DoğaEditörün SeçtikleriKentManşet

Gediz Deltası’ndaki arazinin yüksek bedelle özel mülkiyete devrinde rant şüphesi

İzmir‘in TOKİ tarafından satışı yapılarak özel mülkiyete devredilen rekreasyon alanının kaderi, yerel yönetim ve kent savunucuları başta olmak üzere İzmirlileri endişelendiriyor.

Geçtiğimiz günlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer‘in de “söz konusu alanların ranta kurban edilmesine karşı her türlü yasal mücadelenin verileceğini” açıklaması üzerine, 21 bin 432 metrekare büyüklüğündeki arazinin kime ve ne yapılmak üzere satıldığı tartışılmaya başladı. 1. Derece Doğal Sit Alanı kapsamındaki Gediz Deltası‘nda yapı inşa edilmesi, yasal olarak mümkün değil. Bununla birlikte satışın 718 bin 400 TL gibi yüksek bir rakamdan yapılmış olması soru işaretlerini artırıyor. 

‘Dünyada eşi benzeri yok’

Soyer, Karşıyaka Belediyesi‘nin de katılımıyla pazartesi günü yaptığı basın açıklamasında Delta’nın bir kısmının satışını, özellikle Mavişehir özelinde eleştirmişti. Yeşil Gazete olarak görüşlerine başvurduğumuz Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Emine Helil İnay Kınay ise devrin yalnızca Mavişehir özelinde ele alınmaması gerektiğine değiniyor ve satışın iki önemli boyutuna dikkat çekiyor.

Kınay genelde flamingolar akla gelse de bölgede 300’e yakın kuş türünün bulunduğuna dikkat çekiyor

Bunlardan biri, kamuya ait bir arazinin bir satış yoluyla özel mülkiyetin eline geçmesi, yani kentin kullanımına açık olan bir rekreasyon alanının özel şahıslar tarafından alınması. Diğeri ise, bu alanın İzmir Kuş Cenneti olarak bilinen alanı da içinde barındıran, aynı zamanda uluslararası sözleşmelerle korunan ve UNESCO Dünya Mirası‘na kabul sürecinde olan Gediz Deltası alanında olması ve sulak alan olan bölgenin doğal yapısının korunması gerekliliği:

Bölgede genellikle flamingolar akla geliyor, ama burada sadece onlar yok, bölgede 300’e yakın kuş türü ve çeşitli hayvanlar, bitkiler ve balık türleri var. Buranın çok özel bir ekolojik yapısı var. Dünyada bir metropolün dibinde bu kadar özel bir doğal karaktere ve ekolojik yapıya sahip başka bir kent yok; İzmir bu anlamda tek.

‘Bu kadar büyük bir bedel karşılığında devri, soru işaretlerini büyütüyor’

Kınay, yatırımcıların ve planlamacıların satışı yapılan bölgenin “boş arazi” olduğu, sadece “küçük çalıların vs. olduğu” yönündeki yorumlarıyla ilgili olarak da şu eleştirilerde bulunuyor:

Bakıldığında bu kişilere böyle görünebilir ancak orada doğal yaşamımız için çok önemli ekolojik bir yapı ve zenginlikler var. Bitki ve hayvan varlığıyla beraber uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış ve kent için çok değerli alanlar buralar.

Doğayı sadece yeşil ve gür ormanlar olarak düşünmemeli, ekolojik yapı, sadece ağaçlar değil, tüm bitki ve hayvan türleri ile bütünüyle bir ekolojik yapıdır ve bizler insan olarak bu sürecin sahibi değil parçasıyız.

Kınay, kentteki yapılaşmaların yıllar içinde bölgeye bahsettiği zararlara da değiniyor. Kınay’ın anlattığına göre, çevredeki yapılaşmanın, sanayi bölgesinin, hava limanının, atık su arıtma tesisinin etkisiyle zaten yeterince yıpranan Delta’nın bu süreçte çok daha hassas bir biçimde korunması gerekli.

Bu bölgelerde gerçekleştirilmesi planlanan tüm çalışmaların bölgenin doğal ve ekolojik yapısına zarar vermeyecek biçimde koruma kriterlerine uygun olarak değerlendirilmesinin önemine değinen Helil Kınay’a göre, bölgede doğal yapıya baskı oluşturan bir çok etken mevcut. Kınay bunun pek çok kentte örneğine rastlandığı gibi, önce yasal olmayan biçimlerde yapılıp daha sonra “kitabına uydurulduğunu” anlatıyor:

Geçmişte bu alanda alanın doğal ve ekolojik yapısına zarar veren yapılmış yapılaşmalar var, belki sonradan mevzuata uygun hale getirilen… Türkiye’de de bunun çok örnekleri var. Bunu düşündüğünüzde, mevcut planlar ve koruma statüleri kapsamında kamu kullanımı dışında rekreasyon faaliyeti dışında herhangi bir amaçla kullanılmayacak bir arazinin bu kadar büyük bedelle satılmış olması ve özel mülkiyete geçmiş olması soru işaretlerini büyütüyor.

Kategori: Doğa