Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Korona sonrası yeniden açılmanın çevresel maliyeti: Tek kullanımlık plastikler

Tüm dünyada korona önlemlerinde göreceli bir hafifleme başladı. Buna Türkiye de dâhil. Bu amaçla Türkiye’de otellerin açılması için 15 Haziran tarihi belirlenmişken, restoranlar için ortalıkta dolaşan söylentiler 1 Haziran’ı işaret ediyor. Burada önemli olan açılma tarihleri değil, açılma şartları! Çünkü açılacak işletmeler için bazı “hijyen” şartları zorunlu kılınıyor. Bunda anlaşılmayan ne olabilir demeyin! Çünkü hijyen olarak önerilen şartların bazılarının hijyenik olmak ile uzaktan yakından ilgisi yok.

Son bir aydır tüm dünyada koronavirüs salgınını fırsata çevirmek isteyen plastik üreticilerinin plastik kullanımını çeşitli lobi faaliyetleri ile artırmaya çalıştığı sır değil. Hükümetleri, yeniden açılış döneminde tek kullanımlık plastikleri özel şart haline getirmeleri konusunda markaja alan lobiler, birçok ülkede başarılı olurken birçoklarında da olamıyorlar. Bizde başarılı olmuşa benziyorlar. Çünkü oteller için çıkartılan açılma kriterlerinde tek kullanımlıklara birçok yerde atıf yapılıyor. Üstelik alternatif kullanımlarına da fırsat vermeyen atıflar. Gerekçenin hijyen olması ise ayrı bir trajedi. Zira, plastik kullanımını artırmanın hijyen sağlamayacağını herkes biliyor ve söylüyor.

Tek kullanımlık plastik önerisinin sonucu felaket olur

Uygulamanın bir benzerinin restoran kafe ve barlar için de gündeme getirileceği bu aralar sıkça konuşuluyordu. Nitekim restoranların yeniden açılması hakkında yayımlanan genelgede servis ekipmanlarının tek kullanımlık plastiklerden oluşturulabileceğine dair öneri getirilmiş durumda. Eğer eleman çalıştırılmıyorsa ve tedarikçilerle de tek kullanımlık masrafının karşılanması konusunda anlaşma yapılmışsa tam bir felaket olur dersek yanlış söylemiş olmayız. Çünkü bahsi geçen tek kullanımlık plastiklerin neredeyse hiçbiri herhangi bir şekilde tekrar üretim zincirine katılamıyor. Ayrıca tek kullanımlık ürünlerin hangi malzemelerden yapılmış olması gerektiğine dair de herhangi bir belirleyicilik yok.

Plastik & karton karışımı kompozit malzemeler de tek kullanımlık, pet bardak da köpük bardak & tabak da aynı şekilde tek kullanımlık. Bu malzemelerin ortak özelliği ise kullanıldıktan sonra direkt olarak çöp muamelesi görmeleri. Bu çöplerin en yaygın bertaraf yöntemi ise yakma ve depolama alanlarına terk etme şeklinde gerçekleşiyor. İşte bu sebeple yeniden açılmanın plastik tek kullanımlık malzeme kullanılması  önerileri eşliğinde  gerçekleşmesi tam bir çevre felaketi olabilecek özellikte.

Burada sorulması gereken birkaç soru var:

  • Tek kullanımlık plastiklerin hijyen sağladığı bilgisinin kaynağı nedir?
  • Çok kullanımlık tabak, bardak ve çatalların virüsün yayılımına katkı sağlayacağı hangi bilgiye dayanılarak söylenebiliyor?
  • Bu tek kullanımlık plastik çöplerin yönetimine dair nasıl önlemler söz konusu?
  • İş yerlerinin hangi tip tek kullanımlıkları kullanmak zorunda kalacaklarına dair herhangi bir düzenleme neden yok?
  • Yine tek kullanımlık olan bitkisel ve selülöz tabanlı ürünlerin de kullanımına imkân tanınacak mı yoksa sadece plastik mi olmak zorunda?
  • Çok kullanımlık eşyalardan virüs bulaştığına dair herhangi bir vaka bildirimi mevcut mu?
  • Madem çok kullanımlıklardan virüs bulaşabiliyor ve bu sebeple riskli sayılıyorsa tek kullanımlıklardan bulaşmayacağının garantisi var mı?
  • Hijyen ve sanitasyon sağlanırken herhangi özel bir kimyasal mı kullanılacak yoksa eski yöntemlerle mi devam edecek? Eski yöntemler yeterli ise diğer durumlar için de yeterli değil midir?

İşletmeye mi vatandaşa mı güvensizlik?

Bu sorular tabii ki artırılabilir. Mesela Almanya benzeri durum için tek kullanımlık ile ilgili bir atıfta bulunmazken biz neden alternatif olarak öneriyoruz? İşyerlerinin hijyen kurallarına uymadığı ve bu sebeple de çok kullanımlıkların yıkanmasının hijyenik yapılamadığı düşünülüyorsa bu koronaya özgü bir durum olmasa gerek. O zaman hijyenikliğine güvenilmeyen işletmelerin yeni kurallarla hijyen kurallarına uygun davranacağına nasıl güveniliyor bunu da anlamak mümkün değil.

Kestirmece yaklaşımla “bizim insanımız temizliği kavrayamıyor o sebeple tek kullanımlık zorunlu” mu demeye getiriliyor? Çünkü plastik üreticilerini temsil edenler kendilerini pir-ü pak ve plastik kirliliğinde zerre sorumluluğu olmayan insanlar olarak, vatandaşı da tüketmeyi bilmeyen, temizlik ve çevre hassasiyeti yoksunu medeniyetsizler olarak görüyorlar. Benzer bir yaklaşımın işletmeler için de düşünüldüğünü, hem üreticiler hem de yöneticiler nezdinde hâkim olduğunu söyleyebiliriz. Aksi takdirde bu yapılanların başka bir açıklaması yok.

Benzer bir tartışma ABD’de ve birçok ülkede de sürdürülüyor. Ancak oralarda tek belirleyici plastik sektörü değil. Konu birçok kesimce tartışılıyor. Örneğin Avrupa Komisyonu’ndan Frans Timmermans korona döneminde çevre hassasiyetini zaafa uğratacak girişimler için isteksiz davranıyor ve koronanın bir hijyen sorunu olduğunu, bunun çevre yasalarını gevşetmekle bir ilgisi olmadığını açıkça belirtiyor. Benzer şekilde ABD’de de gerek gıda güvenliği ajansı gerekse de hastalıklarla ilgili birimler virüsün eşyadan ziyade insandan insana bulaştığına üstüne basa basa değiniyorlar. Peki, bizde neden böyle tartışmalar olmuyor? Cevabını elbette hepimiz biliyoruz. O halde cevabı bilinen bu yaklaşımın gelecekte yaratacağı felaketleri de şimdiden kabul etmiş görünüyoruz.

Türkiye çevre açısından gittikçe problemli bir ülke haline geliyor. Yaşanan pandeminin, doğayla ilişkimizin çarpıklığından kaynaklandığını anlayıp, bundan ders çıkarmamız gerekiyor. Restoranlar için yayınlanan yeniden açılma genelgesi her ne kadar olumlu olsa da genelgede “mümkünse tek kullanımlık kullanılmalı” ifadesi gereksiz ve yersiz bir öneri olmuştur. Benzer şekilde oteller için de tek kullanımlık zorunluluğu kaldırılmalıdır.

Kategori: Hafta Sonu