LGBTİ+ManşetMedya-İnternet

Kaos GL’den Homofobi ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu

Kaos GL Derneği, 2019 Yılında Türkiye’de Gerçekleşen Homofobi ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu’nu açıkladı.

Raporda kullanılan veriler SurveyMonkey Pro çevrimiçi anket programı aracılığıyla derlendi; mağdurlara ve tanıklara ulaşmak için her gün güncellenen haber portalından ve diğer sosyal medya araçlarından faydalandı.

Nefret suçlarının çoğu kamusal alanda işleniyor

Rapora göre homofobi ve transfobi temelli nefret suçlarının üçte ikisinde failler iki veya daha fazla sayıda kişiden oluşuyor. 2019’da bildirilen 150 vakadan 41’inde ise faillerin sayısı üçün üzerinde.

Araştırmanın bir diğer göze çarpan bulgusu suçların işlendiği mekânlar. Vakaların büyük çoğunluğu kamusal mekânlarda, görgü tanıklarının gözü önünde gerçekleşiyor. Rapora göre vakaların yarısında görgü tanıkları herhangi bir tepki vermezken dörtte birinde saldırganlardan yana tavır gösteriyorlar.

LGBTİ+’ların maruz kaldığı ev içi şiddet, meselenin diğer yüzünü oluşturuyor. Rapora göre herhangi bir yerde hedef haline gelebileceğini düşünen bireyler derin bir “dışlanmışlık” ve “güvensizlik” duygusu yaşıyor. Bu durum nefret suçlarının polise bildirilmemesine neden oluyor.

Hak ihlaline uğramamak için polise gitmekten kaçınıyorlar

2019 yılı araştırmasının sonuçlarına göre 150 vakadan sadece 26’sı polise bildirildi. Bildirmeme sebeplerinin başında “başvurunun işe yarayacağına inanmama”, “polis tarafından aileye ya da medyaya ifşa edilmekten sakınma” ve “polis tarafından ayrımcılığa uğratılmak istememe” geliyor.

Raporun sonuç kısmında çözüm için sadece ceza kanunundaki düzenlemeler ya da mahkeme kararlarının yeterli olmayacağı vurgulandı. Bu çerçevede koruma, önleme, izleme, raporlama, sağaltma ve farkındalık yaratma politikalarının hayata geçirilmesi ve nefret suçlarıyla mücadele stratejisi geliştirilmesi gerektiği belirtildi:

Tabii ki AGİT standartlarını referans alan bir nefret suçları mevzuatı ve politika çerçevesi oluşturmak atılması gereken ilk adımlardan. Mevcut haliyle TCK’nın 122. Maddesi bu standartları karşılamaktan uzak. (…) Nefret suçlarının hedefi halindeki grupların siyasi katılım hakkını teslim etmekten geçiyor. Yani LGBTİ+’lar ve “dezavantajlı” kılınmış diğer gruplar politik ve bürokratik karar alma mekanizmalarında söz sahibi olmalılar. Bunun için teşvik edilmeliler.

Raporun tamamına erişmek için tıklayın.

Kategori: LGBTİ+