ve Güney Kore’den şirketlerin oluşturduğu bir konsorsiyum tarafından 22,5 milyar Dolar’a inşa edilen tesiste üretim her biri 1400 Megavat kapasiteli APR- 1400 tipinde 4 basınçlı su reaktörüyle gerçekleştirilecek.

Reaktörlerin tamamı devreye girip tam kapasite çalıştırılırsa 5 bin 600 megavat gücünde elektrik üretmesi beklenen santralin ülkedeki elektrik enerjisi ihtiyacının yüzde 25’ini karşılayacağı belirtiliyor. Nüfusu 10 milyon olan BAE’de çöl sıcağı ortamında yaşamanın yüksek klima kullanımı dolayısıyla enerji tüketimi anlamına geldiği ifade ediliyor.

Demircan: Gerçek niyet enerji değil

Yeşil Gazete Nükleer Editörü ve nükleersiz.org Koordinatörü Pınar Demircan ise Arap yarımadasının nükleer programa katılmasının temel nedeninin politik hesaplarla ilgili olduğuna dikkat çekiyor.

Demircan’a göre Barakah Nükleer Santrali’nde 1400 Megavat reaktörle üretilen elektriğin kilovatsaati 11 Dolar Sent fiyatından satılacak olup  1170 Megavatlık fotovoltaik  panelden elektriğin kilovatsaatinin  2,42 Sent fiyatından satılması enerjiyi dert edinir görünen yetkililerin samimiyetlerinin gerçek olmadığının en büyük ispatı.

Demircan durumu “Dünya Nükleer Enedüstri Durum Raporu’nda 2009 yılından bugüne güneş enerjisi üretim maliyetlerinin yüzde 89, rüzgar enerjisi üretim maliyetlerinin ise yüzde 43 oranında düştüğü ve nükleer enerji yatırım maliyeti yüzde 26 oranında arttığı görülürken bugün  nükleer enerji yatırımlarının enerji üretimi dışında bir amaca hizmet ettiği çok açık” şeklinde yorumluyor.  Demircan dünya genelinde nükleer santral inşaatlarının da son 6-7 yıl içinde planlananlara göre yüzde 30 azalarak gerçekleştiğinin altını çiziyor.

‘Kalıcı darbe iklim kriziyle yaşanacak’

Nükleer enerjinin fosil yakıtların kullanıldığı enerji sistemlerinin alternatif temiz enerji gibi çıkarılarak endüstrinin ayakta kalmaya çalıştığını ifade eden Demircan nükleer enerjiye esas kalıcı darbenin iklim kriziyle vurulacağını  şu sözlerle açıklıyor:

“2009 yılında nükleer santral kurmak için kolları sıvayarak bir sürü anlaşmayla bağlanan BAE, komşusu Katar gibi iklim krizi riskleriyle karşı karşıya olduğunu gördüğünde çok geç olacak, zira su seviyeleri 5 metre yükseldiğinde nüfusunun yüzde 96’sının yaşadığı Katar sahil bandının  yüzde 18,2’si  su altında kalacak.

‘Deniz suyunun ısınması büyük tehlike’

Güney Koreli bilim insanlarının İran Körfezinin dünyanın en sıcak denizlerinden biri olduğunu söylediğini  belirten Demircan Barakah Nükleer Santrali’nin soğutma suyunu denizden alarak denize deşarj edecek olmasının da deniz suyu sıcaklığını arttıracağına ve Körfez’deki biyoçeşitliliğin olumsuz etkileyeceğine işaret ediyor.

Ayrıca Körfez’deki ülkelerin sızıntı veya kaza meydana geldiğinde oluşacak kirlilik açısından dokuz yıldır radyoaktif kirliliğin denize karışmasını önleyemeyen Japonya örneğinden  ders alması gerektiğini ifade eden Demircan özellikle desalinasyon yöntemiyle deniz suyunu kullanan bu ülkeleri yakalandıkları nükleer sevda nedeniyle büyük bir tehlikenin beklediğine işaret ediyor.