Dünyaİklim KriziManşet

Siyah iklim aktivistleri: Irkçılık, sürdürülebilir bir yaşamı imkansız kılıyor

Somini Sengupta‘nın The New York Times için kaleme aldığı yazı Yeşil Gazete tarafından çevrilmiştir. 

*

Ülke, Minneapolis’te tutuklandığı sırada öldürülen George Floyd’un ardından şiddetli protestolarla sarsılırken, bu hafta önde gelen siyah iklim aktivistleriyle ırkçılık ve iklim değişikliği arasındaki bağlantıları konuşmaya karar verdik.

Tartışmalarda öne çıkan net bir mesele var: Ülke, önümüzdeki haftalarda hatta aylarda ekonomik ve sosyal pusulasını yeniden ayarlamanın yollarını ararken ırksal ve ekonomik eşitsizliklerin üstesinden gelinmeli.

İşte öne çıkan üç çevre savunucusunun, iklim hareketinin nasıl ırkçılık karşıtı olacağı üzerine görüşleri:

‘İnsanların bağlantıyı görmesine yardımcı olun’

Sam Grant, uluslararası iklim aktivisti örgüt 350.org’un Minnesota ayağının baş yürütücüsü. Kendisi George Floyd’un ölümüne adı karışan polis memurlarına soruşturma açılması çağrısında bulunan ilk aktivistlerdendi.

Birkaç gün sonra, aralarında Greenpeace ve Natural Resources Defense Council’in de olduğu ulusal ve uluslararası grupların liderleri, konuyla ilgili kendi dayanışma açıklamalarını yayımladılar.

Grant, bunu olumlu bir adım olarak nitelendirse de, dayanışmanın sürdürülebilir olduğu konusunda ikna olmuş değil: “Ana akım çevre örgütlerinin bize sahip çıkması, tutumlarının normali değil.”

Peki iklim değişikliği bugün üzerine düşünmek için uzak bir mesele gibi mi görülüyor?

İnanıyorum ki, iklim krizini odağına almış bir örgüt olarak insanlar için birincil olanın onurlandırılması hakkında diyalog kurmak, ilişkiler geliştirmek ve insanların iki mesele arasındaki bağlantıyı görmesine yardımcı olmak da bizim mücadelemizin bir parçası. Dolayısıyla birini seçmek zorunda değiliz. Ya da biri önce diğeri sonra demek zorunda değiliz. İkisini de seçmemiz gerekir.

Grand’ın ekibi Minneapolis’te göstericiler için yemek pişiriyor ve yaralananlara ilk yardım sağlıyor: “Polis şiddeti, daha geniş, yapısal şiddetin bir vehçesi. Yapısal şiddeti iyileştirmek aslında tüm insanlığın çıkarınadır.”

‘Açıklamaların arkası gelmeli’

Texas Southern Universitesi’nden Robert D. Bullard 30 yılı aşkın süreden beri çevresel ırkçılığın çözülmesi gerekliliği hakkında yazıyor. Büyük çevre örgütlerinin liderlerinden gelen açıklamaları memnuniyetle karşılasa da, bağışların büyük bölümünün beyazlar tarafından çekip çevrilen çevre örgütlerine gitmesinden yana serzenişte bulunuyor.

Bu örgütlerin hak, adalet ve eşitlik kavramlarını tümden benimsediklerini görmek isterim. Bu tarz açıklamaların arkasını da somut adımlarla getirmek gerekir.

“Zenginler,” diye devam ediyor Bullard, “yoksullara göre daha fazla karbon ayak izi bırakıyor, bu ülkenin iklim değişikliğinin etkilerine karşı en kırılgan kesimi olan farklı etnisiteden insanlar da yine yoksullar. Eğer dışarısı çalışılamayacak kadar sıcak olursa, bundan kimlerin etkileneceğini biliyoruz. Eğer kentsel ısı adalarından bahsediyorsak, kimlerin 7/24 havalandırmalarını klima çalıştıramayacağını da biliyoruz. İklim değişikliği ve sera gazları artık yüzdelik değil, milyonluk değerlerle ölçülüyor ve iklimin en korkunç etkilerini hissedenlerin sesleri duyulmalı.”

‘Kendimizi, bizi öldüren sistemlere karşı koruma altına almalıyız’

Heather McGhee, bir araştırma ve hukuk grubu olan Demos’un önde gelen, kıdemli isimlerinden, aynı zamanda da yakında çıkacak olan “Irkçılığın Bedeli Nedir ve Birlikte Nasıl Refaha Erebiliriz” adlı kitabın yazarı.

McGhee, anaakım çevre örgütlerinin bu anı, ırkçılık karşıtı bir program geliştirerek değerlendirmesi gereğinin sebeplerini saymış. Bunlardan ilkinin stratejik bir temeli var: Kamuoyu yoklamaları Afro-Amerikalıların ve Latin kökenlilerin ortalamasının, çevre sorunlarına beyazlardan daha duyarlı olduğunu ortaya koyuyor.

Olayın bir boyutu da şu: “Beyazlar tarafından yönetilen örgütlerin dahi ırkçılık karşıtı hedeflere odaklanması hayati önemde çünkü aşırı kirliliğimizi ve iklim inkarcılığımızı yönlendiren hem siyasi ırkçılık hem de çevresel ırkçılık.”

McGhee’ye göre ırkçılık karşıtı iklim hareketine çevresel adalet ilkelerini benimseyecek gerçek bir kültürler arası koalisyon liderlik etmeli. Bu koalisyonun amacı da en kırılgan olanların kalkındırılması olmalı. Yani, şirketlerin, yıllardan beri alışılmış olduğu üzere, farklı etnisitelerden toplulukların havasını daha da kirletmesine olanak tanıyacak politikalar uygulamak yerine yeşil iş imkanları yaratılmalı: “Başarı, karbon ekonomimizin yükünü taşıyan insanların çevresel ve ekonomik refahıyla ölçülebilir”

McGee’ye göre “Bu, koronavirüs salgınının üstüne yaşanan polis şiddeti hakkında yapılmış bir konuşma ve bu da siyahların yaşam kalitesinin düşmesinin yanına eklemleniyor. Çevresel ırkçılık nedeniyle, iklim değişikliği de bunların aynısı. Bizi öldüren ve bize bedel ödeten sistemlere karşı kendimizi korumaya almalı ve insanımıza, dünyamıza yatırım yapmalıyız.”

Kategori: Dünya