Editörün SeçtikleriLGBTİ+ManşetTürkiye

Onur Haftası Komitesi’nden Zarife Akbulut: Hetero-patriyarkal normalliğe dönüş yok!

Yeşil Gazete olarak Onur Haftası (22-28 Haziran) boyunca sayfalarımızı LGBTİ+ hareketinin içinden çeşitli isimlerle söyleşilere ayıracağız. Bugünkü konuğumuz İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi‘nden Zarife Akbulut.

Kendisiyle geçmiş Pride‘lardan, karantina döneminden, nefret söyleminden ve örgütlenmenin öneminden konuştuk.

‘Kapsamlı yanıtlar aradık’

Onur Haftası’nı kutluyoruz, ama geçen yıllardan çok farklı bir şekilde evdeyiz. Bizi neler bekliyor?

Öncelikle pandemi ve onun ardından seyreden karantina sürecini herkes gibi biz de anlamaya çalışarak ve yaşayarak geçiyoruz. O anı yaşarken analiz etmek ve hemen politika belirlemek güç bir şey. Ancak bu güçlük Onur Haftası Komitesi için, politika oluşturmaktan çok bunu hangi araç ve yöntemle yapacağına dair bir soruydu.

LGBTİ+ hareket içerisindeki özneler olarak gündelik hayatta her an tetikte yaşıyor olmanın el çabukluğu, pratikliği ve yaratıcılığıyla bu soruya olabildiğince kapsayıcı yanıtlar bulmaya çalıştık. Onur Haftası programını böyle bir atmosferde hazırladık. Hem etkinlik programını oluştururken hem de temayı belirlerken olabildiğince dışarıya açık ve herkesin fikrini almaya yönelik çağrılar yaptık. LGBTİ+ örgütler ve oluşumların da dahil olduğu bir hafta programladık.

‘Evlere kapanan ama kendi olamayanlar…’

Bu yıl etkinlik programını; içinden geçtiğimiz süreci gören ve onun içerisinde yerini, halini, kendini bulmaya çalışan, bunu birbirine duyurmanın, dertleşmenin, derdini ortaklaştırmanın en çok da birlikte güçlenmenin, gülmenin, biraz da kıvırmanın alanı olabilecek biçimde yapmaya çalıştık.

Evlere kapandığımız, bazılarımızın ise kapanamadığı, kapananlarınsa o evlerde kendi olamadığı bu süreci konuşacağımız atölyeler deneyim aktarımları açısından önemli.

Beden, mekân, aile, göç, coğrafya, sanat, oyun, + kimlikler, inanç, cinsellik…. Yaklaşık 30 etkinliğin kapsamı varoluşumuz ve deneyimlerimizi paylaşıp, kutladığımız Onur Haftası’nın da kapsamı aynı zamanda.

’50’den fazla tema önerisi vardı’

Neden ‘Ben Neredeyim?’?

‘’Ben neredeyim’’ temasını son yıllardaki deneyimlerimizden edindiğimiz ve üzerine bolca düşündüğümüz yeni bir yöntemle seçtik.

Bu sene tema seçim yöntemimizi adım adım sonuca ulaştırabilecek bir tartışma akışı içerisinde planladık. Dijital bir form aracılığıyla duyuru yaparak, isteyen herkesin, önerisini komiteye ulaştırmasını sağladık. Tema önerisi yapanlar, aynı zamanda bu temayı neden önerdiklerini ve LGBTİ+ gündemiyle bağlantısını nasıl kurduklarını da yazdı.

50’den fazla tema önerisini, yapılandırılmış toplantılar ve kullandığımız çeşitli dijital araçlarla değerlendirdik. Sonuç olarak “Ben neredeyim” teması için yürüttüğümüz tartışmalarda; bizim varlığımız mekan, zaman, durum ve sınırların ötesinde dedik.

‘Alışın, her yerdeyiz!’

Bizim öznel ve biricik hallerimiz, deneyimlerimiz var ve bize çizilen her sınırı aşan, bizi kategorize etmeye çalıştıkları her olgunun dışına taşan, bizler için sınırları olmayan bir tartışmanın da yapılabileceği, içimize sinen ve “buradayız” dediğimiz temamızı seçmiş olduk.

Önce sorduk, sonra cevapladık; bir yerde değil, her yerdeyiz! Hatta, alışın her yerdeyiz!

Karantina tedbirleri altında Onur Haftası’na hazırlanmak nasıl bir deneyim oldu sizin için?

LGBTİ+’lar olarak kapanmaya, kapatılmaya pek alışık olmasakta kendimizin ve birbirimizin sağlığı ve güvenliği için çeşitli düzeylerde karantina uygulamalarını biz de hayata geçirdik. Komite toplantılarımızı çevrimiçi araçlarla gerçekleştirdik. Bu süreçte motivasyon kaynağımız Onur Haftası’nı gerçekleştirmenin yeni yolarını bulmak oldu.

‘İnternet Lubunyası’ olduk

Onur Haftası’nı çevrimiçi etkinlik ve atölyelerle düzenlemek isterken bunu sağlayacak araçların bilgisini birbirimizle paylaşmak da bu sürecin üretici yanlarından biriydi. Neredeyse hepimiz bu çevrimiçi araçların kullanımına dair temel bilgilere sahip olduk. Erişilebilir, katılımcı, güvenli ve gullümlü (Lubunca’da eğlence, gır gır, şamata) bir İstanbul Onur Haftası gerçekleştirebilmek için ‘”internet lubunyası” olduk.

Bir yandan siyaset ve arzu alanlarını zorlayacak veya tıkayacak şekillerde birbirimizden uzaklaştırılmamıza sebep olan karantina uygulamalarını kırmanın imkanını bulmaya, diğer yandan fiziksel yalnızlaşmanın getirdiği sıkıntı ve çaresizliği dönüştürmeye ve örgütlenme biçimlerine dair soruların cevaplarını birlikte bulmaya çalıştık.

‘Feminist Özsavunma, Tranfeminizm, Kesişimsel Feminizm…’

Komite olarak hazırlıklarınız boyunca en çok hangi başlıkları tartıştınız? 

28. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın örgütlenebilmesi için Aralık ayında toplantılara başlanıldı. Ben biraz daha sonra dahil olabildim. Ve Mart ayının son haftasına kadar Onur Haftası toplantıları katılıma açıktı. Bu esnada geçen yıllarda eleştiri konusu olan tutumlar ve davranışlara dair özeleştiri yapıldı ve bu özeleştiriyi yapılandıracak atölyeler düzenlendi.

Feminist Özsavunma, Transfeminizm, Şiddetsiz İletişim ve Kesişimsel Feminizm atölye başlıklarımızdandı. Davranış ve tutumlarımızı belirleyecek politik ilkeler belirlemek için bu atölyelerin yapılmış olması önemliydi. Böylelikle Onu Haftası Komitesi katılımcıları yalnızca bir haftayı örgütlemek için değil, kendisini de yeniden örgütleyecek, dönüştürecek bir süreci eksiğiyle fazlasıyla yürütmeye çalıştı.

Bizim için yılın yarısı bu tartışmalar etrafında gelişti.

‘LGBTİ+’lara yönelik kurumsal saldırılar arttı’

Dışarıda da sosyal mesafeye dikkat ederek etkinlik yapmayı tartıştınız mı? Çekinceleriniz ne oldu?

Elbette. Bu fikir hep içimizi kıpır kıpır ediyor. Hafızamız kendini sokakta bulan, dağılan kalabalığın rengarenk direnci ve coşkusuyla dolu. Bu coşku ve direnç kaçınılmaz olarak bizi bu tartışmaya sürükledi. Ve belki ilerleyen günlerde bu hafızayı tazeleyen küçük sürprizlerimiz olabilir.

Çekincelerimiz ise eskinin normali olan homofobik şiddetin, yasak ve baskıların “yeni normal” ile meşrulaştırılmaya çalışılması. Son yıllarda yaşadığımız saldırıların kurumsal olarak kendini daha fazla gösterdiği, etkinlik ve eylem yasaklarının eleştirilemez hale getirildiği, yasal yolların tıkanmaya çalışıldığı bu normal pandemi bahane edilerek kabul ettirilmeye çalışılıyor. Buna Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hedef gösteren açıklamaları en yakın örnek olabilir.

Diğer yandan ciddi bir salgınla karşı karşıya olmamız da çekincelerimizden biri.

‘İlk katıldığım yürüyüşte kıyıdan, çekinerek yürüdüm’

Katıldığın ilk Onur Haftası’ndan bahsetmek ister misin? Nasıldı?

İsterdim ama çok yıllar oldu, hatırlayamıyorum. Sadece anımsadığım utanarak ve çekinerek kıyısından yürümeye dahil olmaya çalıştığım, sonrasında kimsenin buna aldırış etmediği, sorgulamadığı doğallığını hissettiren bir eylemdi. Sonrasında o ilk duyguları aşan, kalabalığın anlamını fark ettiren yürüyüşler, eyleyişler oldu.

Örgütlenmenin bireysel mücadelene -eğer kimliğin ya da yönelimin nedeniyle bir mücadele vermen gerektiyse- katkısı oldu mu, olduysa ne şekilde oldu?

Her ne kadar yakın çevremle mücadeleye tutuşacak bir davranış olmamış olsa da sokakta ve diğer kamusal alanlarda kendimi ifade edebilmenin zorluğunu yaşadım. Bu anlarda yalnız olmadığımı bilemenin yanında beni güçlü kılan, birbirimize aktardığımız deneyimler oldu. Homofobik bir saldırıya karşı nasıl davranmam gerektiği, ne zaman ne demem gerektiği, gullümü nasıl politik bir tavıra dönüştürebileceğimi birbirimizin deneyimlerinden öğrendim. LGBTİ+’lar örgütlenmiş bir topluluk olmasaydı bu deneyimleri duyabileceğim bir alan olmayacaktı.

Örgütlü bir topluluğa dahil olmak varlığımıza yönelmiş saldırıların sebebinin ne kimliğimiz ne de yönelimimiz olduğunun farkına varmamızı sağlıyor. Bu saldırıların kaynağını ve sebebini bildiğimiz zaman ona karşı mücadele edebilme gücü buluruz.

‘Daha önce fırsat bulamayanlar için şimdi tanışma zamanı’

Örgütlenmeyi düşünen ama kafası karışık olan insanlara ne tavsiye edersin? Eylemlere gitmeye şimdiye kadar cesaret edememiş ve hiç Onur Haftası’na katılmamış bireyler için de bir fırsat olur mu sence karantina altındaki etkinlikler?  

Çevrimiçi gerçekleşecek olan Onur Haftası etkinliklerini herkesin erişebilmesine olanak sağlayacak biçimde düzenlemeye çalıştık. Basit çevrimiçi araçlarla yayınladığımız etkinlik linklerine kayıt yaptıranlar, YouTube üzerinde canlı yayınlanacak tartışma ve atölyelere diledikleri anda dahil olabilecekler. Biliyoruz, birbirimizin hayalini, halini duymaya, yerini bilmeye ve umudumuzu kolektifleştirmeye ihtiyacımız var. Daha önce bu fırsatı bulamayan LGBTİ+’lar için şimdi tanışma, birbirini bulma zamanı.

Onur Haftası’na özel mesajın nedir?

Eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddetle biçimlendirilen hetero-patriyarkal normalliğe dönmemek için yeni direniş ve dayanışma biçimlerini mayalamaya, fiziksel olarak bir araya gelmenin engellendiği durumlarda “görünür” olmanın ve kolektif eylemliliğin yeniden nasıl kurulabileceğini düşünmeye ve tartışmaya devam edeceğiz.

28’inci İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası “BEN NEREDEYİM” diyor. Herkesi “Burdayım Aşkım” demeye çağırıyoruz.