DoğaManşet

Cennet Filyos’a termik santral, petrokimya ve kömür depolama tesisleri yapılacak

Gazete Duvar’dan Mustafa Özdemir’in haberine göre, projenin Zonguldak’ta, maden ocaklarının daralmasıyla artan istihdam sorununa çözüm olarak geliştirildiği belirtiliyor. Milli Parklar Genel Müdürlüğü‘nce Çaycuma ilçesi sınırları içindeki Filyos Vadisi’nde yapılması planlanan proje, geçmiş siyasetçiler tarafından da halka umut olarak sunulmuş, istihdam vaadiyle oy istenmişti. Bölgenin en büyük kamu yatırımı olarak sunulan projede 25 milyon ton yük kapasiteli bir liman, arkasında endüstri bölgesi ve sonrasında da serbest bölge bulunuyordu. “Sultan Abdülhamid’in rüyası” olduğu iddia edilen proje kapsamındaki limanın temeli, 2016 yılında, Başbakan Binali Yıldırım tarafından atıldı.

Çevrecilerin kazandığı davalar Bakanlar Kurulu kararıyla aşılıyor 

Çevre örgütleri ise ırmağın su yoksulu olan bir bölgedeki en önemli akarsu olduğunu, oluşturduğu deltanın göç kuşlarına yaşam alanı sunduğunu, vadinin pek çok endemik türü barındırdığı, engebeli yapısı nedeniyle tarım alanları son derece kısıtlı olan bölgenin en önemli tarımsal toprağını oluşturduğu gerekçesiyle projeye itiraz ediyor. Vadinin bir ‘ekolojik koridor’ olarak korunmasını isteyen TEMA Vakfı, projenin iptali amacıyla pek çok dava açtı. Birçoğunu kazanarak yürütmesini durdurdu. Ancak her mahkeme sonrası yeni bir Bakanlar Kurulu kararı alınarak yargı kararları aşıldı ve liman inşaatına başlandı.

‘Yerli, yenilikçi, yeşil’ olarak sunuldu

Kentteki bir diğer tartışma da endüstri bölgesinde yapılacak yatırımlarla ilgili.  Filyos’a kuş uçuşu 20 kilometre olan Çatalağzı-Muslu bölgesinde ülkenin en büyük kömürlü termik santral kampüsünün bulunduğunu söyleyen ekoloji örgütleri, Filyos’ta, kirli teknoloji ürünü hiçbir yatırıma izin verilmemesi gerektiğini söyleyerek konuyu defalarca gündeme taşıdı. Ekolojistlerle bölge halkına devletin tüm birimlerince “bacasız sanayi” sözü verildi. Bir önceki Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, bölgede, “3Y” ile formüle ettiği “yerli, yenilikçi ve yeşil sanayi” kurulacağını dile getirirken yeni Bakan Mustafa Varank da aynı sözleri tekrarladı. Ancak planlanan yatırımların neler olduğu konusunda net bir bilgi verilmedi. AKP  Zonguldak Milletvekili Hamdi Uçar yatırım ve yatırımcıların açıklanmamasına neden olarak “ticari sır” gerekçesini öne sürdü.

‘Sır’ Dünya Bankası’na açıklandı 

Endüstri bölgesinin yönetimi ve düzenleme işi ihale yapılmadan Tosyalı Holding’e devredilen Filyos Vadisi’nde ne gibi yatırımlar olacağı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın Dünya Bankası’na sunduğu belgelerde ortaya çıktı. Filyos Limanı ile onun hemen arkasından kurulacak endüstri bölgesinin kara ve demir yolu bağlantısını sağlamak amacıyla “Filyos Limanı ve Filyos Endüstri Sanayi Bölgesi Demiryolu İltisak Hattı Bağlantısı Projesi” geliştiren Bakanlık, kredi başvurusu için Dünya Bankasına bir dosya hazırladı. Hazırlanan ve bakanlığın resmi internet sitesinde yayınlanan dosyada, çalışmanın “Filyos Vadisi Projesi’nin bir parçası” olduğu dile getirilirken proje kapsamında planlanan yatırımlar şu şekilde sıralandı: Liman, termik santral, çimento ve toprak sanayi, demir çelik tesisi, LPG depolama tesisleri, petrokimya tesisi, petrol ve petrol ürünleri depolama tesisi, kömür-cevher stok alanı ve kül atım sahası.

Raporda, liman ve bağlantı yollarının hazırlanmasının toplamda iki yıl süreceği bilgisi yer aldı. Proje kapsamında limanın yapılması için denizin de doldurulması planlanıyor.

Vadide ‘bacalı sanayi’ olmayacak demişlerdi

Taslak metin olarak kamuoyunun görüşlerine açılan belgeye ekoloji örgütleri itiraz etti. Ekolojistler bunun bakanlıklar ve diğer yetkililer tarafından yöre halkına defalarca verilen “Vadide  bacalı sanayi olmayacak” vaadine açıkça aykırılık taşıdığını dile getirdi. Raporda dikkat çeken en önemli bölümlerden birisi bölgenin florasında meydana gelecek değişikliklerin, doğal hayata ilişkin etkilerine yer verilmeyişi oldu.

2020 Ocak ayında hazırlanan ve özellikle kuş türlerine olabilecek etkinin tespit edilemediği itiraf edilen raporda bu konunun inşaat öncesinde incelenmesi gerektiği yazıldı: “Biyoçeşitlilik Çalışma Alanı’nda inşaat öncesinde göç ve üreme mevsimlerinde detaylı ornitoloji çalışmaları yapılarak, göçmen kuşların alan kullanım özellikleri, üreme durumları ve uçuş rotaları belirlenmeli. İnşaat öncesi saha çalışmalarından elde edilen veriler kullanılarak Kritik Habitat Değerlendirmesinin yeniden yapılması ve göçmen kuşlar için gerekli aksiyonların ESS6 ve PS6 uyarınca Biyoçeşitlilik Yönetim Planı kapsamında alınması gereklidir.”

Yaşanabilir Zonguldak Platformu Sözcüsü ve Zonguldak Çevre Koruma Derneği Başkanı Ahmet Öztürk

Ekolojistlerin bu itirazlarına, yerel basının konuyu uzun uzun ele almasına karşın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın görüşe açtığı taslak metindeki ifadeler, revize edilerek, 4 Haziran 2020 tarihinde yine bakanlığın resmi sitesinde yayınlanan final metninde aynı şekilde yerini korudu. Konunun hâlâ tartışılmaya devam edilmesine karşın başta AKP Zonguldak milletvekilleri olmak üzere tüm devlet yetkililerinin suskun kalması, Filyos’ta çevreye zararlı yatırımların hayata geçeceği yönündeki kuşkuları daha da artırdı.

’25 milyon ton kapasiteye sahip liman ithal kömür için’

Yaşanabilir Zonguldak Platformu Sözcüsü ve Zonguldak Çevre Koruma Derneği Başkanı Ahmet Öztürk, “Bakanlığın sitesinde yer alan belge ne kadar kirli teknoloji ürünü yatırım varsa tamamının Filyos Vadisi’nde planlandığı resmen açıklandı. Böylece Filyos’a yapılan 25 milyon ton kapasiteli limanın yörede kurulacak yeni termik santraller için yurt dışından getirilecek ithal kömürün tahmil ve tahliyesi için yapıldığı da ortaya çıktı. Filyos’ta halktan gizlenen Dünya Bankası’na açıklandı. Ülkenin en nadide doğa parçalarından biri, gizli kapaklı senaryolarla yok ediliyor. Buna sessiz kalamayız” dedi.

Yerleşim yerleri de tehdit altında

Demiryolu bağlantı projenin köy mezarlıklarının üzerinden geçtiğini de ifade eden Öztürk şunları söyledi: “İlimizin en değerli ekosistemi olan Filyos’un flora ve faunasına verdiği zararlar nedeniyle tüm canlı çeşitliliğini tehdit eden proje Sazköy, Aşağı İhsaniye, Derecikören köyleri başta olmak üzere önemli bir nüfus barındıran yerleşim alanlarını da tahrip ediyor. Buralardaki mera, orman, koruluk, meyvelik gibi köy hayatı için yaşamsal önemdeki alanlar kadar, tarıma elverişli arazileri de yok ederek o civardaki kırsal yaşamı büyük ölçüde tasfiye ediyor. Proje kapsamında evleri yıkılacak birçok vatandaşın bulunması, sözü geçen köylerin insan yerleşiminden kısmi olarak arındırılması anlamına da geliyor.”

Kategori: Doğa