Köşe YazılarıManşetYazarlar

Akdeniz foklarının bir yaşam alanı daha yok ediliyor

Ülkemizde 80’li yıllarda başlayan çevre hareketinin beşiği kabul edilen İzmir,  iki yıldan bu yana merkezi ve yerel yönetimlerin adeta sistematik bir çevre saldırısı altında. Bir süre önce meydana gelen Çeşme, Alaçatı ve Urla ilçelerindeki acele kamulaştırma kararı ile el koyma ve bu alanların yerli-yabancı turizm sektörüne pazarlama girişimi, meslek odalarının ve İzmirlilerin sert tepkisi ile şimdilik durdurulabilmiş görünüyor.

Bu olayın tartışmaları sürerken Selçuk’ta da Meryemana Tabiat Parkı’nın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından sit kapsamından çıkarıldığı haberi duyuldu geçen haftalarda… Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi‘nin yaptığı açıklamaya göre bu kararla bölgede biyolojik çeşitlilik ve endemik bitkiler tehlike altına girerken, diğer yandan da bazı turizm yatırımcılarının büyük iştahla beklediği yapılaşma izinlerinin de önü de açıldı.

İşte tam bunlar olurken biraz farklı bir haber de yine İzmir’in ünlü sahil beldesi Seferihisar-Akarca’dan geldi. Bölgede bir süredir kurulması için tartışmalar yürütülen balıkçı barınağı için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından nedense tüm dikkatlerin COVID-19 pandemisi üzerinde olduğu tam bugünlerde düğmeye basılmıştı. Çevre ve Şehircilik İzmir Şube Müdürlüğü tarafından askıya çıkarılan plana göre balıkçı barınağında dalgakıran, çekek yeri, rıhtım, balıkçı teknelerine hizmet verecek elektrik ve su sistemi, balıkların depolanması için soğuk hava depoları yapılacak. Ana dalgakıranın boyu projeye göre 650 metre olacak. Projede 8×100 metre boyutlarında üç adet iskele ve tekne çekek yerleri mevcut. Barınaktan 100 teknenin hizmet alması bekleniyor.

Fok yaşam alanına balık çiftliği planı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ‘önemli fok yaşam alanları’ içerisinde gösterilen Seferihisar’ın Akarca sahilleri mavi bayrağa sahip doğal plajları ile ünlü. Geçtiğimiz yıllarda bu bölge atık su arıtma tesisinin arıtmadan pis su sızdırması ile gündeme gelmiş ve bir süreliğine mavi bayrağı elinden alınmıştı. Şimdi büyük bir hızla gerçekleştirilmeye çalışılan ve planı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından askıya çıkarılan balıkçı barınağı yapılırsa bölge kalıcı olarak barınağın yaratacağı kirliliğin yanı sıra yeni kirlilik kaynaklarıyla karşılaşacak. Planda yer alan ve balıkçı barınağı ile birlikte yapılacak soğuk hava depoları ve balık işleme tesislerinin bölgeye büyük ölçekli balık çiftliklerinin kurulmasına yol açacağı düşünülüyor.

Aslında balıkçı barınağının bölgede uzun zamandır kurulmaya çalışılan başta orkinos çiftlikleri olmak üzere,  balık çiftlikleri için planlandığı yüksek sesle dile getirilen bir konu. Balık çiftliklerinin ekosisteme büyük zararları var. Bu çiftlikler denizde kurulduğu alanda yoğun yemleme nedeniyle kafes altında ve çevresinde besin kalıntısı bırakıyor ve balık dışkısı kirliliği de oluşturuyor. Ayrıca çok fazla miktarda antibiyotik ve pestisit kullanımı nedeniyle deniz suyunun fiziksel ve kimyasal kirliliğine neden olabiliyor.  Kafeslerde yoğun bir ortamın içinde yaşayan çiftlik balıklarında ortaya çıkan hastalık ve parazitler deniz ekosistemini etkileyebiliyor. Yine kafesten kaçan balıklar denizde yerel ırklarla genetik sorunlara ve yeni istilacı türlere de neden olabiliyor.

Gerek balıkçı barınağı ve barınağı kullanacak büyük balıkçı teknelerinin gerekse bölgede barınağın getirdiği olanaklar nedeniyle kurulabilecek balık çiftliklerinin yaratabileceği fiziksel, biyolojik ve kimyasal deniz kirliliği, yoğunluk artışı, gürültü kirliliği sonucu Akarca sahillerinin bugün sahip olduğu temiz deniz ve çevreyi simgeleyen mavi bayrağı yitirmesi kaçınılmaz. Ayrıca tüm Akdeniz’deki toplam sayıları 750’nin altına inen ve ürkek yapılarıyla tanınan Akdeniz foklarının da bir daha bu bölgeye uğramayacağı kesin. Bunu en iyi bilmesi gereken kamu kurumu olan Tarım ve Orman Bakanlığı IV. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı İzmir Şube Müdürlüğünün barınak planına onay vermesi de ilginç.

2018’de de Sığacık’da Akdeniz foklarının yaşam alanına orkinos çiftliği için ÇED başvurusu yapılmış, çevre örgütleri ve yöre halkının direnişiyle karşılanmıştı.

Balıkçı barınağı planının iptali için başta Akarca Sivil İnisiyatif ve Hizmet Platformu ile Seferihisarlılar olmak üzere, İzmirliler konuyu yargıya taşıdılar. Önümüzdeki günlerde Seferihisarlıların açtığı davaya meslek odalarının da müdahil olabileceği konuşuluyor. Öte yandan diğer ilginç durum ise daha önce projeye karşı olduğunu açıklayan Seferihisar Belediyesi’nin sessizliği ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ise konu ile ilgili şu ana kadar hiçbir açıklama yapmaması…

Aslında İzmir’de son altı aylık süre içinde yaşananlar ülkemizdeki tek örnek değil. Yaşadığımız pandemi günleri nedeniyle dikkatlerin Covid-19 salgını üzerine toplanmasını fırsat bilen sermaye tüm çevresel kaynaklara daha fazla üretim, daha fazla tüketim ve sonucunda daha fazla kar amacıyla yaşanılanlardan ders almaksızın saldırıyor. Seferihisar-Akarca bu saldırının küçük bir örneği sadece. Bu durum önümüzdeki dönemde sağlıklı bir çevrede yaşam mücadelesinin daha da önem kazanacağını ve artacağını gösteriyor. Eşit paylaşıma dayalı, temel gereksinimlerin karşılandığı, iyi korunan bir çevrede özgürce yaşamak; ancak yaşama saygılı, sömürüyü ret eden yeni bir sistem ile mümkün…