Köşe YazılarıYazarlar

Ege’de biyogaz oyunları

Ege Bölgesi’nde son birkaç yıldır çok sayıda biyogaz enerji santrali, üstelik Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) hazırlanmasına bile gerek duyulmadan kuruluyor. Belediyelerden özel sektöre kadar pek çok kuruluş Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi’nin desteğini de alarak; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı il örgütlerinin verdiği ‘ÇED gerekli değildir’ kararıyla biyogaz tesisleri yapmaya ve bu tesislerde elektrik üretimine başladı. Özellikle belediyeler biyogaz tesisi yapma politikalarını ‘çöpten elektrik elde ediyoruz’ diyerek topluma sunuyor. Ancak genellikle toplum tarafından pek tepki çekmeyen bu tesisler, kurulmak istenen bölgelerde yaşayan insanların yaşam alanlarında yaratabileceği çevre ve sağlık sorunları nedeniyle direnişlere neden oluyor. Hatta yöre halkının yasal hakları olan karşı duruşları Manisa’nın Salihli ilçesi Çapaklı Mahallesi’nde de görüldüğü gibi güvenlik güçlerinin sert müdahalelerine kadar giden çatışmalara bile yol açabiliyor.

‘Yenilenebilir kaynaklar’ arasında

Peki, biyogaz nedir? Organik bazlı tarım ve kentsel atıkların oksijensiz ortamda (anaeorobik) fermantasyonu sonucu ortaya çıkan renksiz – kokusuz, havadan hafif, parlak mavi bir alevle yanan ve bileşimininde yaklaşık; % 40-70 metan, % 30-60 karbondioksit, % 0-3 hidrojen sülfür ile çok az miktarda azot ve hidrojen bulunan bir gaz karışımının genel adı; biyogaz… 1 m3 biyogazın sağladığı ısı miktarı 4700-5700 kcal/m³ civarında… 1 m³ biyogaz; 4,70 kWh elektrik enerjisi eşdeğerinde; bu nedenle de elektrik üretiminde son yıllarda artan bir oranda kullanılıyor. Biyogazın üretiminde kullanılan başlıca organik atık veya artıklar ise hayvansal ve bitkisel atıklarla, organik içerikli kentsel ve endüstriyel atıklar…

Organik içerikli kentsel ve endüstriyel atıkların içinde kanalizasyon ve dip çamurları, kağıt, sanayi ve gıda sanayi atıkları, çözünmüş organik madde derişimi yüksek endüstriyel ve evsel atık sular da yer alıyor. Biyogazdan elektrik üretimi, yenilenebilir enerji kaynakları içinde sınıflandırılıyor. Çevre mühendisleri ve onların meslek örgütlerine ve bazı akademisyenlere göre biyogaz tesislerinin kurulması günümüzde bir zorunluluk. Biyogaz teknolojisinin tüm dünyada kullanıldığına ve organik kökenli atık/artık maddelerden hem enerji elde edilmesine hem de atıkların gübre olarak toprağa kazandırılmasına imkân verildiğine dikkat çekiyorlar. Üstelik bu tesisler çok tehlikeli bir sera gazı olan metanı da yok ediyor.  

Harmandalı Biyogaz Tesisi.

O zaman Salihli’nin Çapaklı köyünde güvenlik güçlerinin böyle bir tesis kurulmasını istemeyen bölge sakinlerine sert müdahalesine kadar giden protestolar neden çıkıyor? Burası  dışında bölgede yürütülen ve bazısı çalışmaya bile başlayan azımsanmayacak sayıda biyogaz tesisi var. İzmir Büyükşehir Belediyesine ait Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Tesisi’nde yapılan biyogaz tesisi çalışmaya başladı bile. Büyükşehir Belediyesi şimdi de yöre halkının itirazlarına rağmen Bergama, Ödemiş ve Menderes ilçelerinde de benzer tesisleri yapmaya çalışıyor. Tüm bu tesislerin ortak yanı ise Bakanlık tarafından ÇED raporundan muaf tutulmaları…

Foça’da ise “ÇED gerekli değildir” kararıyla özel sektör tarafından yapılmak istenen benzer bir tesisin inşaatı İzmir Tabip Odası ve Foça Belediyesi’nin açtığı ortak dava sonucu mahkemenin ÇED raporundan muaf tutulmasıyla ilgili bakanlık kararını iptal etmesi sonucu durdu. Şimdi tesisi yapmaya çalışan şirketin önünde iki yol var; ya ÇED çalışması başlatarak bu konuda bölgede bir ilki gerçekleştirecek; ya da yeniden bakanlıktan “ÇED raporu gerekli değildir“ kararı alacak. Bu durumda da büyük olasılıkla İzmir Tabip Odası yeniden hukuksal yollara başvuracak.

Peki, merak ettiniz mi; belediyeler veya özel şirketler neden ÇED raporu hazırlatmaktan kaçıyor? Biyogaz tesislerinin kurulması zorunluluksa, organik atıkları, metan gazını çevre ve insan sağlığına zarar vermeden en ekonomik yok etme yolu buysa ve en önemlisi seçilen bölgeler bu tesisler için uygunsa ÇED çalışmasından neden korkuluyor?

ÇED kararı zorunlu hale getirilmeli 

Bu tesislere karşı çıkan yöre halkının en büyük itiraz noktası; bu tesisler için taşınacak organik atıkların meydana getireceği koku ve başta atık sızıntı suları nedeniyle toprak ve yeraltı su kaynakları kirliliği… Bu tesisler için artacak trafik yoğunluğunun meydana getirdiği gürültü ve hava kirliliği başka bir sorun… Ayrıca bu tesislerin baca gazlarının yaratabileceği hava kirliliği de bölge insanını sağlıkları açısından dikkate alınması gereken bir konu… Yine halen ülkemizde kurulu bu tip tesislerin, savunanların iddiasının tersine çalışmaları sırasında çevrelerinde yarattıkları ve kilometrelerce uzaktan bile hissedilen ağır koku yarattığı biliniyor.

Sonuç olarak bu tesislerin yapılması bazı çevre mühendislerine, onların meslek örgütlerine ve akademisyenlere göre gereklilik olabilir. Ancak çevresindeki yaşam alanları üzerinde göz ardı edilemeyecek ve ÇED gerekli değildir kararı ile örtbas edilemeyecek düzeyde, giderilmesi mümkün olmayan etkilerinin olduğu yadsınamaz bir gerçek… O nedenle biyogaz tesislerinin yapılmadan önce mutlaka ÇED çalışmasının yapılması zorunlu hale getirilmelidir. Ayrıca ‘Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.’ diyen Anayasamızın 56. maddesinde kendilerine verilen görevi yerine getiren ve yaşam alanlarını koruyan Çapaklı köyü sakinlerine güvenlik güçleri tarafından uygulanan sert müdahale de asla kabul edilebilecek bir durum değildir. Yöre sakinleri hukuksal haklarını kullanarak mahkemeye başvurmuş ve mahkeme bölgede keşif yapmışken tesisi kurmak isteyen şirketin acelesinin kaynağı da merak konusudur.

Kimse unutmasın; Ege Bölgesi ülkemizdeki meşru çevre hareketinin başladığı topraklardır.