Köşe YazılarıManşetYazarlar

Güneş lekeleri ve iklim

Bu yazıyı uzun uzun okumaya üşenirseniz sonucunu baştan söyleyeyim: Güneş lekelerindeki azalmadan dolayı yeni bir Mini Buzul Çağı falan gelmiyor. Hatta hava soğumayacak bile. Şimdi bunun nedenlerini ve bu güneş lekelerinin ne olduğunu biraz anlatalım.

Çoğunuzun bildiği gibi Dünya’nın bir manyetik alanı var. Bu alanın yapısı oldukça düzgün. Manyetik kutup noktaları tam olmasa da coğrafi kutup noktalarına oldukça yakın. Bu yüzden de çok eskilerden bu yana Dünya’nın yüzeyinde pusula kullanarak yönümüzü bulabiliyoruz. Bu manyetik alan da zaman içerisinde değişebiliyor, bunu da bir başka yazıda anlatırım ama şimdilik Dünya’nın manyetik alanının düzgün olduğunu bilmemiz yeterli.

Güneş’in manyetik alanı ise hiç Dünya’nın manyetik alanı gibi düzenli değil. Dünya’nın manyetik alanına benzer biçimde büyük iki kutup var ama yüzeyde de daha ufak kutuplar mevcut. Bu kutuplar manyetik alan çizgilerinin bir noktadan çıkıp yakın bir noktada tekrar geri dönmesine neden oluyorlar. Böylece de gördüğümüz karmaşık görüntü ortaya çıkıyor. Ayrıca bu küçük manyetik alanlar her zaman ve Güneş’in her yerinde de görülmüyor. Bazen tamamen kayboldukları bazen de güneşin tamamını sardıkları olabiliyor.

Bu manyetik alan çizgilerinin Güneş’ten çıktığı ve Güneş’e geri girdiği yerlerde Güneş’in yüzey sıcaklığı biraz daha düşük oluyor. Normalde Güneş’in yüzey sıcaklığı 5600 derece civarındayken bu bölgeler 1000-1500 derece daha soğuk olabiliyorlar. Bu nedenle de teleskopla Güneş’e baktığımızda bu bölgeleri Güneş üzerindeki lekeler olarak algılıyoruz, oysa buraların da sıcaklığı 4000 derecenin üzerinde. 

Güneş lekelerinin nasıl çalıştıkları ve bunun bize etkisinin ne olduğu aslında çok karmaşık bir konu ve bilim insanları da henüz bu konuları araştırmaktadırlar. Ancak Güneş lekeleri hakkında bilmemiz gereken önemli nokta bu lekelerin Güneş’in yüzeyindeki normal düzeni bozarak ciddi miktarda sıcak gazın uzaya doğru püskürtülmesine de neden olduğudur. Bu etkileşim sonucunda Dünya’nın atmosferi hafifçe ısınır.

Lekelerin azalıp artması Güneş’in doğasında var

Galileo Galilei 1609’da teleskobu Güneş’e çevirdiğinde ilk Güneş lekelerini yakından gözlemlemişti. O günden bu güne kadar astronomlar görünen Güneş lekelerinin sayısını dikkatle kaydediyorlar. Güneş lekelerinin neredeyse düzenli sayılabilecek bir şekilde 11 yıllık bir periyotla azalıp arttığı da bu şekilde keşfedildi. Ama bazı dönemlerde bu lekeler hiç ortada görünmedi, bazı zamanlar ise lekelerin sayısı son derece arttı. Bu Güneş’in doğasında olan bir düzen.

Yalnız Güneş lekelerinin hiç görülmediği zamanlarda Dünya’nın ortalama sıcaklığı da oldukça azaldı. Mesela 1650-1720 seneleri arasında hiç Güneş lekesi görülmemesi kışların çok sert geçmesine neden oldu. Bugün karşımızdaki haberlerin nedeni de bu dönemin çok serin geçmiş olması. Aynı haberlerde yer alan 1815 yılı ise görüldüğü gibi az Güneş lekesi görülen ama özelliği olmayan bir dönem. Ancak o sene patlayan Tambora Yanardağı atmosfere aşırı miktarda toz püskürttüğünden Dünya’ya ulaşan ışık miktarı azaldı ve Kuzey Yarım Küre’de yaz gelmeyen bir sene yaşandı.

Güneşi gözlemleyen bilim insanları 1990’lardan bu yana Güneş lekelerindeki azalmanın farkındalar. 2020 senesinde Güneş lekelerinin sayısı minimuma inecek ve bu zaten bilinen ve beklenen bir şey. Bir sonraki döngünün de oldukça zayıf olması bekleniyor. Hatta önümüzdeki 10 sene boyunca hiç Güneş lekesi görülmemesi de mümkün. Tarihte böyle zamanlara rastlanmış ve yine rastlanıyor olması alışılmadık değil. Dolayısıyla NASA zaten bilinen bir konudaki son gözlemleri açıkladı geçtiğimiz haftalarda. Yalnız şimdi NASA’nın ne demediğine ve bazı basın kuruluşlarının ne eklediğine gelelim:

Küresel ısınma, lekelerin soğutma etkisinden daha fazla

Güneş’ten Dünya’nın her metrekaresine yaklaşık 342 Watt güç (enerji) gelir. Güneş lekelerinin en fazla görüldüğü zamanla en az görüldüğü zaman arasında bu değer 0,3 Watt değişir. Yani en fazla Güneş lekesi görüldüğü dönemde 342 Watt geliyorsa, en az Güneş lekesi görülen dönemde bu 341.7 Watt’a düşer. Bu da başka bir etki olmadığı takdirde Dünya’nın soğumasına yol açar. Buna negatif atmosfer zorlaması adı verilir, yani bu etki atmosferi soğutur. Ne yazık ki son 150 senede elimizde gittikçe artan bir pozitif atmosfer zorlaması da var ki biz buna küresel ısınma diyoruz. IPCC’nin 2013 raporuna göre pozitif atmosfer zorlamasının miktarı metrekareye 2,3 Watt. Yani sera gazları Dünya’yı 2,3 Watt kadar fazladan ısıtırken Güneş lekelerinin tamamen yok olması bile Dünya’yı 0,3 Watt kadar soğutma etkisine sahip.

Buradan çıkartacağımız sonuç şu: Güneş lekelerindeki azalma Dünya’yı soğutma yönünde bir etki yaparak insanlığın üzerindeki iklim krizi probleminin de azalması yolunda çalışıyor. Ancak iklim krizine yol açan sera gazlarının miktarı o denli fazla ki yazın sıcaklarda bu serinlemeyi ya hiç hissetmeyiz ya da belki çok az hissederiz. Ama önümüzdeki senelerde mini bir Buzul Çağı’na girme ihtimalimiz yok.