Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Gittikçe tükeniyoruz!

Bu hafta sonu bir plan yapın ve en yakınınızdaki doğal ortamı ziyaret edin. Gördüğünüz bitkileri koklayın, böceklerin fotoğraflarını çekin ve bulduğunuz tüm ağaçlara sarılın. Hatta yapabiliyorsanız bir gece de konaklayarak doğanın hala hayatta olan sahiplerinin sesini dinleyin. Bunu yapın çünkü önümüzdeki 50 yıl içinde o göreceğiniz, koklayacağınız, fotoğrafını çekeceğini, dinleyeceğiniz ve hatta sarılacağınız canlıların üçte biri yok olacak. Çünkü öncekilerden farklı olarak, bu yok oluşun nedeni bir canlı yani insan ve sonuna hiç olmadığı kadar yaklaşmış vaziyetteyiz.  

9 Temmuz 2020 tarihinde IUCN yani Uluslararası Doğanın Korunması Birliği tarafından yayınlanan bir güncellemeye göre, Madagaskar‘daki tüm lemur türlerinin neredeyse üçte biri (% 31) kritik düzeyde tehlike altında statüsüne gelmiş durumda. Bu da demek oluyor ki yok olmaları an meselesi. Aynı güncellemeye göre Afrika kıtasındaki primat türlerinin yarısından fazlasının tehdit altında olduğu, Kuzey Atlantik buzul balinası ve Avrupa hemstırının da artık kritik düzeyde tehlikede olduğu belirtiliyor.

IUCN’in kırmızı listesi olarak bilinen ve bugüne kadar 120.000’e yakın türün değerlendirildiği listedeki canlı sayısı şimdi 120.372 tür sayısına kadar erişmiş durumda. Değerlendirilen bu türlerden 32.441 tanesinin nesli tükenme tehdidi altında. Yaklaşık %30 civarı. Bu, ciddi bir oran! Daha da ciddi olan bir başka oran da primatlarda. Afrika’daki tüm primatların %53’ü artık yok olma tehlikesinde. Örneğin primatlar içerisinde yer alan kırmızı kolobus grubunun tamamı -ki bu da 17 tür demek- yok olma tehdidi altında. Muhtemelen önümüzdeki 50 yıl içerisinde şartlar böyle devam ettiği müddetçe yok olacaklar.

Benzer bir durum Eubalaena glacialis yani kuzey Atlantik buzul balinası için de geçerli. Eldeki sınırlı veriye göre şimdilerde toplam sayıları 250’den daha az! Yüz yıl kadar yaşayabilen, boyu 18.5 metreyi geçebilen ve ağırlığı da 105 tonu bulabilen bu devasa canlıların ilk çiftleşme olgunluğuna erişmesi onlarca yıl alabiliyor. İşte bu durum da nesillerinin kırılgan olmasına neden oluyor.

Tüm bu türlerin nesillerinin tehlike altına hatta yok olma seviyesine gerilemesinin tek nedeni insan faaliyetleri. Ormansızlaşma, yaban hayat avcılığı, plastik kirliliği, gemi trafiği ve iklim krizi bu insan faaliyetlerinden bazıları. Tüm bu faaliyetleri bir araya getirdiğimizde ise ortaya çıkan şey 6. Büyük Yokoluş‘un ta kendisi. Artık içerisinde olduğumuz bu yok oluş süreci geri dönüşü olmayan bir dönemeçte. Acil atılması gereken adımlar atılmazsa, kısa süre içerisinde şiddetini daha da arttıracak.

Türkiy’de 123 hayvan, 230 bitki türü tehdit altında

Sanmayalım ki bu tehditler hep dünyanın uzak ucunda gerçekleşiyor. IUCN’in tablolarında Türkiye de mevcut. IUCN’e göre Türkiye’de şimdiye kadar dört adet hayvan türünün nesli tükenmiş. Toplam 123 hayvan, 130 da bitki türünün türü tehdit altında. Toplam incelenen tür sayısının (2765) yaklaşık %10’u. Burada bu değerlendirmelerin eldeki verilere göre yapıldığını hatırlatmakta fayda var. Kimi türlere ait veriler çok eski olduğu için güncel durumu bildirilenden daha kötü olabilir.

IUCN Kırmızı Liste Kategorileri Categories: EX – Yokolmuş, EW – Doğal ortamında yokolmuş, CR – Kritik düzeyde tehlike altında (Muhtemelen yok olmuşlar ve doğal ortamında muhtemelen yok olmuş olanlar da dahil), EN – Tehdit altında, VU – Kırılgan, LR/cd – Koruma çalışmalarına bağlı olarak düşük risk, NT – Tehdit altına girmek üzere, DD – Eksik veri, LC – Asgari endişe

Özellikle inşaat faaliyetleri ve kirlilik baskısı bu sayıların daha da yüksek olabileceğini akıllara getiriyor. Durumun tam olarak anlaşılabilmesi için izleme programlarının uluslararası standartlarda, şirketçi ve projeci “akademisyenler” tarafından değil, bilimsel etik ve ahlak kaygısı taşıyan ve derdi para kazanmak olmayan işin ehilleri tarafından yapılması gerekiyor.

Kategori: Hafta Sonu